Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.Всё это — мощные силы. Всё это влияет на наши желания и наше представление о самих себе.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.Те са огромни влиятелни сили. Това определя какво искаме, как гледаме на себе си.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.Це дуже потужні сили, які визначають наші бажання, наше бачення самих себе.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.אלה הם כוחות מאוד רבי עוצמה שמגדירים את מה שאנו רוצים, וכיצד אנו רואים את עצמינו.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.وهذه الوسائل مقنعة بشدة فهي تحدد مالذي نريده .. وكيف نريد أن نرى أنفسنا
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.私達が何を求め 自分達をどう見るのかを押しつけます 銀行家がとても信頼される職だと言われれば
Bunu sadece tek bir motivasyonla yapıyorlar. Öğrenmek için muazzam bir tutkuları var.Egyetlen motiváció hajtja őket: szenvedélyesen szeretnek tanulni.
Bunu sadece tek bir motivasyonla yapıyorlar. Öğrenmek için muazzam bir tutkuları var.Mają tylko jedną motywację: pasję do nauki.
Bu resimde fark etmenizi istediğim şey kan -- muazzam ölçüde bir kan etkileşimi olduğunu görüyoruz.Algo que deseo que noten aquí es la sangre, vean la gran cantidad de contacto con sangre.
Bu resimde fark etmenizi istediğim şey kan -- muazzam ölçüde bir kan etkileşimi olduğunu görüyoruz.Az egyik dolog, amire felhívnám a figyelmüket, az a vér -- a borzasztóan gyakori érintkezés a vérrel.
Bu resimde fark etmenizi istediğim şey kan -- muazzam ölçüde bir kan etkileşimi olduğunu görüyoruz.Een van de dingen die je ziet is bloed -- wat je ziet is een reusachtige hoeveelheid bloedcontact.
Bu resimde fark etmenizi istediğim şey kan -- muazzam ölçüde bir kan etkileşimi olduğunu görüyoruz.En af de ting som jeg vil have jer til at lægge mærke til er blod, at man ser en enorm mængde blod kontakt.
Bu resimde fark etmenizi istediğim şey kan -- muazzam ölçüde bir kan etkileşimi olduğunu görüyoruz.En av de saker jag vill att ni noterar är blodet. Ni ser en otrolig massa blodkontakt.
Bu resimde fark etmenizi istediğim şey kan -- muazzam ölçüde bir kan etkileşimi olduğunu görüyoruz.Guardate il sangue: il livello di contatto con il sangue è altissimo.
Bu resimde fark etmenizi istediğim şey kan -- muazzam ölçüde bir kan etkileşimi olduğunu görüyoruz.여기서 주목해서 봐야 할 것은 바로 엄청난 양의 피가 묻어 있다는 것입니다.
Bu resimde fark etmenizi istediğim şey kan -- muazzam ölçüde bir kan etkileşimi olduğunu görüyoruz.Satu hal yang saya ingin Anda perhatikan, darahnya Anda bisa melihat jumlah kontak darah yang luar biasa.
Bu resimde fark etmenizi istediğim şey kan -- muazzam ölçüde bir kan etkileşimi olduğunu görüyoruz.Thực tế là một hình ảnh khá phổ biến. Tôi muốn các bạn để ý đến máu anh ta tiếp xúc với một lượng máu lớn.
Bu resimde fark etmenizi istediğim şey kan -- muazzam ölçüde bir kan etkileşimi olduğunu görüyoruz.Едно от нещата, които искам да отбележите на нея, е кръвта - че виждате огромно количество контакт с кръв.
Bu resimde fark etmenizi istediğim şey kan -- muazzam ölçüde bir kan etkileşimi olduğunu görüyoruz.Но я хочу обратить ваше внимание на кровь - вы видите обширный контакт с кровью.
Bu resimde fark etmenizi istediğim şey kan -- muazzam ölçüde bir kan etkileşimi olduğunu görüyoruz.אחד הדברים שאני רוצה שתשימו לב אליו ממנה זה דם -- שאתם רואים כמות גדולה של מגע עם דם.
Bu resimde fark etmenizi istediğim şey kan -- muazzam ölçüde bir kan etkileşimi olduğunu görüyoruz.واحد من الأشياء التي أريدكم أن تلاحظوا منها هو الدم - ترون قدرا هائلا من الاتصال بالدم
Bu resimde fark etmenizi istediğim şey kan -- muazzam ölçüde bir kan etkileşimi olduğunu görüyoruz.おびただしい血液接触です これが決定的な鍵です
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Astfel, atacul e mai periculos. Pentru că cel care se apără nu știe împotriva cui să riposteze.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Daje to olbrzymią przewagę atakującemu, ponieważ obrońca nie wie przeciw komu walczy.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Dette giver en kolossal fordel til angriberen, fordi forsvaren ikke ved, hvem han skal kæmpe i mod.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.E questo offre un enorme vantaggio all'aggressore perché il difensore non sa contro chi combattere.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Esto le da una ventaja enorme al atacante porque quien se defiende no sabe contra quién luchar.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Ez egy óriási előnyhöz juttatja a támadót, mert aki védekezik, nem tudja, ki ellen harcol.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Ini memberi keuntungan besar bagi penyerang, karena yang diserang tidak tahu siapa yang harus dibalas.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Isto dá uma vantagem tremenda ao atacante, porque o alvo do ataque, não sabe contra quem responder.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.이는 공격을 하는 측에 막대한 이득이 됩니다. 왜냐하면 수비 진영이 누구를 상대로 싸우는지 모를 뿐 아니라
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.To dává ohromnou výhodu útočníkovi, protože obránce neví, s kým má bojovat.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Това дава огромно предимство на нападащия, понеже защитаващия се не знае срещу кого да се бори.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.Это даёт огромное преимущество нападающему, потому что обороняющийся не знает, на кого нападать в ответ.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.זה נותן יתרון עצום לתוקף, מפני שהמגן לא יודע נגד מי להילחם בחזרה.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.وهذا يعطي ميزة هائلة للمهاجم، لأن المدافع لا يعرف ضد من عليه ان يقاتل.
Bu, saldırgana muazzam bir avantaj sağlıyor, çünkü savunucu kime karşı mücadele vereceğini bilmiyor.被害者側は報復の 対象を定めることができないのです 報復相手を見誤れば
Bütün bu muazzam süre içinde ne görüyor olabilirlerdi?Apa yang telah mereka lihat?
Bütün bu muazzam süre içinde ne görüyor olabilirlerdi?Azalatt a hatalmas idő alatt, a Föld kinézete nagyon egyenletesen változhatott.
Bütün bu muazzam süre içinde ne görüyor olabilirlerdi?Ce ar fi văzut ei?
Bütün bu muazzam süre içinde ne görüyor olabilirlerdi?Che cosa avrebbero visto? Per quasi tutto quel lunghissimo periodo,
Bütün bu muazzam süre içinde ne görüyor olabilirlerdi?Čo by videli?
Bütün bu muazzam süre içinde ne görüyor olabilirlerdi?Co by zobaczyli?
Bütün bu muazzam süre içinde ne görüyor olabilirlerdi?Họ đã thấy gì?
Bütün bu muazzam süre içinde ne görüyor olabilirlerdi?그들은 무엇을 보아 왔을까요? 거의 모든 무구한 시간 동안,
Bütün bu muazzam süre içinde ne görüyor olabilirlerdi?Qu'auraient-ils vu ? Pendant presque tout ce laps de temps immense,
Bütün bu muazzam süre içinde ne görüyor olabilirlerdi?¿Qué hubieran visto? Durante casi todo ese inmenso tiempo,
Bütün bu muazzam süre içinde ne görüyor olabilirlerdi?Que teriam eles visto?
Bütün bu muazzam süre içinde ne görüyor olabilirlerdi?Vad hade de då sett?
Bütün bu muazzam süre içinde ne görüyor olabilirlerdi?Was hätten sie gesehen?
Bütün bu muazzam süre içinde ne görüyor olabilirlerdi?Wat zouden ze hebben gezien?
Bütün bu muazzam süre içinde ne görüyor olabilirlerdi?Какво щяха да видят те?
Bütün bu muazzam süre içinde ne görüyor olabilirlerdi?Что они могли бы увидеть?
Bütün bu muazzam süre içinde ne görüyor olabilirlerdi?מה הם היו רואים? במשך כמעט כל הזמן הארוך הזה,
Bütün bu muazzam süre içinde ne görüyor olabilirlerdi?فما الذي كانت ستراه هذه الكائنات؟ طوال هذا الوقت المديد،
Bütün bu muazzam süre içinde ne görüyor olabilirlerdi?長い時間をかけて地球の様子は 非常にゆっくりと変化したことでしょう
Bu yıldızların muazzam kütlesi bütün yıldızları gökadanın içinde dairesel yörüngelerde tutar.Această masă imensă a stelelor ţine stelele în orbite circulare în galaxie.
Bu yıldızların muazzam kütlesi bütün yıldızları gökadanın içinde dairesel yörüngelerde tutar.Denne kæmpe masse af alle disse stjerne holder stjernerne i cirkulære kredsløb i galaksen.
Bu yıldızların muazzam kütlesi bütün yıldızları gökadanın içinde dairesel yörüngelerde tutar.Deze enorme massa van al deze sterren houdt sterren in circulaire banen in het sterrenstelsel.
Bu yıldızların muazzam kütlesi bütün yıldızları gökadanın içinde dairesel yörüngelerde tutar.Die enorme Masse all dieser Sterne hält Sterne innerhalb der Galaxie in zyklischen Orbits.