mizaç ile cümle

mizaç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Mary'nin bir sosyal mizacı vardır.Mary has a social nature.
Tom iş için kesinlikle doğru mizaca sahip.Tom certainly has the right temperament for the job.
Bir sanat eseri eşsiz bir mizacın eşsiz bir sonucudur.A work of art is the unique result of a unique temperament.
Tom'un kötü bir mizacı var.Tom has a bad disposition.
Tom'un mizacı değişti.Tom's mood has changed.
Sami'nin gizli bir kötü mizacı vardı.Sami had a covert evil nature.
Sami mizacını değiştirdi.Sami changed his tune.
Sarah'nın aksine Ernestina'nın mizacı çok daha az karmaşıktır ve çok daha basittir.Unlike Sarah, Ernestina's temperament is much less complex, and much more simple-minded.
Katı bir mizaca sahiptir ve Harry Potter'dan hiç hoşlanmamaktadır.She has a keen interest in wizards, although she has never heard of Harry Potter.
131-134) 1937’den 1941’e : İşler aynı mizaçta devam eder.1937 to 1941: These continue in the same vein.
Majör depresif bozukluk, DSM-IV-TR'de mizaç bozuklukları altında sınıflandırılır.Dysthymic disorder was a subsection in the DSM-IV-TR under mood disorders.
Dizi süresince sert bir mizaç çizmektedir.She has a heart shaped pendant.
Dansın enerjisi ve kutlamanın neşesi, cemaatin genel mizacına göre değişir.The vigour of the dancing and degree of festive merriment varies with congregational temperament.
Yani, bitmediğini biliyorum. ama bir mizaç görmeye başladım zaten.I mean, I know it's not finished, but I'm already starting to see a mood.
Örneğin, çok saldırgan bir mizaca sahip olan babamın beni dövdüğü zamanı anımsıyorum.I remember, for example, when my father, who was very, very violent, used to beat me.
Senin sinirli mizacının farkında olduğu halde.Even though she was well aware of your temper.
Zavallı Corky bir mizaç tür yol saçları ile parmaklarını koştu.Poor old Corky ran his fingers through his hair in a temperamental sort of way.
Baek Seung Jo, mizacının.. ne kadar yorucu olduğunu artık iyice anladım.Baek Seung Jo, your temper... I've figured out how tiring it is.
De ki: Herkes, kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar.Say, “Each does according to his disposition.
Çoğunlukla sert mizaçlı tipleri canlandırdı.He mostly portrayed tough-tempered types.
131-134) 1937’den 1941’e : İşler aynı mizaçta devam eder.1937 to 1941: These continue in the same vein.
Serbest akışlı hareketleri ve iyi bir mizaçları vardı. [ alıntı gerekli ]They had free-flowing movements and a good temperament.[citation needed]
Karabağ atı, iyi mizacı, hızı, zarafeti ve zekasıyla bir üne sahiptir.The Karabakh horse has a reputation for its good temper, speed, elegance and intelligence.
Sıkıntılarına rağmen, Bayan Bates'in her zaman neşeli bir mizacı vardır.Despite her woes, Miss Bates has a perennially cheerful disposition.
Ama, mizacı ve sağlam gözlerinin toplam sayısı azaldı.His disposition and total number of intact eyeballs, however, did not.
Hüzünlü ve alaycı mizacıyla ve daima maske takmasıyla tanınır.Always wearing a mask, he is known for his sad, cynical lyrics.
Rehber köpek ırkları mizacı ve eğitilebilirliği nedeniyle seçilir.Guide dog breeds are chosen for temperament and trainability.
Hikaye, farklı mizaç ve yaşam tarzına sahip iki kişi etrafında dönmektedir.The story revolves around two people, having different temperament and lifestyle.
Ona karşı son derece koruyucu olmasının yanı sıra neşeli mizacını da korur.She is extremely protective of her, but still maintains her cheerful disposition.
[4] Gonzales, sert bir mizacı olan kararlı bir rakipti.He was often at odds with officials and promoters.
Ben kendim hem mizaç hem de eğitim gereği metinlere meyilliyim.I myself am by both temperament and training inclined to texts.
Hipertimi, psikiyatride sadece mizaç olarak düşünülmüştür.In der Psychiatrie schlicht vergessen.
Her iki mizacı da Klingsor’da bulmak mümkündür.Und beide Züge sind bei Klingsor zu finden.
Hesse, çok yaratıcı bir çocuk olduğu gibi güçlü bir ifade mizacına da sahipti.Hermann Hesse war ein sehr fantasievolles Kind und hatte ein ausdrucksstarkes Temperament.
Neşeli bir mizacı vardır.Ils avaient un tempérament joyeux.
Yeri geldi mi sert mizaçlı, yeri geldi mi babacan.Il sort de l’égout, pauvre clown.
Majör depresif bozukluk, DSM-IV-TR'de mizaç bozuklukları altında sınıflandırılır.La dépression est classifiée en tant que trouble de l'humeur dans le DSM-5.
Tom iş için kesinlikle doğru mizaca sahip.Tom seguramente tiene el temperamento adecuado para el trabajo.
Kaynaşmış maddelerin parçalarından benzer bir nitelik ortaya çıkar ki, buna mizaç denir."Aunque esto volvió a ser parecido (no exactamente) en Fire Emblem: The Sacred Stones.
Ayrıca yumuşak tüyleri, şirin ve sakin mizacı ile çok sevilen bir hayvandır.È anche un ottimo cane da compagnia dal temperamento dolce e tranquillo.
Sarah'nın aksine Ernestina'nın mizacı çok daha az karmaşıktır ve çok daha basittir.Rispetto a Sarah, Ernestina ha una personalità molto meno complessa e più spontanea.
Ge Fei, akademisyen mizacına sahip bir romancıdır.Mr Fit è un coniglio ossessionato dalla ginnastica.
131-134) 1937’den 1941’e : İşler aynı mizaçta devam eder.9 pp. 134-137 ^ Kars rifiuterà di fare altrettanto.
Heyecanlı mizacı ile tanınmıştı.Была известна своим сварливым характером.
Öğrenimini tamamladığında sıkılgan mizacı yüzünden hukukta ve devlet işlerinde kendini gösterememiştir.Обращаюсь к вам, полагая, что вы в обременении семейных и государственных забот просто не знаете о ней.
Sert mizaçlı ve erkeksi tavırlı bir kızdır.Это бойкая и сильная девушка с мужским характером.
Babası, dindar ve katı mizaçlı erkeklerin kadınlara göre üstün olduğunu düşünen Norveçli bir gemi kaptanı idi.Её отец был морским капитаном, глубоко верующим человеком, убежденным в превосходстве мужчин над женщинами.
Bu filmde ise büyülü ayna kişinin gerçek mizacını temsil etmektedir.وبعد ذلك تذهب الملكة إلى مرآتها السحرية التي هي انعكاس لصورتها.
Şirin bir mizacı vardır.Tem um feitio tão doce.
Neşeli bir mizacı vardır.Têm um ótimo senso de humor.
Kaynaşmış maddelerin parçalarından benzer bir nitelik ortaya çıkar ki, buna mizaç denir."Hij is dan vergelijkbaar met het vousvoyeren (het u-zeggen), als men daarbij de meervoudsvorm gebruikt.
Bu filmde ise büyülü ayna kişinin gerçek mizacını temsil etmektedir.Een drijvende kracht in het verhaal is de magische spiegel van de Koningin.
Heyecanlı mizacı ile tanınmıştı.Han blev känd för sitt hetlevrade temperament.
Sert mizacına rağmen, Drusus hem askeri hem de politik olarak umut vadetti.Trots sitt hetsiga temperament visade han sig ha talang både för det militära och politiken.
Yeri geldi mi sert mizaçlı, yeri geldi mi babacan.Як стихло, дойшли до хутора, де дід жив.
Her iki mizacı da Klingsor’da bulmak mümkündür.Наприклад з'явилась можливість грати вдвох на рівні Clinger Winger.
Katı bir mizaca sahiptir ve Harry Potter'dan hiç hoşlanmamaktadır.Fél a magasságtól, s nem szereti Stella dudáját.
Heyecanlı mizacı ile tanınmıştı.Tunnettiin hyvin ärhäkästä temperamentistaan.
Bu tutumu ve mizacını açığa vuran çok sayıda anekdot bulunmaktadır.Σήμερα υπάρχουν πολλές συνταγές οι οποίες μιμούνται αυτή την όψη και γεύση.
Hesse, çok yaratıcı bir çocuk olduğu gibi güçlü bir ifade mizacına da sahipti.Hesse var et meget fantasifuldt barn med stor følelsesrigdom og et udtryksfuldt temperament.

İlgili Sayfalar