Zengin tüccar çocuğu evlatlık aldı ve onu mirasçısı yaptı.The rich merchant adopted the boy and made him his heir.
Servet mirasçılar arasında eşit olarak bölündü.The property was divided equally among the heirs.
O, tek çocuk olduğu için, tek mirasçıydı.Being an only child, he was the sole inheritor.
Türkiye, Osmanlı Devleti'nin mirasçısıdır.Turkey is the heir of Ottoman Empire.
O büyük bir servetin (kadın) mirasçısıdır.She's the heiress to a great fortune.
Tom mirasçı bırakmadan öldü.Tom died without heirs.
Tom bir mirasçısı olmadan öldü.Tom died without an heir.
Tom büyük bir servetin mirasçısı.Tom is the heir to a large fortune.
1931 yılında Pulitzer'in mirasçıları gazetenin satışı için mahkemeye başvurdu.In 1931, Pulitzer's heirs went to court to sell the World.
Les XX bazı yönleriyle L'Essor grubunun da mirasçısıydı.Les XX was in some ways a successor to the group L'Essor.
Azerbaycan Ticari Enstitüsü'nün yasal mirasçısıdır.Azerbaijan Trade Institute is the legal heir.
Birçok kişi tarafından, görev süresince Margaret Thatcher'ın ideolojik mirasçısı olarak görüldü.Lubbers was regarded by many during his time in office as an ideological heir to Margaret Thatcher.
Örneğin, borçlunun mirasçısı yoksa, mirasçı devlettir.Just as this debt was inheritable, so was the status.
Jimmy Kibaki, bir politikacı olarak babasının siyasi mirasçısı olması muhtemeldir.Jimmy Kibaki did have, so far unsuccessful, designs to be his father's political heir.
Bunun üzerine Muhammed, onu evlat edindiğini ve artık kendisine mirasçı olduğunu bildirdi.And I went unto the prophetess; and she conceived, and bore a son.
Şiirin bir kopyasını edebi mirasçısı ve kişisel rakibi Rufus Wilmot Griswold'a verdi.Its new title was attached by Rufus Wilmot Griswold.
Ve biz, yalnızca savaşı değil, barışı da kazanan kişilerin mirasçısıyız.But we are also heirs to those who won the peace, and not just the war.
Mirasıyla, mirasçısıyla meşgul olurdu.He'd be preoccupied with his inheritance, with his heir.
Ölüm oğlum-in-law, ölüm benim mirasçısı;Death is my son-in-law, death is my heir;
Şimdi gözler, ikinci mirasçı... ...Park Hae Young'dan gelecek haberlere çevrildi.With regards to the second-in-line inheritor, news of Park Hae Young is now the focus.
Burayı imzaladıktan sonra... ...tek mirasçı olarak servetinizi kaybedeceksiniz.After you sign here, it shows that you as first-in-line, will forfeit the inheritance.
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››Abram said, "Behold, to me you have given no seed: and, behold, one born in my house is my heir."
Sonra Tanrıya, ‹‹Keşke İsmaili mirasçım kabul etseydin!›› dedi.Abraham said to God, "Oh that Ishmael might live before you!"
Eğer Yasaya bağlı olanlar mirasçı olursa, iman boş ve vaat geçersizdir.For if those who are of the law are heirs, faith is made void, and the promise is made of no effect.
Eğer Mesih'e aitseniz, İbrahim'in soyundansınız, vaade göre de mirasçısınız.If you are Christ's, then you are Abraham's seed and heirs according to promise.
Öyle ki, Onun lütfuyla aklanmış olarak umut içinde sonsuz yaşamın mirasçıları olalım.that, being justified by his grace, we might be made heirs according to the hope of eternal life.
Ki, (o), bana ve Ya'kub oğullarına mirasçı olsun. Rabbim, onu beğendiğin bir insan yap.Who will be heir to me, and heir to the house of Jacob; and make him obedient to You, O Lord."
Anne-babanın ve yakınların geride bıraktıklarından ve her birine mirasçılar kıldık.For each We have appointed heirs to what parents and relatives leave behind.
Onlara: "İşte bu, yaptıklarınıza karşılık olarak mirasçı kılındığınız cennettir" diye seslenilecek.And the cry shall resound: "This is Paradise you have inherited as meed for your deeds."
Gerçek şu ki, arz Allah'ındır; ona kullarından dilediğini mirasçı kılar.The earth belongs to God: He can make whom He wills among His creatures inherit it.
Onların ardından yerlerine kitaba mirasçı olan birtakım 'kötü kimseler' geçti.Then after them a new generation inherited the Book.
Yakup oğullarına da mirasçı olsun. Rabbim, onu (kendisinden) razı olunan(lardan) kıl."Who will be heir to me, and heir to the house of Jacob; and make him obedient to You, O Lord."
Onun söylemekte olduğuna Biz mirasçı olacağız; o Bize, 'yapayalnız tek başına' gelecektir.All that he claims will revert to Us, and he will come before Us all alone.
İşte böyle; bunlara İsrailoğulları'nı mirasçı kıldık.Thus it was; and We made the children of Israel possess them.
"Beni nimetlerle-donatılmış cennetin mirasçılarından kıl,"And put me among the inheritors of Paradise.
"İşte, yaptıklarınız dolayısıyla mirasçı kılındığınız cennet budur."This is the Paradise you will inherit (as meed) for your deeds.
Eğer mirasçılar erkek ve kadın kardeşlerse, erkeğe, iki dişinin hissesi kadar vardır.But if he has both brothers and sisters, the male will inherit a share equal to that of two females.
Onlara, "İşlediğinize karşılık işte mirasçısı olduğunuz cennet" diye seslenilir.And the cry shall resound: "This is Paradise you have inherited as meed for your deeds."
Ardlarından yerlerine gelen bir takım kötüler, Kitap'a mirasçı oldular.Then after them a new generation inherited the Book.
Katından bana bir oğul bağışla ki, bana ve Yakub oğullarına mirasçı olsun. Rabbim!So grant me a successor as a favour from You
Ana ve babayla yakınların bıraktıkları mallara mirasçı olacak erkek ve kadınları tayin ettik.For each We have appointed heirs to what parents and relatives leave behind.
Mirasçılar, aynı şartlar dahilinde erkek ve kız kardeşlerse erkeğe, kadına nispetle iki pay verilir.But if he has both brothers and sisters, the male will inherit a share equal to that of two females.
Söylediği şeylere biz mirasçı oluruz ve o bize yapayalnız gelir.All that he claims will revert to Us, and he will come before Us all alone.
Onlardır mirasçılar.These are the real gainers,
Böyle işte ve oralara İsrailoğullarını mirasçı kıldık.Thus it was; and We made the children of Israel possess them.
Beni Naim cennetinin mirasçılarından et.And put me among the inheritors of Paradise.
Ve şu cennete mirasçı oldunuz işlediğiniz şeyler yüzünden.This is the Paradise you will inherit (as meed) for your deeds.
Ana-babanın ve akrabanın geriye bıraktıkları malların hepsi için mirasçılar belirledik.For each We have appointed heirs to what parents and relatives leave behind.
Şöyle seslenilir: "İşte size, yaptıklarınıza karşılık mirasçı kılındığınız cennet!"And the cry shall resound: "This is Paradise you have inherited as meed for your deeds."
Yeryüzü Allah'ındır, Allah ona, kullarından dilediğini mirasçı kılar.The earth belongs to God: He can make whom He wills among His creatures inherit it.
Yeryüzüne ve üzerindekilere biz mirasçı olacağız, biz! Ve bize döndürülecekler.Verily We shall inherit the earth and whosoever is on it, and to Us they will return.
İşte bunlardır mirasçı olanlar;These are the real gainers,
Ki, Firdevs cennetine mirasçı olurlar, onda sürekli kalırlar.Who will inherit Paradise, and live in it for ever.
"Beni, nimetlerle dolu cennetin mirasçılarından kıl."And put me among the inheritors of Paradise.
Yemin olsun ki, Mûsa'ya o hak kılavuzu verdik ve İsrailoğullarını Kitap'a mirasçı kıldık.Verily We showed Moses the way, and bequeathed the Book to the children of Israel,
Onların ardından Kitap'a mirasçı olanlar da onun hakkında, işkillendiren bir kuşku içindedirler.But those who came to inherit the Book after them are also in doubt and disturbed about it.
İşte size, yapıp ettiklerinize karşılık mirasçı kılındığınız cennet!This is the Paradise you will inherit (as meed) for your deeds.
İşte böyle! Onlara başka bir toplumu mirasçı kıldık.Thus it was; and We passed them on to another people.
Böylece, bunlara İsrailoğullarını mirasçı yaptık.Thus it was; and We made the children of Israel possess them.
Anne, baba ve akrabaların bıraktıkları her şey için bir mirasçı tayin ettik.For each We have appointed heirs to what parents and relatives leave behind.