mu ile cümle
mu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
O hatasına rağmen mutlu hissediyor.He feels happy in spite of his failure.
Kendimi masadan muaf tuttum.I excused myself from the table.
Affedersiniz. İngilizce konuşur musunuz?Excuse me. Do you speak English?
Gerçekten uçağı uçurdun mu?Did you really fly the plane?
Aslında, ben mutluyum.In fact, I am happy.
Öğrenme muhtemelen hemen hemen katıldığımız her faaliyette yer alır.Learning probably takes place in virtually every activity in which we take part.
Resimdeki bu adamı tanıyor musun?Do you know this man in the picture?
Bir araba istiyor musunuz?Do you want a car?
Bir araba müthiş bir hızda gitti.A car went by at terrific speed.
Niçin beni arabayla götür müyorsun?Why don't you give me a ride?
Beni arabayla götürür müsün?Will you give me a ride?
Beni arabanızla götürür müsünüz?Could you give me a lift in your car?
Arabanda bir telefonun yok mu?Don't you have a phone in your car?
Nasıl araba süreceğini biliyor musun?Do you know how to drive a car?
Musluk sızdırıyor.The faucet is leaking.
Müdahale etme!Do not interfere!
Genç insanlar popüler müzikten hoşlanır.Young people like popular music.
Ameliyat olmam gerekiyor mu?Do I need an operation?
Yardıma ihtiyacı olan herkese yardım etmekten mutlu olacağım.I will be happy to assist whoever needs help.
Bana yardımcı olur musun? Bu makineyi nasıl çalıştıracağımı bilmiyorum.Can you help me? I can't make out how to start this machine.
Başbakan muhtemelen istifa edecek.The premier is likely to resign.
Bir iş için mülakata alındım.I was interviewed for a job.
Alıştırma mükemmel yapar.Practice makes perfect.
Saat yaklaşık on mudur.Is it about ten o'clock?
Her çalışanın kendi aracını mükemmel şekilde tutması gerekiyor.Every employee is supposed to keep his own vehicle in perfect condition.
Amcam mutlu bir hayat yaşadı.My uncle lived a happy life.
Amcam mutlu bir hayat yaşadı ve huzurlu bir ölümle öldü.My uncle lived a happy life and died a peaceful death.
Teyzem mutlu bir hayat yaşadı.My aunt lived a happy life.
Dışarı çıkmak istemiyor musun?Don't you want to go out?
Katılamıyor musun? Neden?You can't attend? Why not?
Lütfen mümkün olduğunca açık konuşun.Please speak as clearly as you can.
Lütfen mümkün olduğunca yavaş konuşun.Please speak as slowly as possible.
Mümkünse ucuz koltuklar istiyorum.I'd like inexpensive seats, if possible.
Mümkün olduğunca çok çalışarak kayıp zamanı telafi edeceğim.I will make up for the lost time by studying as hard as I can.
Lütfen mümkün olduğu kadar kısa sürede bize cevabını ver.Please give us your answer as soon as possible.
Onu mümkün olduğunca kısa sürede yap.Do it as soon as possible.
Borcumu mümkün olduğu kadar erken ödeyeceğim.I will pay my debt as soon as possible.
Mümkün olduğu kadar çok sayıda kitap okumaya çalış.Try to read as many books as possible.
Mümkünse, balık tutmaya gitmek istiyorum.I'd like to go fishing if possible.
Mümkün olursa, yarın döneceğim.I'll be back by tomorrow, if possible.
Haruki ve Machiko birbirlerini yeniden gördükleri için çok mutlulardı.Haruki and Machiko were very happy to see each other again.
Başlangıçta rock müziği sevmedim ama şimdi seviyorum.At first I did not like rock music, but now I do.
Daha önce burada bulundun mu?Have you been here before?
Formu imzaladığınızdan ve mühürlediğinizden emin olun.Please be sure to sign and seal the form.
Yazılı olarak müracaat edin.Apply in writing.
Tüm evraklar bantlandı ve kasada muhafaza edildi.All the papers were taped up and kept in the safe.
Bazı kızlar o tür müzikten hoşlanıyor ve bazıları hoşlanmıyor.Some of the girls like that sort of music, and some don't.
Kraliçe muhteşem bir gümüş elbise giyiyordu.The queen was wearing a magnificent silver dress.
Kraliçe müzeyi ziyaret etti.The queen visited the museum.
Karıma bağırıyor muydun?Were you shouting at my wife?
Savaşta ve aşkta her şey mübahtır.All is fair in love and war.
Burs onun eğitimine devam etmesini mümkün hale getirdi.The scholarship made it possible for him to continue his education.
Gelecek hakkında kendini güvenli hissediyor musun?Do you feel secure about the future?
Daha iyi hissediyor musun?Are you feeling better?
Biraz müzik çalabilir miyim?Can I play some music?
Bozuk mu istersiniz bütün mü?Do you want small bills or large?
Kızlar müziğe göre dans ettiler.The girls danced to music.
Kız müzikal yetenekten yoksundu.The girl lacked musical ability.
Anneleri kızları izliyor muydu?Was their mother watching the girls?
Çocuk mürekkebi döktü ama böyle olsun istemedi.The boy spilled the ink, but he didn't mean to.