Bu yıldızların muazzam kütlesi bütün yıldızları gökadanın içinde dairesel yörüngelerde tutar.Dzięki tej masie, gwiazdy poruszają się w galaktyce po stałych orbitach.
Bu yıldızların muazzam kütlesi bütün yıldızları gökadanın içinde dairesel yörüngelerde tutar.Esta enorme masa de estrellas mantiene a las estrellas de la galaxia en orbitas circulares.
Bu yıldızların muazzam kütlesi bütün yıldızları gökadanın içinde dairesel yörüngelerde tutar.Ezen csillagok óriási tömege tartja a csillagokat kör alakú pályán a galaxisban.
Bu yıldızların muazzam kütlesi bütün yıldızları gökadanın içinde dairesel yörüngelerde tutar.이런 모든 별들의 거대한 질량이 별들이 은하 내에서 원형 궤도를 유지하도록 하고 있죠.
Bu yıldızların muazzam kütlesi bütün yıldızları gökadanın içinde dairesel yörüngelerde tutar.Massa yang besar dari bintang-bintang ini menjaga bentuk orbit lingkaran galaksi.
Bu yıldızların muazzam kütlesi bütün yıldızları gökadanın içinde dairesel yörüngelerde tutar.Số lượng khổng lồ các ngôi sao giữ chúng chuyển động theo quỹ đạo trong ngân hà.
Bu yıldızların muazzam kütlesi bütün yıldızları gökadanın içinde dairesel yörüngelerde tutar.Tahle obrovská hmota všech hvězd udržuje hvězdy v galaxii na kruhových oběžných drahách.
Bu yıldızların muazzam kütlesi bütün yıldızları gökadanın içinde dairesel yörüngelerde tutar.Η τεράστια μάζα όλων αυτών των αστεριών κρατά τα αστέρια σε κυκλικές τροχιές στο γαλαξία.
Bu yıldızların muazzam kütlesi bütün yıldızları gökadanın içinde dairesel yörüngelerde tutar.Огромната обща маса на тези звезди ги държи в кръгообразна орбита.
Bu yıldızların muazzam kütlesi bütün yıldızları gökadanın içinde dairesel yörüngelerde tutar.Огромная масса совокупности этих звёзд обеспечивает круговые орбиты звёзд внутри галактики.
Bu yıldızların muazzam kütlesi bütün yıldızları gökadanın içinde dairesel yörüngelerde tutar.המסה הענקית הזו של כל הכוכבים האלה שומרת כוכבים בתנועה סיבובית בגלקסיה
Bu yıldızların muazzam kütlesi bütün yıldızları gökadanın içinde dairesel yörüngelerde tutar.وهذا الكم الهائل من الكتلة لكل هذه النجوم يبقي النجوم في مدار دائري في المجرة.
Bu yıldızların muazzam kütlesi bütün yıldızları gökadanın içinde dairesel yörüngelerde tutar.物理学を学んだ人なら 即座に分かると思いますが
Bu yöntem, muazzam büyüklükteki DNA'yı küçücük alanın içine nasıl sığdırdığınızı anlamamıza olanak sağlıyor.Esto explica cómo logramos comprimir toda esta tremenda cantidad de ADN en tan poco espacio.
Bu yöntem, muazzam büyüklükteki DNA'yı küçücük alanın içine nasıl sığdırdığınızı anlamamıza olanak sağlıyor.Per cui questo spiega come una tale quantità di DNA possa stare all'interno di uno spazio così piccolo.
Bu yöntem, muazzam büyüklükteki DNA'yı küçücük alanın içine nasıl sığdırdığınızı anlamamıza olanak sağlıyor.小さな空間に納まる方法の説明がいくと思います このヒストンにDNAの巻きついたものは クロマチンと呼ばれます
Büyük ihtimalle 11 Eylül saldırısı kendisi için muazzam bir başarıydı.그는 911 테러를 그의 제일 위대한 업적이라 생각했을 것입니다.
Büyük ihtimalle 11 Eylül saldırısı kendisi için muazzam bir başarıydı.Có lẽ hắn nghĩ rằng 11 tháng 9 là thành công lớn nhất của hắn
Büyük ihtimalle 11 Eylül saldırısı kendisi için muazzam bir başarıydı.Han trodde säkert att 9/11 var hans största bedrift.
Büyük ihtimalle 11 Eylül saldırısı kendisi için muazzam bir başarıydı.Hij dacht waarschijnlijk dat 9/11 zijn grootste verdienste was.
Büyük ihtimalle 11 Eylül saldırısı kendisi için muazzam bir başarıydı.Il a probablement cru que le 11 septembre était son plus grand accomplissement.
Büyük ihtimalle 11 Eylül saldırısı kendisi için muazzam bir başarıydı.On pewnie uważał zamach z 11 września za swe największe osiągnięcie.
Büyük ihtimalle 11 Eylül saldırısı kendisi için muazzam bir başarıydı.Pravděpodobně si myslel, že 9/11 byl jeho největší úspěch.
Büyük ihtimalle 11 Eylül saldırısı kendisi için muazzam bir başarıydı.Probabil credea că 9/11 a fost cea mai mare realizare.
Büyük ihtimalle 11 Eylül saldırısı kendisi için muazzam bir başarıydı.Probabilmente era convinto che l'11 settembre fosse stato il suo trionfo.
Büyük ihtimalle 11 Eylül saldırısı kendisi için muazzam bir başarıydı.Quizá él creyó que el 11-S fue su mayor logro.
Büyük ihtimalle 11 Eylül saldırısı kendisi için muazzam bir başarıydı.Vermutlich dachte er, dass der 11. September sein größter Erfolg war.
Büyük ihtimalle 11 Eylül saldırısı kendisi için muazzam bir başarıydı.Αυτός πιθανώς θεωρούσε την 11η Σεπτεμβρίου το μεγαλύτερό του επίτευγμα.
Büyük ihtimalle 11 Eylül saldırısı kendisi için muazzam bir başarıydı.Возможно, он считал 11 сентября своим величайшим достижением.
Büyük ihtimalle 11 Eylül saldırısı kendisi için muazzam bir başarıydı.Може би той си е мислил, че 11-ти септември е най-голямата му победа.
Büyük ihtimalle 11 Eylül saldırısı kendisi için muazzam bir başarıydı.הוא ודאי חשב שה-11.9 היה הישגו הגדול ביותר.
Büyük ihtimalle 11 Eylül saldırısı kendisi için muazzam bir başarıydı.ربما اعتقد أن 9/11 كانت أعظم إنجاز
Büyük ihtimalle 11 Eylül saldırısı kendisi için muazzam bir başarıydı.実際 彼の最後の始まりだったのです
Chris Anderson: Muazzam. Bu gerçekten müthişti.Chris Anderson: 정말 놀랍군요.
Chris Anderson: Muazzam. Bu gerçekten müthişti.TR: ありがとう
Chris Anderson: Muazzam. Bu gerçekten müthişti.כריס: מדהים. זה היה ממש מדהים
Chris Anderson: Muazzam. Bu gerçekten müthişti.كريس اندرسون : لا يصدق. كان لا يصدق فعلا.
Çok büyüktü, kesinlikle muazzamdı.A bylo to obrovské -- bylo to naprosto úžasné.
Çok büyüktü, kesinlikle muazzamdı.Era enorme -- era assolutamente immenso.
Çok büyüktü, kesinlikle muazzamdı.Et c'était gigantesque -- c'était absolument énorme.
Çok büyüktü, kesinlikle muazzamdı.Het was enorm -- het was absoluut gigantisch.
Çok büyüktü, kesinlikle muazzamdı.거대한 상을 쫓는 모습이 압도적으로 놀라운 광경이었습니다.
Çok büyüktü, kesinlikle muazzamdı.Padahal ukurannya luar biasa besar.
Çok büyüktü, kesinlikle muazzamdı.Şi era gigantic -- era absolut enorm.
Çok büyüktü, kesinlikle muazzamdı.Und es war riesig - es was absolut gewaltig.
Çok büyüktü, kesinlikle muazzamdı.Và chúng thật lớn -- thật sự khổng lồ.
Çok büyüktü, kesinlikle muazzamdı.Y era enorme -- absolutamente enorme.
Çok büyüktü, kesinlikle muazzamdı.Και ήταν τεράστιο, πραγματικά πελώριο.
Çok büyüktü, kesinlikle muazzamdı.Беше огромен - страшно голям.
Çok büyüktü, kesinlikle muazzamdı.И он был огромным - он был абсолютно грандиозным.
Çok büyüktü, kesinlikle muazzamdı.וזה היה עצום -- זה היה בהחלט אדיר.
Çok büyüktü, kesinlikle muazzamdı.و كان ضخما .. و كان على الإطلاق هائل
Çok büyüktü, kesinlikle muazzamdı.今では6人の素人天文家が
Çok muazzam bir sırt kuvveti gerektirir kendini zor koşullarda ayakta tutmak.Borzasztóan erős hátra van szükségünk, hogy a körülmények közepette tartani tudjuk magunkat.
Çok muazzam bir sırt kuvveti gerektirir kendini zor koşullarda ayakta tutmak.Chúng ta cần có một sức mạnh to lớn phía sau để có thể giữ chúng ta vững vàng trước mọi hoàn cảnh.
Çok muazzam bir sırt kuvveti gerektirir kendini zor koşullarda ayakta tutmak.Ci vuole una forza tremenda nella schiena per rimanere in equilibrio in mezzo al caos.
Çok muazzam bir sırt kuvveti gerektirir kendini zor koşullarda ayakta tutmak.É preciso ter uma força enorme por detrás, para permanecer firme no meio de condições.
Çok muazzam bir sırt kuvveti gerektirir kendini zor koşullarda ayakta tutmak.Il faut une force du dos formidable pour vous soutenir dans toutes les conditions.
Çok muazzam bir sırt kuvveti gerektirir kendini zor koşullarda ayakta tutmak.Je hebt een heel sterke rug nodig om stand te houden te midden van de omstandigheden.
Çok muazzam bir sırt kuvveti gerektirir kendini zor koşullarda ayakta tutmak.Kita memerlukan punggung yang sangat kuat untuk menegakkan tubuh kita di tengah kondisi-kondisi ini.