Ana içeriğe geç
Sözlük

mir ile cümle

mir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Zengin tüccar çocuğu evlatlık aldı ve onu mirasçısı yaptı.The rich merchant adopted the boy and made him his heir.
Kyoko bir şarkı mırıldanarak gitti.Kyoko went away, humming a song.
Hepimiz ulusal mirasımızı korumak için özen göstermeliyiz.We must all take care to preserve our national heritage.
Zengin bir tarihsel mirasımız var.We have a rich historical heritage.
Lütfen mırıldama.Please don't mumble.
Mary mutfakta çalışırken genellikle bir melodi mırıldanır.Mary often hums a tune as she works in the kitchen.
Hikaye babadan oğula miras kaldı.The story was handed down from father to son.
Utangaç öğrenci cevabını mırıldandı.The shy pupil murmured his answer.
Utangaç erkek çocuğu adını mırıldandı.The shy boy murmured his name.
John büyük bir serveti miras olarak aldı.John inherited a large fortune.
Bu saat bana dedem tarafından miras bırakıldı.This watch was handed down to me by my grandfather.
Bu bina ulusal miras olarak tutulmalıdır.This building should be kept as a national heritage.
"Seni seviyorum," diye mırıldandı ve gözlerini kapattı."I love you," she murmured and closed her eyes.
Servet mirasçılar arasında eşit olarak bölündü.The property was divided equally among the heirs.
Altmış yaşındaki teyzem büyük miras aldı.My sixty-year-old aunt inherited the huge estate.
Teyzem büyük bir emlakı miras olarak aldı.My aunt inherited the huge estate.
Büyük bir mirasa kondum.I came into a huge fortune.
Onun kendi kendine mırıldandığını duydum.I heard him mumble to himself.
Sık sık onun kendi kendine mırıldandığını duyardı.She would often hear him grumbling to himself.
Mirası öldüğünde kızına kaldı.The estate went to his daughter when he died.
Babası öldüğünde bir mirasa kondu.He came into a fortune when his father died.
O, çalışırken her zaman mırıldanır.He always hums while working.
O bir küfür mırıldandı.He muttered a curse.
O, tek çocuk olduğu için, tek mirasçıydı.Being an only child, he was the sole inheritor.
O bir şey mırıldanıyordu.He was mumbling something.
O, odaya girdiğinde bir mırıltı vardı.There was a murmur when she entered the room.
O kendi kendine mırıldanıyor.She is muttering to herself.
Kültürel miras gelecek nesillere aktarılır.A cultural heritage is handed down to posterity.
O, annesinin mavi gözlerini miras olarak aldı.She inherited her mother's blue eyes.
Babasından işi miras aldı.He inherited the business from his father.
O bir şey mırıldanıyor.He's mumbling something.
O, bir şey mırıldanıyor.She's muttering something.
Mirketler Afrika'da yaşar.Meerkats live in Africa.
O eski bir ahşap sandığı miras olarak aldı.He inherited an old wooden chest.
Mireille Mathieu, Fransa'nın en iyi şarkıcılarından biridir.Mireille Mathieu is one of France's best singers.
Kaplanlar mırlar mı?Do tigers purr?
Kulağının arkasını kaşıdığımda,kedim mırıldanır.My cat purrs when I scratch behind his ears.
Ana babasından miras kalan bir apartmana henüz taşındı.He just moved into an apartment he inherited from his parents.
Çalışırken mırıldanan birini tanıyor musun?Do you know anyone who hums while they work?
Babam bana büyük bir miras bıraktı.My father left me a large inheritance.
O, evi miras aldı.He inherited the house.
Tom'un çocuklarının ondan bir şey miras alması çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom's children inherited anything from him.
Tom'un vasiyetine göre, Mary onun tüm gayrimenkulünü miras olarak alacak.According to Tom's will, Mary will inherit his entire estate.
Tom kesinlikle amcasından evi miras alacağını ummuyordu.Tom certainly didn't expect to inherit the house from his uncle.
Tom büyükbabasından miras kalan parayla Mary için bir nişan yüzüğü aldı.Tom bought an engagement ring for Mary with money he inherited from his grandfather.
Tom oğlunun onun gayrimenkulunu miras olarak almasını diliyor.Tom wishes for his son to inherit his estate.
Tom babasının tüm varlığını miras olarak aldı.Tom inherited all of his father's property.
Tom bir sürü parayı miras aldı.Tom inherited a lot of money.
Miriam Thomas'la evlenmek istiyordu.Miriam wanted to marry Thomas.
Türkiye, Osmanlı Devleti'nin mirasçısıdır.Turkey is the heir of Ottoman Empire.
Tüm koloni mutant DNA'yı miras alacak.The entire colony will inherit the mutant DNA.
Edward amcasının servetini miras olarak aldı.Edward inherited his uncle's property.
Edward amcasının menkulünü miras olarak aldı.Edward inherited his uncle's estate.
Jose öğretmen tarafından sorulan soruya cevabı mırıldandı.Jose muttered the answer to the question asked by the teacher.
Onun duşta şarkı mırıldandığını duydum.I heard him humming in the shower.
Benim kedim onu okşadığımda zevkten mırlar.My cat purrs with pleasure when I pet it.
Kedi mırıldıyor.The cat is purring.
Kediler mırlıyor.The cats are purring.
Kedi gibi mırlayamam. Ben bir köpeğim!I cannot purr like a cat. I'm a dog!
O bir şarkı mırıldandı.She hummed a song.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod