Şehrin ortasında kocaman bina yapılıyordu o yüzden taşradaki minicik yerdeydik.クイーンズの狭い 狭い場所にいました 私のキャリアの中でも 最も楽しかった時のひとつです
Sinek beyninin hesaplaması gereken bütün o şeyleri minicik nöronlarla yapması gerek.파리가 그렇게 작은 뉴론을 가지고 모든 것을 계산하는게 파리에게는 도전이라는 것을 말씀드리고 싶어요.
Sinek beyninin hesaplaması gereken bütün o şeyleri minicik nöronlarla yapması gerek.אבל גם האתגר עבור הזבוב לחשב את כל מה שמוחו צריך לחשב עם נוירונים זעירים כאלה.
Sinek beyninin hesaplaması gereken bütün o şeyleri minicik nöronlarla yapması gerek.بل هو أيضاً تحدي للذبابة لحساب كل شيء، يقوم دماغها بالحساب باستخدام خلايا عصبية صغيرة
Sinek beyninin hesaplaması gereken bütün o şeyleri minicik nöronlarla yapması gerek.全ての情報を処理しているんだ、という事をお伝えしたい。 これはジェフ・リックマンから借りてきた
Tam o anda bir bebek görüyorum, annesinin kucağında minicik bir bebek.Chiar atunci am văzut un copil, un copilaș ce sta în poala mamei sale.
Tam o anda bir bebek görüyorum, annesinin kucağında minicik bir bebek.Ed in quel momento vedo un bambino, un bimbo in braccio alla madre.
Tam o anda bir bebek görüyorum, annesinin kucağında minicik bir bebek.En ese momento veo un bebé, un recién nacido, en el regazo de su madre
Tam o anda bir bebek görüyorum, annesinin kucağında minicik bir bebek.Et pile à ce moment-là, je vois un bébé, un petit bébé sur les genoux de sa mère.
Tam o anda bir bebek görüyorum, annesinin kucağında minicik bir bebek.Ineens zie ik een baby, een kleine baby op schoot bij moeder.
Tam o anda bir bebek görüyorum, annesinin kucağında minicik bir bebek.I wtedy zauważam malutkie dziecko wtulone w matkę.
Tam o anda bir bebek görüyorum, annesinin kucağında minicik bir bebek.그때 마침, 저는 엄마에게 포대기로 안겨 있는 한 작은 아기를 봅니다.
Tam o anda bir bebek görüyorum, annesinin kucağında minicik bir bebek.И тут я вижу ребенка, маленького ребенка на коленях у матери.
Tam o anda bir bebek görüyorum, annesinin kucağında minicik bir bebek.Точно тогава виждам едно бебе - малко бебе в скута на майка.
Tam o anda bir bebek görüyorum, annesinin kucağında minicik bir bebek.ובדיוק אז שמתי לב לתינוק קטן בחיק אמו.
Tam o anda bir bebek görüyorum, annesinin kucağında minicik bir bebek.وقتها فقط رأيت, طفلاً رضيعًا فوق حجر و الدته.
Tam o anda bir bebek görüyorum, annesinin kucağında minicik bir bebek.話している言葉で スペイン系だと分った
Ufacık, minicik bir tek-hücreli olarak başladık, bir kayaya tutunarak ve şimdi, işte, beyin.Chúng ta bắt đầu như một tế bào Amip rất nhỏ dính vào một hòn đá, và bây giờ, bộ não ra đời
Ufacık, minicik bir tek-hücreli olarak başladık, bir kayaya tutunarak ve şimdi, işte, beyin.Comenzamos como una pequeñísima ameba unicelular, chiquitita, pegada a una roca, y ahora, voilá, el cerebro.
Ufacık, minicik bir tek-hücreli olarak başladık, bir kayaya tutunarak ve şimdi, işte, beyin.Ici-pici kis egysejtű amőbaként indult, apró, csak ragadt a sziklához, és most, íme, az agy.
Ufacık, minicik bir tek-hücreli olarak başladık, bir kayaya tutunarak ve şimdi, işte, beyin.Kita semua bermula dari makhluk kecil bernama amuba, yang hanya menempel pada batu, dan kini, voila, otak.
Ufacık, minicik bir tek-hücreli olarak başladık, bir kayaya tutunarak ve şimdi, işte, beyin.아주 아주 작은 단세포 아메바로 부터 시작되었죠. 아주 작아서 암석에 딱 붙어 있었죠. 그리고 지금은...자, 보시죠! 뇌가 있습니다.
Ufacık, minicik bir tek-hücreli olarak başladık, bir kayaya tutunarak ve şimdi, işte, beyin.La început eram amibe unicelulare mici, mici, lipite de o stâncă și acum, iată, creierul.
Ufacık, minicik bir tek-hücreli olarak başladık, bir kayaya tutunarak ve şimdi, işte, beyin.We zijn begonnen als piepkleine eencellige amoebe, gewoon op een rots geplakt, en voilà, hier is het brein.
Ufacık, minicik bir tek-hücreli olarak başladık, bir kayaya tutunarak ve şimdi, işte, beyin.Začeli smo kot majčkena enocelična ameba, majcena, ki se tišči k skali, in naenkrat -- možgani.
Ufacık, minicik bir tek-hücreli olarak başladık, bir kayaya tutunarak ve şimdi, işte, beyin.Zaczynaliśmy jako jednokomórkowa ameba, przywarta do skały, a teraz voila - mózg.
Ufacık, minicik bir tek-hücreli olarak başladık, bir kayaya tutunarak ve şimdi, işte, beyin.Започнали сме като мъничка, едноклетъчна амеба, малка, едва се държи за скала и сега, воила, мозъкът.
Ufacık, minicik bir tek-hücreli olarak başladık, bir kayaya tutunarak ve şimdi, işte, beyin.התחלנו בתור אמבה חד תאית קטנטנה, קטנטנה, שדבוקה מתחת לאיזה סלע, ועכשיו, הופ! המוח.
Ufacık, minicik bir tek-hücreli olarak başladık, bir kayaya tutunarak ve şimdi, işte, beyin.لقد بدأنا بوصفها صغيرة، صغيرة قليلا وحيدة الخلية الأميبا صغيرة، فقط تلصق في الصخر، والأن هذا هو الدماغ
Ufacık, minicik bir tek-hücreli olarak başladık, bir kayaya tutunarak ve şimdi, işte, beyin.岩にくっついて そして 脳ができました ほらね(笑い)
Ve ana rahmindeki minicik bir cenin gibi tortop oldum.E mi rannicchio in posizione fetale.
Ve ana rahmindeki minicik bir cenin gibi tortop oldum.Enrolei-me numa pequena bola fetal.
Ve ana rahmindeki minicik bir cenin gibi tortop oldum.Ik ga liggen in de foetushouding.
Ve ana rahmindeki minicik bir cenin gibi tortop oldum.그리고 마지막 공기를 불어넣은 풍선처럼,
Ve ana rahmindeki minicik bir cenin gibi tortop oldum.Me encogí y adopté una posición fetal.
Ve ana rahmindeki minicik bir cenin gibi tortop oldum.Și m-am strâns în poziție fetală într-un mic glob.
Ve ana rahmindeki minicik bir cenin gibi tortop oldum.Stáčím se do klubíčka jako dítě v těle matky.
Ve ana rahmindeki minicik bir cenin gibi tortop oldum.Tôi co người như một bào thai.
Ve ana rahmindeki minicik bir cenin gibi tortop oldum.Zvijem se v mali klobčič.
Ve ana rahmindeki minicik bir cenin gibi tortop oldum.Κουλουριάζομαι σε μια εμβρυική μπάλα.
Ve ana rahmindeki minicik bir cenin gibi tortop oldum.Свих се в една малка топка-зародиш.
Ve ana rahmindeki minicik bir cenin gibi tortop oldum.ואני מתכרבלת לי כמו עובר קטן,
Ve ana rahmindeki minicik bir cenin gibi tortop oldum.وتكورت في كرة جنين
Ve ana rahmindeki minicik bir cenin gibi tortop oldum.ほんの少し空気の残った風船から
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise.""Aaa, e doar o bisericuță neînsemnată."
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise.""Ach, dit is een of andere kleine kerk in een of ander gehucht."
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise.""Ah, c'est une toute petite église au milieu de nulle part."
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise.""Ah, das ist eine winzig kleine Kirche mitten im Nirgendwo."
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise.""Ah, isto é uma pequena igreja no meio de nenhures."
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise.""Ah, ma questa è solo una piccola chiesa in mezzo al nulla".
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise.""Ale to jakiś mały, nic nie znaczący kościółek w jakiejś kompletnej dziurze."
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise.""Bueno, es solo una iglesita por allá perdida".
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise.""아 이것은 어느 알 수 없는 곳의 작은 교회야."
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise.""Ugyan, ez egy aprócska templom, a semmi közepén."
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise.""Ώ, αυτή είναι μια μικρή, μικροσκοπική, εκκλησία στη μέση του πουθενά."
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise.""А, ну это какая-то маленькая церковь из глубинки".
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise.""О, това е някаква малка забутана църква."
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise."אומרים, "אה, זוהי סתם איזו כנסייה זעירה באמצע שום מקום."
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise."يقول , " نعم هذه بعض مناطق صغيرة ، كنيسة قديمة فى منطقة نائية . "
"Ya bu kimsenin bilmediği bi yerde küçük, minicik bir kilise."でもイラクにいるあなたにはそんなことはわかりません