Hesaplılık ve biraz da mizah meselesi.Dies ist ein schönes Projekt des Südafrikaners Ralph Borland.
Hesaplılık ve biraz da mizah meselesi.Es un sentido de economía -- y también un sentido de humor.
Hesaplılık ve biraz da mizah meselesi.E un fel de economie - şi, de asemenea, un fel de umor.
Hesaplılık ve biraz da mizah meselesi.Het is een gevoel voor economie -- en ook een gevoel voor humor.
Hesaplılık ve biraz da mizah meselesi.일종의 경제적 감각인데 센스 또 유머죠
Hesaplılık ve biraz da mizah meselesi.To poczucie ekonomii i humoru.
Hesaplılık ve biraz da mizah meselesi.Vừa kinh tế vừa hài hước.
Hesaplılık ve biraz da mizah meselesi.Είναι μια αίσθηση οικονομίας -- και, επίσης, μια αίσθηση χιούμορ.
Hesaplılık ve biraz da mizah meselesi.Това е чувство за икономия... а също и чувство за хумор.
Hesaplılık ve biraz da mizah meselesi.Это идея экономии, смысла и юмора.
Hesaplılık ve biraz da mizah meselesi.זה חוש של כלכלה וחוש, גם, של הומור.
Hesaplılık ve biraz da mizah meselesi.انه حس اقتصادي -- وأيضاً من حس الفكاهة.
Hesaplılık ve biraz da mizah meselesi.これは 南アフリカ出身の ラルフ・ボーランドの美しいプロジェクトです
İşte bu yüzden beden akıldan daha fazla mizah üretmektedir.Daarom is zoveel humor het lichaam dat zich afzet tegen het hoofd.
İşte bu yüzden beden akıldan daha fazla mizah üretmektedir.De asta regăsim atâta umor când corpul îşi revendică drepturile asupra capului.
İşte bu yüzden beden akıldan daha fazla mizah üretmektedir.Ed ecco perchè tanta parte dell' umorismo deriva dal corpo che si impone sulla testa
İşte bu yüzden beden akıldan daha fazla mizah üretmektedir.É por isso que grande parte do humor é o corpo a afirmar-se contra a cabeça.
İşte bu yüzden beden akıldan daha fazla mizah üretmektedir.Et c'est pour ça que souvent l'humour c'est le corps qui s'affirme par rapport à la tête.
İşte bu yüzden beden akıldan daha fazla mizah üretmektedir.I dlatego tyle humoru jest w ciele przytwierdzonym do głowy.
İşte bu yüzden beden akıldan daha fazla mizah üretmektedir.그리고 이것이 머리에 대해 몸의 권리를 주장하는 유머가 많은 이유에요.
İşte bu yüzden beden akıldan daha fazla mizah üretmektedir.Och det är därför så mycket av humorn handlar om kroppen som kämpar för sin rätt gentemot intellektet.
İşte bu yüzden beden akıldan daha fazla mizah üretmektedir.Og det er grunden til, at så meget humor handler om en krop, der hævder sig over for intellektet.
İşte bu yüzden beden akıldan daha fazla mizah üretmektedir.Und deshalb basiert so viel beim Humor auf das Durchsetzungsvermögens des Körpers dem Verstand gegenüber.
İşte bu yüzden beden akıldan daha fazla mizah üretmektedir.Và đó là lý do tại sao có rất nhiều sự hài hước về việc thể xác chống lại đầu óc.
İşte bu yüzden beden akıldan daha fazla mizah üretmektedir.Y es por eso que el humor es el cuerpo imponiéndose a la cabeza.
İşte bu yüzden beden akıldan daha fazla mizah üretmektedir.Και να γιατί τόσο μεγάλο μέρος του χιούμορ αφορά το σώμα να αυτονομείται εναντίον του κεφαλιού.
İşte bu yüzden beden akıldan daha fazla mizah üretmektedir.Затова толкова много от хумора се базира на това, че тялото се отстоява срещу главата.
İşte bu yüzden beden akıldan daha fazla mizah üretmektedir.Именно поэтому есть столько шуток на тему тела, которое противопоставляет себя голове.
İşte bu yüzden beden akıldan daha fazla mizah üretmektedir.וזו הסיבה לכך שכל כך הרבה מההומור הוא הגוף שעומד על שלו מול הראש.
İşte bu yüzden beden akıldan daha fazla mizah üretmektedir.وهذا السبب أن الكثير من الفكاهة هي الجسد الذي يفرض نفسه أمام الرأس
(Kahkahalar) Sonuçta bu nesne-obje arasındaki ilişki içinde bu şekilde bir mizah içermektedir.Dus deze hele subject/object-kwestie is op deze manier relevant voor humor.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Di dalam keaslian dirinya yang paling dalam, dia juga sangat menyukai ketrampilan dengan jarum.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Diep vanbinnen hield hij van borduren. (Gelach)
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.En lo más profundo de sí le encantaba el encaje de aguja.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.În felul său autentic îi plăcea să facă broderie la gherghef.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.I sitt innersta autentiska jag, älskade han också att brodera.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Jego wielką, głęboką pasją było haftowanie. Jego wielką, głęboką pasją było haftowanie.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.그의 깊은 곳 진정한 자아에서, 그는 바늘로 수놓는 자수를 좋아하기도 했습니다.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Mélyen, az ő hamisíthatatlan énjében imádott hímezni.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Nel profondo del suo cuore amava anche il ricamo.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.No fundo do seu autêntico eu, ele também adorava ponto-de-cruz.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Ở trong sâu thẳm con người, anh ấy yêu thích thêu thùa.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Sein tiefes, authentisches Selbst liebte die Stickerei.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Tout au fond de lui-même, il aimait aussi la broderie.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Ve svém nitru také miloval vyšívání.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Vo svojom autentickom vnútri, miloval vyšívanie.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Μέσα στον άκρως αυθεντικό εαυτό του, τρελαινόταν να κεντάει. (Γέλια)
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Глубоко в своем подлинном я, он также любил вязание.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.Дълбоко в най-истинската си същност, той обичал и куките.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.בעצמיות האותנטית העמוקה שלו, הוא גם אהב תפירה.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.كان متصالحٌ جداً مع دواخله .. ايضا كان يحب التطريز بالابر ..
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.彼は刺繍も好きだったのです 編み物も好きでした
Kimse mizahla yüzde yüz tatmin olmadı어느 누구도 유머에 100퍼센트 만족하지 못해요.
Kimse mizahla yüzde yüz tatmin olmadı Bu kadın hariç.Nadie nunca está satisfecho al 100 % con el humor, excepto esta mujer.
Kimse mizahla yüzde yüz tatmin olmadı Bu kadın hariç.Nessuno è soddisfatto al 100% dell'umorismo tranne questa donna.
Kimse mizahla yüzde yüz tatmin olmadı Bu kadın hariç.Niemand is ooit voor 100% tevreden over humor behalve deze vrouw.
Kimse mizahla yüzde yüz tatmin olmadı Bu kadın hariç.Nikdo nebývá humorem uspokojený na sto procent, s výjimkou této ženy.
Kimse mizahla yüzde yüz tatmin olmadı Bu kadın hariç.Nikt nie jest zadowolony z humoru na 100%, oprócz tej kobiety.
Kimse mizahla yüzde yüz tatmin olmadı Bu kadın hariç.Nimeni nu e mulțumit 100% de umor în afară de femeia asta.
Kimse mizahla yüzde yüz tatmin olmadı Bu kadın hariç.Noch nie war jemand zu 100% mit Humor zufrieden - bis auf diese Frau.