MUTLULUĞUN SESİConstellation name (optional)VOZ DE ALEGRÍAConstellation name (optional)
MUTLULUĞUN SESİConstellation name (optional)VOZ DE ALEGRIAConstellation name (optional)
MUTLULUĞUN SESİConstellation name (optional)VREUGDESTEMConstellation name (optional)
MUTLULUĞUN SESİConstellation name (optional)ΦΩΝΗ ΤΗΣ ΧΑΡΑΣConstellation name (optional)
MUTLULUĞUN SESİConstellation name (optional)ВИГУК ЗАДОВОЛЕННЯConstellation name (optional)
Mutluluğun sırrı -sizin buraya gelme nedeniniz- mutluluğun sırrı beklentilerinizi düşük tutmaktır.A boldogság titka, ez az amiért mind idejöttek, a boldogság titka az alacsony elvárás.
Mutluluğun sırrı -sizin buraya gelme nedeniniz- mutluluğun sırrı beklentilerinizi düşük tutmaktır.Hemmeligheden bag lykke -- det her er hvad I alle kom efter -- hemmeligheden bag lykke er lave forventninger.
Mutluluğun sırrı -sizin buraya gelme nedeniniz- mutluluğun sırrı beklentilerinizi düşük tutmaktır.Het geheim van geluk -- hiervoor bent u allen gekomen -- het geheim van geluk is niet te veel verwachten.
Mutluluğun sırrı -sizin buraya gelme nedeniniz- mutluluğun sırrı beklentilerinizi düşük tutmaktır.Il segreto della felicità - quello per cui siete qui - è: "Basse aspettative" (risate)
Mutluluğun sırrı -sizin buraya gelme nedeniniz- mutluluğun sırrı beklentilerinizi düşük tutmaktır.우리가 여기에 온 이유인 행복의 비밀은 바로 낮은 기대감에 있습니다.
Mutluluğun sırrı -sizin buraya gelme nedeniniz- mutluluğun sırrı beklentilerinizi düşük tutmaktır.Le secret du bonheur - ce pour quoi vous êtes venus -- c'est d'avoir de faibles attentes.
Mutluluğun sırrı -sizin buraya gelme nedeniniz- mutluluğun sırrı beklentilerinizi düşük tutmaktır.Nyckeln till lycka -- här kommer det ni väntat på -- nyckeln till lycka är ... låga förväntningar.
Mutluluğun sırrı -sizin buraya gelme nedeniniz- mutluluğun sırrı beklentilerinizi düşük tutmaktır.O segredo da felicidade — foi para isso que aqui vieram — o segredo da felicidade é expetativas baixas.
Mutluluğun sırrı -sizin buraya gelme nedeniniz- mutluluğun sırrı beklentilerinizi düşük tutmaktır.Recepta na szczęście -- to po co tu wszyscy przyszliście -- receptą na szczęście są niskie oczekiwania.
Mutluluğun sırrı -sizin buraya gelme nedeniniz- mutluluğun sırrı beklentilerinizi düşük tutmaktır.Recept na šťastie -- kvôli tomu ste všetci prišli -- recept na šťastie sú nízke očakávania.
Mutluluğun sırrı -sizin buraya gelme nedeniniz- mutluluğun sırrı beklentilerinizi düşük tutmaktır.Salaisuus onneen -- tätähän te kaikki tulitte kuulemaan -- salaisuus onneen on alhaiset odotukset.
Mutluluğun sırrı -sizin buraya gelme nedeniniz- mutluluğun sırrı beklentilerinizi düşük tutmaktır.Secretul fericirii -- pentru asta ați venit cu toții -- secretul fericirii e să ai așteptări reduse.
Önceki senemin en güzel kısmını kendi mutluluğum hakkında bir belgesel üzerine çalışarak harcadım.Am petrecut mare parte din anul trecut
Önceki senemin en güzel kısmını kendi mutluluğum hakkında bir belgesel üzerine çalışarak harcadım.Ho passato la parte migliore dello scorso anno
Önceki senemin en güzel kısmını kendi mutluluğum hakkında bir belgesel üzerine çalışarak harcadım.Ik heb het grootste deel van vorig jaar gewerkt aan een documentaire over mijn eigen geluk.
Önceki senemin en güzel kısmını kendi mutluluğum hakkında bir belgesel üzerine çalışarak harcadım.저는 작년의 최고의 시간을 제 자신의 행복에 대한 다큐멘터리를 만들면서 보냈습니다.
Önceki senemin en güzel kısmını kendi mutluluğum hakkında bir belgesel üzerine çalışarak harcadım.ביליתי את רוב השנה שעברה בעבודה על סרט דוקומנטרי על האושר שלי --
Önceki senemin en güzel kısmını kendi mutluluğum hakkında bir belgesel üzerine çalışarak harcadım.لقد قضيت أجمل أوقاتي من السنة الماضية وانا اعمل على فلم وثائقي يتحدث عن سعادتي
Önceki senemin en güzel kısmını kendi mutluluğum hakkında bir belgesel üzerine çalışarak harcadım.私自身の幸せについての ドキュメンタリー制作です そこでは
"Para mutluluğu satın alamaz."'돈으로는 행복을 살수없다'는 말을요.
"Para mutluluğu satın alamaz."Vemo-la nas religiões e nos livros de autoajuda: "O dinheiro não compra a felicidade".
"Para mutluluğu satın alamaz."We leren uit religies en zelfhulpboeken dat geld niet gelukkig maakt.
"Para mutluluğu satın alamaz."Виждаме я в религиозни книги и книги за самопомощ, че парите не могат да купят щастие.
"Para mutluluğu satın alamaz.""Не в деньгах счастье".
"Para mutluluğu satın alamaz.""Щастя за гроші не купиш".
"Para mutluluğu satın alamaz."שבעזרת כסף לא ניתן לרכוש אושר.
"Para mutluluğu satın alamaz."أن المال لا يقدر على شراء السعادة
"Para mutluluğu satın alamaz."今日は それが間違いだと お話したいと思います
Peki, sen mutluluğu nede bulursun?A czym jest szczęście dla ciebie?
Peki, sen mutluluğu nede bulursun?¿A ti qué te hace feliz?
Peki, sen mutluluğu nede bulursun?Então, está bem, o que é que te deixa feliz?
Peki, sen mutluluğu nede bulursun?Hvad gør dig glad?
Peki, sen mutluluğu nede bulursun?Mikä tekee sinut onnelliseksi?
Peki, sen mutluluğu nede bulursun?Okay. Allora in cosa trovi tu la felicità?
Peki, sen mutluluğu nede bulursun?Vad gör dig glad?
Peki, sen mutluluğu nede bulursun?Εσένα τι σε κάνει ευτυχισμένο;
Peki, sen mutluluğu nede bulursun?А в чём состоит счастье для тебя?
Şimdi, bana mutluluğu sentezleyen insan örneği vermenize gerek yok.A diferencia de Sir Thomas, parece que ustedes no lo saben
Şimdi bir dakikalığına beyine bir bakalım, ve mutluluğun kaynağının evrimin neresinden olduğunu görelim.Entriamo per un attimo nel cervello, e vediamo da quale punto dell'evoluzione emerge la felicità.
Toplum olarak yaptığımız şey mutluluğu kavramsal bir ufka doğru itmek.Ako spoločnosť tlačíme šťastie po kognitívnom horizonte.
Toplum olarak yaptığımız şey mutluluğu kavramsal bir ufka doğru itmek.Als maatschappij hebben we geluk achter de cognitieve horizon geduwd.
Toplum olarak yaptığımız şey mutluluğu kavramsal bir ufka doğru itmek.Ceea ce am făcut e să împingem fericirea dincolo de orizontul cognitiv, ca societate.
Toplum olarak yaptığımız şey mutluluğu kavramsal bir ufka doğru itmek.Co jsme udělali, je, že jsme posunuli štěstí za poznávací obzor jako společnost.
Toplum olarak yaptığımız şey mutluluğu kavramsal bir ufka doğru itmek.Det vi som samhälle gjort är att knuffa lyckan över den kognitiva horisonten.
Toplum olarak yaptığımız şey mutluluğu kavramsal bir ufka doğru itmek.Điều chúng ta đã làm là đẩy sự hạnh phúc ra xa khỏi phạm vi hiểu biết của xã hội.
Toplum olarak yaptığımız şey mutluluğu kavramsal bir ufka doğru itmek.우리는 사회라는 인지적인 선을 그어두고 행복을 밀어올려 왔던거죠.
Toplum olarak yaptığımız şey mutluluğu kavramsal bir ufka doğru itmek.Lo que hemos hecho es empujar la felicidad más allá del horizonte cognitivo.
Toplum olarak yaptığımız şey mutluluğu kavramsal bir ufka doğru itmek.Nous avons repoussé le bonheur au-delà de l'horizon cognitif, dans notre société.
Toplum olarak yaptığımız şey mutluluğu kavramsal bir ufka doğru itmek.Quel che abbiamo fatto come collettività è spingere la felicità oltre l'orizzonte cognitivo.
Toplum olarak yaptığımız şey mutluluğu kavramsal bir ufka doğru itmek.Tak oto, jako społeczeństwo, zepchnęliśmy szczęście poza poznawczy horyzont.
Toplum olarak yaptığımız şey mutluluğu kavramsal bir ufka doğru itmek.Társadalmilag áttoltuk a boldogságot a kognitív horizonton.
Toplum olarak yaptığımız şey mutluluğu kavramsal bir ufka doğru itmek.Vi har som samfund skubbet lykken forbi den kognitive horisont.
Toplum olarak yaptığımız şey mutluluğu kavramsal bir ufka doğru itmek.Wir haben Glück als Gesellschaft über den kognitiven Horizont geschoben.
Toplum olarak yaptığımız şey mutluluğu kavramsal bir ufka doğru itmek.Αυτό που κάναμε ήταν να ωθήσουμε την ευτυχία πέρα από το γνωστικό ορίζοντα ως κοινωνία.
Toplum olarak yaptığımız şey mutluluğu kavramsal bir ufka doğru itmek.Наше общество всегда отталкивает счастье к линии мысленного горизонта.