Bana yol bulmayı öğreten Mau gibi bir akıl hocam olduğu için minnettarım.Ik ben dankbaar voor het feit dat ik een mentor als Mau had die mij leerde navigeren.
Bana yol bulmayı öğreten Mau gibi bir akıl hocam olduğu için minnettarım.Jestem wdzięczna, że miałam nauczyciela jak Mau, który nauczył mnie nawigować.
Bana yol bulmayı öğreten Mau gibi bir akıl hocam olduğu için minnettarım.Je suis reconnaissante du fait d'avoir eu un mentor comme Mau qui m'a enseigné comment naviguer.
Bana yol bulmayı öğreten Mau gibi bir akıl hocam olduğu için minnettarım.Jsem vděčná za skutečnost, že jsem měla mentora jako byl Mau, který mě naučil, jak se plavit.
Bana yol bulmayı öğreten Mau gibi bir akıl hocam olduğu için minnettarım.Som vďačná za fakt, že som mala učiteľa ako Mau, ktorý ma naučil ako navigovať.
Bana yol bulmayı öğreten Mau gibi bir akıl hocam olduğu için minnettarım.Sono grata per aver avuto un mentore come Mau che mi ha insegnato a navigare.
Bana yol bulmayı öğreten Mau gibi bir akıl hocam olduğu için minnettarım.Sunt recunoscătoare că am avut un mentor ca Mau, care m-a învăţat cum să navighez.
Bana yol bulmayı öğreten Mau gibi bir akıl hocam olduğu için minnettarım.Tôi biết ơn đối với thực tại mà tôi đã có một người cố vấn như Mau người đã dạy tôi làm thế nào để điều khiển
Bana yol bulmayı öğreten Mau gibi bir akıl hocam olduğu için minnettarım.Είμαι ευγνώμων για το γεγονός πως είχα ένα μέντορα σαν τον Μάου που μου έμαθε πώς να πλοηγώ.
Bana yol bulmayı öğreten Mau gibi bir akıl hocam olduğu için minnettarım.Благодарна съм за това, че имах ментор като Мау, който ме научи как да плавам.
Bana yol bulmayı öğreten Mau gibi bir akıl hocam olduğu için minnettarım.И я благодарна за то, что у меня был такой наставник, как Мау, который научил меня мореплаванию.
Bana yol bulmayı öğreten Mau gibi bir akıl hocam olduğu için minnettarım.Я дуже вдячна що в мене був вчитель такий як Мау який навчав мене навігації
Başkalarının takdirine ihtiyaç yoktur. Minnettarlığa ihtiyaç yoktur.Emme tarvitse tunnustusta tai kiitollisuutta.
Başkalarının takdirine ihtiyaç yoktur. Minnettarlığa ihtiyaç yoktur.Kita tidak membutuhkan pengakuan, penghargaan.
Başkalarının takdirine ihtiyaç yoktur. Minnettarlığa ihtiyaç yoktur.이런 일들은 인정을 위한 것도, 감사의 표현을 받기 위한 것도 아닙니다.
Başkalarının takdirine ihtiyaç yoktur. Minnettarlığa ihtiyaç yoktur.Nie potrzebujemy uznania ani wdzięczności.
Başkalarının takdirine ihtiyaç yoktur. Minnettarlığa ihtiyaç yoktur.No necesitamos reconocimiento, no necesitamos gratitud.
Başkalarının takdirine ihtiyaç yoktur. Minnettarlığa ihtiyaç yoktur.אין לנו צורך בהערכה. אין לנו צורך בשום הבעת תודה.
Başkalarının takdirine ihtiyaç yoktur. Minnettarlığa ihtiyaç yoktur.إننا لا نحتاج التقدير . لا نحتاج أى الإمتنان.
Başkalarının takdirine ihtiyaç yoktur. Minnettarlığa ihtiyaç yoktur.ただそうする事が 心の深みにおいて満ち足りたものを与えます
Bay Dominic'e minnettarım.Estou muito grata ao Sr. Dominic.
Bay Dominic'e minnettarım.Jag är tacksam mot mr Dominic.
Bay Dominic'e minnettarım.Jeg er meget taknemlig mod Dominic.
Bay Dominic'e minnettarım.Jestem naprawdę wdzięczna panu Dominicowi.
Bay Dominic'e minnettarım.Le estoy muy agradecida al Sr. Dominic.
Bay Dominic'e minnettarım.Olen todella kiitollinen herra Dominicille.
Bay Dominic'e minnettarım.Sono molto grata al signor Dominic.
Bay Dominic'e minnettarım.Είμαι ευγνώμων στον κ. Ντομινίκ.
Bay Dominic'e minnettarım.Я очень благодарна мистеру Доминику.
Beall minnettarlıklarını belirterek bitirdi:Beall conclude con una nota di gratitudine:
Beall minnettarlıklarını belirterek bitirdi:Beall eindigde met een noot van dankbaarheid:
Beall minnettarlıklarını belirterek bitirdi:Beall terminó con una nota de gratitud:
Beall minnettarlıklarını belirterek bitirdi:Kerry Beall a terminé avec un message de gratitude :
Beall minnettarlıklarını belirterek bitirdi:Η Beall έκλεισε την συνέντευξη με ένα μήνυμα ευγνωμοσύνης:
Beall minnettarlıklarını belirterek bitirdi:Бэлл заканчивает разговор нотой благодарности:
Beall minnettarlıklarını belirterek bitirdi:ختمت حديثها معبّرة عن امتنانها:
Ben de seni seviyorum ve sana minnettarım.He subido a hablar en este momento, para expresar una vasana
Ben de seni seviyorum ve sana minnettarım.Ik hou ook van jou, en ik ben ook dankbaar.
Ben de seni seviyorum ve sana minnettarım.(M:) Ich liebe dich auch, und ich bin auch dankbar.
Ben de seni seviyorum ve sana minnettarım.Și eu te iubesc și îți sunt de asemenea recunoscător
"Ben size son derece minnettarım."Én vagyok immensely eladósodott az Ön számára.
"Ben size son derece minnettarım."Estou imensamente grato a você.
"Ben size son derece minnettarım."Ich bin immens verschuldet zu Ihnen.
"Ben size son derece minnettarım."Ik ben enorm dank je.
"Ben size son derece minnettarım."Jag är oerhört tacksam mot er.
"Ben size son derece minnettarım."Jaz sem neizmerno zadolžena za vas.
"Ben size son derece minnettarım."Jeg er enormt i gæld til dig.
"Ben size son derece minnettarım."Jestem ogromnie wdzięczny Ciebie.
"Ben size son derece minnettarım."Je suis immensément redevable à vous.
"Ben size son derece minnettarım."Jsem nesmírně zavázán tebe.
"Ben size son derece minnettarım."내가 당신에게 대단히 빚을졌습니다.
"Ben size son derece minnettarım."Me siento muy en deuda con usted.
"Ben size son derece minnettarım."Olen suunnattoman kiitollinen teille.
"Ben size son derece minnettarım."Saya sangat berutang budi kepada Anda.
"Ben size son derece minnettarım."Som nesmierne zaviazaný teba.
"Ben size son derece minnettarım."Sono immensamente in debito con voi.
"Ben size son derece minnettarım."Sunt extrem de îndatoraţi pentru tine.
"Ben size son derece minnettarım."Tôi vô cùng mang ơn bạn.
"Ben size son derece minnettarım."Είμαι πάρα πολύ ευγνώμων σε σας.
"Ben size son derece minnettarım."Аз съм изключително задължен да Ви.