Ana içeriğe geç
Sözlük

mezopotamya ile cümle

mezopotamya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Mezopotamyalılar iki sayı sistemine sahipti.パンタグラフは2基搭載していた。
Mezopotamya iki farklı Roma eyaletinin adıydı.美索不达米亚先后曾为罗马帝国两个不同行省的名称。
Ama Sümerlerin kim oldukları ve Mezopotamya’da ne zaman ortaya çıktıkları bilinmemektedir.牠們如何及何時進入馬達加斯加都不得而知。
Hezekiel, hayatının geri kalanını Mezopotamya'da geçirdi.汉尼拔在尼科米底亚度过了自己生命的最后时光。
Ki ile evlidir fakat diğer Mezopotamya dinlerinde Uraš olarak anılan bir eşi vardır.相傳,夏禹的母親就是莘氏之女,商湯也有娶有莘氏女子為妻。
Demokratik Toplum Manifestosu, Mezopotamya Yayınevi, Haziran 2009.花園城市尖沙咀,鄭寶鴻,2009年5月
Enûma Eliš (Türkçeleştirilmiş: Enuma Eliş) Antik Mezopotamya'da yazılmış yaratılış destanına verilen isimdir.회원현(檜原縣)은 지금의 창원시 마산 지역 일대의 옛 지명으로 합포(合浦)라는 이름으로 더 알려졌다.
Hezekiel, hayatının geri kalanını Mezopotamya'da geçirdi.הוא ומריה אנה חיו את שארית חייהם בבוהמיה.
Adapa, Adaba Mezopotamya mitolojisinde yaratılmış ilk insandır.אחאב הוא הראשון שהבחין במובי דיק.
Yani tasvirsiz motif, Mezopotamya sanatının başlıca özelliği olmuştur.לא במקרה המפה היא מוטיב מרכזי בעבודתו.
627: Roma İmparatoru Herakleios Assyria ve Mezopotamya'yı işgal etti.627: Римският император Ираклий предприема инвазия в Асирия и Месопотамия.
607'de Mezopotamya ve Ermenistan'da eş zamanlı istilalar başlattı.През 607 г. тръгва към Месопотамия и Армения.
MÖ 2900 – MÖ 2334 : Mezopotamya'da Erken Hanedan Dönemi Savaşları.2900 – 2334 пр.н.е. – Месопотамски войни от раннодинастичния период.
Paleologos Hanedanı'nın bilinen ilk üyesi Mezopotamya'nın strategos'u Nikiforos Paleologos'un oğludur.Bio je sin prvog poznatog člana obitelji Paleolog, strategosa teme Mezopotamije, Nikefora Paleologa.
Mezopotamya'daki orduyu Mauricius döneminde komuta etmiştir.Kasnije je s ostacima korpusa zapovijedao u Mezopotamiji.
Mezopotamyalıların görüşüne göre insanoğlu tanrılarına hizmet etmek amacıyla yaratılmıştır.Htio je iskušati hoće li bogovi primijetiti da im je servirao ljudsko meso.
Kasitler Mezopotamya'ya yerleşti.Gudea vlada u Mezopotamiji.
Kültürün yayılma alanı esas olarak Güney Mezopotamya'dır.Centrum vývoja sa definitívne presúva do Babylonie, t. j. južnej Mezopotámie.
Bunların dışında daha birçok kavim Mezopotamya'da yaşamıştır.Masaker v El Mozote prežilo len niekoľko osôb.
Antik Mezopotamyalı kadınlar, büyük ihtimalle ruju icat eden ve kullanan ilk kişilerdi.Ženske v starodavni Mezopotamiji so bile najverjetneje prve, ki so izumile in uporabljale rdečilo za ustnice.
Aşağı Mezopotamya’daki bağımsız Amorite devletleri.Neodvisne amoritske države s spodnji Mezopotamiji.
Pers kralı Vologases IV (147-191) barış yaptı ancak doğu Mezopotamya'yı Romalılara vermek zorunda kaldı.Partski (147-191) je sklenil mir, vendar je moral Rimljanom prepustiti zahodno Mezopotamijo.
Mezopotamya zigguratları sadece halkın ibadet ettiği ya da seremoni yaptığı yerler değildi.Mezopotamski zigurat ni bil mesto za javno čaščenje in obrede.
Aşağı Mezopotamya’daki bağımsız Amorite devletleri.Nepriklausomos amoritų karalystės žemutinėje Mesopotamijoje.
Pers başkenti Tizpon lejyonlar tarafından yağmalandı ve Mezopotamya'nın kuzey yarısı Roma'ya iade edildi.Partų sostinė Ktesifonas buvo nusiaubta legionų, o šiaurinė Mesopotamijos dalis sugrąžinta Romai.
Kökeni Mezopotamya uygarlıklarına kadar dayanırdı.Olmekai padėjo pagrindus Mezoamerikos civilizacijai.
Sümer, Babil ve diğer Mezopotamya halkları ya savaşlarda ölerek ya da göç ederek yok oldular.Kiti Blajaus sąjungininkai mirė nuo išsekimo ir ligų Kupange, Batavijoje ar savo kelionėse namo.
Mezopotamya zigguratları sadece halkın ibadet ettiği ya da seremoni yaptığı yerler değildi.Mesopotaamia tsikuraat ei olnud mõeldud avalikele jumalateenistustele ega tseremooniatele.
6.000 yıl önce, Mezopotamyada varlıklı, güce sahip ve sosyal bir düzeni olan şehirler vardı. - -6 000 lat temu w Mezopotamii istniały bogate miasta z dużymi wpływami i nowym porządkiem społecznym.
6.000 yıl önce, Mezopotamyada varlıklı, güce sahip ve sosyal bir düzeni olan şehirler vardı. - -6 000 років тому в Месапотамії утворилися міста, де були влада, багатство і новий соціальний устрій.
6.000 yıl önce, Mezopotamyada varlıklı, güce sahip ve sosyal bir düzeni olan şehirler vardı. - -Do doby před 6 000 lety, byla v Mezopotámii města s bohatstvím, sílou a novým sociálním uspořádáním.
6.000 yıl önce, Mezopotamyada varlıklı, güce sahip ve sosyal bir düzeni olan şehirler vardı. - -Hace 6.000 años en Mesopotamia, había ciudades con la riqueza, poder y un nuevo orden social.
6.000 yıl önce, Mezopotamyada varlıklı, güce sahip ve sosyal bir düzeni olan şehirler vardı. -בערך לפני 6.000 שנים, היו ערים במזופוטמיה,
6.000 yıl önce, Mezopotamyada varlıklı, güce sahip ve sosyal bir düzeni olan şehirler vardı. -من 6000 سنة مضت, وفى بلاد ما بين النهرين , كانت هناك مدن
6.000 yıl önce, Mezopotamyada varlıklı, güce sahip ve sosyal bir düzeni olan şehirler vardı. - -穀物の供給をコントロールできる人はみな権勢をふるいました。
Arap Yarımadası'nda bir El-Kaide, Mezopotamya'da bir El-Kaide.lại còn có một al Qaeda tại bán đảo Ả Rập, một al Qaeda tại Mesopotamia.
Asurlular Mezopotamya'nın acımasız zorbaları olarak haklı bir şöhrete sahipler.Gli Assiri avevano una ben meritata reputazione da bulli brutali della Mesopotamia.
Asurlular Mezopotamya'nın acımasız zorbaları olarak haklı bir şöhrete sahipler.Los asírios tienen una merecida reputación de ser los matones brutales de Mesopotamia.
Asurlular Mezopotamya'nın acımasız zorbaları olarak haklı bir şöhrete sahipler.לאשורים יש מוניטין מוצדק כבריונים האלימים של מסופוטמיה.
Böyle bir şeyi Mezopotamya'da asla bulamazsın...De hecho, como la mayoría de angloparlantes hoy en día, probablemente te amo demasiado.
Böyle bir şeyi Mezopotamya'da asla bulamazsın...Du ville aldrig finde det i Mesopotamien...
Böyle bir şeyi Mezopotamya'da asla bulamazsın...In effetti, come molti di coloro che parlano inglese al giorno d'oggi, probabilmente ti adoro un po' troppo.
Böyle bir şeyi Mezopotamya'da asla bulamazsın...Zoals de meeste hedendaagse Engelse sprekers, hou ik waarschijnlijk een beetje teveel van je.
Böyle bir şeyi Mezopotamya'da asla bulamazsın...В Междуречье такого точно не найдешь.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.E assim, neste caso, eles estavam a viajar por mar até à Mesopotâmia, o Iraque atual.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.Et donc dans ce cas là, ils voyageaient par mer jusqu'en Mésopotamie, l'Irak actuel.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.Ilyen esetben a tengeren utaztak végig Mezopotámiába, a mai Irakba.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.In diesem Fall reisten sie auf dem Seeweg bis nach Mesopotamien, dem heutigen Irak.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.In dit geval reisden ze over zee, helemaal naar Mesopotamië, het huidige Irak.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.In questo caso, stavano navigando verso la Mesopotamia, l'attuale Iraq.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.Jadi dalam kasus ini, mereka bepergian melalui laut sampai ke Mesopotamia, wilayah Irak pada saat ini.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.그들은 바다를 건너서 오늘날의 이라크인 메소포타미아까지 갔지요.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.lên tới tận Lưỡng Hà, Iraq ngày nay.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.Și, în această situație, călătoreau pe mare până în Mesopotamia, Irac-ul de astăzi.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.Tässä tapauksessa he matkasivat meritse aina Mesopotamiaan asti, nykyiseen Irakiin.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.V tomto konkrétním případě se plavili po moři až do Mezopotámie, dnešního Iráku.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.V tomto prípade teda cestovali po mori celú cestu do Mezopotámie, dnešného Iraku.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.W tym przypadku przypłynęli aż do Mezopotamii, dzisiejszego Iraku.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.Y como en este caso, viajaban por mar todo el trayecto hasta Mesopotamia, el Irak de hoy día.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.Και έτσι σε αυτήν την περίπτωση, ταξίδεψαν μέσω θαλάσσης μέχρι τη Μεσοποταμία και το σημερινό Ιράκ.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod