Ana içeriğe geç
Sözlük

mevkidaş ile cümle

mevkidaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Hatta samizdat yayınlarına karşı, mevkidaşlarından çok daha fazla tolerans gösteriyordu.He even tolerated samizdat publications to a far greater extent than his counterparts.
Maç sonrası düzenlenen toplantıda Kahn, mevkidaşını yaptığı iki kritik kurtarışı için övdü.In the postgame conference, Kahn publicly praised Lehmann for his two decisive penalty saves.
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları: "Bunu yapamazsın.My European counterparts, some of them, at least, said, "You can't do this.
Alkalay burada 12 Kasım Pazartesi günü Taylandlı mevkidaşı Nitya Pibulsonggram ile bir araya geldi.Alkalaj met with Thai counterpart Nitya Pibulsonggram on Monday (November 12th).
Diplomasi Günlüğü: Kosovalı bakan Hiseni Slovak mevkidaşıyla görüşecekDiplomatic Diary: Kosovo's Hyseni talks to Slovak counterpart
Belgeler, Rocen ile Avusturyalı mevkidaşı Ursula Plassnik arasında gerçekleşen toplantıda imzalandı.The documents were signed during a meeting between Rocen and Austrian counterpart Ursula Plassnik.
Serdyukov Türk mevkidaşı Vecdi Gönül ile de bir araya geldi.Serdyukov also met with Turkish counterpart Vecdi Gonul.
Erdoğan burada Arnavut mevkidaşı Sali Berişa ile bir araya geldi.He met with his Albanian counterpart, Sali Berisha.
Ziyarette Berişa ve Kosovalı mevkidaşı Haşim Taki bir dizi ikili işbirliği anlaşması imzaladılar.Berisha and Kosovo counterpart Hashim Thaci signed a series of bilateral co-operation agreements.
ABD Başkanı George W. Bush Bulgar mevkidaşı Georgi Parvanov ile bir telefon görüşmesi yaptı.US President George W. Bush spoke by phone to his Bulgarian counterpart, Georgi Parvanov.
Davutoğlu, bu ülkelerden mevkidaşlarıyla yaptığı bu toplantının önemli olduğunu kaydetti.Davutoglu said his meeting with his counterparts from those countries was significant.
Makedon sınır polisi temsilcileri, Sırp mevkidaşlarına yardıma hazır olacak.Macedonian border police representatives will be on hand to help their Serbian counterparts.
Rasmussen Bükreş'ten, Bulgar mevkidaşı Sergey Stanişev ile temaslarda bulunmak üzere Sofya'ya uçtu.From Bucharest, Rasmussen flew to Sofia for talks with Bulgarian counterpart Sergey Stanishev.
Ancak Türk liderler, hala Avrupalı mevkidaşları kadar ileri gitmeye istekli görünmüyor.However, Turkish leaders still appear unwilling to go as far as their European counterparts.
Kosovalı mevkidaşı Veliu girişimi ve anlaşmayı memnuniyetle karşıladı.His Kosovo counterpart, Veliu, welcomed the initiative and the agreement.
Berlusconi İzmir'de Türk mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi.He met in Izmir with Turkish counterpart Recep Tayyip Erdogan.
İmza törenine Hırvatistan Başbakanı Jadranka Kosor ve Rus mevkidaşı Vladimir Putin katıldı.Croatian Prime Minister Jadranka Kosor and Russian counterpart Vladimir Putin attended the ceremony.
Ancak Bosnalı mevkidaşı Branko Dokiç bunu reddediyor.But his Bosnian counterpart, Branko Dokic, denies this.
Türkiye cumhurbaşkanı Arnavut mevkidaşıyla işbirliği konusunda bir görüşme yaptı.The Turkish president met with his Albanian counterpart to discuss co-operation.
Obama'nın Rus mevkidaşı da Lizbon'da atılan adımların önemini kabul etti.His Russian counterpart agreed about the importance of the steps taken in Lisbon.
Sutanovac burada 26 Ocak Pazartesi günü İngiliz mevkidaşı John Hutton ile bir araya geldi.Sutanovac met with British counterpart John Hutton on Monday (January 26th).
Ahmedinecad ve Türk mevkidaşı Abdullah Gül bir dizi ikili ekonomik anlaşma imzalayacaklar.He and his Turkish counterpart, Abdullah Gul, will sign a number of bilateral economic agreements.
Han burada mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi.Han met with counterpart Recep Tayyip Erdogan.
Pahor ve Hırvat mevkidaşı Jadranka Kosor anlaşmayı güçlü bir şekilde destekliyorlar.Pahor and his Croatian counterpart, Jadranka Kosor, are strong proponents of the deal.
Belgrad'da Sanader Sırp mevkidaşı Mirko Zvetkoviç ve Cumhurbaşkanı Boris Tadiç ile bir araya geldi.In Belgrade, Sanader met with Serbian counterpart Mirko Cvetkovic and with President Boris Tadic.
Ebul Geyt Ankara'da mevkidaşı Abdullah Gül ve diğer üst düzey yetkililerle temaslarda bulundu.He met with counterpart Abdullah Gul and other senior officials in Ankara.
Toplantıya Kosova Cumhurbaşkanı Fatmir Seydiu ve Sırp mevkidaşı Boris Tadiç de katıldı.Kosovo President Fatmir Sejdiu and Serbian counterpart Boris Tadic both attended the meeting.
Moldova sınır polisi, Rumen mevkidaşlarının sınır kapılarını kapattıklarını söylediler.Moldovan border police informed their Romanian counterparts they had closed the border checkpoints.
Ziyaretinde Papuliyas, Kıbrıslı mevkidaşı Tassos Papadopulos ile bir araya geldi.During his visit, he met with his Cypriot counterpart, Tassos Papadopoulos.
Basescu burada ABD'li mevkidaşı George W. Bush ve diğer üst düzey yetkililerle temaslarda bulundu.He met with US counterpart George W. Bush and other senior officials.
Bakan burada Bosnalı mevkidaşı Sven Alkalay ile bir araya geldi.He met with his Bosnian counterpart, Sven Alkalaj.
İş adamları Karadağlı mevkidaşlarıyla ekonomik işbirliğini ilerletme konulu bir anlaşma imzaladılar.They signed an agreement with their Montenegrin counterparts on enhanced economic co-operation.
Gül Cuma günü Iraklı mevkidaşı Celal Talabani ile New York'ta bir görüşme yaptı.On Friday, Gul met with Iraqi counterpart Jalal Talabani at the UN in New York.
Bush, Sloven mevkidaşı Danilo Turk ile Kosova konusunda da görüştü.Bush spoke about Kosovo with his Slovenian counterpart, Danilo Turk.
Netanyahu'nun Yunan mevkidaşı Yorgo Papandreu Temmuz ayında Kudüs'ü ziyaret etmişti.Netanyahu's Greek counterpart, George Papandreou, paid a visit to Jerusalem in July.
Foruma Cukanoviç ile Çek mevkidaşı Jiri Parubek de katıldı.Djukanovic and his Czech counterpart, Jiri Paroubek, were present.
Gül, Sırp mevkidaşı Boris Tadiç'e ikili ilişkilerin güçlü olduğuna dair güvence verdi.Bilateral ties are strong, he assured Serbian counterpart Boris Tadic.
Erdoğan, Libyalı mevkidaşı Bağdadi Mahmudi ile de biraraya geldi.Erdogan also met with Libyan counterpart Baghdadi Mahmudi.
Başbakanın sözleri Hırvat mevkidaşı Ivo Sanader ile yaptığı görüşme sonrasında geldi.His comment followed talks with Croatian counterpart Ivo Sanader.
Milososki 19 Temmuz Perşembe günü Pekin'de Çinli mevkidaşı Yang Jiechi ile bir araya geldi.Milososki met in Beijing with his Chinese counterpart, Yang Jiechi, on Thursday (July 19th).
Bosnalı Sırp liderler ve onların Boşnak mevkidaşları taban tabana zıt görüşteler.Bosnian Serb leaders and their Bosniak counterparts have been sharply at odds.
Jeremiç Maltalı mevkidaşı Tonio Borg ile Valletta'da temaslarda bulundu.Jeremic held talks with his Maltese counterpart Tonio Borg in Valletta.
Erdoğan burada Sırp mevkidaşı Mirko Zvetkoviç ve Cumhurbaşkanı Boris Tadiç ile görüştü.Erdogan met with Serbian counterpart Mirko Cvetkovic and President Boris Tadic.
Yunan mevkidaşı Poseidon'du.His Greek counterpart was Poseidon.
Romalı mevkidaşı Cupid idi.His Roman counterpart was Cupid (desire).[citation needed]
Maç sonrası düzenlenen toplantıda Kahn, mevkidaşını yaptığı iki kritik kurtarışı için övdü.칸은 경기 후의 기자회견에서 레만이 두 차례 승부차기를 선방한 것에 대해 칭찬을 하였다.
Maç sonrası düzenlenen toplantıda Kahn, mevkidaşını yaptığı iki kritik kurtarışı için övdü.U novinarskoj konferenciji nakon utakmice, Kahn je javno pohvalio Lehmanna za dva obranjena jedanaesterca.
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları:Европейските ми колеги, поне някои от тях, казаха:
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları: "Bunu yapamazsın.Az európai kollégáim, néhányuk legalább is, azt mondta, "Ezt nem teheted.
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları: "Bunu yapamazsın.Mes homologues européens, certains d'entre eux du moins, ont dit: " Tu ne peux pas faire ça.
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları: "Bunu yapamazsın.Mina europeiska kollegor, i alla fall en del av dem, sa "Du kan inte göra så här.
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları: "Bunu yapamazsın.Những người bạn hữu Châu Âu, vài trong số họ, ít nhất, tuyên bố rằng "Bạn không thể làm được.
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları: "Bunu yapamazsın.Sahabat Eropa saya, sebagian dari mereka, setidaknya, mengatakan "Kamu tidak bisa melakukan ini.
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları:Colegii mei din UE, cel puţin unii dintre ei, au spus:
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları:Europejscy premierzy twierdzili:
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları:I miei omologhi europei, alcuni di loro, hanno detto:
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları:다른 유럽 지도자들 중, 최소한 몇몇은,
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları:Meine europäischen Amtskollegen, einige zumindest, sagten:
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları:Mis colegas europeos, algunos de ellos, al menos, dijeron:
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları:Moji európski kolegovia, niektorí z nich, napokon, povedali:
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod