Ana içeriğe geç
Sözlük

mezopotamya ile cümle

mezopotamya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.В този случай са пътували по море целия път до Месопотамия, днешен Ирак.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.Например, в данном случае они путешествовали по морю, до самой Месопотамии, т.е. сегодняшнего Ирака.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.У згаданому випадку їм довелося подорожувати морем, аби дістатися Месопотамії (сучасний Ірак).
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.וכך במקרה זה, הם נהגו להפליג בים כל הדרך עד ארם-נהריים, עירק של היום.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.كانوا يسافرون عن طريق البحر الى بلاد ما بين النهرين والعراق اليوم.
Bu durumda Mezopotamya'ya, yani günümüz Irak'ına giden yolu, deniz yolculuğuyla aşıyorlardı.メソポタミアまで旅しました 今のイラクです どういうことかというと
Bugün Mezopotamya hakkında konuşacağız.Me puhumme Mesopotamiasta.
Bugün Mezopotamya hakkında konuşacağız.Nein, du angeblich schlauer Globus, wir reden über Mesopotamien.
Bugün Mezopotamya hakkında konuşacağız.Vamos a hablar sobre Mesopotamia.
Bugün Mezopotamya hakkında konuşacağız.Vi vil tale om Mesopotamien.
Bugün Mezopotamya hakkında konuşacağız.We gaan het hebben over Mesopotamië.
Bugün Mezopotamya hakkında konuşacağız.Нет, мой "умный" глобус. Тема сегодняшнего занятия - Междуречье.
Bugün Mezopotamya hakkında konuşacağız.לא, גלובוס יומרני. אנחנו הולכים לדבר על מסופוטמיה.
Bütün o bölgeye mezopotamya deniliyordu.Hele den her region blev kaldt for Mesopotamien.
Bütün o bölgeye mezopotamya deniliyordu.이 전체 지역은 메소포타미아라고 합니다
Bütün o bölgeye mezopotamya deniliyordu.Ten cały region nazywany był Mezopotamią,
Bütün o bölgeye mezopotamya deniliyordu.Toàn bộ khu vực này được gọi là Lưỡng Hà
Bütün o bölgeye mezopotamya deniliyordu. Yunancada iki nehir arası demektir.Цілий регіон мав назву Месопотамія. -з грецької "між двома річками"-
Bütün o bölgeye mezopotamya deniliyordu. Yunancada iki nehir arası demektir.ובבל שמרה על המסורת של שומרה
Bütün o bölgeye mezopotamya deniliyordu.و كان هذا الجزء بكامله يدعى بلاد ما بين النهرين
Bütün o bölgeye mezopotamya deniliyordu.ギリシャ語で、2つの川の間です。
Bu yararlı bir yetenekti çünkü Mezopotamya tanrıları karamsar ve açıkçası bayağı huysuzlardı, yaniIl che era una cosa utile. perchè gli dei Mesopotamici erano lunatici e, francamente, piuttosto cattivi.
Bu yararlı bir yetenekti çünkü Mezopotamya tanrıları karamsar ve açıkçası bayağı huysuzlardı, yani이러한 신전은 아주 유용했답니다. 왜냐하면 메소포타미아의 신들은 아주 기분 변화가 심하고
Bu yararlı bir yetenekti çünkü Mezopotamya tanrıları karamsar ve açıkçası bayağı huysuzlardı, yaniSe oli kätevä taito, koska Mesopotamian jumalat olivat ailahtelevia ja tottapuhuen aika ilkeitä—
Bu yararlı bir yetenekti çünkü Mezopotamya tanrıları karamsar ve açıkçası bayağı huysuzlardı, yaniהיה זה כישרון שימושי, משום שהאלים המסופוטמיים היו רעי מזג ולמען האמת, די מרושעים -
Doğru, ve tipik Mezopotamya modasında, bu natüralizmi ve stilizasyonu bulabiliyoruz.A skloubí se zde opravdovost se stylizací, jak bylo v Mezopotámii zvykem.
Doğru, ve tipik Mezopotamya modasında, bu natüralizmi ve stilizasyonu bulabiliyoruz.Correcto, y en la manera típica de Mesopotamia, tenemos esta combinación de naturalismo y la estilización.
Doğru, ve tipik Mezopotamya modasında, bu natüralizmi ve stilizasyonu bulabiliyoruz.Da, si in maniera tipic mesopotamiana avem o combinatie de stilizare si realism.
Doğru, ve tipik Mezopotamya modasında, bu natüralizmi ve stilizasyonu bulabiliyoruz.Recht, en in de typische Mesopotamische mode, krijgen we deze combinatie van naturalisme en stilering.
Doğru, ve tipik Mezopotamya modasında, bu natüralizmi ve stilizasyonu bulabiliyoruz.Takáto kombinácia naturalizmu a štylizácie je typická pre Mezopotámiu.
Doğru, ve tipik Mezopotamya modasında, bu natüralizmi ve stilizasyonu bulabiliyoruz.Верно, в типично месопотамском стиле комбинация натурализма и стилизации
Doğru, ve tipik Mezopotamya modasında, bu natüralizmi ve stilizasyonu bulabiliyoruz.Так, у типово месопотамському стилі видно комбінацію натуралізму та стилізації.
Erken Mezopotamya sanatı, mesela Sümer sanatı, daha çok tanrılara odaklanmıştır.Asa este. Arta mesopotamiana timpurie, deci arta sumeriana, este concentrata mai mult pe zei.
Erken Mezopotamya sanatı, mesela Sümer sanatı, daha çok tanrılara odaklanmıştır.Cierto. El arte anterior mesopotámico, como arte sumerio, estuvo mucho más centrado en los dioses.
Erken Mezopotamya sanatı, mesela Sümer sanatı, daha çok tanrılara odaklanmıştır.Das ist richtig, frühere mesopotamische Kunst, so wie sumerische Kunst, war mehr auf die Götter fokussiert.
Erken Mezopotamya sanatı, mesela Sümer sanatı, daha çok tanrılara odaklanmıştır.Dat klopt. Eerdere Mesopotamische kunst, zoals Sumerische kunst, was veel meer gericht op de goden.
Erken Mezopotamya sanatı, mesela Sümer sanatı, daha çok tanrılara odaklanmıştır.Giusto. L'arte mesopotamica precedente, come quella sumera, era molto più incentrata sulle divinità.
Erken Mezopotamya sanatı, mesela Sümer sanatı, daha çok tanrılara odaklanmıştır.Správne. Podobne ako sumerské umenie bolo viac zamerané na bohov.
Erken Mezopotamya sanatı, mesela Sümer sanatı, daha çok tanrılara odaklanmıştır.Správně. Rané mezopotámské umění, jako to sumerské, se více orientovalo na božstva.
Erken Mezopotamya sanatı, mesela Sümer sanatı, daha çok tanrılara odaklanmıştır.Верно. Раннее месопотамское искусство, как и Шумерское искусство, было гораздо более сфокусировано на богах.
Evet, bu Mezopotamya'da saç ve sakallarda sıklıkla görülen elementlere uyuyor,Áno, a svojimi štylizovanými prvkami je v súlade s konvenciami Mezopotámie.
Evet, bu Mezopotamya'da saç ve sakallarda sıklıkla görülen elementlere uyuyor,Ano. Potvrzují to typické mezopotámské prvky jako například vlasy, křídla a jiné.
Evet, bu Mezopotamya'da saç ve sakallarda sıklıkla görülen elementlere uyuyor,Da, si se potriveste conventiei mesopotamiene de reprezentare a elementelor stilizate, ca parul si aripile.
Evet, bu Mezopotamya'da saç ve sakallarda sıklıkla görülen elementlere uyuyor,Да, это соответствует месопотамскому обычаю: эти стилизованные элементы в волосах и крыльях, и так далее
"Irak" Hayır sözde akıllı küre. Bugün Mezopotamya hakkında konuşacağız.오늘 우리가 얘기를 나누어 볼 주제는... 이라크 입니다. 아닙니다. 너무 똑똑한 지구본이군요. 오늘 우리가 얘기를 나눌 것은
Mezopotamya'da bir El-Kaide.메소포타미아 지역에도 이들이 존재합니다.
Mezopotamya'da bir El-Kaide.Аль-Каида есть в Месопотамии.
Mezopotamya'da bir El-Kaide.יש אל קאעידה באזור הסהר הפורה.
Mezopotamya'da bir El-Kaide.و توجد القاعدة في بلاد ما بين النهرين
Mezopotamya'da bir El-Kaide.ナイジェリアには 「ボコ・ハラム」
Mezopotamyanın miraslarından biri de şehirler ve şehirler arasındaki kalıcı çatışmaydı.Een van de erfenissen van Mesopotamië is het voortdurende conflict tussen stad en platteland.
Mezopotamyanın miraslarından biri de şehirler ve şehirler arasındaki kalıcı çatışmaydı.Eins der Vermächtnisse von Mesopotamien ist der fortwährende Konflikt zwischen dem Land und der Stadt.
Mezopotamyanın miraslarından biri de şehirler ve şehirler arasındaki kalıcı çatışmaydı.En del af arven fra Mesopotamien er den vedvarende konflikt mellem land og by.
Mezopotamyanın miraslarından biri de şehirler ve şehirler arasındaki kalıcı çatışmaydı.그리고 메소포타미아의 유산 중 하나는 오래가는 나라와 도시들의 분쟁이였어요.
Mezopotamyanın miraslarından biri de şehirler ve şehirler arasındaki kalıcı çatışmaydı.Uno dei lasciti della Mesopotamia è l'eterno conflitto tra città e campagna,
Mezopotamyanın miraslarından biri de şehirler ve şehirler arasındaki kalıcı çatışmaydı.Uno de los legados de la Mesopotamia es el conflicto duradero entre campo y ciudad.
Mezopotamyanın miraslarından biri de şehirler ve şehirler arasındaki kalıcı çatışmaydı.Yksi Mesopotamian perintö on pysyvä ristiriita maaseudun ja kaupungin välillä.
Mezopotamyanın miraslarından biri de şehirler ve şehirler arasındaki kalıcı çatışmaydı.אחד ממסורות מסופוטמיה היה הקונפליקט התמידי בין הכפר לעיר.
Mezopotamya'yı seviyorum çünkü en sevdiğim iki şeyin ortaya çıkmasına yardımcı oldu:Ich liebe Mesopotamien, weil es bei der Entwicklung zwei meiner Lieblingsdinge geholfen hat:
Mezopotamya'yı seviyorum çünkü en sevdiğim iki şeyin ortaya çıkmasına yardımcı oldu:Jeg elsker Mesopotamien fordi det hjalp med at lave 2 af mine ynglingsting:
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod