2004 yılı içinde tamamen yenilenerek modern hale getirilmiştir.En 2004, la scénographie est complétement rénovée.
Modern Matematik 19. yüzyıl 19. yüzyıl boyunca matematik giderek soyut hale geldi.Cette expression fut encore en vigueur en mathématiques pendant tout le XIXe siècle.
Günümüzde fizik, klasik fizik ve modern fizik olarak tanımlanmıştır.L’Idée du déterminisme dans la physique classique et dans la physique moderne.
Modern serideyse Son Zaman Savaşı Dalekler ve Zaman Lordları'nın sonu olmuştur.Il aurait mis fin à la Guerre du Temps entre les Daleks et les Seigneurs du Temps.
Dişleri ve tırnakları modern etçillerde olduğu kadar iyi gelişmiş değildi.Leurs dents et crânes montrent que les miacidés étaient moins développés que les carnivores modernes.
Orada Avrupa modern klasik müziğinin bazı önemli avangart bestecileri ile bağlantılar kurdu.Nous devons à lui que des compositions de musique européenne soient arrivées jusqu’à nos jours.
Modern Azerbaycan edebiyatının kurucusu.Poésies philosophiques modernes d’Azerbaïdjan.
Bu dil, Modern İngilizce'ye benzemektedir.Cette langue est donc contemporaine du moyen anglais.
Yeni bina ise son derece modern olarak inşa edilmiştir.Le nouveau bâtiment est exécuté dans le style moderne.
Karşılaştırmanın sebebi, oyuncunun modern futbolun özelliklerini o zamanlar sergiliyor olmasıydı.Quelle que soit votre opinion, ces joueurs peuvent être fier du style de football qu'ils ont joué ce jour-là.
Son yüzyıllarda birkaç defa Tengriciliği modernleştirme ve canlandırma denemeleri yapılmıştır.Depuis le courant des années 2000, plusieurs parfums de Piguet ont été reformulés et relancés.
Balıkçılık henüz modern bir şekle girememiştir.L'apiculture dans le sens moderne n'existe pas encore.
İskeletlerinin yapısı, modern terrierlere, modern tazılardan daha yakındı.VentureStar était prévu pour être plus sûr que les fusées modernes.
Air Koryo filosunu modernize etmeye başlamıştır.La modernisation de la flotte de la mer Noire a commencé.
Modern Öncesi Tarih Japonya'nın erken dönem hukukunun ciddi ölçüde Çin hukukundan etkilendiği düşünülmektedir.Le droit médiéval japonais semble avoir été fortement influencé par le droit chinois.
Yapılandırma kuramı ve modern toplumlar üzerindeki bütünsel görüşleriyle tanınır.Il est connu pour sa théorie sur la structuration et sa vision holistique des sociétés contemporaines.
Böylece devamlı koleksiyon sergisi hem tarihi hem de günümüzdeki modern sanat eserlerini içermektedir.Enfin, ses collections incluent aussi l'art moderne et contemporain.
Modern tıraş fırçaları 1750 yıllarında Fransa'da ortaya çıkmıştır.L'idée de la raboteuse est apparue en France dans les années 1750.
Modern davranışsal psikoterapide, bu amaç odaklı davranış değişiklikleri anlamına gelir.Le but de la psychothérapie est notamment le changement comportemental.
Profesyonel olarak bale ve modern dansla da ilgilenmektedir.Cecil Taylor s'est également intéressé au ballet et à la danse.
Gençler giderek daha modern giyinmektedirler.Des tenues plus modernes apparaissent actuellement.
Günümüzde modern ateşli silahların çoğunluğu kuyruktan dolmalıdır.De nos jours, la plupart des accessoires pour arme à feu sont prévus pour être installés à l'aide de rails.
Kasabanın modern tablosu, yüzyıl dönümünde kuruldu.Le visage actuel de la commune prend forme au Xe siècle.
İlk modern İbranice sözlüğün yazarıdır.Il a rédigé le premier dictionnaire tibétain-anglais.
Siyonizm, modern milliyetçilik görüngüsünün bir koludur.Les Vêpres siciliennes sont considérées comme les progénitrices du nationalisme moderne.
Rus halkının "ulusal şâir"i ve modern Rus edebiyatının kurucusu olarak kabul edilir.C'est toujours aujourd'hui une personnalité du « show business » russe et de l'ancien espace soviétique.
Bu yarış, modern macera yarışlarının ilki sayılmaktadır.Ces matchs sont les précurseurs des rencontres internationales modernes.
Tarım giderek modern meyveciliğe geçmektedir.L'agriculture passe peu à peu au productivisme.
Modern Sanat Müzesi, New York.États-Unis Museum of Modern Art, New York.
Bu, modern ölçüm araçları ile 2005/2006 yılları arasında doğrulanmıştır.Cette composition fut par ailleurs réunie le temps de quelques dates entre 2005 et 2006.
Modern ekonomik sistemlerde, teknik olarak bu hak sadece merkez bankasınındır.Les banques centrales sont dans le système financier moderne largement indépendantes du pouvoir politique.
Musıkiden müziğe: Osmanlı/Türk müziği: gelenek ve modernlik;(makaleler-kaynaklar-metinler).Chanson/Musique de jazz : Sax and Violence.
Modern Bilgisayarlı haritalamanın öncüsüdür.Il est le précurseur des bus informatiques actuels.
Hastane adını modern hemşireliğin kurucusu Florence Nightingale'den almıştır.Il est nommé en l'honneur de l'infirmière britannique Florence Nightingale.
Bölgede ilk modern insan 40.000 yıl önce ortaya çıkmıştır.Les premiers habitants de la région sont arrivés il y a environ 11 000 ans.
Fakat çoğu kez modern tarihçiler tarafından, tarzı ve yanlışları nedeniyle ciddiye alınmaz.Mais les artistes contemporains ont souvent été mal perçus, incompris par leur époque.
Modern mimarili bir binadır.L'Ajuntament, bâtiment moderniste.
Encyclopedia of Modern Dictators: From Napoleon to the Present (İngilizce).World encyclopaedia of aircraft manufacturers: from the pioneers to the present day.
Ayrıca bu köprüler modern köprülerdir.Les ponts corses étaient des ponts muletiers.
Çin, silah programını modernleştirmek için çalışıyor.China está trabajando para modernizar su programa de armamento.
İlaç bağımlılığı modern toplumda bir kanserdir.La adicción a las drogas es un cáncer en la sociedad moderna.
O modern bir kızdır.Ella es una chica moderna.
Onun ofisindeki mobilya çok modern.Los muebles de su oficina son muy modernos.
Modern trenler daha rahat ve pratik.Los trenes modernos son más cómodos y funcionales.
Modern Genocide: The Definitive Resource and Document Collection (İngilizce).Modern Genocide: The Definitive Resource and Document Collection (en inglés).
Başlangıçta Konsey'in hiçbir bakanı yoktu, sadece üyeler vardı, ancak 1811'de modern bakanlıklar kuruldu.Inicialmente, el Consejo no tenía ministros, sólo miembros, pero en 1811 se crearon los ministerios modernos.
The Modern Weird Tale (İngilizce).The Modern Weird Tale (en inglés).
Modern yayınlar genellikle (ama hatalı olarak) Liechtenstein'ın bağımsızlığını bu olaylara bağlarlar.Algunas publicaciones modernas atribuyen (incorrectamente) la soberanía de Liechtenstein a estos sucesos.
Black Hawk Down: A Story of Modern War (İngilizce).Black Hawk Down: A Story of Modern War (en inglés).
Modern İzlandacada skrælingi, barbar veya yabancı anlamına gelmektedir.En islandés moderno, skrælingi significa «bárbaro» o extranjero.
Genellikle James Hutton ilk modern jeolog olarak görülmektedir.James Hutton es a menudo visto como el primer geólogo moderno.
Modern şehir 1884 tarihinde Rusya'nın askeri ve idari merkezi olarak kuruldu.La ciudad actual fue fundada en 1884 como centro militar y administrativo ruso.
Modern Ikebukuro'nun yapıldığı alanın çoğu tarihsel olarak Sugamo olarak bilinmekteydi.La mayoría del área en la que el moderno Ikebukuro se ha construido era históricamente conocida como Sugamo.
Birkaç önemli modern gelişme vardır.Existen varios importantes desarrollos modernos.
Marlower, modern bilimin getirdiği yeni sınırların karşısında büyülenmiş ve dehşete düşmüştü.Marlowe se sentía fascinado y aterrado por las nuevas fronteras que la ciencia moderna cruzaba.
29 Mayıs 1919'da Köln Belediye Başkanı Konrad Adenauer modern üniversitenin kuruluş belgesini imzaladı.El 19 de mayo de 1919, el entonces alcalde Konrad Adenauer firmó el estatuto de la universidad moderna.
Bunlar, termodinamiğin modern bir bilim olarak başlangıcını işaretler.Esto marca el inicio de la termodinámica como ciencia moderna.
Ana muharebe tankı, modern ordulardaki en ağır zırhlı araçtır.El carro de combate principal es uno de los vehículos más blindados de los ejércitos modernos.
İki dünya savaşı arasındaki yıllarda birçok önemli modern sanatçı bu etkinlikte işlerini sergilemiştir.Entre las dos Guerras Mundiales, muchos artistas modernos importantes tenían sus trabajos expuestos en él.
İslamabad, Pakistan'daki diğer şehirlere kıyasla çok daha temiz ve modern bir şehirdir.Islamabad es una ciudad moderna y limpia, en especial si se la compara con el resto de urbes pakistaníes.