Gerçeklik, insan mutluluğu için iyi bir rehber değildir.Og virkeligheden er ikke en speciel god guide til menneskelig lykke.
Gerçeklik, insan mutluluğu için iyi bir rehber değildir.Or, la réalité n'est pas vraiment un bon guide pour atteindre le bonheur humain.
Gerçeklik, insan mutluluğu için iyi bir rehber değildir.Realnost pa ni posebej dober vodič k sreči.
Gerçeklik, insan mutluluğu için iyi bir rehber değildir.Und Realität ist kein besonders guter Leitfaden zum menschlichen Glück.
Gerçeklik, insan mutluluğu için iyi bir rehber değildir.Y la realidad no es una guía particularmente buena de la felicidad humana.
Gerçeklik, insan mutluluğu için iyi bir rehber değildir.Η πραγματικότητα δεν είναι ιδιαίτερα καλός οδηγός για την ανθρώπινη ευτυχία.
Gerçeklik, insan mutluluğu için iyi bir rehber değildir.А реальность — не самый лучший проводник на пути к человеческому счастью.
Gerçeklik, insan mutluluğu için iyi bir rehber değildir.Реалността не е толкова добър водач за човешко щастие.
Gerçeklik, insan mutluluğu için iyi bir rehber değildir.והמציאות איננה מדריכה טובה במיוחד לגבי השמחה האנושית
Gerçeklik, insan mutluluğu için iyi bir rehber değildir.والواقع تحديداً ليس دليلاً جيداً لسعادة الانسان
Gerçeklik, insan mutluluğu için iyi bir rehber değildir.例えば
Güven altına al kulunun mutluluğunu, Baskı yapmasın bana küstahlar.(118:122) Заступи раба Твоего ко благу его , чтобы не угнетали меня гордые.
Güven altına al kulunun mutluluğunu, Baskı yapmasın bana küstahlar.Assicura il bene al tuo servo; non mi opprimano i superbi
Güven altına al kulunun mutluluğunu, Baskı yapmasın bana küstahlar.Berjanjilah bahwa Engkau akan menolong aku, jangan biarkan aku ditindas orang-orang angkuh
Güven altına al kulunun mutluluğunu, Baskı yapmasın bana küstahlar.Daj záruku za svojho služobníka na jeho dobré, aby ma neutláčali pyšní.
Güven altına al kulunun mutluluğunu, Baskı yapmasın bana küstahlar.Fica por fiador do teu servo para o bem; não me oprimem os soberbos.
Güven altına al kulunun mutluluğunu, Baskı yapmasın bana küstahlar.Gå i borgen for din tjener, forat det kan gå ham vel! La ikke de overmodige undertrykke mig!
-- fikrinizi değiştirip, oluşturmak -- sentetik mutluluğun düşmanı.היכולת לגבש דעה ולשנות אותה vוא האויב של האושר המלאכותי.
-- fikrinizi değiştirip, oluşturmak -- sentetik mutluluğun düşmanı.القدرة على صناعة تفكيرك او تغيره - هي العدو للسعادة المولفة
-- fikrinizi değiştirip, oluşturmak -- sentetik mutluluğun düşmanı.なぜだか説明いたしましょう
Latin Amerika gibi yerlere gidip orada mutluluğun aile yaşantısıyla ilişkili olduğunu görüyorlar.Eles vão a locais como a América Latina, e apercebem-se de que lá a felicidade está associada à vida familiar.
Latin Amerika gibi yerlere gidip orada mutluluğun aile yaşantısıyla ilişkili olduğunu görüyorlar.직접 남아메리카 같은 곳에 가서 그곳에서 사람들에게 행복이 가족 생활과 연계되어 있다는 것을 깨닫습니다.
Latin Amerika gibi yerlere gidip orada mutluluğun aile yaşantısıyla ilişkili olduğunu görüyorlar.הם הולכים למקומות כמו אמריקה הלטינית, והם מבינים שאושר שם קשר לחיי משפחה.
Latin Amerika gibi yerlere gidip orada mutluluğun aile yaşantısıyla ilişkili olduğunu görüyorlar.بل يذهبون لأماكن مثل أمريكا اللاتينية، ويدركون أن السعادة هناك متعلقة بالحياة الأسرية.
Latin Amerika gibi yerlere gidip orada mutluluğun aile yaşantısıyla ilişkili olduğunu görüyorlar.そこでは幸せが家族との生活に関係していると 理解した上で行なっています 南アフリカでは
Mutluluğun peşinden koşmaya programlanmışız, yalnızca ondan faylanmak değil daha fazlasını isteriz.Suntem plămădiţi să căutăm fericirea, nu doar să ne bucurăm de ea, ci să o dorim tot mai mult.
Bu yüzden eğer mutluluğun gerçek görünüşünü ortaya çıkarmak istiyorsanız bu ifade için bakmanız gerekecek.Поэтому, когда надо выявить истинную радость, то показателем будет именно такое выражение лица.
Bu yüzden eğer mutluluğun gerçek görünüşünü ortaya çıkarmak istiyorsanız bu ifade için bakmanız gerekecek.Така че, ако искате да разкриете истинското лице на щастието, трябва да търсите това изражение.
Bu yüzden eğer mutluluğun gerçek görünüşünü ortaya çıkarmak istiyorsanız bu ifade için bakmanız gerekecek.Тому, якщо ви хочете побачити, як насправді виглядає щастя, вам слід шукати цей вираз обличчя.
Bu yüzden eğer mutluluğun gerçek görünüşünü ortaya çıkarmak istiyorsanız bu ifade için bakmanız gerekecek.ואם רוצים לחשוף את מראהו האמיתי של האושר, צריך לחפש את ההבעה הזאת.
Bu yüzden eğer mutluluğun gerçek görünüşünü ortaya çıkarmak istiyorsanız bu ifade için bakmanız gerekecek.لذا إذا كنت ترغب في أن تظهر نظرة سعادة حقيقية فسوف تبحث عن هذا التعبير.
Bu yüzden eğer mutluluğun gerçek görünüşünü ortaya çıkarmak istiyorsanız bu ifade için bakmanız gerekecek.この表情に注目すればいいのです 私たちの喜びはとても古い感情です
Dinlerde ve kişisel gelişim kitaplarında görürüz ki, "Para mutluluğu satın alamaz."Látjuk vallásokban, önsegítő könyvekben, hogy a pénz nem boldogít.
Dinlerde ve kişisel gelişim kitaplarında görürüz ki, "Para mutluluğu satın alamaz."lo vediamo nelle religioni e nei libri di auto-aiuto, che i soldi non comprano la felicità.
Dinlerde ve kişisel gelişim kitaplarında görürüz ki, "Para mutluluğu satın alamaz."Religionen und Selbsthilfebücher sagen uns, dass Geld kein Glück kaufen kann.
Dinlerde ve kişisel gelişim kitaplarında görürüz ki, "Para mutluluğu satın alamaz."Vedem în religii şi în cărţi de autoperfecţionare că banii nu pot cumpăra fericirea.
Dinlerde ve kişisel gelişim kitaplarında görürüz ki, "Para mutluluğu satın alamaz."Vi ser det i religion og i selvhjælpsbøger at lykke ikke kan købes for penge.
Dinlerde ve kişisel gelişim kitaplarında görürüz ki, "Para mutluluğu satın alamaz."V verskih knjigah in v knjigah za samopomoč beremo, da denar ne more kupiti sreče.
Dinlerde ve kişisel gelişim kitaplarında görürüz ki, "Para mutluluğu satın alamaz."Το βλέπουμε στις θρησκείες και σε βιβλία αυτοβοήθειας, ότι το χρήμα δε μπορεί να αγοράσει την ευτυχία.
Doğu ve Batı edebiyatına bakacak olursanız, mutluluğun tanımıyla ilgili inanılmaz bir çeşitlilik bulursunuz.Apoi, dacă analizati literatura, fie ea estică sau vestică, puteți găsi o mulțime de definiții ale fericirii.
Doğu ve Batı edebiyatına bakacak olursanız, mutluluğun tanımıyla ilgili inanılmaz bir çeşitlilik bulursunuz.Jednak w literaturze Wschodu i Zachodu znajdujemy mnóstwo różnych definicji szczęścia.
Doğu ve Batı edebiyatına bakacak olursanız, mutluluğun tanımıyla ilgili inanılmaz bir çeşitlilik bulursunuz.Když se ale podíváte do literatury, východní a západní, najdete velké rozdíly v definicích štěstí.
Doğu ve Batı edebiyatına bakacak olursanız, mutluluğun tanımıyla ilgili inanılmaz bir çeşitlilik bulursunuz.동양과 서양의 문학을 들여다보면 무수히 다양한 행복의 정의를 찾을 수 있습니다.
Doğu ve Batı edebiyatına bakacak olursanız, mutluluğun tanımıyla ilgili inanılmaz bir çeşitlilik bulursunuz.Sekä itä- että länsimaisessa kirjallisuudessa on uskomattoman kirjavia onnellisuuden määritelmiä.
Erkeklerin ve kadınların mutluluğu birbirine çok yakın seviyelerde kaydettiği sonucuna varıldı.ומסתבר שגברים ונשים מדווחים על רמות מאוד דומות של אושר.
Erkeklerin ve kadınların mutluluğu birbirine çok yakın seviyelerde kaydettiği sonucuna varıldı.وقد تبين ان الذكور و الاناث لديهم نفس المستوى من السعادة
Erkeklerin ve kadınların mutluluğu birbirine çok yakın seviyelerde kaydettiği sonucuna varıldı.男性と女性は 極めて同じ水準の幸福度を示していました これは私が見た全ての研究を
Eylemsiz şekilde mutluluğun gelip beni bulmasını bekleyemezdim.Ich konnte nicht einfach passiv darauf warten, dass das Glück kommen und mich finden würde.
Eylemsiz şekilde mutluluğun gelip beni bulmasını bekleyemezdim.Ik kon niet passief gaan zitten wachten tot het geluk mij zou vinden.
Eylemsiz şekilde mutluluğun gelip beni bulmasını bekleyemezdim.Je ne pouvais pas rester là à attendre que le bonheur vienne me trouver.
Eylemsiz şekilde mutluluğun gelip beni bulmasını bekleyemezdim.뭔가로 내가 행복하게 되기를 수동적으로 기다릴 수 없었어요
Eylemsiz şekilde mutluluğun gelip beni bulmasını bekleyemezdim.Nemohu nečinně čekat, až štěstí přijde a najde si mne.
Eylemsiz şekilde mutluluğun gelip beni bulmasını bekleyemezdim.Nem várhatok passzívan a boldogságra, hogy eljöjjön és megtaláljon.
Eylemsiz şekilde mutluluğun gelip beni bulmasını bekleyemezdim.Nie mogłam po prostu tylko czekać aż szczęście do mnie samo przyjdzie.
Eylemsiz şekilde mutluluğun gelip beni bulmasını bekleyemezdim.Non potevo solo aspettare passivamente che la felicità arrivasse e mi trovasse.
Eylemsiz şekilde mutluluğun gelip beni bulmasını bekleyemezdim.No podía esperar pacientemente que la felicidad viniese a encontrarme.
Eylemsiz şekilde mutluluğun gelip beni bulmasını bekleyemezdim.Nu puteam doar să aștept pasivă ca fericirea să vină și să mă găsească.
Eylemsiz şekilde mutluluğun gelip beni bulmasını bekleyemezdim.Saya tidak bisa hanya menunggu kebahagiaan datang kepada saya.
Eylemsiz şekilde mutluluğun gelip beni bulmasını bekleyemezdim.Tôi không thể ngồi đó mà chờ đợi hạnh phúc tìm đến tôi.
Eylemsiz şekilde mutluluğun gelip beni bulmasını bekleyemezdim.Δεν γινόταν να περιμένω απαθής την ευτυχία να έρθει να με βρει.