Amerikan ordusundan William Stryker ikisine mutantlardan bir ekip kurduğunu ve kendisine katılmalarını söyler.Major William Stryker (Danny Huston) frågar dem om de vill ingå i ett specialteam, vilket båda godtar.
Mutasavvifi en büyük derviş olarak Muhammed'i kabul eder.Näst efter Mose räknar judendomen Elia som den störste profeten.
Mutadis mutandis, "Değişmesi gerekenler değiştirildi" anlamına gelen Latince bir söz öbeğidir.Mutatis mutandis (latin) betyder "med vederbörliga ändringar".
Rett sendromu genellikle çocuktaki bir mutasyon nedeniyle oluşur.Tillståndet orsakas oftast av en mutation på en specifik kromosom.
Y kromozomunda mutasyonlar oluştuğu zaman doğrudan babadan oğula, erkek sülalesi boyunca aktarılır.Y-kromosomen överförs uteslutande från far till son.
Tempora mutantur et nos mutamur in illis Zaman hareket ediyor, biz de onunla birlikte değişiyoruz.Tempŏra mutantur et nos mutamur in illіs – Часи змінюються і ми змінюємося разом з ними.
DNA'da meydana gelen hasarın tipi mutagenin tipine bağlıdır.Тип пошкодження ДНК залежить від типу мутагена.
K-ras proto-onkogenindeki mutasyonlar akciğer adenokarsinomlarının %10-30'undan sorumludur.Мутації протоонкогена K-ras є причиною 10-30 % випадків аденокарциноми легень.
Amma bundan Türklüğümüz mutazarrır olurmuş...Адже це протипоказано його змістом ...
Sinop Sancağı Mutasarrıf vekilliği yaptı (1902).Реконструкція костелу в Товстому (1902).
Nihayetinde toplantının Kasım 1943'te Tahran'da yapılması konusunda mutabık kalındı.Утворення було затвержено на Тегеранській конференції в листопаді 1943.
Proto-onkogen ise mutasyonlar veya artmış gen ekspresyonu nedeniyle onkogene dönüşebilen, normal genlerdir.Протоонкоген — це звичайний ген, який може стати онкогеном через мутації або підвищення експресії.
Gelecekte tüm mutantlar tek tek ölmektedir.Під час цього бою гине більшість мутантів.
Morötesi ışınım ise, DNA yapısına zarar vermek suretiyle mutasyonlara neden olur.Пошкодження радіацією ДНК викликає мутації.
26 Aralık 2011'de Türkiye ve Azerbaycan arasında mutabakat zaptı imzalandı.У грудні 2009 року між Туреччиною та Азербайджаном було укладено угоду про військову допомогу.
31 Temmuz 1963 tarihinde Whitaker, Terry Nation'ı The Mutants adlı bir bölüm yazması için görevlendirdi.31. července 1963 Whitaker pověřil Terryho Nationa, aby napsal příběh pod názvem The Mutants.
Nation'ın senaryosu, Doctor Who'nun ikinci hikâyesi The Daleks (diğer adıyla The Mutants) olarak belirlendi.Nationův scénář se stal druhým příběhem seriálu The Daleks (neboli The Mutants).
Bilinen tüm genetik mutasyonların prognostik önemi yoktur.Ne každá známá genetická mutace má vliv na prognózu.
Burada bir diğer mutantı da yok eder.Je však zneškodněn jiným mutantem.
Fakat daha sonraları bunun nedeninin de bir tür mutasyon olduğu öğrenilmiştir.Víme pouze, že to je nějaká jeho podmnožina.
Fakir ve mutaçlara yardım eder kendisini de fakir bir kul olarak görürdü.Působil i jako mecenáš a přispíval na dobročinnost ve prospěch chudých.
K-ras proto-onkogenindeki mutasyonlar akciğer adenokarsinomlarının %10-30'undan sorumludur.Mutace protoonkogenu K-ras způsobují 10–30 % případů adenokarcinomu plic.
Oyun oynanışı, bir önceki The Simpsons: Bart vs. the Space Mutants oyununa benzemektedir.The Simpsons: Bart vs. the Space Mutants je první videohra založená na animovaném seriálu Simpsonovi.
Ancak Ruslarla da iki yıllık bir ateşkes üzerinde mutabakata varıldı.S Ruskem se Turci v Karlovicích dohodli pouze na dvouletém příměří.
Mutasyonu ona üstün bir telepati ve telekinezi yeteneği vermiştir.Její znalosti jí umožňují používat telepatické a telekinetické schopnosti.
RAS ailesinde meydana gelen mutasyonlar çok sık görülmektedir.Na severních svazích Rodopů je často pozorován fénový jev.
Nokta mutasyonlar, genellikle bir veya birkaç nükleottitte meydana gelen mutasyonlardır.Takové poškození, které může být způsobené například jednou nebo několika mutacemi.
Mutajenik ve yüksek derecede etkili bir kanserojendir.Je silně karcinogenní a mutagenní.
Nihayetinde toplantının Kasım 1943'te Tahran'da yapılması konusunda mutabık kalındı.Ta se měla odehrát v listopadu 1943 v Teheránu.
Bu mutasyonların bazıları da kansere yol açar.Některé mohou způsobovat také rakovinu.
Genellikle bir “+” sembolü bir gen için normal, mutant olmayan aleli temsil etmede kullanılır.Adesea simbolul „+” este folosit pentru marcarea unei alele non-mutante obișnuite pentru o genă.
Bu dizi de Buffy gibi Whedon'ın yapım şirketi olan Mutant Enemy tarafından yapılmıştır.La fel ca serialul Buffy, a fost produs de compania lui Whedon, Mutant Enemy.
Genetik mutasyonda bir otoritedir ve en büyük arzusu insanoğlu ile mutantların barış içinde yaşamasıdır.El este o autoritate în mutația genetică și un susținător al relațiilor pașnice între oameni și mutanți.
Aileden hiç kimse başta bu mutantın tekerin patlamasına neden olduğunu bilmemektedir.Inițial nimeni nu a fost capabil să înțeleagă amploarea exploziei.
Bu hal Mutazz'ın halifeliği ve hayatının sona ermesine baş neden oldu.Înfrângerea l-a costat pe Mustafa poziția și, în cele din urmă, viața.
3 Ağustos 1910 tarihinde İpek Sancağı Mutasarrıflığına atandı.13 august 1910) a fost precursoarea serviciului sanitar modern.
DNA dizileri, yeni aleller üreten mutasyonlar tarafından değiştirilebilirler.Secvențele ADN pot fi alterate prin mutații, care duc la producerea de noi alele.
3 kafadar olan mutantlar ilk önce işe elektrik kesilmesinden başlamıştır.Trei fire narative încep atunci în piesă.
Somatik genetik mutasyonlar mutan genden işlevsel proteinlerin üretmini engeller.De exemplu, proteinele contractile actină și miozină sunt responsabile pentru contracția mușchilor scheletici.
Bilinen tüm genetik mutasyonların prognostik önemi yoktur.Nem minden ismert genetikai mutációnak van prognosztikai jelentősége.
K-ras proto-onkogenindeki mutasyonlar akciğer adenokarsinomlarının %10-30'undan sorumludur.A K-RAS prot-onkogénben végbement mutáció felelős a tüdő adenocarcinómáinak 10-30%-ért.
Aynı genin daha az şiddetli bir mutasyona maruz kalmasıyla oluşur.Egy kevésbé veszélyes vírus szervezeten belüli mutációja váltja ki.
Ancak Ruslarla da iki yıllık bir ateşkes üzerinde mutabakata varıldı.A svédek beleegyeztek a kétéves fegyverszünetbe.
Hayvan çalışmaları da nörotoksik etkileri kanıtlar ayrıca spermde mutasyonlar olduğunu da gösterir.Állatkísérletek neurotoxikus hatást és a sperma mutációját is kimutatták.
Öbür uzmanlar bu yaratığın henüz keşfedilmemiş ya da mutasyon geçirmiş bir hayvan olduğuna inanır.A biológusok még nem állapították meg, hogy ez az élőlény értelmes-e vagy csak félértelmes.
Uçuş sırasında, Beast Magneto'ya ilacı enjekte ederek mutant güçlerini etkisiz kılar.A harc hevében Beast beadja a gyógyírt Magnetónak, megfosztva őt mutánserejétől.
“Isıya duyarlı mutasyonlar” olgusu bu duruma örnek olarak gösterilebilir.A protonbomlás feltételezett folyamata egy ilyen szimmetriasértés példája lehetne.
Aileden hiç kimse başta bu mutantın tekerin patlamasına neden olduğunu bilmemektedir.Soha nem derült fény arra, mitől robbant fel a robbanóanyag.
Üç yıl sonra Medine-i Münevvere'ye gidip Peygamberin Ravza-i Mutahhara'sını ziyaret etti.Két évre rá fia emigrált az Egyesült Államokba, a Wermachtos behívó elől menekülve.
Halife Mutasım zamanında ise hilafet merkezi Samarra'ya taşınınca şehir gözden düştü.Téves tehát az kép, hogy a központot a meroitikus korban délre helyezték volna át.
Tuhaf hayvanları mutant yapar.Az ördögi doktor aki állatokat alakít mutánssá.
Burada bir diğer mutantı da yok eder.Itt is fennmaradt egy mozaik.
Mavi göz: Bu renk yeni bir mutasyona dayanır.Ennél a mutációnál a test fehér színe változó intenzitású.
Hayvanları mutasyona uğratır.Bemutatja neki az állatait.
Bu durum çeşitli mutasyon çalışmalarıyla da ispatlanmıştır.Ezt mutagénekkel segítik elő.
Charles onun mutant olduğunu hemen anlar.Végül megtudja, hogy mutáns.
Bilinen tüm genetik mutasyonların prognostik önemi yoktur.Jokaisella geneettisellä mutaatiolla ei ole prognostisia vaikutuksia.
Diğer tip mutasyonlar ise, dana önceki şifrelenmemiş genlerden tamamen yeni genler bile oluşturabilirler.Toisen tyyppiset mutaatiot voivat jopa kehittää kokonaan uusia geenejä aiemmin ei-koodaavasta DNA:sta.
Gelişimsel veya mutasyonla ilgili bu tür bir yanlılık ve tarafgirlik morfolojik evrimde de gözlemlenmiştir.Kehittymiseen ja mutaatioon liittyviä taipumuksia on havaittu myös morfologisessa evoluutiossa.
Ancak bu hastalığa neden olan çeşitli başka mutasyonlar da bilinmektedir.Useita erilaisia tautia aiheuttavia samaan entsyymiin kohdistuvia mutaatiota tunnetaan.