Ana içeriğe geç
Sözlük

meydana ile cümle

meydana kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bu kitapçık otuz hikâyecikten meydana geliyordu.يتألف الكتاب من ثلاثة مجلدات.
Asit-baz tepkimesi, bir asit ile bir baz arasında meydana gelen kimyasal tepkimedir.التفاعل الحمضي-القاعدي هو تفاعل كيميائي يحدث بين الحمض والقاعدة.
Toprak kirlenmesi, hava ve suları kirleten maddeler tarafından meydana getirilebilir.كما أن تلك الأراضي يمكن أن ينفذ الماء والهواء من خلالها.
Adaptasyon, hali hazırda mevcut olan yapıların kademeli değişimleri yoluyla oluşup meydana gelirler.يحدث التكيف عن طريق حدوث تعديلات تدريجية في البنى الموجودة.
Farklı yorumlama usulleri disiplinler arası bir açıdan da meydana gelmektedir.ويتم تغطية الخلافات المنطقية على أساس مذهبي.
Bu bölge 7 mahalleden meydana gelmiştir.يتم القدوم إلى هذا المكان من سبعة شوارع رئيسية.
Bu durumdaki spontan düşükler genellikle ilk üç aylık dönemde meydana gelirler.والفرق الوحيد هو أن هذه الأحاسيس تبدأ عادة خلال الأشهر الثلاثة التي تلي ولادة الطفل.
Katolikler, Roma Katolik Kilisesi Mensubu olup, Hristiyan dünyasının en yaygın mezhebini meydana getirirler.ينتشر الروم الملكيين الكاثوليك حاليًا في جميع أنحاء العالم بسبب الهجرة المسيحية.
Ölümlerin çoğu terör yüzünden ve hapishanelerdeki korkunç şartlardan dolayı meydana gelmişti.معظم الوفيات كانت بسبب حملات الإرهاب السياسي ومعدلات الوفيات العالية بمعسكرات الاعتقال.
1994: Şeytan taşlama sırasında meydana gelen izdihamda 270 hacı hayatını kaybetti.1414هـ/1994: حدث تدافع أثناء رمي الجمرات أدى إلى وفاة 270 حاجًا دهسًا بالأقدام.
Vince Kasırgası 8 Ekim 2005'te Atlas Okyanusu'nun kuzeydoğusunda meydana gelen kasırgadır.إعصار فينس على 9 أكتوبر 2005 إلى الشمال الغربي من جزر ماديرا.
Penisilin kaynaklı anafilaksi, tedavi gören her 2.000 ila 10.000 kişiden birinde meydana gelir.تنتشر البرفيرية الجلدية الآجلة بمعدل فرد لكل 10000.
Ancak son yıllarda "ayrık kondominyumlar"ın sayısında bir artış meydana gelmiştir.فحسب" زادت التحديات الإقتصادية على مستوى الاتصالات في السنوات الأخيرة .
LaMia Airlines'ın 2933 sefer sayılı uçuşunda meydana gelen kazada sağ olarak kurtulan altı kişiden biridir.كان أحد ضحايا كارثة رحلة خطوط لاميا الجوية 2933.
Bunun sonucu olarak ardından felç ve ölüm meydana gelir.بعضها يؤدي إلى الاختناق والموت المباشر.
Bir gün önce meydana gelen grizu patlamasında ölenlerin sayısı 66'ya ulaştı.بعد ذلك بيومين ارتفع عدد الجنود الذين قتلوا في انفجار القنبلة إلى 68.
Bu iddia, J.J. Thomson tarafından 1897 yılında yapılan parçacık keşfinden önce meydana gelmiştir.كان هذا قبل اكتشاف الجسيم بواسطة طومسون في عام 1897.
Edinim süreçleri üç basamakta meydana gelir.إيقاع النسبي للخطوات الثلاث الأخيرة.
Deprem 1950'den beri adalarda meydana gelen en büyük depremdi.كان الزلزال أكبر زلزال في المنطقة منذ عام 1932 م.
En aktif ayrılan levha sınırı, okyanus plakaları arasında meydana gelen ve orta okyanus sırtlarıdır.وتحدث معظم حدود الصفائح المتباعدة النشطة بين الصفائح المحيطية والتي توجد في شكل حدبة وسط المحيط.
İlk madde (maddî ûlâ), yer kaplayan varlıkların meydana getirici bir aletidir.وهي من أول الواجبات من العبادات التي كلف الله الحي المزكى بها الإنسان الصابئي.
Bangkok'ta büyük bir maddi zarar meydana gelmiş ve turizm endüstrisi de büyük darbe almıştır.ونتيجة للحرب، فقد تعرضت البنية التحتية الاقتصادية لأضرار جسيمة، لا سيما صناعة السياحة ذات الإيرادات الغنية.
Ayaklanmacılar Orta Kapı'yı açtırıp meydana girdiler ve sultanı ayak divanına çağırdılar.واوضح الشاهد إن احدهما طرق الباب وفتح له الفنان.
Kayra Han ilk önce bir varlık yaratmış onun aracılığı ile de yeryüzünü, dağları, vadileri meydana getirmiştir.إضافة (واو) قبل هاء الغائب في الكلمة: معوه، عندوه، في (معه، عنده)، (كنّو : كأنه)، كنو يبلو: كأنه جبل.
Aynı zamanda sürükleme meydana gelmelidir ve maddenin yaradılışına giden hiçbir süreç bilinmemektedir.أيضا بعض السحب يجب أن ينشأ ، ولا يوجد عملية معلومة لتكوين وخلق المادة.
Bağırsak mukozal fonksiyonunda bozulma meydana gelir ve demir transportu bozulur.ونعهد في حياتنا اليومية تأكسد الحديد وينشأ صدأ الحديد.
Kaza korkunç bir olaydır, kazanın meydana geldiği yere dikkat edin.تحرك بحذر عندما يتوقف الزلزال.
24 Nisan - Malazgirt'te meydana gelen depremde 2626 kişi öldü.22 أبريل - زلزال يدمر 200.000 مبنى في كورنث.
Bu rahatsızlığın en büyük zararı arka dişlerde aşınma meydana getirmesidir.أخطر ما يقوم به هذا السم هو التسبب في إحداث إحصار أذيني بطيني.
Hindistan, Asya'yla çarpışmaya devam ederek Himalaya Dağları'nı meydana getirmeye devam etti.واصلت شبه القارة الهندية لتصطدم بآسيا والتي شكلت جبال الهيمالايا.
Tohum, döllenmeden sonra tohum taslağının gelişmesiyle meydana gelir.A semente deve ser semeada logo que amadurece.
Confessions on a Dance Floor 56 dakikalık enerjik anlardan meydana geliyor.Confessions on a Dance Floor são 56 minutos de pura energia.
Lezyonlar ağrılı ya da hassas olabilir (%30), ve genital organların dışında meydana gelebilir (%2–7).As lesões podem ser dolorosas ou leves (30%), e podem ocorrer fora dos órgãos genitais (2–7%).
Kyuhyun, kazanın meydana geldiği vakit sürücünün arkasındaki kotultukta oturuyordu.Kyuhyun estava sentado atrás do banco do motorista quando ocorreu o acidente.
Afrika’da buzul sonrası mega faunal yok oluşlar uzun aralıklarla meydana gelmiştir.Extinções pós-glaciais de megafauna na África têm sido espaçadas por grandes intervalos de tempo.
İnsanlar eşcinsel olarak meydana çıkıp saygı istemeye başladılar.As pessoas começaram a aparecer em público como homossexuais, exigindo respeito.
1990’lardan beri Çin ve Rusya’da heteroseksüeller arasında giderek bir artış meydana gelmiştir.Na Rússia e na China, desde a década de 1990 que o número de casos entre heterossexuais tem vindo a aumentar.
23 Ocak 1556 sabahında Şensi, Çin'de meydana gelmiştir.Ocorreu na manhã do 23 de janeiro de 1556, em Shaanxi, na China.
Parşömen, Japonya'da meydana gelen sosyal ve politik değişimleri vurgulamak amacıyla hazırlanmıştır.Foi feito com a intenção de destacar as mudanças políticas e sociais no Japão.
1948 tedavinin evrimi gösterdi ki kesin koşullar altında azalma meydana geliyor.Uma avaliação da terapia de 1948 mostrou que ocorreu remissões em determinadas circunstâncias.
Bu köprüler galaksi etkileşiminin erken evrelerinde meydana gelirler.Estas pontes formam-se cedo, durante as interações galácticas.
Meydana gelen moleküler orbitalde π simetrisi vardır.O orbital molecular resultante tem simetria π.
Toplamda ölümcül yanıkların neredeyse %60’ı 100.000’de 11,6 ile Güneydoğu Asya’da meydana gelmektedir.Cerca de 60% das queimaduras fatais ocorrem no sudeste asiático, a uma taxa de 11,6 por 100 000 habitantes.
Aşağı Ren ve Jülich-Cleves-Berg bölgelerinin birleştirilmesinden meydana getirilmiştir.Foi criada pela fusão das províncias do Baixo Reno e Jülich-Cleves-Berg.
Bu ölümlerin çoğu yenidoğan döneminde meydana gelir.Muitas dessas mortes ocorrem no período neonatal.
Bu kitap; 54 şiirden meydana gelmiştir.Sua obra é composta por 54 poemas originais.
Sivil ölüm oranı II. Dünya Savaşı'ndan bu yana meydana gelen savaşlar arasında en yüksek oranlardan biridir.O número de mortes de civis é um dos mais altos do que qualquer guerra desde a Segunda Guerra Mundial.
Yugoslavya darbesi, 27 Mart 1941'de Yugoslavya Krallığı'nın başkenti Belgrad'da meydana gelen askerî darbe.O golpe de Estado na Iugoslávia ocorreu em 27 de março de 1941, em Belgrado, no Reino da Iugoslávia.
Haydutlardan meydana gelmektedir.Para azar dos bandidos!
Örneğin, binlerce aktin molekülü bir araya gelerek mikrofilamanları meydana getirir.Por exemplo, muitos milhares de moléculas de actina formando um microfilamento.
Patlama ayrıca, BeppoSAX'ın iki X ışını Geniş Alan Kamerası'ndan birinin görüş alanında meydana geldi.Também foi registrado pelo campo visual de uma das câmaras de raios X do BeppoSAX.
Bu tip büyük kanamalar genellikle uyku sırasında bir kereden fazla meydana gelir.Esses tipos de grandes hemorragias tendem a acontecer mais de uma vez, muitas vezes durante o sono.
2 NADH meydana gelir.Como Vai Você 2.
Bu hareketten Malcolm X meydana çıktı.Ou tomaria o mesmo rumo que Malcolm X?
Viral virülans faktörleri enfeksiyona neden olurlar ve meydana gelen viral hastalığın ciddiliğini belirlerler.O fator de virulência viral determina se a infecção ocorre e o quão graves são os sintomas da doença viral.
Dolayısıyla Mars’ta da Dünya’dakini andıran mevsimler meydana gelir.Isso significa que ocorrem estações em Marte, assim como na Terra.
1936'daki başka bir depremse binada, bilinmeyen bir miktar hasar meydana getirmiştir.Em 1336 um terremoto fez outros estragos.
Başına sadece kötü işler meydana gelir.A partir daí, só coisas boas passam a acontecer a ela.
Enzimler olmayınca bu tepkime anlamsız denecek derecede yavaş meydana gelir.Na ausência de enzimas, este processo é tão lento que se torna insignificante.
Hiçbir şey, nedensiz olarak meydana gelmez.Algo, aparentemente, sem motivos.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod