muhabirler ile cümle

muhabirler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
ABC News'in muhabirleri, Saipov'un eski komşularıyla görüştü.Babišova exmanželka mluvila se švýcarskými novináři.
Böylece gerçek muhabirlerin dikkatli ve detaylı sorularından kaçınılacaktı.Veșmintele sunt redate cu foarte mare grijă și atenție pentru detalii.
Ve o andan itibaren muhabirler peşine düştü ve her şey çığ gibi büyüdü."Tämän aikana hahmon "ylimmät kerrokset kuoriutuivat ja hahmo kehittyi syvemmälle tasolle."
Fakat muhabirler ne toplu mezarlar ne de futbol sahası bulamadılar.Eventyrere vil ikke finde noget her, da der ikke er nogen Magic Portals eller kister.
1984 - Foto Muhabirleri Derneği kuruldu.1984: Fagbladet Arbeidsgiver etableres.
1984 - Foto Muhabirleri Derneği kuruldu.1984: aturan mengenai komisi pialang diterbitkan.
Heyette Tapınak mensuplarının akrabaları, NBC kameraman ekibi ve çeşitli gazete muhabirleri de bulunuyordu.彼の調査団には、人民寺院信者の親族、NBCのカメラクルー、記者、そして複数の新聞社の記者が含まれていた。
Kongre üyesi Ryan’ın ziyaretinin son sabahında Marceline, muhabirlere Jonestown’u gezdirmişti.ライアンが訪れていた最後の朝、ジョーンズの妻・マルセリーヌは、記者に対してジョーンズタウンの案内を行っている。
Ve o andan itibaren muhabirler peşine düştü ve her şey çığ gibi büyüdü."』ではレポーターとして活躍していたが、諸般の事情から降板した。
31 Ocak'taysa Al Jazeera muhabirleri göstericilerin 250.000 kişi civarından olduğunu bildirmiştir.アルジャジーラの1月30日の報道によれば抗議側の150人が死亡した。
Böylece gerçek muhabirlerin dikkatli ve detaylı sorularından kaçınılacaktı.הפרוטוקולים של המודלים המובנים יהיו מנוסחים בקפידה ומפורטים.
Böylece gerçek muhabirlerin dikkatli ve detaylı sorularından kaçınılacaktı.Stoga je novinar dužan iznositi točnu, potpunu i provjerenu informaciju.
Ve o andan itibaren muhabirler peşine düştü ve her şey çığ gibi büyüdü."Dok sam ja radio kao novinar sve je još bilo neizvjesno, a danas je to sve postalo totalno neefikasno".
Belge haberciliği konusunda gazetenin muhabirlerinden Mehmet Baransu öne çıkmıştır.O prípad sa začal zaujímať húf reportérov.
Erişim tarihi: 4 Ekim 2010. ^ Muhabirler (6 Şubat 2010).Recurrens mensis october (7. október 1969, Pavol VI.)
Ama muhabirler için endişeleniyorum.Azonban én az újságíró miatt aggódok.
Ama muhabirler için endişeleniyorum.Mais je m'inquiète à cause du journaliste.
Ama muhabirler için endişeleniyorum.Αλλά ανησυχώ για τους δημοσιογράφους.
Ama muhabirler için endişeleniyorum.لكنني قلقة بخصوص الصحفيين
Bizler halkımızın muhabirleriyiz, dış dünya ile aralarındaki iletişim kanallarıyız.A honfitársaink tolmácsai vagyunk, a külvilág számára.
Bizler halkımızın muhabirleriyiz, dış dünya ile aralarındaki iletişim kanallarıyız.Chúng tôi là những người đưa tin của đồng bào, và người giao tiếp với thế giới bên ngoài.
Bizler halkımızın muhabirleriyiz, dış dünya ile aralarındaki iletişim kanallarıyız.Jesteśmy sprawozdawcami narodu, i łącznikami z zewnętrznym światem.
Bizler halkımızın muhabirleriyiz, dış dünya ile aralarındaki iletişim kanallarıyız.Jsme reportéři svého lidu a jsme komunikační kanály se zbytkem světa.
Bizler halkımızın muhabirleriyiz, dış dünya ile aralarındaki iletişim kanallarıyız.Kami adalah wartawan dari bangsa kami, dan penghubung ke dunia luar.
Bizler halkımızın muhabirleriyiz, dış dünya ile aralarındaki iletişim kanallarıyız.저희는 이란 국민들의 기자이고, 외부 세계로의 전달자입니다.
Bizler halkımızın muhabirleriyiz, dış dünya ile aralarındaki iletişim kanallarıyız.Siamo i portavoce del nostro popolo, comunichiamo con il mondo esterno.
Bizler halkımızın muhabirleriyiz, dış dünya ile aralarındaki iletişim kanallarıyız.Somos os repórteres do nosso povo, e somos os comunicadores para o mundo exterior.
Bizler halkımızın muhabirleriyiz, dış dünya ile aralarındaki iletişim kanallarıyız.Somos reporteros de nuestros compatriotas y comunicadores para el mundo exterior.
Bizler halkımızın muhabirleriyiz, dış dünya ile aralarındaki iletişim kanallarıyız.Suntem reporterii poporului nostru, și comunicatorii cu lumea de afară.
Bizler halkımızın muhabirleriyiz, dış dünya ile aralarındaki iletişim kanallarıyız.We zijn de verslaggevers van onze mensen, en zijn communicatoren met de buitenwereld.
Bizler halkımızın muhabirleriyiz, dış dünya ile aralarındaki iletişim kanallarıyız.Wir sind die Reporter unseres Volkes und die Sprecher für die äußere Welt.
Bizler halkımızın muhabirleriyiz, dış dünya ile aralarındaki iletişim kanallarıyız.Είμαστε οι ρεπόρτερ του λαού μας, και επικοινωνούμε με τον έξω κόσμο.
Bizler halkımızın muhabirleriyiz, dış dünya ile aralarındaki iletişim kanallarıyız.Ми промовці нашого народу, і ми їх контактери з зовнішнім світом.
Bizler halkımızın muhabirleriyiz, dış dünya ile aralarındaki iletişim kanallarıyız.Мы говорим от лица своего народа, и поддерживаем связь с внешним миром.
Bizler halkımızın muhabirleriyiz, dış dünya ile aralarındaki iletişim kanallarıyız.Ние сме репортерите на нашия народ, и комуникаторите с външния свят. Изкуството е нашето оръжие.
Bizler halkımızın muhabirleriyiz, dış dünya ile aralarındaki iletişim kanallarıyız.אנחנו הכתבים של עמנו, ואנחנו מתקשרים לעולם החיצוני.
Bizler halkımızın muhabirleriyiz, dış dünya ile aralarındaki iletişim kanallarıyız.ونحن المبلغين عن شعبنا، ونصل شعبنا بالعالم الخارجي.
Bizler halkımızın muhabirleriyiz, dış dünya ile aralarındaki iletişim kanallarıyız.国民の代弁者であり 伝たち者なのです 芸術は私たちの武器です
Bu diplomat... ...muhabirlerle ilgilenme konusunda hala başarısız mı?Ez a külügyi diplomata még mindig nem tudja kezelni az újságírókat.
Bu diplomat... ...muhabirlerle ilgilenme konusunda hala başarısız mı?Αυτός ο διπλωμάτης.. Ακόμα υπολείπεται σε ικανότητες για να χειρίζεται τους δημοσιογράφους.
Bu diplomat... ...muhabirlerle ilgilenme konusunda hala başarısız mı?مهارة هذا الدبلوماسي في التعامل مع الصحفين مازالت رديئة
Bu muhabirler Kraliyet ailesini destekleyenler.Ce sont... des personnes qui s'occupent uniquement des nouvelles impériales.
Bu muhabirler Kraliyet ailesini destekleyenler.Ők azok, akik csak a királyi hírekkel foglalkoznak.
Bu muhabirler Kraliyet ailesini destekleyenler.Αυτοί οι δημοσιογράφοι είναι υπέρ της Αυτοκρατορικής Οικογένειας.
Bu muhabirler Kraliyet ailesini destekleyenler.هؤلاء الصحفيين يدعمون العائلة الملكية
Bunlar basın konferansında soru soracak olan muhabirler.A sajtókonferencia során ezek a riporterek fognak kérdéseket feltenni.
Bunlar basın konferansında soru soracak olan muhabirler.Pendant la conférence de presse, il y aura des journalistes qui vous poseront des questions.
Bunlar basın konferansında soru soracak olan muhabirler.Είναι οι δημοσιογράφοι που θα σας κάνουν τις ερωτήσεις στη συνέντευξη τύπου.
Bunlar basın konferansında soru soracak olan muhabirler.انهم الصحفيون الذين سيسألونك خلال اللقاء
Dünyanın her tarafından muhabirler resimlerini çekmeye geldi.Az összes belépési engedéllyel rendelkező riporter itt volt, hogy lencsevégre kapjon.
Dünyanın her tarafından muhabirler resimlerini çekmeye geldi.Δημοσιογράφοι από όλο τον κόσμο ήρθαν μόνο και μόνο για να βγάλουν τις φωτογραφίες σου.
Dünyanın her tarafından muhabirler resimlerini çekmeye geldi.العديد من الصحفيين يصرون على اخد صورتك والعناوين الرئيسية للصحف هي
Evet, sonra gelelim haber ekiplerine, ve sokağın ortasındaki muhabirler, editörlere olan mektuplar.Ano, pak přijede televizní štáb, interview na ulici a dopisy řediteli.
Evet, sonra gelelim haber ekiplerine, ve sokağın ortasındaki muhabirler, editörlere olan mektuplar.Da. Şi apoi apar din nou cei de la ştiri, şi interviurile cu oamenii de pe stradă, scrisori către editor.
Evet, sonra gelelim haber ekiplerine, ve sokağın ortasındaki muhabirler, editörlere olan mektuplar.Ja. In potem pridejo novinarji in intervjuji ljudi z ulice in pisma urednikom.
Evet, sonra gelelim haber ekiplerine, ve sokağın ortasındaki muhabirler, editörlere olan mektuplar.Jau! Und dann kommen die Nachrichten-Teams und die Interviews mit Otto Normalverbraucher, Leserbriefe.
Evet, sonra gelelim haber ekiplerine, ve sokağın ortasındaki muhabirler, editörlere olan mektuplar.예. 그리고 기자들이 오겠지요. 길에서 인터뷰도 하자고 하고 사람들이 편집장에게 원고를 보내겠지요.
Evet, sonra gelelim haber ekiplerine, ve sokağın ortasındaki muhabirler, editörlere olan mektuplar.Ouais. Et après vient les équipes des infos, et les interviews de passants, les lettres aux éditeurs.
Evet, sonra gelelim haber ekiplerine, ve sokağın ortasındaki muhabirler, editörlere olan mektuplar.Poi arriveranno i giornali, le interviste ai passanti, le lettere all'editore.
Evet, sonra gelelim haber ekiplerine, ve sokağın ortasındaki muhabirler, editörlere olan mektuplar.Sí. Y luego vienen los equipos de noticias, y las entrevistas callejeras, las cartas al editor.

İlgili Sayfalar