Sanırım mutabakata varabileceğiz.I think we'll be able to come to an understanding soon.
Yukarıdaki konularda mutabakat sağlanmıştı.Providing advice on the above matters.
Para bir mutabakattan ibarettir. Kendi başına bir değeri yoktur.(wind chimes)
'Çalıntı!' Kral anında bir mutabakat oluşan jüri, dönerek bağırdı aslında.'Stolen!' the King exclaimed, turning to the jury, who instantly made a memorandum of the fact.
O, biri diğeriyle 'tam bir uyum’ (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır.Who created the seven skies one above the other.
"Görmüyor musunuz; Allah, yedi göğü birbirleriyle bir uyum (mutabakat) içinde yaratmıştır?"Do you not see how God has fashioned seven skies one above the other,
Arap-İngiliz Mutabakat Konseyi'ndenJoseph Willits tweet attı:As Joseph Willits of the Council for British-Arab Understanding tweeted:
BH'deki bir belediye ile bir Kazak firması arasında mutabakat anlaşması imzalandı.A BiH municipality and a Kazakh company sign a memorandum of understanding.
Bulgar sağ partileri GERB ile mutabakat anlaşması imzalamayı reddettilerBulgarian right-wing parties refuse to sign memorandum with GERB
İki diplomat Avrupa işleriyle ilgili bir mutabakat anlaşması imzaladı.The two diplomats signed a memorandum of co-operation in European affairs.
Bakanlar diplomatik istişarelerle ilgili bir mutabakat anlaşması da imzaladılar.They also signed a memorandum of understanding on diplomatic consultations.
Bu ikili ilişkilerin temelinde, 33 adet anlaşma ve mutabakat zaptı yer alıyor.More than 33 agreements and memoranda of understanding underpin these bilateral relations.
Uygulanmadıkları sürece, bazı konular üzerinde mutabakat sağlamanın faydası yok.It is no use agreeing on things unless they are implemented.
Kehaya, mutabakat anlaşmasının KFOR ile ilişkileri zedeleme riskinin olduğunu söyledi.The memorandum, he said, threatens to undermine relations with KFOR.
Arnavutluk EUFOR'un Çad'daki barış operasyonlarına katılma konulu bir mutabakat anlaşması imzaladı.Albania signed a memorandum to join EUFOR's peacekeeping operations in Chad.
BM, yerel kurumlar ve uluslararası toplum, belge üzerinde mutabakata vardı.The UN, local institutions and the international community agreed on the plan.
Savcılar, ilgili kurumları arasında bir mutabakat anlaşması da imzaladılar.They sealed a memorandum of understanding on co-operation between their respective institutions.
Mutabakat anlaşmasının imzalamasıyla teklif süreci de başlamış oldu.Signing of the memorandum initiates the bidding process.
Karşılıklı mutabakatla firmaya 60 gün ek süre tanındı.By mutual agreement, the deadline was extended by 60 days.
Yine de, oğlunun adı, İshak (Isaac), büyük dinler arasında mutabakat sağlanmamış bir ayrıntı.Yet, the name of his son, Isaac, is a detail that is not agreed upon among the major religions.
Portal, Makedonya ile Intel Corporation arasında imzalanan Mutabakat Anlaşması kapsamında kuruldu.It was created as part of the Memorandum of Understanding between Macedonia and Intel Corporation.
Patzelt, şirketin mutabakat anlaşması çerçevesinde bulunduğu vaatleri yerine getireceğini söyledi.Patzelt said the company will meet the commitments it made within the memorandum.
Mutabakat anlaşmasının imzalanması bir yıl süren üçlü müzakereler sonrasında geldi.The signing of the memorandum came after a year of trilateral negotiations.
İşte mutabakat metni".Tele1 (in Türkçe).
Fayez al-Sarraj, Ulusal Mutabakat Hükümeti başbakanıdır.Fayez al-Sarraj is the prime minister of the Government of National Accord.
Ayrıca çeşitli terörizm biçimleriyle ilgili bir mutabakat zaptı imzaladılar.They also signed a memorandum to tackle various forms of terrorism.
Ulusal Mutabakat HükümetiGovernment of National Accord
Başkanlık Konseyi, Ulusal Mutabakat Hükümetine başkanlık eder. [2]The Presidential Council presides over the Government of National Accord.[2]
İşverenler Mutabakata taraf değildi.Employers were not party to the Accord.
Birkaç kez yeniden müzakere edilen Mutabakat döneminde enflasyon düştü.Inflation declined during the period of the Accord, which was renegotiated several times.
Her iki hükümet arasında siyasi mutabakat anlaşması 12 Nisan 2005 tarihinde imzalandı.The political memorandum between both governments was signed on 12 April 2005.
Ancak Ruslarla da iki yıllık bir ateşkes üzerinde mutabakata varıldı.Russland schloss einen Waffenstillstand auf zwei Jahre.
Ancak daha sonra da SD-6'dan daha güçlü olan bir örgütle, Mutabakat'la uğraşmaya başlar.Déterminée à détruire le SD-6, elle devient un agent double...
Ancak Ruslarla da iki yıllık bir ateşkes üzerinde mutabakata varıldı.Россия подписала перемирие на 2 года.
Matematiksel fiziğin neyi içerip içermediği ile ilgili tam bir mutabakat yoktur.Er is geen echte overeenstemming wat wel en wat niet deel uitmaakt van de wiskundige natuurkunde.
Yapılan işlemden oluşan kâr, başlangıçta mutabakat olan oranlarda banka ve müşteri arasında paylaşılır.Till en början kom närvaron på regional nivå att ske via banker som man var delägare i.
26 Aralık 2011'de Türkiye ve Azerbaycan arasında mutabakat zaptı imzalandı.У грудні 2009 року між Туреччиною та Азербайджаном було укладено угоду про військову допомогу.
Ancak Ruslarla da iki yıllık bir ateşkes üzerinde mutabakata varıldı.S Ruskem se Turci v Karlovicích dohodli pouze na dvouletém příměří.
Ancak Ruslarla da iki yıllık bir ateşkes üzerinde mutabakata varıldı.A svédek beleegyeztek a kétéves fegyverszünetbe.
Varılan mutabakat maddeleri şunlardı: Birleşik bir siyasal amaç geliştirmek için ortak bir komite kurulacak.使軍隊的運作標準化,建立一個一般性的共通方法來達成軍事任務。
Krizin üstesinden gelmek için geniş mutabakat olduğunda bu özellikle doğrudur.在這時,一部長片要作全數碼化處理,是非常不實際的。
Bu araların süresi, maç öncesinde konuşulup mutabakata varılmalıdır.ᅟᆜ(ㅣㅡ)는 ㅣ와 ㅡ가 합쳐진 것으로, ㅢ와는 달리 ㅣ 소리가 먼저, ㅡ 소리가 나중에 난다.
Ancak Ruslarla da iki yıllık bir ateşkes üzerinde mutabakata varıldı.Rusi so s Švedi sklenili premirje za 20 let.
Son zamanlarda yapılan çalışmalarla kitabın yazarının bir kadın olduğu konusunda mutabakata varılmıştır.Že odkar se je Celestina prvič pojavila se postavljajo vprašanja v zvezi z avtorjem in strukturo knjige.
5.Uzmanlaşmışmahkemeler, kendi Usul Kurallarını, Adalet Divanıile mutabakat halinde oluştururlar.5.Špecializované súdy si stanovia svoje rokovacie poriadky po dohode so Súdnym dvorom.
5.Uzmanlaşmışmahkemeler, kendi Usul Kurallarını, Adalet Divanıile mutabakat halinde oluştururlar.5.Tribunalele specializate îşi adoptăregulamentul de procedurăîn acord cu Curtea de Justiţie.
5.Uzmanlaşmışmahkemeler, kendi Usul Kurallarını, Adalet Divanıile mutabakat halinde oluştururlar.Retten fastsætter med Europa-Domstolens tiltrædelse sit procesreglement.
5.Uzmanlaşmışmahkemeler, kendi Usul Kurallarını, Adalet Divanıile mutabakat halinde oluştururlar.Sąd ustanawia swój regulamin proceduralny w porozumieniu z Europejskim Trybunałem Sprawiedliwości.
5.Uzmanlaşmışmahkemeler, kendi Usul Kurallarını, Adalet Divanıile mutabakat halinde oluştururlar.Skliče ga njegov predsednik na zahtevo Evropskega parlamenta, Sveta ministrov ali Komisije.
Arap-İngiliz Mutabakat Konseyi'ndenJoseph Willits tweet attı:Como Joseph Willits del Consejo para el Entendimiento árabe-británico tuiteó:
Arap-İngiliz Mutabakat Konseyi'ndenJoseph Willits tweet attı:Joseph Willits du Council for British-Arab Understanding a tweeté :
Bazen mutabakat veya ateşkes anlaşmaları ya da arabulucular bu süreçte rol oynar.때로는, 중재 협상이나 적어도 휴전 협정 그리고 평화감시자들을 배치하는 것이
Bazen mutabakat veya ateşkes anlaşmaları ya da arabulucular bu süreçte rol oynar.לעתים, כהשלמה להם, מושגים הסכמים בדרך של מו"מ, או לפחות הסכמי הפסקת-אש,
Bazen mutabakat veya ateşkes anlaşmaları ya da arabulucular bu süreçte rol oynar.وفي نفس الوقت هناك تسويات بين الاطراف المتنازعة او اتفاقيات ايقاف اطلاق النار
Bazen mutabakat veya ateşkes anlaşmaları ya da arabulucular bu süreçte rol oynar.交渉による解決や あるいは停戦合意に賛意が得られ 平和維持活動が展開されますが
Birlik Kurumlarının yerleri, Üye Devletlerin hükümetlerinin ortak mutabakatıyla belirlenir.Las cooperaciones reforzadas que se pretenda establecer respetarán la Constitución y el Derecho de la Unión.
Birlik Kurumlarının yerleri, Üye Devletlerin hükümetlerinin ortak mutabakatıyla belirlenir.La sede delle istituzioni dell’Unione è fissata d’intesa comune dai governi degli Stati membri.
Birlik Kurumlarının yerleri, Üye Devletlerin hükümetlerinin ortak mutabakatıyla belirlenir.Le siège des institutions de l’Union est fixé du commun accord des gouvernements des États membres.
Birlik Kurumlarının yerleri, Üye Devletlerin hükümetlerinin ortak mutabakatıyla belirlenir.Ministerrådet træffer afgørelse efter høring af Europa-Parlamentet.
Birlik Kurumlarının yerleri, Üye Devletlerin hükümetlerinin ortak mutabakatıyla belirlenir.Sediul instituţiilor Uniunii este stabilit de comun acord între guvernele statelor membre.