4- Siyasal gerçekçilik, siyasal eylemin moral öneminin farkındadır.政治现实主义注意政治行为的道德意义。
İyi hissediyorum ve moralim yerinde.我感觉良好,精神状态良好。
Bir puan nedeniyle moralimiz bozuldu.至正中期,因逆亂伏誅。
Kırmızı renk cesareti, beyaz renk ise yüksek morali ifade etmektedir.“红色代表勇气,白色代表纯洁”。
Her şey moral bozucu bir şekilde normal görünüyorduysa bile, kötü bir şeyler oluyor gibiydi.雖然看來個性沉穩,但實際被惹惱時會相當憤怒。
Bu durum Osmanlı askerleri üzerinde büyük bir moral bozukluğuna sebep oldu.他说,这将严重损害军队士气。
Diğer yandan Pers İmparatorluğu bu yenilgiyle moral ve prestij yönünden ağır bir darbe aldı.(...)这一残酷的转折在身体和精神上一同打击了这位年迈的皇帝。
Musa Çelebi'nin askerleri bu sıralarda iyice moral yitirmiş ve ümera da Musa Çelebi'ye yüz çevirmişti.“모세의 기적”이라 하여 바닷물이 열리는 곳이 있는데 제부도는 그 중 하나이다.
Kırmızı renk cesareti, beyaz renk ise yüksek morali ifade etmektedir.빨간색은 용기를, 하얀색은 순결을 의미한다.
Bolivya devlet başkanı Evo Morales Aymara Kızılderilisidir.볼리비아의 대통령 에보 모랄레스 아이마라족이다.
Morali bozuktur çünkü ilk aşkını özleyeceğini biliyordur.범인은 눈치채지 못했지만, 사유리는 그가 첫사랑의 상대였다는 것을 알고 있었다.
Burada Rus silahlı kuvvetlerinin içinde bulunduğu durumu ve moralsizliğini anlatır.그의 시는 러시아 예술을 관류해 온 시민적 애국정신과 윤리적 절대주의의 생생한 증거다.
"Şükran Moral: Bir tatlı çılgın!".“달콤한 걸, 카라-티아라 탁월한 망치질 선봬!”.
Bu zafer, Arnavutların moralini yükseltti.ניצחון מזהיר זה העלה את מורל ברית הארץ.
Bunun onların moralini bozmasını bekliyorlardı.הוא הזדעזע מאובדן המוסר שלהם.
Moralleri bozulan ve parasız kalan Normanlar kıyıya dönüp, İtalya'ya yelken açtılar.Деморализираната и неплатена норманска армия се завръща на брега и отплава обратно към Италия.
1990), Türk futbolcu Erdem Moralıoğlu (d.1990), футболист Ван Морисън (p.
Önceki mağlubiyetlerden morali bozulan askerler ilk fırsatta safları terk etmeye hazırlanır konumdadır.Но ако ли обезумели войска изпратят срещу нас, най-първо стари генерали да чакат смъртния си час!
Bu zafer, Arnavutların moralini yükseltti.Međutim, desetodnevna opsada je podigla moral saveznicima.
Moralleri yüksek tutmak için, başarıları devamlı basına taşınıyordu.Nakon uspjeha, Presley je namjeravo nastaviti redovno nastupati uživo.
Bu zafer, Arnavutların moralini yükseltti.Toto víťazstvo pozdvihlo morálku čínskych nacionalistov.
Bir puan nedeniyle moralimiz bozuldu.Toto je jedným z dôvodov prečo sa po čase vzťah rozpadá.
Bu birliklerin varlığı Fransız ordusuna moral ve güç veriyordu.Toto trio malo za úlohu vniesť do francúzskej armády novú silu a patriotizmus.
Fakat etrafta bulunan Sicilyalı adalıların morallerini ve istilacı Fransızlara karşı kinleri iyice artar.Od tejto doby začína byť nespokojnosť Sicílčanov s francúzskou vládou.
Şimdi ne zaman morali bozulsa sahile gider.Príboj je narážanie vĺn na pobrežie.
Bu geçici hayal kırıklığı, genç kızın moralini bozmadı.Nechcel totiž narušiť mentalitu mladého človeka.
Moralleri bozulan ve parasız kalan Normanlar kıyıya dönüp, İtalya'ya yelken açtılar.Demoralizirana in neplačana normanska vojska se je vrnila na obalo in odplula v Italijo.
Morali bozuktur çünkü ilk aşkını özleyeceğini biliyordur.Ker ve, da bo zelo pogrešala svojo prvo ljubezen, je razžaloščena.
Morales ve askerler karakol önünde nöbet tutmaktadırlar.Moralesa in njegove vojake dolgočasi straža na mirnem trgu.
Renan beş yaşındayken babası öldüğünde 12 yaş büyük ablası Henriette ailenin moral kaynağı oldu.Pri njegovih petih letih mu je umrl oče, ostala pa mu je še 12 let starejša sestra Henriette. .
Muharrem Tan, çev. İstanbul: Moralite Yayınları. s. 183.Ljubljana : DMFA - založništvo (Ljubljana : Kagraf). str. 183.
Halkın moral durumu nasıldır?Kaj je z našo ljudsko povestjo?
Rus ordusunda moralsizlik başladı.Bruzdėjimai Rusijos imperijos kariuomenės nuslopinti.
Puerto Moral - Şehir Hakkında Bilgiler-İspanyolcaSaskatūnas: miesto informacija turistams (angl.)
Morales ve askerler karakol önünde nöbet tutmaktadırlar.Morales ja sõdurid igavlevad vahipostil.
Soyadı Kanunu çıktıktan sonra "Seniha Sami Moralı" ismini aldı.Pärast Bode surma jätkas ta tööd "Nõustujate moraalse liidu" nime all.
Bu İskoçlar için büyük bir moral kaynağı oldu.Ta kogus suulist pärimust šotlastelt.
Asıl moral bozucu olan şey bunun tek bir vaka olmaması bu gelişen ülkelerin hepsinde meydana geliyor.Dan yang merisaukan adalah ini bukanlah peristiwa satu-satunya yang terjadi di negara berkembang.
Asıl moral bozucu olan şey bunun tek bir vaka olmaması bu gelişen ülkelerin hepsinde meydana geliyor.És ami a legfrusztrálóbb, hogy ez nem egy egyszeri eset; ez bárhol megtörténik a fejlődő világban.
Asıl moral bozucu olan şey bunun tek bir vaka olmaması bu gelişen ülkelerin hepsinde meydana geliyor.안타깝게도, 이러한 일은 드문 경우가 아니며 개발도상국에서는 종종 일어납니다.
Asıl moral bozucu olan şey bunun tek bir vaka olmaması bu gelişen ülkelerin hepsinde meydana geliyor.La cosa frustrante è che non si tratta di un caso isolato; accade di frequente nei paesi in via di sviluppo.
Asıl moral bozucu olan şey bunun tek bir vaka olmaması bu gelişen ülkelerin hepsinde meydana geliyor.Niestety, to nie odosobniony przypadek, ale rutyna w krajach rozwijających się.
Asıl moral bozucu olan şey bunun tek bir vaka olmaması bu gelişen ülkelerin hepsinde meydana geliyor.Şi partea frustrantă este că acesta nu este un eveniment izolat; ci se întâmplă în toată lumea în dezvoltare.
Asıl moral bozucu olan şey bunun tek bir vaka olmaması bu gelişen ülkelerin hepsinde meydana geliyor.Wat zo frustrerend is: dit is geen unieke gebeurtenis.
Asıl moral bozucu olan şey bunun tek bir vaka olmaması bu gelişen ülkelerin hepsinde meydana geliyor.Y lo más frustrante es que no es un hecho aislado; pasa constantemente en los países en desarrollo.
Asıl moral bozucu olan şey bunun tek bir vaka olmaması bu gelişen ülkelerin hepsinde meydana geliyor.Και το πιο ενοχλητικό είναι πως αυτό το γεγονός δεν είναι μοναδικό. Συμβαίνει σε όλο τον αναπτυσσόμενο κόσμο.
Asıl moral bozucu olan şey bunun tek bir vaka olmaması bu gelişen ülkelerin hepsinde meydana geliyor.Обезсърчаващото е, че това не е частен случай; това е нещо, което се случва из развиващите се страни.
Asıl moral bozucu olan şey bunun tek bir vaka olmaması bu gelişen ülkelerin hepsinde meydana geliyor.Что более печально, это не единственный случай. Это случается во многих развивающихся странах.
Asıl moral bozucu olan şey bunun tek bir vaka olmaması bu gelişen ülkelerin hepsinde meydana geliyor.ומה שכל כך מתסכל זה שזה לא מקרה מבודד; זה קורה בכל העולם המתפתח.
Asıl moral bozucu olan şey bunun tek bir vaka olmaması bu gelişen ülkelerin hepsinde meydana geliyor.والأكثر إحباطا أن تلك لم تكن حادثة مفردة؛ هذه تحصل على امتداد الدول النامية.
Asıl moral bozucu olan şey bunun tek bir vaka olmaması bu gelişen ülkelerin hepsinde meydana geliyor.日常的に起こっています 安全な麻酔が無い中でのこのような手術が
Askerlerin moralini yükseltir herhalde.Ať někdo umeje krev z Hummerů!
Askerlerin moralini yükseltir herhalde.- Ayo jalan! - Bergerak. Kawan!
Askerlerin moralini yükseltir herhalde. Çavuş Struecker!Najbrž bi pomagalo, če bi izprali kri z vozila!
Askerlerin moralini yükseltir herhalde.Cred că ar fi bine să curăţăm sângele din Hummere.
Askerlerin moralini yükseltir herhalde.Det vil sikkert hjælpe med at få vasket blodet ud af humvee'erne Sergent Struecker. Sergent Struecker.
Askerlerin moralini yükseltir herhalde.Deve ajudar a Iimpar o sangue dos veícuIos.
Askerlerin moralini yükseltir herhalde.Mitä vittua oikein teet? Meidän täytyy päästä kadulle.
Askerlerin moralini yükseltir herhalde.Quizá le levante la moral a los soldados.
Askerlerin moralini yükseltir herhalde.- Zbieramy się! Tam! Zaraz tu będą!