Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.掃 羅 見 耶 和 華 與 大 衛 同 在 、 又 知 道 女 兒 米 甲 愛 大 衛
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.掃羅見 耶和華 與 大衛 同在 、 又 知道 女 兒米甲愛 大衛
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.Om haar minachtende houding (B) bleef Michal haar hele verdere leven kinderloos.
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.Cînd a trimes Saul oamenii să ia pe David, ea a zis: ,,Este bolnav.``
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.Da nu Saul sendte Folk hen for at hente David, sagde hun: "Han er syg."
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.Da sandte Saul Boten, daß sie David holten. Sie aber sprach: Er ist krank.
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.In ko Savel pošlje sle, da pripeljejo Davida, reče ona: Bolan je.
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.Ja kun Saul lähetti miehiä ottamaan Daavidia, sanoi hän: "Hän on sairas".
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.Keď potom poslal Saul poslov, aby vzali Dávida, riekla: Je nemocný.
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.Ketika para utusan Saul datang untuk menangkap Daud, Mikhal berkata, "Daud sedang sakit.
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.Khi Sau-lơ sai người đến bắt Ða-vít, thì nàng nói rằng: Chàng đau.
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.Khi_Sau - lơ sai người đến bắt Ða - vít , thì nàng nói rằng : Chàng đau .
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.사울이 사자들을 보내어 다윗을 잡으려 하매 미갈이 가로되 그가 병들었느니라
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.kor pedig Saul elküldé a követeket, hogy Dávidot megfogják, [azt] mondá: [Dávid] beteg.
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.Lorsque Saül envoya des gens pour prendre David, elle dit: Il est malade.
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.När sedan Saul sände sina män med uppdrag att hämta David, sade hon: »Han är sjuk.»
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.og da Saul sendte bud for å hente David, sa hun: Han er syk.
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.Quando Saul enviou mensageiros para prenderem a Davi, ela disse: Está doente.
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.Saul mandò dunque messaggeri a prendere Davide ma essa disse: «E' malato»
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.Tedy posłał Saul posły, aby porwali Dawida; ale rzekła: Choruje.
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.Tedy Saul poslal posly, aby vzali Davida. I řekla: Jest nemocen.
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.Toen de mannen kwamen om David gevangen te nemen, vertelde zij hun dat hij ziek was en niet uit bed mocht.
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.Y cuando Saúl envió mensajeros para que prendiesen a David, ella respondió: --Está enfermo
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.Και οτε απεστειλεν ο Σαουλ μηνυτας δια να συλλαβωσι τον Δαβιδ, εκεινη ειπεν, Αρρωστος ειναι.
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.И когато Саул прати човеците, за да хванат Давида, тя каза: Болен е.
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.И послал Саул слуг, чтобы взять Давида; но Мелхола сказала: он болен.
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.וישלח שאול מלאכים לקחת את דוד ותאמר חלה הוא׃
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.وارسل شاول رسلا لاخذ داود فقالت هو مريض.
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.掃 羅 打 發 人 去 捉 拿 大 衛 、 米 甲 說 、 他 病 了
Saulun gönderdiği ulaklar Davutu yakalamaya geldiğinde, Mikal, ‹‹Davut hasta›› dedi.掃羅 打發人 去 捉拿 大衛 、 米 甲 說 、 他 病了
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.Aber Michal, Sauls Tochter, hatte kein Kind bis an den Tag ihres Todes.
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.E Mical, filha de Saul não teve filhos, até o dia de sua morte.
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.Ennekokáért Mikálnak, Saul leányának nem lõn soha gyermeke az õ halálának napjáig.
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.In Mihala, hči Savlova, ni dobila zaroda do dne smrti svoje.
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.Ja Miikal, Saulin tytär, ei saanut lasta kuolinpäiväänsä asti.
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.그러므로 사울의 딸 미갈이 죽는 날까지 자식이 없으니라
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.Men Mikal, Sauls datter, blev barnløs til sin dødsdag.
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.Mikal, figlia di Saul, non ebbe figli fino al giorno della sua morte
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.Mikhal, putri Saul itu tidak beranak seumur hidupnya
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.Och Mikal, Sauls dotter, fick inga barn, så länge hon levde.
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.Og Sauls Datter Mikal fik til sin Dødedag intet Barn.
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.Or Mical, fille de Saül, n`eut point d`enfants jusqu`au jour de sa mort.
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.Preto potom Míchaľ, dcéra Saulova, nemala plodu až do dňa svojej smrti.
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.Protož Míkol dcera Saulova neměla žádného plodu až do dne smrti své.
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.Przetoż Michol, córka Saulowa, niemiała dziatek aż do dnia śmierci swojej.
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.Şi Mical, fata lui Saul, n'a avut copii pînă în ziua morţii ei.
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.Vì vậy, Mi-canh, con gái Sau-lơ, không sanh con cho đến ngày nàng thác.
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.Vì_vậy , Mi-canh , con_gái Sau-lơ , không sanh con cho_đến ngày nàng thác .
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.Y Mical hija de Saúl no tuvo hijos hasta el día de su muerte
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.Δια τουτο η Μιχαλ, η θυγατηρ του Σαουλ, δεν εγεννησε τεκνον εως της ημερας του θανατου αυτης.
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.Затова Михала Сауловата дъщеря остана бездетна до деня на смъртта си.
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.И у Мелхолы, дочери Сауловой, не было детей до дня смерти ее.
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.ולמיכל בת שאול לא היה לה ילד עד יום מותה׃
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.ولم يكن لميكال بنت شاول ولد الى يوم موتها
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.掃 羅 的 女 兒 米 甲 、 直 到 死 日 、 沒 有 生 養 兒 女
Saul'un kızı Mikal'ın ölene dek çocuğu olmadı.掃羅 的 女兒 米 甲 、 直 到 死日 、 沒有生 養兒女
Saulun oğulları Yonatan, Yişvi ve Malkişua idi. İki kızından büyüğünün adı Merav, küçüğünün adı Mikaldı.사울의 아들은 요나단과 리스위와 말기수아요 그 두 딸의 이름은 이러하니 맏딸의 이름은 메랍이요 작은 딸의 이름은 미갈이며
Saulun oğulları Yonatan, Yişvi ve Malkişua idi. İki kızından büyüğünün adı Merav, küçüğünün adı Mikaldı.Saul had drie zonen: Jona-than, Jisvi en Malkisua. Merab en Michal waren zijn oudste en zijn jongste dochter.
Saulun oğulları Yonatan, Yişvi ve Malkişua idi. İki kızından büyüğünün adı Merav, küçüğünün adı Mikaldı.Sauls Sønner var Jonatan, Jisjvi og Malkisjua; af hans to Døtre hed den førstefødte Merab og den yngste Mikal.
Saulun oğulları Yonatan, Yişvi ve Malkişua idi. İki kızından büyüğünün adı Merav, küçüğünün adı Mikaldı.ויהיו בני שאול יונתן וישוי ומלכי שוע ושם שתי בנתיו שם הבכירה מרב ושם הקטנה מיכל׃