Muktedir 25 yıl halife olarak hüküm sürmüştür.He possibly ruled 25 years.
Amaç, sadece probleme neden olanlarla uğraşmak değil, herhangi bir meydan okumaya muktedir olmaktır.The goal is to be able to challenge anything at all, not just items which are problems.
Her ţeyi bilen, her ţeye muktedir... ...Ramiz dayýnýn çaresizliđi. Yo hayýr.The desperation of Ramiz Karaeski who knows everything, who has everything
Çünkü buna muktedir değiller.Because they can't afford it.
Orada kıyamet koptuğundan, neye muktedir olduğumu biliyorumSince all hell's broken loose out there, I know what I'm capable of.
Almanlar zihinsel ve fiziksel engellerin üstesinden gelmeye muktedirdirler.Germans are capable of overcoming mental and physical obstacles.
Ve şempanzelerin gerçek şefkat ve fedakarlığa muktedir olduklarını keşfediyoruz.And we find chimps are capable of true compassion and altruism.
Aslında köle olacak. İlerlemek muktedir asla konum.What Wilson wanted was a New World Order, not just a new world order.
Yeterince servet biriktirmek muktedir asla Aslında emekli veya ne için hayatta yapmak istiyoruz.In order to compete in the New World Order. ...compete in this New World Order.
Bu sebeple onu ne aşmaya muktedir oldular ne de onu delebildiler.Thus (Gog and Magog) could neither climb over it nor dig a hole through (the rampart).
Rüzgarlar onu savurur gider. Allah her şeye muktedirdir.God has power over everything.
Biz de onları mutlak galip, tam muktedir olan Allah'ın şanına yaraşır tarzda cezalandırdık.So We seized them with the grip of one mighty and powerful.
Allah her şey üzerinde Muktedir'dir, gücü her şeye yeter.And Allah is Able to do everything.
Allah her şeye muktedirdir.And Allah is Able to do everything.
Öğrencinin bu duruma muktedir olması ve gerçekten bir motivasyonla kendini geliştirmesi gerekmektedir.Der Schüler muss zudem fähig sein und eine wirklich reine Motivation entwickeln.
5. yüzyılda tahta çıkmış olan Gölge İmparatorlardan, belki de son muktedir İmparatordur.Uno de los «emperadores en la sombra» del siglo V, fue quizás el último emperador capaz.
Muktedir 25 yıl halife olarak hüküm sürmüştür.Sono eleggibili coloro che hanno compiuto 25 anni.
Muktedir veya Câʿfer el-Muktedir Billah (Arapça: المقتدر ) (d.توبة — тауба) Осмотрительность или богобоязненность (араб.
Ancak onlar muktedir devlet adamı ya da güçlü bir yönetici olmaktan ziyâde entelektüel zevk düşkünüydüler.Но оба они были скорее интеллектуалами, чем ловкими государственными деятелями или сильными правителями.
İlave olarak, ATA hard disk 80 MB/s üzerindeki ölçülen transfer oranına muktedirdir.Pior ainda, as BIOS indicam o tamanho do disco rígido em MB de memória.
Muktedir veya Câʿfer el-Muktedir Billah (Arapça: المقتدر ) (d.Deze kan vast (vaste beugel) of uitneembaar (losse beugel) zijn.
Ancak onlar muktedir devlet adamı ya da güçlü bir yönetici olmaktan ziyâde entelektüel zevk düşkünüydüler.しかし2人は有能な政治家や勢力のある支配者であるというよりは、知的な快楽にふける趣味人であった。
Muktedir ve kıymetli bir vezir olup epey iş görmüş ve bu yüzden hatırına riayet edilmiştir.Buvo labai talentingas ir gabus žmogus, ir dėl to buvo labai gerbiamas.
Bu gezegenin tarihinde, kadınlar hiç bu kadar eğitimli, bu kadar ilginç, bu kadar muktedir olmamışlardı.C'est la première fois dans l'histoire que les femmes sont aussi éduquées, intéressantes, qualifiées.
Bu gezegenin tarihinde, kadınlar hiç bu kadar eğitimli, bu kadar ilginç, bu kadar muktedir olmamışlardı.Chưa có lúc nào trên hành tinh này phụ nữ được giáo dục, thú vị và có khả năng như lúc này.
Bu gezegenin tarihinde, kadınlar hiç bu kadar eğitimli, bu kadar ilginç, bu kadar muktedir olmamışlardı.Ezen a bolygón előtte még sosem voltak a nők ennyire tanultak, érdekesek és ügyesek.
Bu gezegenin tarihinde, kadınlar hiç bu kadar eğitimli, bu kadar ilginç, bu kadar muktedir olmamışlardı.În nicio altă perioadă pe acest pământ femeile nu au fost atât de educate, de interesante, de capabile.
Bu gezegenin tarihinde, kadınlar hiç bu kadar eğitimli, bu kadar ilginç, bu kadar muktedir olmamışlardı.Inte någon gång på den här planetens historia har kvinnor varit så välutbildade, så intressanta, så dugliga.
Bu gezegenin tarihinde, kadınlar hiç bu kadar eğitimli, bu kadar ilginç, bu kadar muktedir olmamışlardı.이 행성에서 그 어느 때보다 여자들이 더 교육 받고, 흥미롭고, 능력 있지 않았습니다.
Bu gezegenin tarihinde, kadınlar hiç bu kadar eğitimli, bu kadar ilginç, bu kadar muktedir olmamışlardı.Mai come ora le donne sono state così istruite, interessanti, capaci.
Bu gezegenin tarihinde, kadınlar hiç bu kadar eğitimli, bu kadar ilginç, bu kadar muktedir olmamışlardı.Nigdy dotąd kobiety nie były tak wykształcone, interesujące i zdolne.
Bu gezegenin tarihinde, kadınlar hiç bu kadar eğitimli, bu kadar ilginç, bu kadar muktedir olmamışlardı.Nikdy předtím na této planetě nebyly ženy tak vzdělané, tak zajímavé, tak schopné.
Bu gezegenin tarihinde, kadınlar hiç bu kadar eğitimli, bu kadar ilginç, bu kadar muktedir olmamışlardı.Nikdy predtým neboli na tejto planéte ženy také vzdelané, také zaujímavé, také schopné.
Bu gezegenin tarihinde, kadınlar hiç bu kadar eğitimli, bu kadar ilginç, bu kadar muktedir olmamışlardı.Nunca neste planeta as mulheres foram tão instruídas, tão interessadas, tão capazes.
Bu gezegenin tarihinde, kadınlar hiç bu kadar eğitimli, bu kadar ilginç, bu kadar muktedir olmamışlardı.Op geen enkel moment op deze planeet waren vrouwen zo geschoold, zo interessant, zo bekwaam.
Bu gezegenin tarihinde, kadınlar hiç bu kadar eğitimli, bu kadar ilginç, bu kadar muktedir olmamışlardı.Še nikoli na tem planetu niso bile ženske tako izobražene, zanimive, sposobne.
Bu gezegenin tarihinde, kadınlar hiç bu kadar eğitimli, bu kadar ilginç, bu kadar muktedir olmamışlardı.Zu keiner Zeit auf diesem waren Planten waren die Frauen so gebildet, so interessant, so fähig.
Bu gezegenin tarihinde, kadınlar hiç bu kadar eğitimli, bu kadar ilginç, bu kadar muktedir olmamışlardı.Ποτέ πριν στον πλανήτη οι γυναίκες δεν ήταν τόσο μορφωμένες, τόσο ενδιαφέρουσες, τόσο ικανές.
Bu gezegenin tarihinde, kadınlar hiç bu kadar eğitimli, bu kadar ilginç, bu kadar muktedir olmamışlardı.Никога досега жените не са били толкова образовани, интересни и способни.
Bu gezegenin tarihinde, kadınlar hiç bu kadar eğitimli, bu kadar ilginç, bu kadar muktedir olmamışlardı.Никогда в истории этой планеты женщины не были столь образованы, интересны, способны.
Bu gezegenin tarihinde, kadınlar hiç bu kadar eğitimli, bu kadar ilginç, bu kadar muktedir olmamışlardı.Ще ніколи в історії цієї планети жінки не були настільки освічені, цікаві і умілі.
Bu gezegenin tarihinde, kadınlar hiç bu kadar eğitimli, bu kadar ilginç, bu kadar muktedir olmamışlardı.נשים מעולם לא היו כה משכילות, כה מעניינות ובעלות כל כך הרבה יכולות.
Bu gezegenin tarihinde, kadınlar hiç bu kadar eğitimli, bu kadar ilginç, bu kadar muktedir olmamışlardı.لم يحدث في تاريخ الكوكب أن كان النساء، متعلمات جداً، مثيرات جداً، قادرات جداً.
Bu gezegenin tarihinde, kadınlar hiç bu kadar eğitimli, bu kadar ilginç, bu kadar muktedir olmamışlardı.人類の進化において良い婚姻形態をつくる機会があるとすれば
Bu gezegenin tarihinde, kadınlar hiç bu kadar eğitimli, bu kadar ilginç, bu kadar muktedir olmamışlardı.喺呢個星球,女人從來未試過好似依家咁高教育,咁有味道,咁能幹
Çünkü buna muktedir değiller.Car ils n'en ont pas les moyens.
Çünkü buna muktedir değiller.No se lo pueden permitir.
Çünkü buna muktedir değiller.Vì họ không được phép.
Çünkü buna muktedir değiller.Защото не могат да си го позволят.
Çünkü buna muktedir değiller.Потому что они не могли позволить себе такой роскоши.
Dünya bizimle alay edebilir, ama bu halkın ne büyük başarılara muktedir olduğunu farkedince titreyecek.El mundo puede burlarse, pero temblará al ver los grandes hitos de los que somos capaces.
Dünya bizimle alay edebilir, ama bu halkın ne büyük başarılara muktedir olduğunu farkedince titreyecek.Весь мир может насмехаться над нами, . . ... но все содрогнутся, когда поймут, на что способны эти люди.
Gerçekten de sıradışı bir biyolojik çeşitliliği sürdürmeye muktedir sıradışı bir coğrafyaydı.C'était vraiment un paysage extraordinaire qui renfermait une biodiversité également extraordinaire.
Gerçekten de sıradışı bir biyolojik çeşitliliği sürdürmeye muktedir sıradışı bir coğrafyaydı.Era davvero un paesaggio straordinario capace di sostenere un'eccezionale biodiversità.
Gerçekten de sıradışı bir biyolojik çeşitliliği sürdürmeye muktedir sıradışı bir coğrafyaydı.Era într-adevăr un peisaj extraordinar care era capabil să suporte o biodiversitate extraordinară.
Gerçekten de sıradışı bir biyolojik çeşitliliği sürdürmeye muktedir sıradışı bir coğrafyaydı.Es war wirklich eine außergewöhnliche Landschaft, die eine außergewöhnliche Artenvielfalt ermöglichte.
Gerçekten de sıradışı bir biyolojik çeşitliliği sürdürmeye muktedir sıradışı bir coğrafyaydı.Het was echt een buitengewoon landschap, in staat om een buitengewone biodiversiteit te herbergen.
Gerçekten de sıradışı bir biyolojik çeşitliliği sürdürmeye muktedir sıradışı bir coğrafyaydı.놀랄만한 생물다양성을 지원하는 놀라운 경관이었죠.
Gerçekten de sıradışı bir biyolojik çeşitliliği sürdürmeye muktedir sıradışı bir coğrafyaydı.Nó quả là một cảnh quan tuyệt vời mà có thể có được sự đa dạng sinh học đặc biệt như vậy.
Gerçekten de sıradışı bir biyolojik çeşitliliği sürdürmeye muktedir sıradışı bir coğrafyaydı.Realmente era un paisaje extraordinario, capaz de dar cabida a una biodiversidad increíble.