Güz mevsimi genellikle Ağustos ayının sonunda ya da Eylül ayının başında başlar.L’automne commence généralement fin août ou début septembre.
Güz mevsimi genellikle Ağustos ayının sonunda ya da Eylül ayının başında başlar.Syksy alkaa tavallisesti elokuun lopussa tai syyskuun alussa.
Güz mevsimi genellikle Ağustos ayının sonunda ya da Eylül ayının başında başlar.Осень обычно начинается в конце августа или в начале сентября.
Güz mevsimi genellikle Ağustos ayının sonunda ya da Eylül ayının başında başlar.يبدأ فصل الخريف عادة في نهاية أغسطس أو أوائل سبتمبر.
Güz mevsimi genellikle Ağustos ayının sonunda ya da Eylül ayının başında başlar.芬兰通常于八月底或九月初入秋。秋季天气寒冷,还会刮风下雨。秋季日照时间会缩短,因为和夏季相比,日落时间逐渐提前。十月或十一月期间通常会迎来初雪。
Güz mevsiminde hava karanlık da olur, çünkü, güney yaz aylarına göre daha erken saatlerde batar.Durante el otoño también hay oscuridad, debido a que el sol se pone antes que en verano.
Güz mevsiminde hava karanlık da olur, çünkü, güney yaz aylarına göre daha erken saatlerde batar.Il fait également plus sombre, car le soleil se couche plus tôt qu’en été.
Güz mevsiminde hava karanlık da olur, çünkü, güney yaz aylarına göre daha erken saatlerde batar.På hösten är det också mörkt, eftersom solen går ner tidigare än på sommaren.
Güz mevsiminde hava karanlık da olur, çünkü, güney yaz aylarına göre daha erken saatlerde batar.Syksyllä on myös pimeää, koska aurinko laskee aikaisemmin kuin kesällä.
Güz mevsiminde hava karanlık da olur, çünkü, güney yaz aylarına göre daha erken saatlerde batar.Осенью также темно, потому что солнце заходит раньше, чем летом.
Güz mevsiminde hava karanlık da olur, çünkü, güney yaz aylarına göre daha erken saatlerde batar.كذلك يكون الخريف فصلاً معتماً لأن الشمس تغيب في ساعة مبكرة أكثر من الصيف.
Halk mevsimi kendilerine özgü geleneklerle kutluyor.Chacun célèbre la saison à sa façon.
Halk mevsimi kendilerine özgü geleneklerle kutluyor.La gente celebra la temporada a su manera.
Halk mevsimi kendilerine özgü geleneklerle kutluyor.Lidé slaví toto období po svém.
Halk mevsimi kendilerine özgü geleneklerle kutluyor.Mensen vieren het seizoen elk op hun eigen manier.
Halk mevsimi kendilerine özgü geleneklerle kutluyor.Οι άνθρωποι τιμούν αυτή την εποχή με τον δικό τους τρόπο.
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.Allting har sin tid, och vart företag under himmelen har sin stund.
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.Alt har sin stund og hver en Ting under Himmelen sin Tid:
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.Alt har sin tid, og en tid er der satt for hvert foretagende under himmelen.
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.Ein jegliches hat seine Zeit, und alles Vornehmen unter dem Himmel hat seine Stunde.
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.Il y a un temps pour tout, un temps pour toute chose sous les cieux:
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.Kaikella on määräaika, ja aikansa on joka asialla taivaan alla.
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.Każda rzecz ma swój czas, i każde przedsięwzięcie ma swój czas pod niebem.
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.천하에 범사가 기한이 있고 모든 목적이 이룰 때가 있나니
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.ndennek rendelt ideje [van], és ideje [van] az ég alatt minden akaratnak.
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.Per ogni cosa c'è il suo momento, il suo tempo per ogni faccenda sotto il cielo
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.Phàm sự gì có thì tiết ; mọi việc dưới trời có kỳ định .
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.Phàm sự gì có thì tiết; mọi việc dưới trời có kỳ định.
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.Segala sesuatu di dunia ini terjadi pada waktu yang ditentukan oleh Allah
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.Toate îşi au vremea lor, şi fiecare lucru de supt ceruri îşi are ceasul lui.
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.Todo tiene su tiempo, y todo lo que se quiere debajo del cielo tiene su hora
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.Tudo tem a sua ocasião própria, e há tempo para todo propósito debaixo do céu.
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.Voor alles bestaat een bepaalde tijd:
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.Vse ima svoj določeni čas in vsako početje pod nebom svojo dobo.
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.Všeliká věc má jistý čas, a každé předsevzetí pod nebem svou chvíli.
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.Všetko má svoj čas a svoju hodinu každá vec pod nebom.
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.Χρονος ειναι εις παντα, και καιρος παντι πραγματι υπο τον ουρανον.
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.Всему свое время, и время всякой вещи под небом:
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.Има време за всяко нещо, И срок за всяка работа под небето:
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.לכל זמן ועת לכל חפץ תחת השמים׃
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.لكل شيء زمان ولكل امر تحت السموات وقت.
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.凡 事 都 有 定 期 、 天 下 萬 務 都 有 定 時
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.凡事 都 有 定期 、 天下 萬務 都 有 定時
‹‹İncir ağacından ders alın! Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.A od fíka sa naučte podobenstvu: keď už zmäkne jeho letorast a vyženie lístie, viete, že je už blízko leto.
‹‹İncir ağacından ders alın! Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.Dela smochin învăţaţi pilda lui: Cînd îi frăgezeşte şi înfrunzeşte mlădiţia, ştiţi că vara este aproape.
‹‹İncir ağacından ders alın. Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.Hãy nghe lời thí dụ về cây vả. Vừa khi nhánh nó trở nên non và nứt lộc, thì biết mùa hạ gần tới.
‹‹İncir ağacından ders alın. Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.Hãy nghe lời thí_dụ về cây vả . Vừa khi nhánh nó trở_nên non và nứt lộc , thì biết mùa hạ gần tới .
‹‹İncir ağacından ders alın! Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.Hãy nghe lời ví dụ về cây vả, vừa lúc nhành non, lá mới đâm, thì các ngươi biết mùa hạ gần tới.
‹‹İncir ağacından ders alın! Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.Hãy nghe lời ví_dụ về cây vả , vừa lúc nhành non , lá mới đâm , thì các ngươi biết mùa hạ gần tới .
‹‹İncir ağacından ders alın! Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.무화과나무의 비유를 배우라 그 가지가 연하여지고 잎사귀를 내면 여름이 가까운 줄을 아나니
‹‹İncir ağacından ders alın. Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.무화과나무의 비유를 배우라 그 가지가 연하여지고 잎사귀를 내면 여름이 가까운 줄을 아나니
‹‹İncir ağacından ders alın. Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.Leer van de vijgeboom deze les. Wanneer er knoppen en blaadjes aan komen, weet je dat het gauw zomer wordt.
‹‹İncir ağacından ders alın. Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.Od fíka sa naučte podobenstvu: keď už omladnúc zmäkne jeho letorast a ženie lístie, viete, že je blízko leto.
‹‹İncir ağacından ders alın. Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.Od smokve pa se učite prilike: Kadar se že njena veja omladi in požene listje, veste, da je blizu poletje.
‹‹İncir ağacından ders alın! Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.Od smokve pa se učite prilike: Kadar se že njene veje omladé in poženo listje, veste, da je blizu poletje:
‹‹İncir ağacından ders alın! Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.А научете притчата от смоковницата: Когато клоните й вече омекнат и развият листа, знаете, че е близо лятото.
‹‹İncir ağacından ders alın. Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.А научете притчата от смоковницата: Когато клоните й вече омекнат и развият листа, знаете, че е близо лятото;
‹‹İncir ağacından ders alın! Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.למדו נא את משל התאנה כאשר ירטב ענפה ופרחו עליה ידעתם כי קרוב הקיץ׃
‹‹İncir ağacından ders alın. Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.למדו נא את משל התאנה כשירטב ענפה ופרח עלה ידעתם כי קרוב הקיץ׃
‹‹İncir ağacından ders alın. Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.فمن شجرة التين تعلّموا المثل. متى صار غصنها رخصا واخرجت اوراقا تعلمون ان الصيف قريب.