Eğer %100 bağımlıysanız bu kesintili enerji kaynağına, o zaman mucizevi bir pile ihtiyacınız var.אם אתה סומך על זה באה אחוז אתה זקוק לסוללה ניסית שלא תיאמן
Eğer %100 bağımlıysanız bu kesintili enerji kaynağına, o zaman mucizevi bir pile ihtiyacınız var.إذا كنت تعتمد عليه لمائة في المائة، فإنك تحتاج لبطارية معجزة حقاً .
Eğer %100 bağımlıysanız bu kesintili enerji kaynağına, o zaman mucizevi bir pile ihtiyacınız var.驚くべき「奇跡の」バッテリが必要になるのです では どう進めてゆけばよいのでしょうか 正しいアプローチは何でしょうか?
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.Bo nie zrozumieli z strony chlebów, gdyż serce ich było zdrętwiało.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.căci nu înţeleseseră minunea cu pînile, fiindcă le era inima împietrită.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.car ils n`avaient pas compris le miracle des pains, parce que leur coeur était endurci.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.denn sie waren nichts verständiger geworden über den Broten, und ihr Herz war erstarrt.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.For de hadde ikke fått forstand av det som var skjedd med brødene; men deres hjerte var forherdet.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.kajti po tem, kar se je zgodilo pri hlebih, še niso prišli k spoznanju, temuč njih srce je odrevenelo.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.Keajaiban dengan lima buah roti itu belum lagi dipahami oleh mereka. Sukar bagi mereka untuk mengerti
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.이는 저희가 그 떡 떼시던 일을 깨닫지 못하고 도리어 그 마음이 둔하여졌음이러라
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.lebo neboli porozumeli pri tých chleboch, ale ich srdce bolo zostalo zatvrdnuté.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.Mert nem okultak a kenyereken, mivelhogy a szívök meg vala keményedve.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.Nebo nerozuměli byli, co se stalo při chlebích; bylo zajisté srdce jejich zhrublo.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.perché non avevano capito il fatto dei pani, essendo il loro cuore indurito
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.pois não tinham compreendido o milagre dos pães, antes o seu coração estava endurecido.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.pues aún no habían comprendido lo de los panes; más bien, sus corazones estaban endurecidos
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.Sillä he eivät olleet noista leivistäkään päässeet ymmärrykseen, vaan heidän sydämensä oli paatunut.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.Thi de havde ikke fået Forstand af det, som var sket med Brødene; men deres Hjerte var forhærdet
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.ty de hade icke kommit till förstånd genom det som hade skett med bröden, utan deras hjärtan voro förstockade.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.vì chẳng hiểu phép lạ về mấy cái bánh , bởi lòng cứng_cỏi .
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.vì chẳng hiểu phép lạ về mấy cái bánh, bởi lòng cứng cỏi.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.Διοτι δεν ενοησαν εκ των αρτων, επειδη η καρδια αυτων ητο πεπωρωμενη.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.Защото не бяха се вразумили от чудото с хлябовете, но сърцето им беше закоравяло.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.ибо не вразумились чудом над хлебами, потому что сердце их было окаменено.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.Не зрозуміли бо про хлїби: було бо серце їх засліплене.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.כי לא השכילו בדבר ככרות הלחם מפני טמטום לבבם׃
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.لانهم لم يفهموا بالارغفة اذ كانت قلوبهم غليظة.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.這 是 因 為 他 們 不 明 白 那 分 餅 的 事 、 心 裡 還 是 愚 頑
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.這是 因為 他 們 不明白 那 分餅 的 事 、 心裡還 是 愚頑
"ekonomik mucize" dediğimiz şeyi başlatarak,بدء ما نسميه "معجزة اقتصادية"،
Elçiliğimin kanıtları aranızda büyük bir sabırla, belirtiler, harikalar ve mucizelerle gösterildi.Apostolságomnak jelei megbizonyosodtak közöttetek sok tûrésben, jelekben, csodákban és erõkben is.
Elçiliğimin kanıtları aranızda büyük bir sabırla, belirtiler, harikalar ve mucizelerle gösterildi.Các bằng cớ về chức sứ đồ tôi đã tỏ ra trong anh em bởi sự nhịn nhục mọi đàng, bởi các phép lạ.
Elçiliğimin kanıtları aranızda büyük bir sabırla, belirtiler, harikalar ve mucizelerle gösterildi.Các bằng_cớ về chức sứ đồ tôi đã tỏ ra trong anh_em bởi sự nhịn_nhục mọi đàng , bởi các phép lạ .
Elçiliğimin kanıtları aranızda büyük bir sabırla, belirtiler, harikalar ve mucizelerle gösterildi.En Apostels Tegn bleve jo udførte, iblandt eder under Udholdenhed, ved Tegn og Undere og kraftige Gerninger.
Elçiliğimin kanıtları aranızda büyük bir sabırla, belirtiler, harikalar ve mucizelerle gösterildi.Jednak znaki Apostoła pokazane są u was we wszelkiej cierpliwości, w znamionach i w cudach, i w mocach.
Elçiliğimin kanıtları aranızda büyük bir sabırla, belirtiler, harikalar ve mucizelerle gösterildi.사도의 표된 것은 내가 너희 가운데서 모든 참음과 표적과 기사와 능력을 행한 것이라
Elçiliğimin kanıtları aranızda büyük bir sabırla, belirtiler, harikalar ve mucizelerle gösterildi.Saj so se znamenja apostola godila med vami v vsem potrpljenju, v znamenjih in čudežih in močeh.
Elçiliğimin kanıtları aranızda büyük bir sabırla, belirtiler, harikalar ve mucizelerle gösterildi.Znamenia apoštolov sú učinené medzi vami v celej trpezlivosti, divami, zázrakmi a mocami.
Elçiliğimin kanıtları aranızda büyük bir sabırla, belirtiler, harikalar ve mucizelerle gösterildi.Τα μεν σημεια του αποστολου ενηργηθησαν μεταξυ σας εν παση υπομονη, δια θαυματων και τεραστιων και δυναμεων.
Elçiliğimin kanıtları aranızda büyük bir sabırla, belirtiler, harikalar ve mucizelerle gösterildi.Признаки Апостола оказались перед вами всяким терпением, знамениями, чудесами и силами.
Elçiliğimin kanıtları aranızda büyük bir sabırla, belirtiler, harikalar ve mucizelerle gösterildi.Справді ознаки апостола стались між вами у всякому терпінню, в ознаках, чудесах і силах.
Elçiliğimin kanıtları aranızda büyük bir sabırla, belirtiler, harikalar ve mucizelerle gösterildi.הן אתות השליח נעשו בקרבכם בכל סבלנות באתות ובמופתים ובגבורות׃
Elçiliğimin kanıtları aranızda büyük bir sabırla, belirtiler, harikalar ve mucizelerle gösterildi.ان علامات الرسول صنعت بينكم في كل صبر بآيات وعجائب وقوات.
Elçiliğimin kanıtları aranızda büyük bir sabırla, belirtiler, harikalar ve mucizelerle gösterildi.我 在 你 們 中 間 、 用 百 般 的 忍 耐 、 藉 著 神 蹟 奇 事 異 能 、 顯 出 使 徒 的 憑 據 來
Elçiliğimin kanıtları aranızda büyük bir sabırla, belirtiler, harikalar ve mucizelerle gösterildi.我 在 你 們中間 、 用百 般 的 忍耐 、 藉著 神蹟 奇事 異能 、 顯出 使徒 的 憑據來
Evet Charlie, mağaraya gir, girdiğin anda sihirli mucizeler seni bekliyor olacak.동굴로 들어가 마법의 기적이 일어날거얌
Evet Charlie, mağaraya gir, girdiğin anda sihirli mucizeler seni bekliyor olacak.Это буквально означает 7 раз X.
"Evet, efendim." Biliyorsunuz, bir mucize biraz"Áno, pane." "Viete, že ste tak trochu zázrak,
"Evet, efendim." Biliyorsunuz, bir mucize biraz"Ano, pane." "Víte, že jste tak trochu zázrak,
"Evet, efendim." Biliyorsunuz, bir mucize biraz"Da, domnule.", "Ştii, eşti un pic de o minune,
"Evet, efendim." Biliyorsunuz, bir mucize biraz"Da, gospod." "Veš, da si malo čudite,
"Evet, efendim." Biliyorsunuz, bir mucize biraz"Igen, uram." "Tudod, te egy kicsit csoda,
"Evet, efendim." Biliyorsunuz, bir mucize biraz"Ja, meneer." "Weet je, je bent een beetje een wonder,
"Evet, efendim." Biliyorsunuz, bir mucize biraz"Ja, sir." "Du ved, du er lidt af et vidunder,
"Evet, efendim." Biliyorsunuz, bir mucize biraz"Ja, sir." "Du vet, du är lite av ett under,
"Evet, efendim." Biliyorsunuz, bir mucize biraz"Ja, Sir." "Du weißt, du bist ein bisschen wie ein Wunder,
"Evet, efendim." Biliyorsunuz, bir mucize birazJeevesは。"先生、ありがとう。"
"Evet, efendim." Biliyorsunuz, bir mucize biraz"예, 알겠습니다." "너도 알다시피, 당신은 놀랄만한 일이 조금있어
"Evet, efendim." Biliyorsunuz, bir mucize biraz"Kyllä, sir." "Tiedätkö, olet hieman ihmetellä,