Benliğin mutluluğunu kontrol eden etmenlerin bazılarını biliyoruz.Už niečo vieme o tom, čo reguluje spokojnosť šťastného JA.
Benliğin mutluluğunu kontrol eden etmenlerin bazılarını biliyoruz.Valamit tudunk arról, hogy mi vezérli az egyén megelégedettségét.
Benliğin mutluluğunu kontrol eden etmenlerin bazılarını biliyoruz.Vi ved lidt om, hvad der styrer, hvor tilfreds det lykkelige selv er.
Benliğin mutluluğunu kontrol eden etmenlerin bazılarını biliyoruz.Vi vet något om vad som styr tillfredsställelsen hos det lyckliga självet.
Benliğin mutluluğunu kontrol eden etmenlerin bazılarını biliyoruz.We weten iets over wat de tevredenheid van het ervarende ik bepaalt.
Benliğin mutluluğunu kontrol eden etmenlerin bazılarını biliyoruz.Wiemy co nieco na temat tego, co zadowala jaźń szczęścia.
Benliğin mutluluğunu kontrol eden etmenlerin bazılarını biliyoruz.Wir wissen etwas darüber, was die Zufriedenheit des Glücks-Selbst bestimmt.
Benliğin mutluluğunu kontrol eden etmenlerin bazılarını biliyoruz.Γνωρίζουμε ορισμένα πράγματα ως προς τι ελέγχει την ικανοποίηση του ευτυχισμένου εαυτού.
Benliğin mutluluğunu kontrol eden etmenlerin bazılarını biliyoruz.Знаем нещо за това кое контролира удовлетворението на личността на щастието.
Benliğin mutluluğunu kontrol eden etmenlerin bazılarını biliyoruz.Ми дещо знаємо про те, що контролює рівень задоволення щастям для я.
Benliğin mutluluğunu kontrol eden etmenlerin bazılarını biliyoruz.Мы кое-что знаем о том, что контролирует уровень удовлетворенности счастьем для я.
Bu cümlenin kendisi zaten mutluluğun yıkımının kaçınılmaz sonunu ortaya koyuyor.המשפט הזה בעצמו כבר חושף את השמדתו הבלתי נמנעת של האושר.
Bu cümlenin kendisi zaten mutluluğun yıkımının kaçınılmaz sonunu ortaya koyuyor.هذه الجملة بالتحديد تكشف عن السعى لتدمير السعادة .
Bu cümlenin kendisi zaten mutluluğun yıkımının kaçınılmaz sonunu ortaya koyuyor.すべてを持つこと 何かが欠ければ それは崩れます
Buna "Bir Duyguya Bağlanmak" deniyor: Mutluluğun Peşinde Olmak ve İnsanın Tasarımı.Это называется "помешанный на чувстве": преследование счастья и дизайна, ориентированного на человека.
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.Abbiamo trovato che, con riferimento alla felicita' del sè che vive le esperienze.
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.Ceea ce am aflat se referă la fericirea sinelui experimental.
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.Chodzi tu o szczęście jaźni doświadczającej.
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.Chúng tôi tìm thất rằng với sự hạnh phúc của bản chất trải nghiệm.
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.Ezt a tapasztaló én boldogságára vonatkozóan találtuk.
Bu yüzden eğer mutluluğun gerçek görünüşünü ortaya çıkarmak istiyorsanız bu ifade için bakmanız gerekecek.Als je de echte blik van geluk wil ontmaskeren, moet je naar deze expressie kijken.
Bu yüzden eğer mutluluğun gerçek görünüşünü ortaya çıkarmak istiyorsanız bu ifade için bakmanız gerekecek.Dacă vrei să demaşti o adevărată faţă a fericirii, vei căuta această expresie.
Bu yüzden eğer mutluluğun gerçek görünüşünü ortaya çıkarmak istiyorsanız bu ifade için bakmanız gerekecek.Jadi jika Anda ingin melihat arti sebenarnya dari kebahagiaan, Anda akan mencari ungkapan ini.
Bu yüzden eğer mutluluğun gerçek görünüşünü ortaya çıkarmak istiyorsanız bu ifade için bakmanız gerekecek.Jeśli chcecie ujrzeć prawdziwe oblicze szczęścia, szukajcie tego wyrazu twarzy.
Bu yüzden eğer mutluluğun gerçek görünüşünü ortaya çıkarmak istiyorsanız bu ifade için bakmanız gerekecek.그러니 만일 여러분이 행복의 진정한 모습을 알고 싶다면, 이 표현을 찾을것입니다
Bu yüzden eğer mutluluğun gerçek görünüşünü ortaya çıkarmak istiyorsanız bu ifade için bakmanız gerekecek.Para identificar una visión verdadera de la felicidad, busquen esta expresión.
Bu yüzden eğer mutluluğun gerçek görünüşünü ortaya çıkarmak istiyorsanız bu ifade için bakmanız gerekecek.Quindi se volete smascherare uno sguardo di vera felicità, dovrete cercare questa espressione.
Bu yüzden eğer mutluluğun gerçek görünüşünü ortaya çıkarmak istiyorsanız bu ifade için bakmanız gerekecek.Vậy nên nếu bạn muốn thể hiện vẻ hạnh phúc thực sự, bạn sẽ tìm ra cách thể hiện này.
Bu yüzden eğer mutluluğun gerçek görünüşünü ortaya çıkarmak istiyorsanız bu ifade için bakmanız gerekecek.Wenn Sie das wahre Gesicht des Glücks finden wollen, suchen Sie nach diesem Ausdruck.
Bu yüzden eğer mutluluğun gerçek görünüşünü ortaya çıkarmak istiyorsanız bu ifade için bakmanız gerekecek.Поэтому, когда надо выявить истинную радость, то показателем будет именно такое выражение лица.
Bu yüzden eğer mutluluğun gerçek görünüşünü ortaya çıkarmak istiyorsanız bu ifade için bakmanız gerekecek.Така че, ако искате да разкриете истинското лице на щастието, трябва да търсите това изражение.
Bu yüzden eğer mutluluğun gerçek görünüşünü ortaya çıkarmak istiyorsanız bu ifade için bakmanız gerekecek.Тому, якщо ви хочете побачити, як насправді виглядає щастя, вам слід шукати цей вираз обличчя.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Arystoteles uważał szczęście za główne dobro, cel, do którego prowadzą wszystkie drogi.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Ο Αριστοτέλης αποκάλεσε την ευτυχία "το τελειότερο αγαθό", το σκοπό προς τον οποίο αποσκοπούν όλα τ' άλλα.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Аристотел нарече щатието "основното благо", това към което всички се стремят.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Аристотель назвал счастье "высшим благом" — целью, которой служат все средства.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Аристотель називав щастя "найвищим добром", кінцевим пунктом, до якого прагне все суще.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.אריסטו כינה לאושר "המעלה הראשית," היעד אליו מתכוונים כל הדברים האחרים.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.سمّى أرسطو السعادة بـ"القائد الجيد" ، النهاية التي تسعى نحوها جميع الأشياء الأخرى.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.幸福という到達点のことを 「最高善」と呼びました この見方に依れば 大きな家 素敵な車や
Benim alanım, psikoloji alanı, insan mutluluğunu anlamak için, daha ileriye gitmeyi tam sağlayamadı.Domeniul meu, psihologia, nu a contribuit prea mult să ne ajute să avansăm spre înţelegerea fericirii umane.
Benim alanım, psikoloji alanı, insan mutluluğunu anlamak için, daha ileriye gitmeyi tam sağlayamadı.제 분야, 심리학 분야는 우리가 인간의 행복을 이해를 돕는 부분에 있어 아직 모든 것을 다 밝히지는 않았습니다.
Benim alanım, psikoloji alanı, insan mutluluğunu anlamak için, daha ileriye gitmeyi tam sağlayamadı.Mein Gebiet, die Psychologie, hat beim Verständnis des menschlichen Glücks keinen großen Beitrag geleistet.
Benim alanım, psikoloji alanı, insan mutluluğunu anlamak için, daha ileriye gitmeyi tam sağlayamadı.Mi campo, el de la psicología, no ha hecho mucho por avanzar nuestra comprensión de la felicidad humana.
Benim alanım, psikoloji alanı, insan mutluluğunu anlamak için, daha ileriye gitmeyi tam sağlayamadı.Mijn vakgebied, de psychologie, heeft niet veel geholpen om meer inzicht te krijgen in het menselijk geluk.
Benim alanım, psikoloji alanı, insan mutluluğunu anlamak için, daha ileriye gitmeyi tam sağlayamadı.Moja domena, psychologia, nie przybliżyła nas za bardzo ku zrozumieniu poczucia szczęścia u ludzi.
Benim alanım, psikoloji alanı, insan mutluluğunu anlamak için, daha ileriye gitmeyi tam sağlayamadı.Моя сфера деятельности, психология, мало чего сделала, чтобы продвинуться в понимании человеческого счастья.
Benim alanım, psikoloji alanı, insan mutluluğunu anlamak için, daha ileriye gitmeyi tam sağlayamadı.התחום שלי, הפסיכולוגיה, לא תרם הרבה כדי לקדם אותנו מבחינת הבנת האושר האנושי.
Benim alanım, psikoloji alanı, insan mutluluğunu anlamak için, daha ileriye gitmeyi tam sağlayamadı.إن مجال عملي ، علم النفس لم يقدم الكثير في مساعدتنا بالمضي قدماً في فهم السعادة البشرية.
'Biliyor musun' testi duygusal sağlık ve mutluluğun tek ve en önemli belirleyici testiydi.A "mit tudsz" teszt volt a legjobb mutatója az érzelmi egyensúlynak és a boldogságnak.
'Biliyor musun' testi duygusal sağlık ve mutluluğun tek ve en önemli belirleyici testiydi.Bài kiểm tra "Em có biết" là chỉ tố dự báo lớn nhất về sức khỏe tinh thần và hạnh phúc.
'Biliyor musun' testi duygusal sağlık ve mutluluğun tek ve en önemli belirleyici testiydi.Der Wissenstest war das beste Anzeichen für seelische Gesundheit und Glück.
'Biliyor musun' testi duygusal sağlık ve mutluluğun tek ve en önemli belirleyici testiydi.De 'weet je'-test was de grootste voorspeller van emotionele gezondheid en geluk.
'Biliyor musun' testi duygusal sağlık ve mutluluğun tek ve en önemli belirleyici testiydi.Il test "Cosa sai" è stato il più grande profeta della salute emotiva e della felicità.
'Biliyor musun' testi duygusal sağlık ve mutluluğun tek ve en önemli belirleyici testiydi."알고있니" 테스트는 그 하나로 가장 큰 감성 건강과 행복 척도입니다.
'Biliyor musun' testi duygusal sağlık ve mutluluğun tek ve en önemli belirleyici testiydi.La prueba de "Qué sabes" fue el predictor más grande de salud emocional y felicidad.
'Biliyor musun' testi duygusal sağlık ve mutluluğun tek ve en önemli belirleyici testiydi.Le test " Savez-vous " a été le meilleur indice de la santé émotionnelle des enfants et de leur bonheur.
'Biliyor musun' testi duygusal sağlık ve mutluluğun tek ve en önemli belirleyici testiydi.Tes "apa yang kau ketahui" adalah satu prediktor terbesar dari kesehatan emosional dan kebahagiaan.
'Biliyor musun' testi duygusal sağlık ve mutluluğun tek ve en önemli belirleyici testiydi.Test był najlepszym wskaźnikiem emocjonalnego zdrowia i szczęścia.
'Biliyor musun' testi duygusal sağlık ve mutluluğun tek ve en önemli belirleyici testiydi.Το τεστ "τι ξέρεις" ήταν το καλύτερο μέσο πρόβλεψης της συναισθηματικής υγείας και ευτυχίας.