Bu keyfi motive ediciler, eğer bunu yapar isen şunu alırsın tarzı şeyler, bazı durumlarda işe yarıyor.「これをしたら これが貰える」というやり方は 状況によっては機能します しかし多くの作業ではうまくいかず
Bu nefes kesen bir resim -- başarı, elbette -- bizi motive ediyor.Đây là một bức ảnh khiến ta phải nín thở -- rõ ràng sự thành công là động lực cho chúng ta.
Bu nefes kesen bir resim -- başarı, elbette -- bizi motive ediyor.Det är denna hisnande bild -- framgång, förstås -- som motiverar oss.
Bu nefes kesen bir resim -- başarı, elbette -- bizi motive ediyor.É esta imagem deslumbrante o êxito, claro — que nos motiva.
Bu nefes kesen bir resim -- başarı, elbette -- bizi motive ediyor.È questa immagine mozzafiato, -- questi successi -- che ci motivano.
Bu nefes kesen bir resim -- başarı, elbette -- bizi motive ediyor.Es esta imagen que quita el aliento-- el éxito, por supuesto-- lo que nos motiva.
Bu nefes kesen bir resim -- başarı, elbette -- bizi motive ediyor.Es ist dieses atemberaubende Bild -- Erfolg, natürlich auch -- der uns motiviert.
Bu nefes kesen bir resim -- başarı, elbette -- bizi motive ediyor.Este această imagine care îţi taie răsuflarea -- succesul, bineînţeles -- care ne motivează.
Bu nefes kesen bir resim -- başarı, elbette -- bizi motive ediyor.Gambar yang mendebarkan seperti ini -- sukses, tentu saja -- yang memotivasi kami.
Bu nefes kesen bir resim -- başarı, elbette -- bizi motive ediyor.Het is deze adembenemende afbeelding -- het succes natuurlijk -- dat ons motiveert.
Bu nefes kesen bir resim -- başarı, elbette -- bizi motive ediyor.Itt ez a lélegzetelállító fénykép -- ami siker, természetesen -- ami bennünket motivál.
Bu nefes kesen bir resim -- başarı, elbette -- bizi motive ediyor.사실 이런 숨막히게 멋진 사진을 보는 것이 이런 취미를 지속하게하는 원동력이죠. 물론 성공하는 사진이요.
Bu nefes kesen bir resim -- başarı, elbette -- bizi motive ediyor.To je sapo jemajoča fotografija - uspeh, seveda - ki nas motivira.
Bu nefes kesen bir resim -- başarı, elbette -- bizi motive ediyor.Toto je dychvyrážajúci obrázok- úspech, samozrejme -- ktorý nás motivuje.
Bu nefes kesen bir resim -- başarı, elbette -- bizi motive ediyor.To zapierający dech w piersiach obraz -- sukces, który rzecz jasna bardzo nas motywuje.
Bu nefes kesen bir resim -- başarı, elbette -- bizi motive ediyor.Този спиращ дъха образ - успехът, разбира се - това ни мотивира.
Bu nefes kesen bir resim -- başarı, elbette -- bizi motive ediyor.Це захоплююче видовище - успіх, звичайно, - ось що мотивує нас.
Bu nefes kesen bir resim -- başarı, elbette -- bizi motive ediyor.Это захватывающее зрелище -- успех, конечно, - вот, что мотивирует нас.
Bu nefes kesen bir resim -- başarı, elbette -- bizi motive ediyor.זאת תמונה עוצרת נשימה -- הצלחה, כמובן -- שמניעה אותנו.
Bu nefes kesen bir resim -- başarı, elbette -- bizi motive ediyor.إنها هذه الصورة التي تأخذ الأنفاس النجاح بالطبع -- التي تحفزنا
Bu nefes kesen bir resim -- başarı, elbette -- bizi motive ediyor.もちろんうまく行けばですが-やる気の元になります そして子供たちがロケット科学を学び理解するよう仕向けます
Bunu aşırı kendini motive etme gibi düşünün.Dit kun je zien als extreme zelf-motivatie.
Bunu aşırı kendini motive etme gibi düşünün.Gândiți-vă la asta ca la o motivare interioară extremă.
Bunu aşırı kendini motive etme gibi düşünün.Imaginez cela comme une auto-persuasion extrême.
Bunu aşırı kendini motive etme gibi düşünün.Nghĩ về nó như động lực cho bản thân.
Bunu aşırı kendini motive etme gibi düşünün.OK. Gondolj erre, mint extrém belső motiváltságra.
Bunu aşırı kendini motive etme gibi düşünün.Pensatelo come una forma estrema di auto-motivazione.
Bunu aşırı kendini motive etme gibi düşünün.Pensem nisso como uma automotivação extrema.
Bunu aşırı kendini motive etme gibi düşünün.Tænk på dette som ekstrem selvmotivering.
Bunu aşırı kendini motive etme gibi düşünün.To taka ekstremalna automotywacja.
Bunu aşırı kendini motive etme gibi düşünün.Σκεφτείτε το σαν ακραία εσωτερική παρόρμηση.
Bunu aşırı kendini motive etme gibi düşünün.Понимайте это, как усиленную самомотивацию.
Bunu geleneksel eğitimden daha heyecan verici ve motive edici bulmuşlardı.Chúng thấy rằng nó tạo ra nhiều động lực hơn, và hào hứng hơn so với giá dục truyền thống.
Bunu geleneksel eğitimden daha heyecan verici ve motive edici bulmuşlardı.Ei l-au găsit mult mai motivaţional, mult mai palpitant decât educaţia tradiţională.
Bunu geleneksel eğitimden daha heyecan verici ve motive edici bulmuşlardı.학생들은 기존의 학교보다 작업실 학교에 훨씬 더 활발하게 참여를 하고자 했고
Bunu geleneksel eğitimden daha heyecan verici ve motive edici bulmuşlardı.Lo encontraron mucho más motivador y apasionante que a la educación tradicional.
Bunu geleneksel eğitimden daha heyecan verici ve motive edici bulmuşlardı.Mereka menganggapnya lebih memotivasi dan menarik daripada pendidikan tradisional.
Bunu geleneksel eğitimden daha heyecan verici ve motive edici bulmuşlardı.Pokladali ju za omnoho motivujúcejšiu, omnoho vzrušujúcejšiu ako tradičné vzdelávanie.
Bunu geleneksel eğitimden daha heyecan verici ve motive edici bulmuşlardı.Sie fanden es viel motivierender, viel aufregender, als die traditionelle Bildungsweise.
Bunu geleneksel eğitimden daha heyecan verici ve motive edici bulmuşlardı.Ta szkoła ekscytowała je i motywowała jak żadna inna.
Bunu geleneksel eğitimden daha heyecan verici ve motive edici bulmuşlardı.Τους ενέπνευσε, τους φάνηκε πολύ πιο ενδιαφέρων από το κλασικό σχολείο.
Bunu geleneksel eğitimden daha heyecan verici ve motive edici bulmuşlardı.Вони вважають це значно більш мотивуючим, набагато більш захоплюючим ніж традиційна освіта.
Bunu geleneksel eğitimden daha heyecan verici ve motive edici bulmuşlardı.У учеников было гораздо больше мотивации и интереса, чем в обычной школе.
Bunu geleneksel eğitimden daha heyecan verici ve motive edici bulmuşlardı.הם מצאו את זה הרבה יותר מעורר מוטיבציה, הרבה יותר מרגש מחינוך רגיל.
Bunu geleneksel eğitimden daha heyecan verici ve motive edici bulmuşlardı.و قد وجودوها محفزة و مشوقة اكثر من التعليم التقليدي.
Bunu geleneksel eğitimden daha heyecan verici ve motive edici bulmuşlardı.実に刺激的でした おそらく何よりも大切なことですが、
Bu ortamda büyüyen insanlar bunu motive edici bulabilirler.Azok az emberek, akik ebben a paradigmában nevelkedtek, ezt motiválónak találhatják.
Bu ortamda büyüyen insanlar bunu motive edici bulabilirler.Cei care au crescut în această paradigmă ar putea să o considere motivaţională.
Bu ortamda büyüyen insanlar bunu motive edici bulabilirler.Chi è cresciuto all'interno di un paradigma simile può trovarlo motivante.
Bu ortamda büyüyen insanlar bunu motive edici bulabilirler.이와 같은 패러다임에 성장한 사람은 아마도 이것의 동기화를 찾을 것입니다.
Bu ortamda büyüyen insanlar bunu motive edici bulabilirler.Las personas que han crecido en tal paradigma podrían encontrar esto motivante.
Bu ortamda büyüyen insanlar bunu motive edici bulabilirler.Les gens qui ont grandi dans un tel paradigme pourrait le trouver motivant.
Bu ortamda büyüyen insanlar bunu motive edici bulabilirler.Lidé, kteří vyrůstali v takovém paradigmatu, jej mohou vnímat jako motivující.
Bu ortamda büyüyen insanlar bunu motive edici bulabilirler.Ľudia, ktorí boli vychovaní podľa tohto vzoru, to môžu považovať za motivujúce.
Bu ortamda büyüyen insanlar bunu motive edici bulabilirler.Ludzie, którzy dorastali w takim modelu mogą to uznać za motywujące.
Bu ortamda büyüyen insanlar bunu motive edici bulabilirler.Menschen, die in einem solchen Denkmuster aufgewachsen sind mögen das motivierend finden.
Bu ortamda büyüyen insanlar bunu motive edici bulabilirler.Mensen die in een dergelijk denkkader zijn opgegroeid vinden dat misschien motiverend.
Bu ortamda büyüyen insanlar bunu motive edici bulabilirler.Mereka yang tumbuh dengan paradigma itu mungkin terpacu oleh paradigma itu.
Bu ortamda büyüyen insanlar bunu motive edici bulabilirler.Người được lớn lên trong kiểu mẫu đó có thể thấy đó là động lực
Bu ortamda büyüyen insanlar bunu motive edici bulabilirler.Τα άτομα που έχουν μεγαλώσει με αυτό το πρότυπο μπορεί να το βρίσκουν προτρεπτικό.