Ana içeriğe geç
Sözlük

mir ile cümle

mir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom birinin en sevdiği melodiyi mırıldadığını duydu.Tom heard someone humming his favorite tune.
Büyük oğlu mirasını ikiye katlamayı başardıThe oldest son succeeded in doubling his inheritance.
Büyük oğul mirası iki katına çıkarmayı başardı.The older son succeeded in doubling his inheritance.
Ronnie'nin müzik ve mirası hepimizin içinde yaşıyor!Ronnie's music and legacy live in all of us!
Tom mırıldanmaya başladı.Tom started mumbling.
Tom senin mirascın.Tom is your heir.
O büyük bir servetin (kadın) mirasçısıdır.She's the heiress to a great fortune.
Tom, miras iddiasında bulundu.Tom claimed the inheritance.
Tom nefesinin altında bir şeyler mırıldandı.Tom mumbled something under his breath.
Tom Fransızca bir şey mırıldandı.Tom mumbled something in French.
Ben Mireille'e bir mektup yazdım.I wrote a letter to Mireille.
Odanın diğer ucundan bir ses "Ne oluyor?" diye mırıldandı."What's happening?", murmured a voice from the other end of the room.
Dedesinden birkaç hektar arazi miras aldı.He inherited some hectares of land from his grandfather.
Öğretmenim, sonsuz yaşamı miras olarak almak için ne yapayım?Teacher, what shall I do to inherit eternal life?
Tom aile şirketini miras olarak aldı.Tom inherited the family business.
Mutlu kedi mırlar.The happy cat is purring.
Tom'un bulaşıkları yıkarken kendi kendine şarkı mırıldandığını duydum.I heard Tom humming to himself while he washed dishes.
Tom her zaman çalışırken mırıldanır.Tom always hums while working.
Tom kendi kendine bir şeyler mırıldanıyordu.Tom was mumbling something to himself.
Tom kendi kendine mırıldanıyordu.Tom was mumbling to himself.
O, dudaklarını onun kulağına yaklaştırdı ve mırıldandı: "Seni seviyorum."He brought his lips close to her ear and murmured: "I love you."
Tom alçak sesle bir şey mırıldanıyordu.Tom muttered something under his breath.
Tom çiftliğini babasından miras aldı.Tom inherited his farm from his father.
Mirasım ne olacak?What will be my legacy?
Bana her zaman mirasımla gurur duymam gerektiğini söylüyorsun.You always tell me I should be proud of my heritage.
"Mirabeau Köprüsü" Guillaume Apollinaire tarafından yazılmış çok güzel bir şiirdir."The Mirabeau Bridge" is a very beautiful poem by Guillaume Apollinaire.
O, kaleyi miras olarak aldı.He inherited the castle.
Para halamdan bir mirastır.The money is a legacy from my aunt.
Tom annesi öldüğünde bir sürü parayı miras olarak almayı umuyor.Tom hopes to inherit a lot of money when his mother dies.
Bu, bağımsızlığın kültürel mirasıdır.This is the cultural inheritance of independence.
Tom'un son arzusu oğlunun her şeyi miras olarak almasıydı.Tom's dying wish was that his son should inherit everything.
Tom bütün mirasını size bıraktı.Tom left his entire estate to you.
Annesi öldüğü zaman Tom, bir sürü para miras almayı umuyor.Tom hopes to inherit a lot of money when his mother passes away.
Tom, bulaşık yıkadığı zaman kendi kendine bir melodi mırıldandı.Tom hummed a tune to himself as he did the washing up.
Mirasımı çoktan harcadım.I've already spent my inheritance.
Bütün sabah kendi kendime o melodiyi mırıldanıyorum.I've been humming that tune to myself all morning.
Onu anne ve babamdan miras aldım.I inherited it from my parents.
Tom'un hiç bir mirası yok.Tom has no inheritance.
Tom işletmeyi babasından miras aldı.Tom inherited the business from his father.
Hayatının sonlarına yakın, mirasının ne olacağı hakkında çok endişelenmeye başladı.Near the end of his life, he started to worry a lot about what his legacy would be.
Amcandan ne kadar miras aldın?How much did you inherit from your uncle?
Kediler neden mırlar?Why do cats purr?
Bu, para ya da güç hakkında değil. Bu mirasım hakkında.This isn't about money or power. This is about my legacy.
Dan annesinden miras kalan arazi üzerinde vergilendirilmek istemiyordu.Dan didn't want to be taxed on the land he inherited from his mother.
Tom amcasının arazisini miras olarak aldı.Tom inherited his uncle's estate.
O gri kedicik, lütfen mırıldama. Büyükbabam seni duyabilir.O grey pussycat, please don't purr. Grandpa might hear you.
Mary mutfakta çalışırken çoğunlukla alçak sesle şarkılar mırıldanır.Mary often hums songs under her breath while she works in the kitchen.
Tom servetini miras olarak aldı.Tom inherited his wealth.
Tom mirasının üçte birini Mary'ye önerdi.Tom offered Mary a third of his inheritance.
Tom'a yüklü miktarda para miras kaldı.Tom inherited a considerable amount of money.
Kedi yüksek sesle mırıldadı.The cat purred loudly.
Utangaç çocuk adını mırıldandı.The shy boy mumbled his name.
Utangaç mürit onun cevabını mırıldandı.The shy disciple mumbled his answer.
Dinlemezsen seni mirastan yoksun ederim!If you don't listen, I'm disinheriting you!
Tom mirasçı bırakmadan öldü.Tom died without heirs.
Tom bir mirasçısı olmadan öldü.Tom died without an heir.
Neden tekrar mırıldanıyorsun?Why are you grumbling again?
Tom bir şeyler mırıldanıyor.Tom is mumbling something.
Tom bir şey mırıldanıyor.Tom is muttering something.
Tom bir şeyler mırıldanıyordu.Tom was mumbling something.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod