mutfağın ile cümle
mutfağın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Fransız mutfağı ve İsveç mutfağına ait geleneksel yemeklerin vazgeçilmez parçasıdır.Dôležitou súčasťou českej kuchyne a stravovania je polievka.
Gazetecilik mesleğinin mutfağından yetişti.Rodil sa novinársky priemysel.
Ve mutfağın hakimi odur.Je to špecialita gruzínskej kuchyne.
Türk mutfağındaki sebzeler arasında patlıcan çok özel bir önem taşır.V Turčianskej kotline silne meandruje.
Çin mutfağı ve Hint mutfağına ait lezzetler de sunmakdadır.V indickej a čínskej kuchyni sa dáva aj do mäsitých pokrmov.
Genelde kök yumruları Baharat olarak dünyanın birçok mutfağında kullanılır.Morski ježki veljajo za delikateso v mnogih svetovnih kuhinjah.
Ortadoğu mutfağında öğütülmüş küçük hindistan cevizi lezzetli yemekler için baharat olarak kullanılır.V kulinariki Bližnjega vzhoda se mleti muškatni orešček uporablja kot začimba slanih jedi.
Balığı yakalayan balıkçılar, Sambara'nın mutfağına gönderir.Z ribjim življem upravlja ribiška družina Bistrica.
Japon mutfağında balık ya da deniz ürünleri önemli yer tutar.Vietoj to, Japonijos virtuvėje yra labai didelis jūros produktų vartojimas.
Garrucha mutfağında deniz ürünleri önemli bir yer tutmaktadır.Fudziano virtuvėje dominuoja jūros produktai.
Osmanlı Saray Mutfağından Notlar - Yrd.Doç.Dr.Klaipėdos krašto seimo deklaracija (Nuorašas) Doc.
Pek çok dünya mutfağında geleneksel olarak kullanılmaktadır.Dėl tos priežasties jos yra nuo senos vartojamos daugelio šalių virtuvėje.
Türk mutfağına özgüdür.Islamo virtuvės dalis.
Ayrıca İtalyan-Amerikan mutfağında da popülerdir.Labai populiarus arabų ir Izraelio virtuvėje.
Tüm güney mutfağında kullanılan bir malzemedir.Naudojamas Pietų Amerikos virtuvėje.
Fransız mutfağının öne çıkan ögeleri şarap ve peynirdir.Klasikinis prancūzų virtuvės desertas yra sūriai.
Ahtapot suşi, takoyaki ve akashiyaki gibi Japon mutfağında yaygın bir bileşendir.Jaapani köögis kuulub vasabipasta lahutamatu osana suši ja sashimi juurde.
Ayrıca balaban kebabı da Eskişehir mutfağında önemli bir yer almaktadır.Kobras ise on oluline hundi toidulaual.
Yaprak soğanı Fransız mutfağının "fines herbes" adı verilen aromatik bitkilerden biridir.Fines herbes (prantsuse keeles 'peened ürdid') on Prantsuse köögist tuntud maitseainesegu.
Banyoların ve mutfağın tabi ki camı olmayacak.Băile şi bucătăriile, nu vor avea, bineinţeles, ferestre.
Banyoların ve mutfağın tabi ki camı olmayacak.De badkamers en keukens zullen, natuurlijk, geen ramen hebben.
Banyoların ve mutfağın tabi ki camı olmayacak.Die Badezimmer und Küchen haben natürlich keine Fenster.
Banyoların ve mutfağın tabi ki camı olmayacak."I bagni e le cucine, ovviamente, non avranno finestre."
Banyoların ve mutfağın tabi ki camı olmayacak.Kamar mandi dan dapur tentu saja, tidak akan memiliki jendela.
Banyoların ve mutfağın tabi ki camı olmayacak.화장실과 부엌에는 물론, 창문이 없을 겁니다.
Banyoların ve mutfağın tabi ki camı olmayacak.Koupelny a kuchyně budou, samozřejmě, bez oken.
Banyoların ve mutfağın tabi ki camı olmayacak.Kuchnie i łazienki będą, oczywiście bez okien.
Banyoların ve mutfağın tabi ki camı olmayacak.Les salles de bain et cuisines n'auront, bien sûr, aucune fenêtre.
Banyoların ve mutfağın tabi ki camı olmayacak.Los baños y las cocinas carecerán de ventanas, por supuesto.
Banyoların ve mutfağın tabi ki camı olmayacak.Nhà tắm và bếp sẽ, đương nhiên là không có cửa sổ.
Banyoların ve mutfağın tabi ki camı olmayacak.Τα μπάνια και οι κουζίνες δεν θα έχουν φυσικά παράθυρα.
Banyoların ve mutfağın tabi ki camı olmayacak.Баните и кухните, разбира се, няма да имат прозорци.
Banyoların ve mutfağın tabi ki camı olmayacak.В ванных и на кухнях, конечно, не будет окон.
Banyoların ve mutfağın tabi ki camı olmayacak.האמבטיות והמטבחים יהיו, כמובן, ללא חלונות.
Banyoların ve mutfağın tabi ki camı olmayacak.هو ان دورات المياه والمطابخ لن تملك اي نافذة
Banyoların ve mutfağın tabi ki camı olmayacak.もちろん窓がない 何不自由のない環境とは
Belki de yemek yapmaya odaklanabilirdin. Fransız mutfağına ne dersin?" diyor.흠, 요리에 집중해도 될 것 같은데? 프랑스 요리는 어때?"라고 했어요
Belki de yemek yapmaya odaklanabilirdin. Fransız mutfağına ne dersin?" diyor.Misschien had je je op koken moeten richten.
Belki de yemek yapmaya odaklanabilirdin. Fransız mutfağına ne dersin?" diyor.Może lepiej zajęłabyś się kuchnią francuską?"
Belki de yemek yapmaya odaklanabilirdin. Fransız mutfağına ne dersin?" diyor.אולי היית צריכה להתמקד בבישול. אולי בישול צרפתי?"
Belki de yemek yapmaya odaklanabilirdin. Fransız mutfağına ne dersin?" diyor.ربما كان من الأفضل لك التركيز على الطبخ. ماذا عن الطبخ الفرنسي؟"
Belki de yemek yapmaya odaklanabilirdin. Fransız mutfağına ne dersin?" diyor.だから 初めに これからお話するのは
Ben genelde işin mutfağında oluyordum.Dużo rzeczy, którymi się zajmowałem, były ostatnimi elementami całego procesu, produkcją wyjściową.
Böylece 10 Haziran'da geldiler, evi sardılar ve büyük annem bütün ışıkları södürdü, ve mutfağın kapısını açtı.6월 10일이 되고, 경찰들이 와 집을 둘러 쌌어요. 할머니는 집 안의 모든 불을 끄신 후 부엌문을 여셨습니다.
Böylece 10 Haziran'da geldiler, evi sardılar ve büyük annem bütün ışıkları södürdü, ve mutfağın kapısını açtı.Het was 10 juni, en ze kwamen. Ze omsingelden het huis. Mijn grootmoeder deed alle lichten in het huis uit.
Böylece 10 Haziran'da geldiler, evi sardılar ve büyük annem bütün ışıkları södürdü, ve mutfağın kapısını açtı.אז זה היה העשירי ביוני, והם באו, והם הקיפו את הבית, וסבתי כיבתה את כל האורות בבית, ופתחה את דלת המטבח.
Böylece 10 Haziran'da geldiler, evi sardılar ve büyük annem bütün ışıkları södürdü, ve mutfağın kapısını açtı.إذاً كان يوم 10 يونيو، عندما أتوا، وأحاطوا بالمنزل، وقامت جدتي بإطفاء كل الأنوار في المنزل، وفتحت باب المطبخ.
Böylece 10 Haziran'da geldiler, evi sardılar ve büyük annem bütün ışıkları södürdü, ve mutfağın kapısını açtı.祖母は家の明かりを全部消し キッチンのドアを開けました そしてこう言ったんです 「ヴズィはここにいるけど 今夜は彼を連れていかせない
Bu, mutfağınızdaki saf şeker kristallerini bir tavaya koyup enerji verdiğinizde olan şeye benziyor.Deci, acesta este asemănător cu ceea ce se petrece când luaţi cristale pure de zahăr din bucătăria voastră,
Bu, mutfağınızdaki saf şeker kristallerini bir tavaya koyup enerji verdiğinizde olan şeye benziyor.이 현상은 순수한 설탕 결정을 주방에서 후라이팬에 놓고 에너지를 가할 때 생기는 현상과 비슷합니다
Bu, mutfağınızdaki saf şeker kristallerini bir tavaya koyup enerji verdiğinizde olan şeye benziyor.Něco podobného se děje, když v kastrolku zahříváte čistý cukr.
Bu, mutfağınızdaki saf şeker kristallerini bir tavaya koyup enerji verdiğinizde olan şeye benziyor.Tak więc, jest to podobne do tego co się dzieje gdy czysty cukier wsypujesz na patelnię i aplikujesz energię.
Bu, mutfağınızdaki saf şeker kristallerini bir tavaya koyup enerji verdiğinizde olan şeye benziyor.זה דומה למה שקורה כשאתם לוקחים קריסטלי סוכר טהורים במטבח, שמים אותם במחבת, ומפעילים אנרגיה.
Bu, mutfağınızdaki saf şeker kristallerini bir tavaya koyup enerji verdiğinizde olan şeye benziyor.الأمر شبيه إذن بما يحدث عندما تأخذ بلورات سكر نقية في مطبخك، تضعها في المقلاة، وتعرضها للطاقة.
Bu, mutfağınızdaki saf şeker kristallerini bir tavaya koyup enerji verdiğinizde olan şeye benziyor.結晶を鍋に入れて加熱したときに 起きることと 似ています 砂糖に熱を加え
Çünkü bu insanlar işin mutfağındalar.Denn Sie arbeiten damit ja im Alltag. Sendil Mullainathan:
Çünkü bu insanlar işin mutfağındalar.Deoarece ei au văzut asta pe teren. Sendhil Mullainathan:
Çünkü bu insanlar işin mutfağındalar.왜냐하면 그들은 현장에서 그것을 봐 왔기 때문입니다.
Çünkü bu insanlar işin mutfağındalar.Mert ők ezt a terepen látták. Sendhil Mullainathan:
Çünkü bu insanlar işin mutfağındalar.Oni doświadczyli tego w praktyce. Sendhil Mullainathan :