Ana içeriğe geç
Sözlük

miktar ile cümle

miktar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Masada bol miktarda taze yumurta var.There are plenty of fresh eggs on the table.
Havuç çok miktarda A vitamini içerir.Carrots contain a lot of vitamin A.
Bir insan vücudu sayısız miktarda hücreden oluşur.A human body consists of a countless number of cells.
Önemli olan miktar değil kalitedir.It is quality, not quantity that counts.
Birisi bize bir miktar üzüm getirdi.Someone has brought us some grapes.
Trene yetişmek için bol miktarda zamanın var.You have plenty of time to catch the train.
Şehirde her gün büyük miktarlarda çöp üretiliyor.In the city, large quantities of garbage are being produced every day.
Karbondioksit miktarı %10 arttı.The amount of carbon dioxide has increased by 10 percent.
Japonya yabancı ülkelere büyük miktarda araba ihraç eder.Japan exports a great number of cars to foreign countries.
Japonya büyük miktarda petrol ithal eder.Japan imports a large quantity of oil.
Japonya büyük miktarda ipek ticareti yapardı.Japan used to trade silk in large quantities.
Tarım büyük miktarda su tüketir.Agriculture consumes a great amount of water.
Onun az miktarda kazanma şansı vardır.There is little chance of his winning.
Ona bir miktar ödünç para vermen büyük nezaketti.It was very kind of you to lend him some money.
Onun borç miktarı ödeyebileceğinden çok fazla.His debts amount to more than he can pay.
O, çok miktarda para bağışladı.He kicked in a lot of money.
Senin yediğin miktarın iki katını yedi.He ate twice the amount that you ate.
Herhangi bir miktarda para ortaya sürebilir.He can come up with any amount of money.
Bir miktar portakal almak için mağazaya gitti.He went to the store to buy some oranges.
Büyük miktarda parası var gibi görünüyor.He seems to have had a great amount of money.
O bir miktar iş yaptı.He did an amount of work.
Onun bankada bir miktar parası var.He has some money in the bank.
O, üniversiteye bol miktarda para bağışladı.He endowed the college with a large sum of money.
O, çok miktarda un ve yağ satın aldı.He bought a lot of flour and oil.
Yaralanması için tazminat olarak büyük bir miktar para aldı.He received a large sum of money in compensation for his injury.
O, benden büyük miktarda para talep etti.He demanded a large sum of money from me.
O, bankaya çok miktarda para yatırdı.He deposited a lot of money in the bank.
Enstitüye büyük miktarda para bağışladı.He bestowed a large amount of money on the institute.
Çok büyük miktarda likör tüketir.He consumes an enormous amount of liquor.
Makul miktarda kahve içer.He drinks a moderate amount of coffee.
O, kızılhaç'a isimsiz olarak büyük bir miktarda para bağışladı.He anonymously donated a large sum of money to the Red Cross.
O ekili alanın satışını büyük miktarda gerçekleştirdi.He realized a large sum by the sale of the plantation.
Ondan büyük bir miktarda para gasp ettiler.He extorted a large amount of money from her.
O, ona önemli miktarda para verdi.He gave her a considerable sum of money.
Onun yolculuk için bol miktarda parası vardı.He had plenty of money for his trip.
O miktarın iki katını yemeliler.They need to eat double that amount.
Onun kendine ait bir miktar parası var.She has some money of her own.
Benden aşırı miktarda para istedi.She asked me for an unreasonable sum of money.
Onun sadece küçük bir miktar parası vardı.She had only a small sum of money.
O bir miktar un ve yağ satın aldı.She bought flour and oil in quantity.
O bankaya büyük miktarda bir para yatırdı.She deposited a large sum of money in the bank.
O, fakir olmasına rağmen, sahip olduğu az miktarda parayı ona verdi.Poor as she was, she gave him what little money she had.
Soğuk algınlığından korunmak için bol miktarda C vitamini al.Take lots of vitamin C to avoid catching cold.
Avukatlar davaları kazandıklarında çok miktarda dolar kazanırlar.Lawyers make mega bucks when they win cases.
Gangsterler büyük miktarda parayı zengin adamdan gasp ettiler.The gangsters extorted a vast sum of money from the rich man.
Onun çok miktarda kitabı var.He has books galore.
Her gün büyük miktarlarda karbondioksit üretilir.Massive amounts of carbon dioxide are generated every day.
Polis okulda büyük miktarda uyuşturucu ele geçirdi.The police seized a large quantity of drugs at the school.
Elektronik sigaradan çıkan duman miktarı hiç fena değil.The amount of smoke that comes out of an electronic cigarette isn't bad at all.
Üzerimdeki az miktarda parayı ona verdim.I gave her what little money I had with me.
Çocuk en büyük miktarda meyveye sahip.The boy has the greatest amount of fruit.
Şişe içinde kalan sadece bir miktar süt vardı.There was only a little milk left in the bottle.
Köyde bol miktarda kirpi olacağına söz verdin!You promised that there would be plenty of hedgehogs in the village!
Bir günde bu miktarda işi bitirmenin mümkün olduğunu sanmıyorum.I don't think it's possible to finish that amount of work in one day.
Hem miktar hem de kalite birçok durumlarda önemlidirler.Both quantity and quality are important in most cases.
O, çok miktarda para katkısında bulundu.He contributed a lot of money.
Benim tartışmayı destekleyecek adil bir miktar bilimsel veriyi sıralayacağımI will marshal a fair amount of scientific data to support my argument.
Böylesine büyük miktarda parayı nasıl aldın?How did you get such a large amount of money?
Bir miktar sıvı ofisimize sızıyor.Some fluid is leaking into our office.
Mary, diyetinde et miktarını kısıtlıyor.Mary restricts the amount of meat in her diet.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod