Bir mucit, "yapılamaz" kelimesini bilmeyen kişidir.Новатор — это тот человек, для которого нет ничего невозможного.
Bir mucit, "yapılamaz" kelimesini bilmeyen kişidir.חדשן הוא אחד אשר אינו יודע שדבר הוא בלתי אפשרי.
Bir mucit, "yapılamaz" kelimesini bilmeyen kişidir.المبتكر هو الذي لا يعترف أن امرا ما لا يمكن انجازه
Bir mucit, "yapılamaz" kelimesini bilmeyen kişidir.物事はなしとげられると信じています
Bizim nüfusumuzun ilk yüzde iki buçuğu... ...bizim mucitlerimizdir.2½ % dari populasi kita adalah para inovator.
Bizim nüfusumuzun ilk yüzde iki buçuğu... ...bizim mucitlerimizdir.2.5% đầu tiên của dân số thế giới là những người tiên phong đi tìm cái mới.
Bizim nüfusumuzun ilk yüzde iki buçuğu... ...bizim mucitlerimizdir.우리 인구의 2.5 %는 혁신가입니다.
Bizim nüfusumuzun ilk yüzde iki buçuğu... ...bizim mucitlerimizdir.2.5 האחוזים הראשונים של האוכלוסיה הם המחדשים.
Bizim nüfusumuzun ilk yüzde iki buçuğu... ...bizim mucitlerimizdir.2.5 % الأولى من سكان العالم هم مبتكرون.
Bizim nüfusumuzun ilk yüzde iki buçuğu... ...bizim mucitlerimizdir.A népesség 2,5 százaléka alkotja az újítók csoportját.
Bizim nüfusumuzun ilk yüzde iki buçuğu... ...bizim mucitlerimizdir.De eerste tweeënhalf procent van onze bevolking zijn onze vernieuwers.
Bizim nüfusumuzun ilk yüzde iki buçuğu... ...bizim mucitlerimizdir.De første to og en halv procent af vores befolkning er vores innovatører.
Bizim nüfusumuzun ilk yüzde iki buçuğu... ...bizim mucitlerimizdir.De två och en halv procenten av vår population är dina innovatörer
Bizim nüfusumuzun ilk yüzde iki buçuğu... ...bizim mucitlerimizdir.Die ersten zweieinhalb Prozent unserer Bevölkerung sind unsere Innovatoren.
Bizim nüfusumuzun ilk yüzde iki buçuğu... ...bizim mucitlerimizdir.Dvainpol odstotka prebivalstva predstavlja naše inovatorje.
Bizim nüfusumuzun ilk yüzde iki buçuğu... ...bizim mucitlerimizdir.Dvě a půl procenta populace jsou inovátoři.
Bizim nüfusumuzun ilk yüzde iki buçuğu... ...bizim mucitlerimizdir.El primer 2,5% de nuestra población son nuestros innovadores.
Bizim nüfusumuzun ilk yüzde iki buçuğu... ...bizim mucitlerimizdir.Il primo 2,5 per cento della popolazione è la nostra quota di innovatori.
Bizim nüfusumuzun ilk yüzde iki buçuğu... ...bizim mucitlerimizdir.Les premiers deux pourcents et demi de notre population sont des innovateurs.
Bizim nüfusumuzun ilk yüzde iki buçuğu... ...bizim mucitlerimizdir.Os primeiros 2,5% da população são os nossos inovadores.
Bizim nüfusumuzun ilk yüzde iki buçuğu... ...bizim mucitlerimizdir.Pierwsze 2,5% naszej populacji są innowatorami.
Bizim nüfusumuzun ilk yüzde iki buçuğu... ...bizim mucitlerimizdir.Primii 2.5 la sută din populaţie sunt inovatorii.
Bizim nüfusumuzun ilk yüzde iki buçuğu... ...bizim mucitlerimizdir.Prvých 2,5 % našej populácie sú naši novátori.
Bizim nüfusumuzun ilk yüzde iki buçuğu... ...bizim mucitlerimizdir.Τα πρώτα 2,5 τοις εκατό του πληθυσμού είναι οι καινοτόμοι.
Bizim nüfusumuzun ilk yüzde iki buçuğu... ...bizim mucitlerimizdir.Первые 2,5% населения являются инноваторами.
Bizim nüfusumuzun ilk yüzde iki buçuğu... ...bizim mucitlerimizdir.Перші 2,5% населення є інноваторами.
Bizim nüfusumuzun ilk yüzde iki buçuğu... ...bizim mucitlerimizdir.Първите два и половина процента от нашето население са нашите иноватори.
Bizim nüfusumuzun ilk yüzde iki buçuğu... ...bizim mucitlerimizdir.イノベーターです 13.5%はアーリー アダプタと
Bu noktada, fotoğrafı en iyi şekilde üretmenin yolunu arayan iki mucit vardı.A cette époque, deux inventeurs se battaient pour trouver la meilleure façon de prendre des photos.
Bu noktada, fotoğrafı en iyi şekilde üretmenin yolunu arayan iki mucit vardı.A quel punto, furono soprattutto due inventori che si contesero il metodo migliore per fare fotografie.
Bu noktada, fotoğrafı en iyi şekilde üretmenin yolunu arayan iki mucit vardı.En ese punto, hubo dos inventores que compitieron por la mejor manera de sacar fotos.
Bu noktada, fotoğrafı en iyi şekilde üretmenin yolunu arayan iki mucit vardı.당시 두 명의 발명가가 있었고, 촬영하는 가장 좋은 방법에 대해 경쟁했습니다.
Bu noktada, fotoğrafı en iyi şekilde üretmenin yolunu arayan iki mucit vardı.Na tym etapie dwóch naukowców konkurowało, by stworzyć najlepsze zdjęcia.
Bu noktada, fotoğrafı en iyi şekilde üretmenin yolunu arayan iki mucit vardı.Pe atunci, doi inventatori principali concurau pentru cea mai bună metodă de a face fotografii.
Bu noktada, fotoğrafı en iyi şekilde üretmenin yolunu arayan iki mucit vardı.Тогда за лучший способ делать фотографии состязались двое изобретателей.
Bu noktada, fotoğrafı en iyi şekilde üretmenin yolunu arayan iki mucit vardı.באותה עת היו בעיקר שני ממציאים שהתחרו ביניהם על הדרך הטובה ביותר ליצור תצלומים.
Bu noktada, fotoğrafı en iyi şekilde üretmenin yolunu arayan iki mucit vardı.في تلك المرحلة، كان هناك مخترعين إثنين قاتلوا بحثًا عن الطريقة الأفضل لصنع الصور.
Bunun üzerine, bu hastalıga kısmi bir tedavi bulan parlak bir mucit, bir bilim adamı cıkmış ortaya.Då dök det upp en begåvad uppfinnare, en vetenskapsman, som kom på ett sätt att delvis bota sjukdomen.
Bunun üzerine, bu hastalıga kısmi bir tedavi bulan parlak bir mucit, bir bilim adamı cıkmış ortaya.Et puis vint un inventeur brillant, un scientifique, qui trouva un remède partiel à cette maladie.
Bunun üzerine, bu hastalıga kısmi bir tedavi bulan parlak bir mucit, bir bilim adamı cıkmış ortaya.Foi então que apareceu um inventor brilhante, um cientista, que criou uma cura parcial para aquela doença.
Bunun üzerine, bu hastalıga kısmi bir tedavi bulan parlak bir mucit, bir bilim adamı cıkmış ortaya.그러다가 한 똑똑한 발명가이기도 했던 과학자가 그 병을 치료하는 법을 알아냈습니다.
Bunun üzerine, bu hastalıga kısmi bir tedavi bulan parlak bir mucit, bir bilim adamı cıkmış ortaya.Poi arrivò un brillante inventore, uno scienziato, che inventò una cura parziale per quella malattia.
Bunun üzerine, bu hastalıga kısmi bir tedavi bulan parlak bir mucit, bir bilim adamı cıkmış ortaya.Pojawił się genialny naukowiec który wynalazł metodę częściowego leczenia.
Bunun üzerine, bu hastalıga kısmi bir tedavi bulan parlak bir mucit, bir bilim adamı cıkmış ortaya.Şi a venit un inventator genial, un om de ştiinţă, care a găsit un remediu parţial pentru această boală.
Bunun üzerine, bu hastalıga kısmi bir tedavi bulan parlak bir mucit, bir bilim adamı cıkmış ortaya.Toen kwam een briljante uitvinder, een wetenschapper, met een gedeeltelijke remedie voor deze ziekte.
Bunun üzerine, bu hastalıga kısmi bir tedavi bulan parlak bir mucit, bir bilim adamı cıkmış ortaya.Κι εμφανίστηκε ένας εξαιρετικός εφευρέτης, ένας επιστήμονας, που εφηύρε μια μερική θεραπεία γι' αυτήν.
Bunun üzerine, bu hastalıga kısmi bir tedavi bulan parlak bir mucit, bir bilim adamı cıkmış ortaya.И дошъл един блестящ изобретател, учен, който измислил частичен лек за тази болест.
Bunun üzerine, bu hastalıga kısmi bir tedavi bulan parlak bir mucit, bir bilim adamı cıkmış ortaya.Но появился замечательный изобретатель, учёный, который придумал лекарство против этой болезни.
Bunun üzerine, bu hastalıga kısmi bir tedavi bulan parlak bir mucit, bir bilim adamı cıkmış ortaya.ואז הגיע ממציא מבריק, מדען, והוא מצא תרופה שלעיתים ריפאה את המחלה.
Bunun üzerine, bu hastalıga kısmi bir tedavi bulan parlak bir mucit, bir bilim adamı cıkmış ortaya.وجاء بعدها عالم ومخترع عظيم بعلاج جزئي لهذا المرض
Bunun üzerine, bu hastalıga kısmi bir tedavi bulan parlak bir mucit, bir bilim adamı cıkmış ortaya.不完全ながらも治療法を発明しました それは完璧なものではなく、尚多くの命が失われましたが
Burada dünyanın en iyi mucitleri ve düşünürleriyle birlikte olmaktan onur duyuyorum.C'est un tel honneur d'être ici parmi certains des meilleurs innovateurs et penseurs du monde.
Burada dünyanın en iyi mucitleri ve düşünürleriyle birlikte olmaktan onur duyuyorum.Hoy tengo el honor de estar aquí con algunos de los principales innovadores y pensadores del mundo.
Burada dünyanın en iyi mucitleri ve düşünürleriyle birlikte olmaktan onur duyuyorum.Ich fühle mich geehrt hier zu sein mit einigen der besten Erfindern und Denkern der Welt.
Burada dünyanın en iyi mucitleri ve düşünürleriyle birlikte olmaktan onur duyuyorum.Ik ben zo vereerd hier te zijn met enkele van de top-vernieuwers en -denkers van de wereld.
Burada dünyanın en iyi mucitleri ve düşünürleriyle birlikte olmaktan onur duyuyorum.Jag är hedrad av att vara här men några av världens bästa innovatörer och tänkare.
Burada dünyanın en iyi mucitleri ve düşünürleriyle birlikte olmaktan onur duyuyorum.Je pro mne taková čest být tady s některými světovými inovátory a mysliteli.
Burada dünyanın en iyi mucitleri ve düşünürleriyle birlikte olmaktan onur duyuyorum.저는 여기 이자리에 세계 최고의 혁신자들과 사상과들과 있게 되어 매우 영광입니다.
Burada dünyanın en iyi mucitleri ve düşünürleriyle birlikte olmaktan onur duyuyorum.Megtiszteltetés volt, hogy itt lehettem a világ vezető újítóival és gondolkodóival.
Burada dünyanın en iyi mucitleri ve düşünürleriyle birlikte olmaktan onur duyuyorum.Saya sangat tersanjung berada di sini dengan banyak inovator dan pemikir kelas atas dunia.