Bu arada, artık deneyimleyen benliğin zaman içindeki mutluluğu hakkında oldukça net bir fikrimiz var.I když, mimochodem, už jsme schopni získat celkem dobrou představu o štěstí prožívajícího já v čase.
Bu arada, artık deneyimleyen benliğin zaman içindeki mutluluğu hakkında oldukça net bir fikrimiz var.Ja muuten, nyt pystymme saamaan melko hyvän käsityksen kokevan minuuden onnellisuudesta ajan mittaan.
Bu arada, artık deneyimleyen benliğin zaman içindeki mutluluğu hakkında oldukça net bir fikrimiz var.덧 붙여 말하면, 우리는 이제 경험하는 자의 행복이 시간이 흐름으로 인해 어떻게 변하는지 알게 되었습니다.
Bu arada, artık deneyimleyen benliğin zaman içindeki mutluluğu hakkında oldukça net bir fikrimiz var.Obecnie jesteśmy w stanie dość dokładnie zrozumieć chwile szczęścia jaźni doświadczającej.
Bu arada, artık deneyimleyen benliğin zaman içindeki mutluluğu hakkında oldukça net bir fikrimiz var.Och förresten nu kan vi skapa oss en ganska bra idé om det upplevande självets lycka över tiden.
Bu arada, artık deneyimleyen benliğin zaman içindeki mutluluğu hakkında oldukça net bir fikrimiz var.Teraz sme mimochodom schopní disponovať veľmi dobrou predstavou o šťastí zážitkového JA v čase.
Bu arada, artık deneyimleyen benliğin zaman içindeki mutluluğu hakkında oldukça net bir fikrimiz var.Và, nhân tiện, bây giờ chúng ta có khả năng dự đoán khá tốt về sự hạnh phúc của trải nghiệm theo thời gian.
Bu arada, artık deneyimleyen benliğin zaman içindeki mutluluğu hakkında oldukça net bir fikrimiz var.До речі, зараз ми спроможні досить непогано зрозуміти ідею щастя відчуттєвого я поза часом.
Bu arada, artık deneyimleyen benliğin zaman içindeki mutluluğu hakkında oldukça net bir fikrimiz var.И, кстати, теперь мы в состоянии довольно сносно понять идею счастья испытывающего я во времени.
Bu arada, artık deneyimleyen benliğin zaman içindeki mutluluğu hakkında oldukça net bir fikrimiz var.ודרך אגב, עכשיו אנו יכולים לקבל מושג די טוב על האושר של האני החווה לאורך זמן.
Bu arada, artık deneyimleyen benliğin zaman içindeki mutluluğu hakkında oldukça net bir fikrimiz var.وبالمناسبة، نحن قادرون على أخذ فكرة جيدة للغاية لسعادة نفسية التجربة عبر الزمن.
Bu arada, artık deneyimleyen benliğin zaman içindeki mutluluğu hakkında oldukça net bir fikrimiz var.わかっていただけたと思います もし 記憶の自己の幸福を尋ねるとしたら それはまた別物です
Bu beni tanımlayan şeydi. Benim sonsuz mutluluğumdu.C'est ce qui me définissait, c'était mon bonheur.
Bu beni tanımlayan şeydi. Benim sonsuz mutluluğumdu.Đó là điều hình thành nên tôi và là phúc phần của tôi.
Bu beni tanımlayan şeydi. Benim sonsuz mutluluğumdu.Itulah arti hidup saya, kebahagiaan saya.
Bu beni tanımlayan şeydi. Benim sonsuz mutluluğumdu.그 꿈이 제 존재의 의의였고, 행복이었죠.
Bu beni tanımlayan şeydi. Benim sonsuz mutluluğumdu.Toto ma charakterizovalo, toto bolo moje šťastie.
Bu beni tanımlayan şeydi. Benim sonsuz mutluluğumdu.זה מה שהגדיר אותי. זה היה האושר שלי.
Bu beni tanımlayan şeydi. Benim sonsuz mutluluğumdu.هذا هو ما حدد من اكون ، كان ذلك منتهى سعادتي .
Bu beni tanımlayan şeydi. Benim sonsuz mutluluğumdu.オーストラリアチームの クロスカントリースキーヤーとして
Bu cümlenin kendisi zaten mutluluğun yıkımının kaçınılmaz sonunu ortaya koyuyor.Această sintagmă dezvăluie deja blestemul ce destramă fericirea.
Bu cümlenin kendisi zaten mutluluğun yıkımının kaçınılmaz sonunu ortaya koyuyor.Cette même phrase ne fait qu'anticiper la ruine du bonheur.
Bu cümlenin kendisi zaten mutluluğun yıkımının kaçınılmaz sonunu ortaya koyuyor.Dieser Satz offenbart schon den Kern der Zerstörung von Glück.
Bu cümlenin kendisi zaten mutluluğun yıkımının kaçınılmaz sonunu ortaya koyuyor.Die zin toont de ondergang van geluk al aan.
Bu cümlenin kendisi zaten mutluluğun yıkımının kaçınılmaz sonunu ortaya koyuyor.Đó chính là câu nói đã tuyên án tử hình Hạnh Phúc.
Bu cümlenin kendisi zaten mutluluğun yıkımının kaçınılmaz sonunu ortaya koyuyor.Just den meningen avslöjar lyckans oundvikliga öde.
Bu cümlenin kendisi zaten mutluluğun yıkımının kaçınılmaz sonunu ortaya koyuyor.Kalimat ini sendiri sudah mengungkap rusaknya kebahagiaan.
Bu cümlenin kendisi zaten mutluluğun yıkımının kaçınılmaz sonunu ortaya koyuyor.이 문장 자체가 이미 행복의 파멸이 피할 수 없는 운명임을 드러냅니다.
Bu cümlenin kendisi zaten mutluluğun yıkımının kaçınılmaz sonunu ortaya koyuyor.La frase misma revela la causa de la destrucción de la felicidad.
Bu cümlenin kendisi zaten mutluluğun yıkımının kaçınılmaz sonunu ortaya koyuyor.Lause itsessään julistaa onnellisuuden tuhoon tuomituksi.
Bu cümlenin kendisi zaten mutluluğun yıkımının kaçınılmaz sonunu ortaya koyuyor.Maga ez a mondat magában hordozza a boldogság pusztulásának végzetét.
Bu cümlenin kendisi zaten mutluluğun yıkımının kaçınılmaz sonunu ortaya koyuyor.Questa frase indica il modo più sicuro per distruggere la felicità.
Bu cümlenin kendisi zaten mutluluğun yıkımının kaçınılmaz sonunu ortaya koyuyor.Samo to zdanie ujawnia, że szczęście jest skazane na zagładę.
Bu cümlenin kendisi zaten mutluluğun yıkımının kaçınılmaz sonunu ortaya koyuyor.Táto samotná veta už odhaľuje začiatok deštrukcie štastia.
Bu cümlenin kendisi zaten mutluluğun yıkımının kaçınılmaz sonunu ortaya koyuyor.Už samotná tato věta odhaluje nevyhnutelnou zkázu štěstí. Mít vše.
Bu cümlenin kendisi zaten mutluluğun yıkımının kaçınılmaz sonunu ortaya koyuyor.Αυτή η ίδια η πρόταση ήδη αποκαλύπτει την καταδικασμένη καταστροφή της ευτυχίας.
Bu cümlenin kendisi zaten mutluluğun yıkımının kaçınılmaz sonunu ortaya koyuyor.Саме це речення свідчить про те, що щастя приречене до руйнації.
Bu cümlenin kendisi zaten mutluluğun yıkımının kaçınılmaz sonunu ortaya koyuyor.Точно това изречение вече разкрива гибелта на щастието.
Bu cümlenin kendisi zaten mutluluğun yıkımının kaçınılmaz sonunu ortaya koyuyor.Это выражение уже само по себе несёт приговор и погибель счастью.
Bu cümlenin kendisi zaten mutluluğun yıkımının kaçınılmaz sonunu ortaya koyuyor.המשפט הזה בעצמו כבר חושף את השמדתו הבלתי נמנעת של האושר.
Bu cümlenin kendisi zaten mutluluğun yıkımının kaçınılmaz sonunu ortaya koyuyor.هذه الجملة بالتحديد تكشف عن السعى لتدمير السعادة .
Bu cümlenin kendisi zaten mutluluğun yıkımının kaçınılmaz sonunu ortaya koyuyor.すべてを持つこと 何かが欠ければ それは崩れます
Bu hayatındaki mutluluğun mu?Czy jest to życie w szczęsciu?
Bu hayatındaki mutluluğun mu?Ist es die Freude im Leben?
Bu hayatındaki mutluluğun mu?Je tohle štěstí v životě?
Bu hayatındaki mutluluğun mu?Является ли это счастьем в жизни?
Bu insanlardan öğrenmemiz gerek bir şeyler var, o da mutluluğun sırrı.C'è qualcosa di importante da imparare da queste persone, ed è il segreto della felicità.
Bu insanlardan öğrenmemiz gerek bir şeyler var, o da mutluluğun sırrı.Ces gens ont quelque chose d'important à nous apprendre: le secret du bonheur.
Bu insanlardan öğrenmemiz gerek bir şeyler var, o da mutluluğun sırrı.Có một cái gì đó quan trọng có thể học được từ những người này, và đó là bí mật của hạnh phúc.
Bu insanlardan öğrenmemiz gerek bir şeyler var, o da mutluluğun sırrı.Er is iets belangrijks dat we kunnen leren van deze mensen, en dat is het geheim van geluk.
Bu insanlardan öğrenmemiz gerek bir şeyler var, o da mutluluğun sırrı.Há algo de importante a aprender com estas pessoas, é o segredo da felicidade.
Bu insanlardan öğrenmemiz gerek bir şeyler var, o da mutluluğun sırrı.I teraz wreszcie zostanie wyjawiony. Zdobądź bogactwo, władzę i prestiż, a potem wszystko strać.
Bu insanlardan öğrenmemiz gerek bir şeyler var, o da mutluluğun sırrı.자. 이 사람들로부터 배울 중요한 점이 있습니다. 행복의 비밀이죠.
Bu insanlardan öğrenmemiz gerek bir şeyler var, o da mutluluğun sırrı.Nekaj pomembnega se lahko naučimo od teh ljudi in to je skrivnost sreče.
Bu insanlardan öğrenmemiz gerek bir şeyler var, o da mutluluğun sırrı.Od těchto lidí se můžeme naučit něco důležitého, a to něco je tajemství štěstí.
Bu insanlardan öğrenmemiz gerek bir şeyler var, o da mutluluğun sırrı.Okay. Der er noget vigtigt at lære fra disse mennesker, og det er hemmeligheden bag lykke.
Bu insanlardan öğrenmemiz gerek bir şeyler var, o da mutluluğun sırrı.OK, det finns en viktig lärdom att dra från de här människorna, och det är hemligheten med lycka.
Bu insanlardan öğrenmemiz gerek bir şeyler var, o da mutluluğun sırrı.Ok.
Bu insanlardan öğrenmemiz gerek bir şeyler var, o da mutluluğun sırrı.Ok. Myslím, že od týchto ľudí sa môžeme naučiť niečo dôležité. Tajomstvo, ako byť šťastný.
Bu insanlardan öğrenmemiz gerek bir şeyler var, o da mutluluğun sırrı.OK. Näiltä ihmisiltä voi oppia jotain tärkeää: se on onnellisuuden salaisuus.