Aslinda, ulusal muhasebe sistemimizin mimari olanDe facto, o arquiteto do nosso sistema nacional contabilístico,
Aslinda, ulusal muhasebe sistemimizin mimari olanDe fapt, creatorul sistemului nostru național de contabilitate,
Aslinda, ulusal muhasebe sistemimizin mimari olanDe hecho, el arquitecto de nuestro sistema contable nacional,
Aslinda, ulusal muhasebe sistemimizin mimari olanDi fatto, l'architetto del nostro sistema di contabilità nazionale,
Aslinda, ulusal muhasebe sistemimizin mimari olanEn fait, l'architecte de notre système de comptabilité nationale,
Aslinda, ulusal muhasebe sistemimizin mimari olanFaktum är att arkitekten för vår nations bokföringsprogram,
Aslinda, ulusal muhasebe sistemimizin mimari olanRent faktisk sagde arkitekten for vores nationalregnskaber,
Aslinda, ulusal muhasebe sistemimizin mimari olanSebenarnya, arsitek dari sistem akuntansi nasional kita,
Aslinda, ulusal muhasebe sistemimizin mimari olanSterker nog, de architect van onze nationale boekhouding,
Aslinda, ulusal muhasebe sistemimizin mimari olanTatsächlich sagte der Architekt unserer volkswirtschaftlichen Gesamtrechnung,
Aslinda, ulusal muhasebe sistemimizin mimari olanThật sự, người sáng tạo ra hệ thống sổ sách kế toán quốc gia,
Aslinda, ulusal muhasebe sistemimizin mimari olanValójában, a nemzeti könyvelési rendszerünk megalkotója,
Aslinda, ulusal muhasebe sistemimizin mimari olanVe skutečnosti architekt našeho národního účetního systému
Aslinda, ulusal muhasebe sistemimizin mimari olanV skutočnosti, sám architekt nášho systému národného účtovníctva,
Aslinda, ulusal muhasebe sistemimizin mimari olanW rzeczywistości, architekt systemu księgowego,
Aslinda, ulusal muhasebe sistemimizin mimari olanВсъщност, създателят на нашата национална счетоводна система,
Aslinda, ulusal muhasebe sistemimizin mimari olanДействительно, создатель системы национальных счетов,
Aslinda, ulusal muhasebe sistemimizin mimari olanלמעשה, הארכיטקט של מערכת החשבונאות הלאומית,
Aslinda, ulusal muhasebe sistemimizin mimari olanكما ان مهندس نظامنا الاقتصادي
Aslinda, ulusal muhasebe sistemimizin mimari olanサイモン クズネッツは1930年代に
Aynı tür mimari gördüğümüzde, bu açıların, bu ışıkların, bu malzemelerin dünyasını kanıksıyoruz.우리가 똑같은 건축물을 볼 때마다 우리는 건물의 각, 빛, 재료들의 세상에 익숙해져버립니다.
Aynı tür mimari gördüğümüzde, bu açıların, bu ışıkların, bu malzemelerin dünyasını kanıksıyoruz.Mikor ugyanazt az építészetet látjuk hozzáedződünk azon szögek, fények, anyagok világához.
Aynı tür mimari gördüğümüzde, bu açıların, bu ışıkların, bu malzemelerin dünyasını kanıksıyoruz.Patrząc na taką samą architekturę, przyzwyczajamy się do świata jej kątów, świateł i tworzyw.
Aynı tür mimari gördüğümüzde, bu açıların, bu ışıkların, bu malzemelerin dünyasını kanıksıyoruz.Quando vemos o mesmo tipo de arquitetura, habituamo-nos àquele mundo dos mesmos ângulos, luzes, materiais.
Aynı tür mimari gördüğümüzde, bu açıların, bu ışıkların, bu malzemelerin dünyasını kanıksıyoruz.ואנו רואים שבארכיטקטורה זהה אנו נכלאים בעולם של אותן זויות, אותה תאורה, אותם חומרים.
Aynı tür mimari gördüğümüzde, bu açıların, bu ışıkların, bu malzemelerin dünyasını kanıksıyoruz.عندما نرى نفس النوع من العمارة نصبح معتادين في هذا العالم من هذه الزوايا ، من تلك الأضواء ، من تلك المواد.
Aynı tür mimari gördüğümüzde, bu açıların, bu ışıkların, bu malzemelerin dünyasını kanıksıyoruz.同じ観点、同じ光線、同じ素材の世界に 慣れさせられてしまいます 我々は世界が自分たちの建物の様だと考えます
Aynı zamanda onlar, mimarının geleceği şimdiki gibi parlak gözükmediği bir zamanda palyaçoluk da yaptılar.Ćwiczyli występy klauna, kiedy jeszcze nic nie wskazywało na to, że przyszłość mebli będzie taka świetlana.
Aynı zamanda onlar, mimarının geleceği şimdiki gibi parlak gözükmediği bir zamanda palyaçoluk da yaptılar.Họ còn thể hiện diễn biến của vai hề khi tương lai của nội thất đã trở nên gần như không còn thuận lợi nữa.
Aynı zamanda onlar, mimarının geleceği şimdiki gibi parlak gözükmediği bir zamanda palyaçoluk da yaptılar.가구의 전망이 그다지 밝지 않았을 때, 그들은 광대연기를 연습하기도 했습니다.
Aynı zamanda onlar, mimarının geleceği şimdiki gibi parlak gözükmediği bir zamanda palyaçoluk da yaptılar.Те също са практикували клоунада, когато бъдещето на мебелите не било чак толкова светло, както се оказало.
Aynı zamanda onlar, mimarının geleceği şimdiki gibi parlak gözükmediği bir zamanda palyaçoluk da yaptılar.היה להם גם מופע ליצנים כאשר העתיד של הריהוט לא היה אפילו קרוב למצבו הטוב כשם שקרה בסופו של דבר.
Aynı zamanda onlar, mimarının geleceği şimdiki gibi parlak gözükmediği bir zamanda palyaçoluk da yaptılar.أيضا هم تدربوا على دور مهرج عندما لم يكن مستقبل الأثاث مبشرا كما تحول ليكون.
Aynı zamanda onlar, mimarının geleceği şimdiki gibi parlak gözükmediği bir zamanda palyaçoluk da yaptılar.道化師もやっていたのです これはチャールズの写真です 次の映像を見てみましょう
Bana göre bu, mimarın önemini temsil ediyordu.Ich dachte, er symbolisierte die Bedeutung des Architekten.
Bana göre bu, mimarın önemini temsil ediyordu.Ik dacht dat het stond voor de belangrijkheid van de architect.
Bana göre bu, mimarın önemini temsil ediyordu.Je pensais qu'il signifiait l'importance de l'architecte.
Bana göre bu, mimarın önemini temsil ediyordu.건축가가 중요한 사람임을 사람들이 알아주는 것이라고 생각했습니다.
Bana göre bu, mimarın önemini temsil ediyordu.M-am gândit că reprezintă importanţa arhitectului.
Bana göre bu, mimarın önemini temsil ediyordu.Miał on symbolizować rangę architekta.
Bana göre bu, mimarın önemini temsil ediyordu.Pensavo rappresentasse l'importanza dell'architetto.
Bana göre bu, mimarın önemini temsil ediyordu.Pensé que representaba la importancia del arquitecto.
Bana göre bu, mimarın önemini temsil ediyordu.Tôi từng nghĩ nó đại diện cho tầm quan trọng của kiến trúc.
Bana göre bu, mimarın önemini temsil ediyordu.Úgy gondoltam, ez jelképezi az építész fontosságát.
Bana göre bu, mimarın önemini temsil ediyordu.Θεώρησα πως συμβόλιζε την σημασία του αρχιτέκτονα.
Bana göre bu, mimarın önemini temsil ediyordu.Реших, че тя представя важността на архитекта.
Bana göre bu, mimarın önemini temsil ediyordu.Я думав, що це свідчить про важливу роль архітектора.
Bana göre bu, mimarın önemini temsil ediyordu.Я думал, это отображало значимость архитектуры.
Bana göre bu, mimarın önemini temsil ediyordu.חשבתי שהקסדה מייצגת את החשיבות של הארכיטקט
Bana göre bu, mimarın önemini temsil ediyordu.ظننت أن ذلك يمثل أهمية المعماري.
Bana göre bu, mimarın önemini temsil ediyordu.家に着いても まだ 興奮していました
Bana kalırsa bu gerçekten yaratan bir mimari.Ahora, eso, yo diría es "arquitectura como espectáculo".
Bana kalırsa bu gerçekten yaratan bir mimari.Asta, aş spune, e arhitectură care joacă.
Bana kalırsa bu gerçekten yaratan bir mimari.Dat is nu wat je noemt, uitvoerende architectuur.
Bana kalırsa bu gerçekten yaratan bir mimari.Ich würde sagen: Das ist Architektur, die etwas leistet.
Bana kalırsa bu gerçekten yaratan bir mimari.이런게 제가 봤을때 건축이 제몫을 다하는 것입니다.
Bana kalırsa bu gerçekten yaratan bir mimari.Na erre mondanám azt, hogy az építészet teljesít.
Bana kalırsa bu gerçekten yaratan bir mimari.Ora, quello, direi, è l'architettura che è in scena.
Bana kalırsa bu gerçekten yaratan bir mimari.Or cela, je dirais, est de l'architecture qui exécute.
Bana kalırsa bu gerçekten yaratan bir mimari.Tôi muốn nói, việc trình diễn kiến trúc.