Romalı mevkidaşı Cupid idi.
His Roman counterpart was Cupid (desire).[citation needed]
Yunan mevkidaşı Poseidon'du.
His Greek counterpart was Poseidon.
Ancak Bosnalı mevkidaşı Branko Dokiç bunu reddediyor.
But his Bosnian counterpart, Branko Dokic, denies this.
Foruma Cukanoviç ile Çek mevkidaşı Jiri Parubek de katıldı.
Djukanovic and his Czech counterpart, Jiri Paroubek, were present.
Serdyukov Türk mevkidaşı Vecdi Gönül ile de bir araya geldi.
Serdyukov also met with Turkish counterpart Vecdi Gonul.
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları: "Bunu yapamazsın.
My European counterparts, some of them, at least, said, "You can't do this.
Han burada mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi.
Han met with counterpart Recep Tayyip Erdogan.
Bakan burada Bosnalı mevkidaşı Sven Alkalay ile bir araya geldi.
He met with his Bosnian counterpart, Sven Alkalaj.
Erdoğan, Libyalı mevkidaşı Bağdadi Mahmudi ile de biraraya geldi.
Erdogan also met with Libyan counterpart Baghdadi Mahmudi.
Erdoğan burada Arnavut mevkidaşı Sali Berişa ile bir araya geldi.
He met with his Albanian counterpart, Sali Berisha.
Bush, Sloven mevkidaşı Danilo Turk ile Kosova konusunda da görüştü.
Bush spoke about Kosovo with his Slovenian counterpart, Danilo Turk.
Kosovalı mevkidaşı Veliu girişimi ve anlaşmayı memnuniyetle karşıladı.
His Kosovo counterpart, Veliu, welcomed the initiative and the agreement.
mevkidaş ile daha fazla örnek cümle →