Mrs. Hall köpeği onu misafir ısırmak için hiçbir iş olmadığını söyleyerek; vardıMrs Hall säger hans hund inte har någon verksamhet att bita sina gäster, det fanns
Mrs. Hall köpeği onu misafir ısırmak için hiçbir iş olmadığını söyleyerek; vardıMrs. Hall sagte seinen Hund nicht haben nichts zu beißen ihre Gäste, es gab
Mrs. Hall köpeği onu misafir ısırmak için hiçbir iş olmadığını söyleyerek; vardıMrs Hall zei dat zijn hond niet geen zaken aan haar gasten bijten hebben, er was
Mrs. Hall köpeği onu misafir ısırmak için hiçbir iş olmadığını söyleyerek; vardıPani Hall hovorí jeho psa nemal žiadny obchodný uhryznúť jej hostia, bolo
Mrs. Hall köpeği onu misafir ısırmak için hiçbir iş olmadığını söyleyerek; vardıPani Hall mówiąc, że jego pies nie miał żadnego interesu do gryzienia swoich gości, nie było
Mrs. Hall köpeği onu misafir ısırmak için hiçbir iş olmadığını söyleyerek; vardıPaní Hall říká jeho psa neměl žádný obchodní kousnout její hosté, bylo
Mrs. Hall köpeği onu misafir ısırmak için hiçbir iş olmadığını söyleyerek; vardıRouva Hall sanoi koiransa ei ole liiketoimintaa purra häntä vieraille, oli
Mrs. Hall köpeği onu misafir ısırmak için hiçbir iş olmadığını söyleyerek; vardıSignora Hall dicendo che il suo cane non ha avuto nessuna azienda di mordere i suoi ospiti, non c'era
Mrs. Hall köpeği onu misafir ısırmak için hiçbir iş olmadığını söyleyerek; vardıSra. Salão dizendo que seu cão não tem nenhum negócio de morder seus convidados, não havia
Mrs. Hall köpeği onu misafir ısırmak için hiçbir iş olmadığını söyleyerek; vardıΗ κ. Hall λέει ο σκύλος του δεν είχε καμία δουλειά να δαγκώσουν τους καλεσμένους της?
Mrs. Hall köpeği onu misafir ısırmak için hiçbir iş olmadığını söyleyerek; vardıГ-жа Hall, че кучето му не са имали никакъв бизнес, да си гризе гости, е
Mrs. Hall köpeği onu misafir ısırmak için hiçbir iş olmadığını söyleyerek; vardıМиссис Холл заявил, что его собака не было никакого бизнеса, чтобы укусить ее гостей, не было
Mrs. Hall köpeği onu misafir ısırmak için hiçbir iş olmadığını söyleyerek; vardıМісіс Гол заявив, що його собака не було ніякого бізнесу, щоб вкусити її гостей, не було
Mrs. Hall köpeği onu misafir ısırmak için hiçbir iş olmadığını söyleyerek; vardıقاعة السيدة قائلة كلبه لم يكن لديهم أي مشروع تجاري لدغة ضيوفها ، وكان هناك
Müdür bu odayı o kadar seviyor ki her gelen misafire önce burayı gösteriyor.A tamojší riaditeľ nedá na ňu dopustiť. Vždy keď má návštevu, ukáže im ju ako prvú.
Müdür bu odayı o kadar seviyor ki her gelen misafire önce burayı gösteriyor.Główną ideą jest zakochanie się w nim. Kiedy ktoś odwiedza szkołę to pierwsze pokazywane mu miejsce.
Müdür bu odayı o kadar seviyor ki her gelen misafire önce burayı gösteriyor.Hiệu trưởng ở đó thì rất yêu thích cái phòng này. Mỗi khi có khách, đây là nơi đầu tiên ông dẫn họ đến thăm.
Müdür bu odayı o kadar seviyor ki her gelen misafire önce burayı gösteriyor.이 학교 교장선생님은 이 실습실을 아주 좋아하지요. 학교에 방문객이 올 때면, 이 곳을 제일 먼저 보여주곤 하신답니다.
Müdür bu odayı o kadar seviyor ki her gelen misafire önce burayı gösteriyor.Nincs egyetlen okleveles építész az egész megyében.
Müdür bu odayı o kadar seviyor ki her gelen misafire önce burayı gösteriyor.Och rektorn är förälskad i detta rum. Varje gång han har besökare, är det hit han först och främst tar dem.
Müdür bu odayı o kadar seviyor ki her gelen misafire önce burayı gösteriyor.Pokaždé, když přijde návštěva, tak je vezme nejdříve sem.
Müdür bu odayı o kadar seviyor ki her gelen misafire önce burayı gösteriyor.Siempre que tiene visitas es el primer lugar al que los lleva.
Müdür bu odayı o kadar seviyor ki her gelen misafire önce burayı gösteriyor.Und der Aufseher dort liebte diesen Raum. Jedesmal wenn Besucher kommen, bringt er sie zuerst dort hinein.
Müdür bu odayı o kadar seviyor ki her gelen misafire önce burayı gösteriyor.И директорът там обича тази стая. Винаги, когато идва посетител, първо там го водят.
Müdür bu odayı o kadar seviyor ki her gelen misafire önce burayı gösteriyor.והמנהל שם מאוהב בחדר. בכל פעם כשבאים מבקרים, זה המקום הראשון שהוא מראה להם.
Müdür bu odayı o kadar seviyor ki her gelen misafire önce burayı gösteriyor.و المدير هناك يحب هذه الغرفة. فكل مره يكون لديه زوار يأخدهم إليها أولا.
Müdür bu odayı o kadar seviyor ki her gelen misafire önce burayı gösteriyor.来客があると、いつもここを最初に見せるのです これもまた、教師と一緒になって創り上げた
Newtown halkı, ruhban sınıfı ve misafirler-- Kutsal kitap diyor ki: cesaretinizi kaybetmeyin.مدينة نيو تاون، رجال الدين، الضيوف الكرام... يخبرنا الكتاب المقدس " لاتضعف عزائمنا،
Newtown halkı, ruhban sınıfı ve misafirler-- Kutsal kitap diyor ki: cesaretinizi kaybetmeyin.外面は消耗し切っているように見えても 内面は 日ごとに回復しています
Newtown halkı, ruhban sınıfı ve misafirler-- Kutsal kitap diyor ki: cesaretinizi kaybetmeyin.致所有Newtown市,牧師,來賓們. 聖經告訴我們: 勿失去信念
Ne yolunda gitmedi ? Matematik kağıtlarımız, veya kapıda misafirleri karşılamak.I compiti di matematica o accogliere gli ospiti.
Ne yolunda gitmedi ? Matematik kağıtlarımız, veya kapıda misafirleri karşılamak.Τι δεν πήγε καλά; Τα τεστ μαθηματικών, ή η υποδοχή επισκεπτών στην εξώπορτα.
Ne yolunda gitmedi ? Matematik kağıtlarımız, veya kapıda misafirleri karşılamak.Нашите домашни по математика, или поздравяването на гостите.
Ne yolunda gitmedi ? Matematik kağıtlarımız, veya kapıda misafirleri karşılamak.Оцінки з математики та вітання гостей.
O benim misafirim, buyüzden seni alakadar etmez.Cô ấy là khách của tôi, nên đừng lo về điều đó.
O benim misafirim, buyüzden seni alakadar etmez.Dia tamu saya, jangan khawatir.
O benim misafirim, buyüzden seni alakadar etmez.Elle est mon invitée, alors ne t'en préoccupe pas.
O benim misafirim, buyüzden seni alakadar etmez.Hän on minun vieraani, joten älä huolehdi siitä.
O benim misafirim, buyüzden seni alakadar etmez.Hon är min gäst så bry dig inte om det.
O benim misafirim, buyüzden seni alakadar etmez.Je môj hosť, nerob si ďalej starosti.
O benim misafirim, buyüzden seni alakadar etmez.Je to můj host, takže se nemusíš o nic bát.
O benim misafirim, buyüzden seni alakadar etmez.내 손님이니까 신경 꺼 주시지요...
O benim misafirim, buyüzden seni alakadar etmez.Lei è mia ospite, quindi non preoccupartene.
O benim misafirim, buyüzden seni alakadar etmez.Ő a vendégem, szóval ne aggódj miatta!
O benim misafirim, buyüzden seni alakadar etmez.Ona je moj gost, ne skrbi.
O benim misafirim, buyüzden seni alakadar etmez.Sie ist mein Gast, es sollte dich nicht weiter kümmern.
O benim misafirim, buyüzden seni alakadar etmez.Είναι καλεσμένη μου, οπότε μην ανησυχείς γι'αυτό.
O benim misafirim, buyüzden seni alakadar etmez.Она у меня в гостях, так что пусть это тебя не беспокоит.
O benim misafirim, buyüzden seni alakadar etmez.היא אורחת שלי אל תדאגי בקשר אליה
O benim misafirim, buyüzden seni alakadar etmez.هي ضيفتي، فلا تقلقي بشأنها.
O benim misafirim, buyüzden seni alakadar etmez.ウチに来たのだから 私のお客様でもあるわ そうよねえ お嬢さん
O, Joo Won'un konuğu değil. Benim misafirim.Ce n'est pas l'invitée de Joo Won, c'est la mienne.
O, Joo Won'un konuğu değil. Benim misafirim.Cô ấy không phải khách của Joo Won, mà là khách của tôi.
O, Joo Won'un konuğu değil. Benim misafirim.Ő nem Joo Won vendége, hanem az enyém.
O kadar kolaydı ki kimse bu keki misafirlerine ikram edip buyrun "İşte benim kekim" diyemiyordu.Bylo to tak prosté, že nikdo nemohl servírovat tento koláč hostům a říci: "Tady máš můj koláč."
O kadar kolaydı ki kimse bu keki misafirlerine ikram edip buyrun "İşte benim kekim" diyemiyordu.Były tak proste, że nikt nie chciał ich podać gościom, mówiąc: "Oto moje ciasto".
O kadar kolaydı ki kimse bu keki misafirlerine ikram edip buyrun "İşte benim kekim" diyemiyordu.C'était trop facile pour qu'on puisse le servir à ses invités et dire, "Et voilà mon gâteau".
O kadar kolaydı ki kimse bu keki misafirlerine ikram edip buyrun "İşte benim kekim" diyemiyordu.Det var så lätt att ingen kunde servera kakan till sina gäster och säga, "Här är min kaka."
O kadar kolaydı ki kimse bu keki misafirlerine ikram edip buyrun "İşte benim kekim" diyemiyordu.Det var så nemt at inden kunne servere kagen for deres gæster og sige, "Her er min kage."
O kadar kolaydı ki kimse bu keki misafirlerine ikram edip buyrun "İşte benim kekim" diyemiyordu.Era atât de ușor, încât nimeni nu putea să servească prăjitură musafirilor spunând "Iată prăjitura mea."