Bu minibüs 25 kişi alır.This minibus holds 25 persons.
Amerika Birleşik Devletleri'nde okul minibüsleri sarıdır.In the United States, school buses are yellow.
Keskin nişancı beyaz bir minibüsü kullanıyor.The sniper is driving a white van.
Tom minibüsten indi.Tom got out of the van.
Tom'un evinin önünde park etmiş beyaz bir minibüs var.There's a white van parked in front of Tom's house.
Tom'u lacivert bir minibüse binerken gördüm.I saw Tom getting into a dark blue van.
Evin dışında beyaz bir minibüs durdu.A white van pulled up outside the house.
Dan evsizdi ve minibüsünde yaşıyordu.Dan was homeless and lived in his van.
Polis parmak izi için minibüsü tozladı.The police dusted the van for fingerprints.
Fadıl, Leyla'ya minibüse binmesini söyledi.Fadil told Layla to get in the van.
Fadıl park yerinde patronuna ait bir minibüs fark etti.In the parking lot, Fadil noticed a van belonging to his boss.
Fadıl minibüsünün ön koltuğunda ölü bulundu.Fadil was found dead in the front seat of his minivan.
Polis, Fadıl'ın minibüsünü aramaya devam etti.The police continued searching Fadil's van.
Tom, Mary'ye minibüse binmesini söyledi.Tom told Mary to get in the van.
Tom minibüsün arkasında uyudu.Tom slept in the back of the minivan.
Minibüs yeşile boyandı.The van was painted green.
Sami yepyeni bir minibüse sahipti.Sami had a brand-new van.
Sami kurbanlarını minibüsünde infaz ediyordu.Sami executed his victims in his van.
Sami, minibüsü ormanda gizledi ve onu dallarla kapladı.Sami hid the van in the woods and covered it with branches.
Minibüsünüzde üç kişi için daha yer var mı?Is there room in your van for three more people?
Felix yolun kenarına park edilmiş renkli camları olan beyaz bir minibüs gördü.Felix saw a white van with tinted windows parked on the side of the road.
Felix minibüse doğru yürümeye başladı.Felix started walking to the van.
Karl evinin önüne park etmiş bir minibüs fark etti.Karl noticed a van parked in front of his house.
Lukas, polisin bir minibüsü durdurmasına tanık oldu.Lukas witnessed the police stopping a van.
Hurleyr ardından hep birlikte eve gitmeye önerir ve minibüsü gecenin karanlığına doğru sürer.Hurley then suggests they all go home, and the van drives away into the night.
Ben ile Walt, Dharma minibüsüne vardıklarında Hurley'i orada kendilerini beklerken bulurlar.When Ben and Walt reach a DHARMA van, they find Hurley waiting for them.
Bulancaka her gün dolmuş minibüsleri bulunmaktadır.These infants continue to need oral carbohydrates every few hours.
Sadece Pazar günleri yarım saatte bir minibüs servisleri yapılmaktadır.On Sundays, there is a half-hourly service each way.
Ulaşım minibüslerle yapılır.They resemble mini-carriages.
Mahalleye ulaşım günün belirli saatlerinde kalkan minibüslerle yapılmaktadır.This occurred near The Voyageur restaurant during operational hours.
Sivaslılar maçın oynanacağı gün 20 minibüs, 40 otobüs ve trenle Kayseri'ye ulaştı.Sivasspor supporters traveled to the city of Kayseri with 20 minibuses, 40 coaches and by train.
Bu nedenle ilçede bulunan minibüs kooperatifleri köye toplu taşıma hizmeti vermemektedir.Otherwise, no provincial highways serve the township.
Adada bir minibüs bulmuştur.Local bus on the island.
Pazar günleri ise ilçeye minibüs gitmemektedir.Neither bus runs on a Sunday.
1961 – Ford Thames Trader minibüs üretimi başladı.1946 Minsk Tractor Works established.
Öğrencilerin taşınması işi ihale ile verilmiş olup minibüs ve midibüslerle gerçekleştirilmektedir.The vehicles used for student transport are usually minibuses or midibuses.
Ulaşımı minibüslerle sağlanmaktadır.Trucks deliver supplies to hospitals.
Otobüs ve minibüs ile ulaşım sağlanmaktadır.It is also accessible by bus and minibus.
Teğmen Chan, bana beyaz bir minibüs ayarlayınCap. Chan, get a white van for me.
Bir minibüs istedi, onaylanmış olanlardanHe wanted a van, and the senior approved.
Tamam, minibüsü ver ona ! Dışarı çıkarsa onu haklarızOk, give him a van and get him when he comes out.
Minibüsü verecekler !He promised to give me a van.
Hiç minibüs kullanmadımI haven't tried a van.
Sunny Koo, Minibüs geldiSunny Koo, the van is here.
Minibüs dışarıda !The van is at the front door.
Minibüsle nereye gideceğiz ?Where should we go later with the car?
Minibüsü süreceksin !You drive your car.
Kaçıyor muyum ? Serbest miyim ? ve o minibüse bindiğimde,An escape or a release?
Minibüsü kapıya çekin !Drive the car to the door.
Minibüs kapıda bekler !The van is at the door!
Önündeki minibüsü takip ediyor[ses net değil].And he's [unclear] following that van that's out in front of him.
Minibüsü geçmek için ona yaklaşıyor.He's closing in on the van to make the moving pass.
Bu minibüs sahte mi?Is this van a phony?
Polise göre, bombanın içine gizlendiği minibüs Pazartesi günü Atina'da çalınmıştı.According to police, the van in which the bomb was hidden was stolen Monday in Athens.
Yetkililere göre ulaşım için 250 otomobil, 150 minibüs ve 100 otobüs kullanılacak.According to officials, 250 cars, 150 minibuses and 100 buses will be used for transportation.
Tanıklar, Bundy'nin küçük bir kızla beyaz bir minibüse yürüdüğünü bildirdi.Witnesses reported seeing a little girl walk with a man who resembled Bundy towards a white van.
Mary bir teslimat minibüsü kullanıyordu.Mary drove a delivery van.
21 Mayıs'ta şüpheliler Tiflis'ten bir minibüste ayrılan Polis tarafından bulundu.On May 21, the suspects were found by Police leaving Tbilisi in a minivan.
Ertesi sabah Ricky minibüsünün anahtarlarını bulamaz ve Seb'i suçlar.After an argument, Seb tags over the family portraits during the night.
Minibüs veya otobüs no. 362, Schelkovskay metro istasyonundan/otobüs istasyonundan Monino'ya.by minibus or bus no.