Ana içeriğe geç
Sözlük

muhafazakar ile cümle

muhafazakar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
John Major liderliğindeki Muhafazakar Parti dördüncü kez üst üste seçim kazandı.На этих выборах победу в четвёртый раз подряд одержали консерваторы, но впервые ими руководил Джон Мейджор.
O muhafazakâr Yeni Demokrasi'nin adayı.Влились в состав Новой демократии.
Liberteryenler ve Amerikalı muhafazakarlar arasında önemli bir etkisi olmuştur.كما كان لها تأثير كبير بين الليبراليين والمحافظين الأمريكيين.
Malatesta'ya göre sendikalar reformistti ve hatta bazen muhafazakar olabiliyorlardı.ورأى مالاتيستا أن النقابات إصلاحية وقد تكون أحياناً محافظة.
Kolombiya Muhafazakar Partisi üyesidir.وهو عضو في Colombian Conservative Party .
80'li yılların ortalarından itibaren Türk milliyetçisi çizgiden uzaklaşarak muhafazakar-liberalizme yöneldi.ومنذ منتصف الثمانينيات اتجه إلى الليبرالية واليمينية مبتعدا عن خط القومية التركية.
Thatcher 1975-1990 arasında Muhafazakâr Parti başkanlığı, 1979-1990 arasında da başbakanlık yaptı.وفي الفترة من 1975-1990 تولت رئاسة حزب المحافظين، أما في الفترة الممتدة 1979-1990 فقد تولت رئاسة الوزراء.
Tüm yaşamı boyunca siyasi olarak muhafazakar kaldı.لم يشغل أي منصب سياسي طوال حياته.
Muhafazakâr Parti üyesiydi.وهو عضو في Conservative Party .
Daha muhafazakâr bir ekonomik reform paketleri uyguladı.إجراء إصلاحات اقتصادية ليبرالية جديدة.
Mezun olduktan sonra Muhafazakar Parti'nin Araştırma Bölümü'nde 1988-1993 yılları arasında çalıştı.بعد تخرجه، عمل كاميرون لإدارة بحوث حزب المحافظين بين سبتمبر 1988 و 1993.
Ailem çok dindar değildi fakat ben aşırı muhafazakardım.قلت: إن والدي كان من أجلّ أهل العلم ولكن لم يكن أديباً.
Muhafazakâr görüşün temsilcisi olmuştur.كان مدافعًا عن حرية التعبير.
Milliyetçi ve Muhafazakar Parti, 3 Mart 2010'da Türkiye'de kurulmuş bir siyasi partidir.جيل جديد هو حزب سياسي في الجزائر تم إنشاؤه في 11 مارس 2011.
Muhafazakârlık, geleneksel sosyal etmenlerin muhafaza edilmesini destekleyen politik ve sosyal felsefedir.المحافظة كفلسفة سياسية واجتماعية تعزز الحفاظ على المؤسسات الاجتماعية التقليدية في سياق الثقافة والحضارة.
Bu fabrikanın normal bira üretmesine ek olarak muhafazakâr Müslümanlara yönelik alkolsüz bira da üretir.تدخل نبتة الجنجل في صناعة الجعة (البيرة) الخالية من الكحول بالإضافة للبيرة الكحولية.
Birleşik Devletlerde Hristiyan milliyetçiliği muhafazakar olma eğilimindedir.Nos Estados Unidos, o nacionalismo cristão tende a ser conservador.
O muhafazakâr Yeni Demokrasi'nin adayı.Ele é líder do conservador partido Nova Democracia.
1974-1977 yılları arasında ve 1981-1993 yılları arasında Muhafazakâr Halk Partisi'nin Başkanıydı.Foi também presidente do Partido Popular Conservador, de 1974 a 1977 e de 1981 a 1993.
Liberteryenler ve Amerikalı muhafazakarlar arasında önemli bir etkisi olmuştur.Ela tem sido uma influência significativa entre libertários, liberais clássicos e conservadores americanos.
1899 yılında iktidardaki muhafazakarlar iktadrı korumak için seçimlere hile karıştırmakla suçlanıyordu.Em 1899, os conservadores dirigentes foram acusados ​​de manter o poder através de eleições fraudulentas.
Seçimleri Harold Macmillan liderliğindeki Muhafazakâr Parti kazandı.Ajudou a tombar o Governo conservador de Harold Macmillan.
Hükümette 16 Muhafazakar Parti ve 5 Liberal Demokrat milletvekili bulunmaktadır.18 ministros são social-democratas e 5 verdes.
Cinsin diğer türleri gibi bu da morfolojik ve ekolojik açıdan oldukça muhafazakâr bir türdür.É, dentro das coníferas, o grupo mais diverso morfologica e ecologicamente.
On ay sonra, Muhafazakâr Parti'den milletvekili seçildi.Uma década depois era chamado de o chefe único do partido conservador do Pará.
1977 yılında muhafazakar Yeni Demokrasi'ye katılmıştır.Em 1983, Rosário aderiu fervorosamente para a restauração da democracia.
1993'te muhafazakar Edouard Balladur Bakanlar Kurulu'na güvenoylamasında kabul oyu verdi.Em 1993, ela votou a favor da posse do conservador Édouard Balladur, para o Conselho de ministros.
Tüm yaşamı boyunca siyasi olarak muhafazakar kaldı.Sempre um reformista, envolve-se em política por toda a sua vida.
1964-1994 yılları arasında Muhafazakâr Halk Partisinden Folketing (Danimarka parlamentosu) üyesiydi.Foi membro do Folketing, o parlamento da Dinamarca, de 1964 a 1994.
Hem Abe hem de Asō Japonya'nın dış siyaseti konusunda muhafazakâr bir sergilenmesini savunmaktadır.ONU e Irã desenvolvem projeto conjunto para salvar guepardos asiáticos.
Insia çok hevesli ama çok muhafazakar bir ailenin kız çocuğudur.É filha única e é muito protegida pela família.
Bu muhafazakar görüşler sadece Paris'te baskın değildi.Esta coerção contra a consciência, no entanto, não se mantêm apenas na China.
Bu kabine liberal muhafazakârdı.Foi a reformador liberal.
Muhafazakâr Optimates kliği tarafından muhalefet edilmişlerdir.Estas reformas foram duramente combatidas pelos optimates liderados por Numídico.
Ben bir muhafazakâr değilim.Eu não sou conservador.
Saliha (Serra Yılmaz): Muhafazakâr bir ev kadınıdır.Een hennin is een lange, spits toelopende hoofdbedekking (puntige muts) van vrouwen.
Muhafazakâr görüşün temsilcisi olmuştur.Hij was een verdediger van de amnestiegedachte.
Gazete, Viktor Orbán'ın yönettiği milliyetçi muhafazakar siyasi parti Fidesz'i desteklemektedir.De krant is gelieerd aan de regerende Fidesz-partij van Viktor Orbán.
Ulusal Yenilenme (İspanyolca: Renovación Nacional, RN), Şili'de liberal muhafazakâr bir siyasi partidir.De Nationale Hernieuwing (Spaans: Renovación Nacional, RN) is een liberale Chileense politieke partij.
Genel siyasi çizgisi liberal-muhafazakâr doğrultudaydı.Binnen de PC vertegenwoordigde hij de liberaal-conservatieve richting.
Ağırlıklı olarak milliyetçi ve muhafazakâr bir tutum içinde oldu.Hij groeide op in een grootburgerlijk en beschermd milieu.
O'Reilly muhafazakar bir yorumcu olarak bilinir.Zelf beweert O'Reilly niet conservatief te zijn.
Bu parti kuzeyli muhafazakar müslüman blokça hoş karşılanmamaktaydı.Het lidmaatschap van de Reichskulturkammer bood daartegen geen bescherming.
AK Parti muhafazakâr demokrat bir partidir.De Democratische Unionistische Partij is een conservatieve partij.
Muhafazakâr Optimates kliği tarafından muhalefet edilmişlerdir.De klimaat- optimisten hebben ongelijk gekregen.
Malatesta'ya göre sendikalar reformistti ve hatta bazen muhafazakar olabiliyorlardı.Malatesta uważał, że związki zawodowe były dużą reformą, a z czasem mogą stać się nawet konserwatywne.
Liberteryenler ve Amerikalı muhafazakarlar arasında önemli bir etkisi olmuştur.Niemniej, obiektywizm miał znaczący wpływ na libertarian oraz amerykańskich konserwatystów.
Morfolojik ve ekolojik açıdan oldukça muhafazakâr bir cinstir.Grupa różnorodna morfologicznie i ekologicznie.
Sosyal konularda muhafazakar bir tutum izler.PiS w kwestiach społecznych prezentuje konserwatywne stanowisko.
Muhafazakar bir Hıristiyan mezhebi olan Güneyli Baptist inanışı ile yetişti.Wychowywał się w wierze Południowej Konwencji Baptystów.
Fakat daha sonraları islam diniyle muhafazakar yapısına kavuşmuştur.Wraz z nimi rozprzestrzeniał się na subkontynencie islam.
CDU ve sosyal bakımdan daha muhafazakâr CSU arasındaki farklılıklar geçmişte çatışmalara sebep oldu.Różnice pomiędzy CDU i bardziej konserwatywną CSU czasem doprowadzają do spięć.
Hükümette 16 Muhafazakar Parti ve 5 Liberal Demokrat milletvekili bulunmaktadır.8 członków należało do Partii Konserwatywnej a 1 do Liberalnych Demokratów.
Parti kendisini bazı durumlarda Hristiyan demokrat, bazı durumlarda da muhafazakâr ilan etti.Ze swej strony rząd chiński na niektórych odcinkach dodał także swoje zabezpieczenia.
Muhafazakâr görüşün temsilcisi olmuştur.Reprezentował poglądy konserwatywne.
Bu parti kuzeyli muhafazakar müslüman blokça hoş karşılanmamaktaydı.Połowiec, muzułmanin, nie dotrzymał obietnicy.
Muhafazakâr Parti üyesi.Była członkiem partii Musawat.
Olaylar, Şubat 1982'de muhafazakâr Sünni şehri Hama'da başlayan bir genel ayaklanmayla doruğa çıktı.Punktem kulminacyjnym był bunt w mieście Hama w lutym 1982 r.
Bunun üzerine Thatcher, Heath'a rakip olmaya karar verdi ve Muhafazakâr Parti Başkanlığına adaylığını koydu.Wtedy Thatcher podjęła decyzję, że będzie się ubiegać o fotel szefa partii.
Aynı yıl Aralık ayında Muhafazakar Parti Genel Başkan Yardımcısı seçildi.W tym samym roku został zastępcą przewodniczącego Mohylewskiego Obwodowego Komitetu Wykonawczego.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod