Mutluluğun yılıydı.Em 2003 ano da felicidade.
Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum.Faz-me sentir que todo o trabalho que eu fiz foi valendo a pena.
Belde halkının huzur, esenlik, sağlık ve mutluluğu için gereken önlemleri almak.Zij wensen de mensen uit het dorp gezondheid, rijkdom en geluk.
Mutluluğu başka yerlerde arar.Hij ging dan ook elders zijn geluk zoeken.
Başkalarının mutluluğu yakalaması için uğraşırken, kendi yalnızlığını sorgulamaya başlar.Doordat zij alleen maar opkomt voor andere mensen, wordt zij op haar eigen eenzaamheid gewezen.
Fakat bu mutluluğu bozmak isteyenler vardır.Maar er zijn ook slechte mensen die die kracht willen hebben.
Ama bu mutluluğu uzun sürmez.Maar de vreugde duurt niet lang…
Ayrıca "Hekimoğlu", Lale Akad'ın "Elveda Mutluluğum Hoşgeldin Acılarım" şarkısı ile beraber yayınlandı.Het gedicht begint met de regels "Adieu tristesse/Bonjour tristesse..."
İki büyük kardeş küçük kardeşlerinin mutluluğu için intihar etmeye karar verirler.Maar de oudste broers doden hun jongere broer uit jaloezie.
Mutluluğu temsil eder.Deze staat voor geluk.
Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum.Chcę tylko powiedzieć, że całą radość mojego życia zawdzięczam tobie.
Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin.Dałeś mi radość największą z możliwych.
Gerçek mutluluğu nasıl bulabilirsiniz?Jak rozpoznać prawdziwe uczucie?
Mutluluğu temsil eder.Myśli o szczęściu.
İki büyük kardeş küçük kardeşlerinin mutluluğu için intihar etmeye karar verirler.Dwaj starsi synowie polecili wykonać pracę swoim młodszym braciom.
Onun mutluluğu için yaşaması için onu özgür bırakmış ve ölmeyi seçmiştir.Są pewne, że wysyłają go na śmierć i sprawia im to radość.
Ve tek bir gece zafer yürüyüşünü harekete geçirdi mutluluğun ufkuna.Zabłąkanych wiodłaś do domu Zwycięstwa poiłaś nas czarą.
Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin.Att lösa det, gav honom nog störst glädje.
Fakat bu mutluluğu uzun sürmez.Men deras lycka blir inte långvarig.
Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum.Tack för all glädje, det liv som är du.
Mutluluğu temsil eder.Hon är glädjen själv.
Mutluluğun yılıydı.Krigets år.
Başarısız bir okul hayatından sonra, 17 yaşında Amerika Birleşik Devletleri'ne mutluluğu aramak için gitti.Efter en misslyckad skolgång åkte han 17 år gammal till USA för att söka lyckan.
Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin.Це було для мене найвищим блаженством.
Bacılar da anlamaktadır ki, mutluluğun temeli hiç de çeyizle konmaz.Підлітки також розуміють, що основа щастя не знижується.
Ayrıca şunu yazdı: "Mutluluğumun özü başkalarının mutluluğu için savaşıyor, garip".Зокрема, вона відзначала: «Зміст мого щастя - боротьба за щастя інших.
Mutluluğu temsil eder.Pochází ze Sremu.
Mutluluğu temsil eder.Життя - радість.
İki büyük kardeş küçük kardeşlerinin mutluluğu için intihar etmeye karar verirler.Старші дві сестри вирішують померти, таким чином жертвуючи себе заради молодшої.
""Gerçek mutluluğu bu karakterle tanıdım"".Я справді закохався у цього персонажа».
Gerçek mutluluğu nasıl bulabilirsiniz?Як виникають ідеальні переживання?
Ayrıca "Hekimoğlu", Lale Akad'ın "Elveda Mutluluğum Hoşgeldin Acılarım" şarkısı ile beraber yayınlandı.В партію Айдара включені пісні «Шлю привіт тобі, тонкобровая…» (каз.
Engizisyoncular bu yolla tüm insanların mutluluğunu sağladıklarını savunurlar.Вони впевнені, що присутність цих змій забезпечує сімейне щастя.
Ölçülemez mutluluğumuzun dar yollarında yürüyelim.Я кажу — станемо ж щасливими за життя.
Ve tek bir gece zafer yürüyüşünü harekete geçirdi mutluluğun ufkuna.Jediná noc se vydala na triumfální pochod ke šťastnému obzoru.
Ölçülemez mutluluğumuzun dar yollarında yürüyelim.Cesta nahořklé radosti .
Mutluluğu başka yerlerde arar.Život je jinde.
Mutluluğun yılıydı.Rok smíření .
Sefaletin olduğu her yere mutluluğu getirelim!A všude se těší velké oblibě!
Emre ve Ela birbirlerini çok severlerken aşkın mutluluğunu doyasıya yaşarlar.Protože vás miluji velmi a dlouho, nacházím potěšení ve vaší společnosti.
Devlet, vatandaşın refah ve mutluluğunu amaçlar.Ruce představují péči vlády o lid a prosperitu.
Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum.Tot ce vreau să spun e că îți datorez ție toată fericirea vieții mele.
Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin.Tu mi-ai oferit cea mai mare fericire care poate să existe.
Ama bu mutluluğu uzun sürmez.Dar fericirea lor nu durează mult.
Gerçek mutluluğu nasıl bulabilirsiniz?Milyen módon juthatunk el az igazsághoz?
İklim değişiklikleri mutluluğu etkileyen faktörlerdendir.Az élőhely klimatikus viszonyaiban a cselekmény hatására bekövetkezett változások.
Mutluluğu temsil eder.A boldogság akarása.
Birinin derdi hepsinin derdi, birinin mutluluğu hepsinin mutluluğudur.A jó az, amire minden ember érdeklődése irányul, legfőbb célja pedig a boldogság.
Halkın aldatıcı mutluluğunu olarak dini ortadan kaldırmak, halkın gerçek mutluluğunu istemek anlamına geliyor.Uskonnon kumoaminen kansan näennäisenä onnena merkitsee kansan todellisen onnen vaatimista.
Senin mutluluğunun ve istikbalinin yegane yaratıcısı, İhanetin bütün zincirlerini kıralım!Ainoana onnesi seppänä, kuin myös tulevaisuutesi, Murtakaamme kaikkialla petoksen kahleet.
Sefaletin olduğu her yere mutluluğu getirelim!Kaikkialla, murheen sijaan tuokaamme onnea.
Gerçek mutluluğu nasıl bulabilirsiniz?Kuinka voin aidosti olla oma itseni?
Engizisyoncular bu yolla tüm insanların mutluluğunu sağladıklarını savunurlar.Ne ovat olentoja, jotka läsnäolollaan imevät ihmisestä kaiken onnellisuuden.
Mutluluğun yılıydı.Väkivallan vuosi.
Ölçülemez mutluluğumuzun dar yollarında yürüyelim.Epävirallinen käännös suomeksi Kulkekaamme pitkin ylettömän onnellisuutemme polkua.
Hepimizin mutluluğu için ben de çabalayayım.Minäkin alan ponnistella meidän kaikkien onnellisuuden eteen.
Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum.Θέλω να πω πως οφείλω όλη την ευτυχία της ζωής μου σε σένα.
Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin.Μου 'χεις δώσει τη μέγιστη δυνατή ευτυχία.
Halkın aldatıcı mutluluğunu olarak dini ortadan kaldırmak, halkın gerçek mutluluğunu istemek anlamına geliyor.Η κατάργηση της θρησκείας ως απατηλής ευτυχίας του λαού σημαίνει αξίωση της πραγματικής του ευτυχίας.
Ayrıca şunu yazdı: "Mutluluğumun özü başkalarının mutluluğu için savaşıyor, garip".Έγραψε, επίσης: «Αυτό που με κάνει χαρούμενη είναι να μάχομαι για τη χαρά άλλων.