Ana içeriğe geç
Sözlük

mukadder ile cümle

mukadder kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bize olan her şeyin mukadder olduğunu düşünüyor musunuz?Do you think that everything that happens to us is predestined?
Yahut ihtilâl toplumsal bir kader ve bütün toplumlar için mukadder midir?For what shall it profit a man, if he gain the whole world, and suffer the loss of his soul?
Bu kaçınılmaz sonuçlar da onun mukadderi olmuştur.Even his close aides were embarrassed.
"Ya istiklali bahşet bana ya da mukadderat ihsan eyle."?"Provide me with liberty or bestow upon me fatality?"
Her haberin mukadder bir zamanı var, siz de öğrenir, bilirsiniz yakında.A time is fixed for every prophecy; you will come to know in time.
Her ümmetin mukadder bir zamanı var.Every people have a certain term.
Şüphe yok ki uğrayacakları azabın mukadder zamanı, sabah çağıdır; sabah da yakın değil mi?Their hour of doom is in the morning: Is not the morning nigh?"
Her mukadder zaman, tespit edilmiştir.For every age there is a law.
Ve biz hiçbir şehri helak etmedik ki helak edeceğimiz zaman, malum ve mukadder olmasın.Not one habitation have We destroyed but at the time determined for it.
Hiçbir ümmet, ne helak edileceği zamanı mukadder vaktinden öne alabilir, ne de onu geciktirebilir.No people can hasten or delay the term already fixed for them.
Hiçbir ümmet, helak edilmesi mukadder olan zamanı ileriye alamayacağı gibi geriye de atamaz.No nation can live beyond its allotted time, or lag behind.
Ve yerden de sular fışkırttık, derken sular, mukadder bir emre göre birleşti.And We opened up the springs of the earth; and the waters met for a decreed end.
Şüphe yok ki biz; her şeyi, bilgimizde mukadder olduğu gibi ve zamanında yarattık.We have indeed created all things by measure;
Elbette bilinen günün muayyen ve mukadder vaktinde toplanacaksınız.Will be gathered together on a certain day which is predetermined.
Bir zamana kadar yeryüzünde oturmanız, oradan rızıklanmanız mukadder.On earth will be a dwelling place for you and an enjoyment for a time."
Her biri mukadder bir gayeye akıp gidiyor. İşte bu gördüklerinizi yapan Allah sizin Rabbinizdir.And He has subjected the sun and the moon, each runs its course for a term appointed.
Her biri mukadder bir gayeye akıp gidiyor.He hath subdued the sun and moon to service.
Güneşi ve ayı emrine âmâde kılmıştır. Her biri mukadder bir gayeye akıp gidiyor.He has subjected the sun and the moon each running for a named term.
İnsanların gereksinimlerini sağlar ve onların mukadderatlarını düzenlerler.Daraufhin fügen sich die Menschen seinem Willen.
İçlerinden birinin adı aynı zamanda “mukadderat”tır.L'un est, en quelque sorte, le « sujet » de l'autre.
Bu kaçınılmaz sonuçlar da onun mukadderi olmuştur.La sua inesperienza gli ha anche portato delle conseguenze.
Mukadder Yaman bir gece aniden ölür.Subito dopo Tim muore improvvisamente.
Yahut ihtilâl toplumsal bir kader ve bütün toplumlar için mukadder midir?И разве можно выжимание соков из народа назвать заботой о его благоденствии?!..
İdare usûlü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir.إحالة "العليمى" لهيئة مكتب "الشعب" لسبه "المشير" و"حسان".
İnsanların gereksinimlerini sağlar ve onların mukadderatlarını düzenlerler.É aquele quem impulsiona as ações dos indivíduos, dando reação as suas ações.
2009 yılında "Facebook dizisi" olarak bilinen Mukadderat adlı diziyi yazıp yönetti.Ainda, lançou um disco de vídeo em 2009, intitulado Despacho Urbano.
Suskunluk sarmalı Dürüstlük Nifak Münafık Mukadderat ve İcabat,Bedri RuhselmanOnterende straf Schaamschot Schaamstreek Schaamhaar
İnsanların gereksinimlerini sağlar ve onların mukadderatlarını düzenlerler.Uit geloof gehoorzamen mensen aan Gods wil en doen ze goede daden.
Antropozofinin mukadderata bu bakış açısı neo-spiritüalist bakış açısına çok yakındır.De embryologie en het begrip neotenie spelen in deze antroposofische benadering een grote rol.
Mamafih her ikisi de insanın ve özellikle de Şark dünyasının mukadderatını değiştirmeği gaye edinmişlerdir.Spotkanie to odmieni życie obojga, a zwłaszcza Paula.
Bunlar, nedenler toplamı olarak oluşan "mukadderat"tır.Są one konieczne ze względu na „realizm wcielenia”.
İçlerinden birinin adı aynı zamanda “mukadderat”tır.Одна з них має назву «Відрадний».
İdare usûlü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir.Вона ґрунтується на тому, що люди адміністративної адміністрації керують долею особисто та фактично.
Mukadder Yaman bir gece aniden ölür.Mrs. Ramsay egyik éjjel váratlanul meghal.
Bu kaçınılmaz sonuçlar da onun mukadderi olmuştur.A Bethánia Egylet is erre a szomorú sorsra jutott.
İnsanların gereksinimlerini sağlar ve onların mukadderatlarını düzenlerler.Og han skal ødelegge de onde og kreve alle mennesker til regnskap for deres gjerninger.
Mukadderat İlahi İrade Yasaları’nın değişmeyen gereklerinden ibarettir.Keindahan Hukum-hukum TUHAN yang tidak berubah.
Yahut ihtilâl toplumsal bir kader ve bütün toplumlar için mukadder midir?もとより人間に王侯将相の種族の別があろうか」。
İçlerinden birinin adı aynı zamanda “mukadderat”tır.名前も同じ『ひろし』である。
Yahut ihtilâl toplumsal bir kader ve bütün toplumlar için mukadder midir?為人之都,若為其都,夫誰獨舉其都以伐人之都者哉?為彼猶為己也。
Yönetim şekli, halkın mukadderatını bizzat ve fiili olarak yönetmesi ilkesine dayanır.原教旨主義主张根据《可兰经》来严格管理个人和社会生活。
Yahut ihtilâl toplumsal bir kader ve bütün toplumlar için mukadder midir?이는 백성들에게 깊은 덕을 입게 한 것으로, 어찌 그 결단을 후주(後周)와 비교할 수 있을 것인가?
İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına dayanır.왜냐하면 사생활에 대한 관심은 동시에 소비와 레저에 대하는 관심이기 때문이다.
Bunlar, nedenler toplamı olarak oluşan "mukadderat"tır.Sú to "zovšeobecnené súradnice".
Alın yazısı, Yazgı veya Mukadderat olarak da anılır.Poleg tega je celoten izraz napisan s poševno pisavo ali podčrtan.
Bedford, benim mukadder port için atılmak ere, bu endişesini bir konu oldu베드 포드, 내 운명 포트 떠나있을 오히려, 이건 관계의 문제가되었습니다
Bedford, benim mukadder port için atılmak ere, bu endişesini bir konu olduבדפורד, בטרם יכולתי לצאת לנמל המיועדים שלי, הוא הפך עניין של concernment
Bedford, benim mukadder port için atılmak ere, bu endişesini bir konu olduبيدفورد ، يحرث أتمكن من السير المتجهة الى ميناء بلدي ، أصبحت مسألة concernment
Bedford, benim mukadder port için atılmak ere, bu endişesini bir konu olduここで、私は食べて、その間寝ていた。
Boston ve New York MEADS sıkışmış mukadder, damak zevkini tatmin etmek için Doğa severler var.Milovníci přírody zde.
Boston ve New York MEADS sıkışmış mukadder, damak zevkini tatmin etmek içinlas praderas de Boston y Nueva York, destinado a ser atascado, para satisfacer los gustos de
Boston ve New York MEADS sıkışmış mukadder, damak zevkini tatmin etmek içinles prés à Boston et à New York; destiné à être coincé, pour satisfaire les goûts des
Boston ve New York MEADS sıkışmış mukadder, damak zevkini tatmin etmek için보스톤과 뉴욕 meads, 끼인 운명은의 취향을 만족시키기
Boston ve New York MEADS sıkışmış mukadder, damak zevkini tatmin etmek içinMeads в Бостън и Ню Йорк, е предопределен да бъде претрупан, да отговарят на вкусовете на
Boston ve New York MEADS sıkışmış mukadder, damak zevkini tatmin etmek içinmeads על בוסטון וניו יורק, עתידה להיות תקוע, כדי לספק את טעמו של
Boston ve New York MEADS sıkışmış mukadder, damak zevkini tatmin etmek içinThe Meads naar Boston en New York, bestemd om te worden geblokkeerd, met de smaak van te voldoen
Boston ve New York MEADS sıkışmış mukadder, damak zevkini tatmin etmek içinوmeads الى بوسطن ونيويورك ، متجهة لتكون مزدحمة ، لإرضاء أذواق
Boston ve New York MEADS sıkışmış mukadder, damak zevkini tatmin etmek içinそこに自然の愛好家。
"Ya istiklali bahşet bana ya da mukadderat ihsan eyle."?"Ban cho tôi tự do hay cái chết?"
"Ya istiklali bahşet bana ya da mukadderat ihsan eyle."?"Bietet mir Freiheit oder gewährt mir Fatalität?"
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod