Beni motive eden şey, şarkılara ve müziğe olan aşkım.What motivates me is my love for song and music.
Bunlardan bazıları ek sorun anlamına gelse de, bu durum motive edici de olabilir.Some ... will mean additional trouble, but it could prove motivating.
Filmde Bachchan, sokak çocuklarını bir futbol takımı kurmaya motive eden bir profesör oynuyor.In the film Bachchan plays a professor who motivates the street children to form a football team.
Motivasyon: Yetişkinler, iç motivasyona karşı dış motive edicilere daha iyi yanıt verir.Motivation: Adults respond better to internal versus external motivators.
Vandallarla iletişime geçerek onlara motive etmeyin!Just get rid of it and throw out the perpetrator as quietly as possible.
Islamic terror : conscious and unconscious motives (İngilizce).In: Islamic terror: conscious and unconscious motives.
Aynı zamanda, sık sık gençleri motive edici çeşitli yardım faaliyetleri ile de ilgilenmektedir.Dabei handelt sie und andere auch oft aus eigennützigen Motiven.
Hatta daha fazla motive bile olacağım.Es mögen aber auch noch andere Motive eine Rolle gespielt haben.
Böylece daha güçsüz halterciler için motive edicidir.Somit ist sie motivierender für weniger starke Heber.
Motive olarak iyi bir başarı sağlamayı diliyoruz.Nous avons toute confiance dans un bon résultat.
Islamic terror : conscious and unconscious motives (İngilizce).Islamic Terror: Conscious and Unconscious Motives (en inglés).
Bölgedeki muhtaçların sosyal gelişimini motive etmek için Arap ICT Ağı.Red Árabe de las TIC para motivar el desarrollo social de los pueblos privados de la región.
Çılgınca bir kaprisle motive olmuş olarak Nero, açıktan açığa adamlarını şehri yakmaya gönderdi.Motivado por un capricho insano, Nerón envió abiertamente a hombres a incendiar la ciudad.
Haka dansı yapan sporcular ısınıp eğlendiklerini ve maça çok iyi motive olduklarını söylüyorlar.No importa qué tipo de imbéciles hay en el programa, tiene que hacerlos divertidos y emocionantes.
Bu da programın motive edici yönünü ortaya çıkartıyor.Esto nos da una impresión general del proyecto.
Motive olarak iyi bir başarı sağlamayı diliyoruz.Deseo e impulso por el éxito.
Bölgedeki muhtaçların sosyal gelişimini motive etmek için Arap ICT Ağı.Arab ICT Network per stimolare lo sviluppo sociale elle persone maggiormente svantaggiate della Regione.
Motive olmaya çalıştığım şu zaman diliminde bana rahatsızlık veriyorsun.Ты мешаешь мне сосредоточиться.
Bölgedeki muhtaçların sosyal gelişimini motive etmek için Arap ICT Ağı.Арабская Сеть ИКТ для улучшения социального развития малообеспеченного населения региона.
Teşvik, birey bir eylem gerçekleştirmek için motive eden tanımlama.خافت أن تكون دافعًا مشجعًا لأفعال شخص آخر.
Böylece daha güçsüz halterciler için motive edicidir.المستعد للشيء تكفيه أضعف أسبابه.
Hatta daha fazla motive bile olacağım.لكن حذر من احتمال وجود أسباب أخرى.
Arcadius, kendisini imparattorluk üzerinde kendi yönetimini kurma iddiası için için motive edebilirdi.O próprio Arcádio pode ter se motivado a afirmar sua própria vontade sobre o seu regente.
Hatta daha fazla motive bile olacağım."Mas há motivações mais profundas.
John Pope, Jackson'un tuzağına, ordusunun motive olduğuna ikna oldu.Pope se convenceu de que tinha Jackson numa armadilha e concentrou as forças de seu exército contra ele.
İntikam, şantaj ve aktivizm bu saldırıları motive edebilir.Sensatiezucht, wraak en chantage kunnen motieven zijn voor de tipgever.
Hatta daha fazla motive bile olacağım.Andere motieven zijn ook mogelijk.
Tipik olarak Osmanlı'nın güvenilmez posta sistemi tarafından motive ediliyorlardı.Het kleinood is sterk door de oude Ottomaanse Medijeh-Orde geïnspireerd.
Çılgınca bir kaprisle motive olmuş olarak Nero, açıktan açığa adamlarını şehri yakmaya gönderdi.W szalonym kaprysie Neron całkiem otwarcie wysłał swoich ludzi, którzy podpalili miasto.
Motive olarak iyi bir başarı sağlamayı diliyoruz.För andra betydelser, se Bom Sucesso.
Hatta daha fazla motive bile olacağım.Зокрема, існували й більш прозаїчні причини.
John Pope, Jackson'un tuzağına, ordusunun motive olduğuna ikna oldu.Pope s-a convins că îl prinsese pe Jackson și a concentrat grosul armatei împotriva sa.
Kasabada bina gelişimi için motive 10% daha çabuk yükselir.Cota de piață a lui Dove crește rapid cu 10%.
Neredeyse her gün bizim idmanlarımızı takip eder ve başarılar kazanmamızı motive ederdi.Szinte naponta tartott bemutatókat, küzdött meg más mesterekkel.
Buna rağmen kendisini başkalarından aldığı cesaret, tanınırlık ve teşekkür ile motive etmektedir.Ekkor szerzett magának ékesszóló és előkelő előadásaival rendkívüli hírt, népszerűséget és befolyást.
Tom çok motive.Tom nagyon motivált.
Preon araştırması, daha önceden bilinen faktörleri açıklama isteğiyle ( yeniden tanıtma) motive olmuştur.Preonitutkimuksilla on taustalla halu selittää tunnetut faktat uudella tavalla.
Buna rağmen kendisini başkalarından aldığı cesaret, tanınırlık ve teşekkür ile motive etmektedir.Hän kunnostautui rohkeutensa ja persoonallisen johtamistapansa ansiosta.
Teşvik, birey bir eylem gerçekleştirmek için motive eden tanımlama.Κίνητρο- Οι κινήσεις που γίνονται για την επίτευξη ενός σκοπού.
Hatta daha fazla motive bile olacağım.Dette kan have flere begrundelser.
Teşvik, birey bir eylem gerçekleştirmek için motive eden tanımlama.Begrepet insentiv brukes for å betegne noe som motiverer noen til å utføre en bestemt handling.
Arcadius, kendisini imparattorluk üzerinde kendi yönetimini kurma iddiası için için motive edebilirdi.Arcadius sendiri mungkin telah termotivasi dalam menyatakan kehendaknya sendiri atas wali penguasanya.
Hatta daha fazla motive bile olacağım.Ini adalah motif yang paling mungkin.
Neredeyse her gün bizim idmanlarımızı takip eder ve başarılar kazanmamızı motive ederdi.Hampir setiap tahun ia ikut festival untuk mengasah kemampuan.
Bu da programın motive edici yönünü ortaya çıkartıyor.Chính điều này tạo ra tính linh hoạt của máy bay.
Bölgedeki muhtaçların sosyal gelişimini motive etmek için Arap ICT Ağı.アラブの情報通信技術ネットワークは当地貧困人民の社会発展を励ましています。
John Pope, Jackson'un tuzağına, ordusunun motive olduğuna ikna oldu.ポープはジャクソンが罠に嵌ったと確信するようになり、その軍の主力をジャクソンに集中させた。
Bu sebep toprakların mülkiyetini tekrar elde etmek için onları motive ediyordu.並得到他們的土地作為回報。
Erişim tarihi: 12 May 2013. ^ "Auto Motives (2000)".2013년 5월 12일에 확인함. “Auto Motives (2000)”.
Hatta daha fazla motive bile olacağım.וכן יש צורך בדוגמאות נוספות.
Hatta daha fazla motive bile olacağım.Може пък да има и друга причина.
Böylece daha güçsüz halterciler için motive edicidir.Това го прави по-малко уязвимо срещу хищници.
Filistin Manda’sına yahudi yerleşimi oldukça motive ediciydi.Motiv nizozemskog ustanka djelimice je bio vjerski motiviran.
Düellolardaki motive gelişmesi 40% artar.Motivácia sa pre duely obnovuje o 40% rýchlejšie.
Milliyetçi terörizm, milliyetçilik tarafından motive edilen bir tür terörizmdir.Etnický nacionalizmus je forma nacionalizmu, v ktorom je národ definovaný z hľadiska etnického pôvodu.
Milliyetçi terörizm, milliyetçilik tarafından motive edilen bir tür terörizmdir.Šovinizem je agresivna oblika nacionalizma, ki prikazuje ksenofobijo.
Neredeyse her gün bizim idmanlarımızı takip eder ve başarılar kazanmamızı motive ederdi.Gröönlased käisid peaaegu iga päev meie juures ja aitasid meil ehitusmaterjali kohale tuua.
Ama bizler aslında doğru şekilde motive olmup öne çıkan muhbirler ile ilgileniyoruz.Aber wir haben es mit Informanten zu tun, die zu uns kommen mit einer richtigen und guten Motivation.
Ama bizler aslında doğru şekilde motive olmup öne çıkan muhbirler ile ilgileniyoruz.Ale my jednáme s donášačmi, ktorí sú dobre motivovaní.
Ama bizler aslında doğru şekilde motive olmup öne çıkan muhbirler ile ilgileniyoruz.Ale zgłaszają się aktywni donosiciele, którzy są naprawdę w pewnym sensie pozytywnie zmotywowani.