Ve sana dokununca, içimde mutluluğu hissediyorum.عندما أمسك بيدك،يفرح قلبي.
Ve sana dokununca, içimde mutluluğu hissediyorum.私の愛は隠せない、隠せない、隠せない、そんな気持ちです
Vücutla devam edip de ilahi dua, mutluluğu, lütufu aramak... ...böyle bir şeyin gerçekleşmesi mümkün değildir.Отождествляясь с телом и просить о божественной молитве счастье, милости не возможно
Yani bunları uyuşturduğunuzda, neşeyi uyuştururuz, minnettarlığı uyuştururuz, mutluluğu uyuştururuz.Čiže ak vyradíme tie zlé, prestaneme cítiť radosť, vďačnosť, šťastie.
Yani bunları uyuşturduğunuzda, neşeyi uyuştururuz, minnettarlığı uyuştururuz, mutluluğu uyuştururuz.Dus als we die verdoven, verdoven we vreugde, we verdoven dankbaarheid, we verdoven geluk.
Yani bunları uyuşturduğunuzda, neşeyi uyuştururuz, minnettarlığı uyuştururuz, mutluluğu uyuştururuz.Et voi turruttaa valikoiden. Kun turrutamme nuo, turrutamme myös ilon, kiitollisuuden, onnen.
Yani bunları uyuşturduğunuzda, neşeyi uyuştururuz, minnettarlığı uyuştururuz, mutluluğu uyuştururuz.그래서 이런 감정을 마비시키면 우리는 즐거움도 마비시키고 고마운 마음도 마비시키고
Yani bunları uyuşturduğunuzda, neşeyi uyuştururuz, minnettarlığı uyuştururuz, mutluluğu uyuştururuz.Nu poţi amorţi selectiv. Amorţindu-le pe cele dureroase amorţim bucuria, recunoştinţa, fericirea.
Yani bunları uyuşturduğunuzda, neşeyi uyuştururuz, minnettarlığı uyuştururuz, mutluluğu uyuştururuz.Så när man dövar dessa, dövar man glädje, tacksamhet lycka
Yani bunları uyuşturduğunuzda, neşeyi uyuştururuz, minnettarlığı uyuştururuz, mutluluğu uyuştururuz.Så når vi lammer dem, lammer vi fornøjelse, vi lammer taknemmelighed, vi lammer glæde.
Yaşamı, özgürlüğü ve mutluluğun peşinde olmayı ekliyoruz.Εμείς προσθετουμε ζωή, ελευθερία και αναζήτηση ευτυχίας.
Yaşamı, özgürlüğü ve mutluluğun peşinde olmayı ekliyoruz.Добавяме (живот) ЕКОЛОГИЧНО СЪЗНАНИЕ, (свобода) СПРАВЕДЛИВОСТ и (преследване на щастие) ЗАБАВЛЕНИЕ.
Yaşamı, özgürlüğü ve mutluluğun peşinde olmayı ekliyoruz.Жизнь, свобода и стремление к счастью - это части нашего плана.
Yaşamı, özgürlüğü ve mutluluğun peşinde olmayı ekliyoruz.אנחנו מוסיפים חיים, חופש והמרדף אחרי האושר.
Yaşamı, özgürlüğü ve mutluluğun peşinde olmayı ekliyoruz.نحن نضيف الحياة ، الحرية والسعي لتحقيق السعادة.
Yaşamı, özgürlüğü ve mutluluğun peşinde olmayı ekliyoruz.「競争」という言葉は
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.Ero kurjuuden vähentämisen ja onnellisuuden lisäämisen välillä on muuten erittäin tärkeä.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.És mellesleg: rendkívül fontos, hogy különbséget tegyünk a nyomorúság enyhítése és boldoggá tétel között.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.그런데 고통을 더는 것과 행복을 만드는 것을 구별하는 것은 정말 매우 중요합니다.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.Mimogrede, razlika med lajšanjem nesreče in gradnjo sreče je izredno pomembna.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.Och gränsen mellan att mildra lidande och att bygga upp lycka är förresten väldigt viktig.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.Og for øvrigt, forskellen mellem at lindre fortvivlelse og bygge lykke er ekstrem vigtig.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.Perbedaan antara mengurangi penderitaan dan membangun kebahagiaan adalah sesuatu yang sangat penting.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.Przy okazji, różnica między niesieniem ulgi, a wywoływaniem szczęścia jest bardzo ważna.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.Şi apropo, distincţia dintre a uşura suferinţa şi clădirea fericirii este extrem de importantă.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.Und nebenbei, die Unterscheidung zwischen Not lindern und Glück schaffen ist extrem wichtig.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.Và tiện đây, sự khác nhau giữa giảm nhẹ đau khổ và tạo ra hạnh phúc là vô cùng quan trọng.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.А между другото, разликата между облекчаване на нещастието и изграждане на щастие е изключително важна.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.Кстати, разница между облегчением страданий и построением счастливой жизни чрезвычайно важна.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.Між іншим, різниця між полегшенням страждання і побудовою щасливого життя є надзвичайно важливою.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.ודרך אגב, ההבחנה בין הקלה על אומללות ובניית אושר היא מאוד חשובה.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.و بالمناسبة, الفارق بين علاج المآساة و بناء السعادة هو فارق في غاية الأهمية.
Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir.幸せを築くことの区別は非常に大切です 私が30年前に初めてセラピストになった時には
Veriler, paranın mutluluğu satın aldığını son derece destekler durumda değil.Các dữ liệu không thể hiện việc dùng tiền mua lấy hạnh phúc.
Veriler, paranın mutluluğu satın aldığını son derece destekler durumda değil.Daaruit blijkt dat geld niet echt helpt om geluk te verkrijgen.
Veriler, paranın mutluluğu satın aldığını son derece destekler durumda değil.Data yang tidak terlalu mendukung bahwa uang membeli kebahagiaan.
Veriler, paranın mutluluğu satın aldığını son derece destekler durumda değil.Datele nu susţin ideea că banii cumpără fericirea.
Veriler, paranın mutluluğu satın aldığını son derece destekler durumda değil.Die Daten unterstützen nicht gerade die Ideen, dass Geld Glück kaufen kann.
Veriler, paranın mutluluğu satın aldığını son derece destekler durumda değil.I dati non sostengono la teoria che il denaro compri la felicità.
Veriler, paranın mutluluğu satın aldığını son derece destekler durumda değil.그 데이터는 행복을 사는 돈에 끔찍하게 뒷받침해주는 것은 아닙니다
Veriler, paranın mutluluğu satın aldığını son derece destekler durumda değil.La idea de que el dinero compra la felicidad no está muy respaldada en datos.
Veriler, paranın mutluluğu satın aldığını son derece destekler durumda değil.Les données ne sont pas terriblement favorables à l'achat du bonheur par l'argent.
Veriler, paranın mutluluğu satın aldığını son derece destekler durumda değil.Nie ma danych jednoznacznie potwierdzających, że szczęście można kupić.
Veriler, paranın mutluluğu satın aldığını son derece destekler durumda değil.Данните не потвърждават много това, парите да купуват щастие.
Veriler, paranın mutluluğu satın aldığını son derece destekler durumda değil.Данные не очень-то подтверждают тезис о том, что счастье можно купить.
Veriler, paranın mutluluğu satın aldığını son derece destekler durumda değil.Дослідження не надто підтверджують тезу, що за гроші можна купити щастя.
Veriler, paranın mutluluğu satın aldığını son derece destekler durumda değil.הנתונים לא מאששים במיוחד את ההנחה שכסף קונה אושר.
Veriler, paranın mutluluğu satın aldığını son derece destekler durumda değil.البيانات لا تدعم بشدة أن المال يشتري السعادة.
Veriler, paranın mutluluğu satın aldığını son derece destekler durumda değil.関係ないとはいえません
Yaşamı, özgürlüğü ve mutluluğun peşinde olmayı ekliyoruz.Wir nehmen nun Leben, Freiheit und das Streben nach Glück hinzu.
Yaşamı, özgürlüğü ve mutluluğun peşinde olmayı ekliyoruz.Adăugăm viață, libertate și căutarea fericirii.
Yaşamı, özgürlüğü ve mutluluğun peşinde olmayı ekliyoruz.Dodajmy życie, wolność i dążenie do szczęścia.
Yaşamı, özgürlüğü ve mutluluğun peşinde olmayı ekliyoruz.Estamos añadiendo vida, libertad y la búsqueda de la felicidad.
Yaşamı, özgürlüğü ve mutluluğun peşinde olmayı ekliyoruz.우리는 삶, 자유, 그리고 행복 추구를 덧붙입니다.
Yaşamı, özgürlüğü ve mutluluğun peşinde olmayı ekliyoruz.Nous ajoutons la vie, la liberté et la poursuite du bonheur.
Yaşamı, özgürlüğü ve mutluluğun peşinde olmayı ekliyoruz.Přidáváme život, svobodu a hledání štěstí.
Yaşamı, özgürlüğü ve mutluluğun peşinde olmayı ekliyoruz.Stiamo aggiungendo la vita, la libertà e la ricerca della felicità.
Yaşamı, özgürlüğü ve mutluluğun peşinde olmayı ekliyoruz.Vi tilføjer liv, frihed og retten til at være lykkelig.
Yaşamı, özgürlüğü ve mutluluğun peşinde olmayı ekliyoruz.We voegen leven toe, vrijheid en het streven naar geluk.
Şimdi bir dakikalığına beyine bir bakalım, ve mutluluğun kaynağının evrimin neresinden olduğunu görelim.הבה ניכנס לרגע לתוך המוח, ונראה מאין נובע האושר מבחינה אבולוציונית.