Ana içeriğe geç
Sözlük

muhafazakar ile cümle

muhafazakar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Tüm yaşamı boyunca siyasi olarak muhafazakar kaldı.Przez niemal całe swoje życie był aktywistą społecznym.
O muhafazakâr Yeni Demokrasi'nin adayı.Był działaczem Nowej Demokracji.
Semt halkı genel olarak muhafazakar eğilimlidir.Na tle całego Senatu jest jednak średnio konserwatywna.
Thatcher'ın etkisi Muhafazakâr Parti üzerinde kuvvetle devam etmektedir.Thatchers arv har fortsatt att starkt påverka det konservativa partiet.
Saliha (Serra Yılmaz): Muhafazakâr bir ev kadınıdır.Ugglor (Strigidae) är en familj inom ordningen ugglefåglar (Strigiformes).
Muhafazakâr liberalizm klasik liberalizmin daha az radikal türüdür.Konservativ liberalism är på sätt och viss en mindre radikal form av nyliberalism.
Muhafazakâr Optimates kliği tarafından muhalefet edilmişlerdir.De var motståndare till de konservativa optimaterna.
1899 yılında iktidardaki muhafazakarlar iktadrı korumak için seçimlere hile karıştırmakla suçlanıyordu.1899 anklagades de styrande konservativa för att försöka behålla makten genom valfusk.
2010 yılındaki seçimlerde David Cameron'la muhafazakar parti birinci parti çıktı.Vid valet 2010 vann de konservativa och David Cameron tillträdde som premiärminister.
Birleşik Rusya (Rusça: Единая Россия; Yedinaya Rossiya), Rusya'da muhafazakar bir siyasi partidir.Enade Ryssland (ryska: Единая Россия, Jedinaja Rossija) är ett politiskt parti i Ryssland.
Aynı yılın Kasımında, Thatcher, Muhafazakâr Parti liderliği için Anthony Meyer'in rekabetiyle karşılaştı.I november 1989 blev Thatcher utmanad om ledningen i det konservativa partiet av Sir Anthony Meyer.
Muhafazakâr Parti 1970 seçimlerini kazanınca, Thatcher, Heath kabinesinde Eğitim ve Bilim Bakanı oldu.När de konservativa under ledning av Edward Heath vann valet 1970 blev Thatcher utbildningsminister.
Mamafih muhafazakâr sıfatını reddetti, bunun yerine sendikalisti tercih etti.Arbetarna vägrade och istället så fick fackföreningen fler medlemmar.
Birleşik Devletlerde Hristiyan milliyetçiliği muhafazakar olma eğilimindedir.I USA kritiseras evolutionsteorin av den konservativa kristna högern.
Ailem çok dindar değildi fakat ben aşırı muhafazakardım.Familjen var traditionell men inte överdrivet religiös.
Gittikçe muhafazakarlaşmasına karşın tarım, çalışma ve eğitim reformlarını destekledi.Trots det fortsatte han att trycka på för att fortsätta reformera ekonomin och utbildningsväsendet.
Muhafazakâr görüşün temsilcisi olmuştur.Han var en ivrig företrädare för representationsreformen.
Seçimleri Margaret Thatcher liderliğindeki Muhafazakâr Parti üst üste üçüncü kez kazandı.Det var det första valet som vanns av Margaret Thatcher.
Tüm yaşamı boyunca siyasi olarak muhafazakar kaldı.Han var politiskt passiv hela sitt liv.
17 Mayıs 2018), İranlı Şii din adamı ve muhafazakâr görüşte olan siyasetçidir.Iran är 2017 ett shiamuslimskt land som tillämpar sharialagar.
Muhafazakar Parti büyük bir mutlak çoğunluk ile Konseyin politikasını kontrol etmektedir.För det skolpolitiska organet, se Lokal styrelse med elevmajoritet.
Ratzinger'in muhafazakar, gelenekçi görüşleri, 1960'lardaki liberal akımlar süresince daha da pekişti.Under tiden hade demokraterna i Virginia blivit mera liberala än vad de hade varit på 1960-talet.
Nisan 2000 tarihinde diğer muhafazakar günlük gazete Napi Magyarország'ı bünyesine katmıştır.У квітні 2000 року об'єднатись з іншою консервативною газетою Napi Magyarország.
Muhafazakâr liberalizm klasik liberalizmin daha az radikal türüdür.Консервативний лібералізм більш позитивний і менш радикальний варіант класичного лібералізму.
Liberteryenler ve Amerikalı muhafazakarlar arasında önemli bir etkisi olmuştur.Проте об'єктивізм має значний вплив серед лібертаріанців і американських консерваторів.
Ailem çok dindar değildi fakat ben aşırı muhafazakardım.Сім'я була дуже бідна, про освіту й не мріялось.
Norveç Muhafazakâr Partisi üyesidir.Вона є членом Консервативної партії Норвегії.
Muhafazakâr görüşün temsilcisi olmuştur.Має репутацію консервативного оглядача.
Danimarka Halk Partisi (Danca: Dansk Folkeparti, DF) Danimarka'da muhafazakar bir siyasi partidir.Det Konservative Folkeparti) — консервативна політична партія в Данії.
Kolombiya Muhafazakar Partisi üyesidir.Член Колумбійської консервативної партії.
Resmî site ^ "Muhafazakar Yükseliş Partisi".Сенатор (партія Прогресивних консерваторів).
Seçimleri Harold Macmillan liderliğindeki Muhafazakâr Parti kazandı.Вони ознаменували третю поспіль перемогу правлячої консервативної партії, очолювану Гарольдом Макмілланом.
Muhafazakâr Parti üyesiydi.Був членом Консервативної партії.
Muhafazakarlar bu karara güvenmediler.Держдума таке рішення не підтримала.
John Major liderliğindeki Muhafazakar Parti dördüncü kez üst üste seçim kazandı.На цих виборах перемогу в четвертий раз поспіль здобули консерватори, але вперше ними керував Джон Мейджор.
1982'de partinin muhafazakar üyeleri ayrılıp Ökolojik Demokratik Parti'yi kurdu.V roce 1982 se konzervativní frakce odštěpila a vytvořila neúspěšnou Ekologickou demokratickou stranu.
Sarah Palin muhafazakar görüşleriyle bilinmektedir.V otázce hodnot Sarah Palinová zastává striktně konzervativní názory.
1983'ten 1993'e kadar İlerici Muhafazakâr Parti başkanlığını yürüttü.Byla předsedkyní Progresivně-konzervativní strany krátce roku 1993.
Malatesta'ya göre sendikalar reformistti ve hatta bazen muhafazakar olabiliyorlardı.Malatesta vnímal odbory jako příliš reformistické a konzervativné.
Danimarka Halk Partisi (Danca: Dansk Folkeparti, DF) Danimarka'da muhafazakar bir siyasi partidir.Konzervativní lidová strana (dánsky Det Konservative Folkeparti) je dánská pravicová konzervativní strana.
Muhafazakâr Parti'ye genç yaşta üye oldu.Politicky patřil tehdy k mladočeské straně.
Seçimleri Margaret Thatcher liderliğindeki Muhafazakâr Parti üst üste üçüncü kez kazandı.Následující volby vyhráli Konzervativci pod vedením Margaret Thatcherové.
Askeri muhafazakar kuruluşlarda, özellikle Stahlhelm ve Schlieffen Topluluğu'nda çok aktif oldu.Byl rovněž veřejně činný, zejména ve spolcích Concordia a Schlaraffia.
Muhafazakâr görüşün temsilcisi olmuştur.Zastával konzervativní pozice.
Resimleri dansçı ve fahişeleri konu aldığı için sık sık muhafazakar kesimlerce eleştirildi.Často zobrazovaným motivem byly nahé tanečnice a zachycení pohybu.
ANAP'ın muhafazakarlığı daha önceki sağ partilere oranla daha kentselleşmiş bir özellik göstermiştir.Během přestavby došlo k zesílení opevnění a bylo zbořeno předzámčí.
Muhafazakârlar 1983 seçimlerinde Parlamento'da büyük çoğunluk sağladı.Po volbách roku 1841 dosáhla jeho vláda většinovou podporu v parlamentu.
Saliha (Serra Yılmaz): Muhafazakâr bir ev kadınıdır.Efferia este un gen de muște răpitoare (Asilidae).
Liberteryenler ve Amerikalı muhafazakarlar arasında önemli bir etkisi olmuştur.Ea a avut o influență semnificativă asupra libertarienilor și conservatorilor americani.
Kanada Muhafazakâr Partisi'nin eski başkanı ve Kanada'nın 22. başbakanıdır.A fost cel de-al douăzeci și doilea Prim-ministru al Canadei și lider al Partidului Conservator al Canadei.
1982'de partinin muhafazakar üyeleri ayrılıp Ökolojik Demokratik Parti'yi kurdu.În 1982 aripa conservatoarea din partidul a fondat Partidul Ecologist Democrat.
Mezun olduktan sonra Muhafazakar Parti'nin Araştırma Bölümü'nde 1988-1993 yılları arasında çalıştı.După absolvire, Cameron a lucrat pentru Conservative Research Department între 1988 și 1993.
Muhafazakâr Parti'nin önde gelen liderlerinden biriydi.După război a fost unul dintre fruntașii Partidului Conservator.
1946'da Oxford Üniversitesi Muhafazakârlar Derneği Başkanı seçildi.În anul 1940 a fost ales președintele clubului studențesc Oxford Union.
20 Ocak 1975, Londra, UK), İngiltere Muhafazakâr Partisi'nden bir politikacı.20 ianuarie 1975, Londra) este un politician britanic, membru al Partidul Conservator.
Birleşik Rusya (Rusça: Единая Россия; Yedinaya Rossiya), Rusya'da muhafazakar bir siyasi partidir.Rusia Unită (rusă: Единая Россия, Edinaia Rossia) este un partid politic din Rusia.
Ferdinand'ın politikaları muhafazakar parti de hoşnutsuzluklara neden oldu.Politică externă pro-papală a lui Ferdinando a avut dezavantaje.
Homofil hareketi "politik muhafazakârlık" olarak tanımlandı.Poziția sa politică s-a numit „conservatorism progresiv”.
Muhafazakâr görüşün temsilcisi olmuştur.A fost un susținător al constructivismului.
Sarah Palin muhafazakar görüşleriyle bilinmektedir.Acesta e sunetul pe care Sarah Palin îl face atunci când gândește.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod