O mevkideki bir kitapçı hayatta kalmak için yeterli para para kazanmaz.A bookstore in that location wouldn't make enough money to survive.
Sizin mevkiniz kediden hoşlanan insanlara hitap ediyor.Your site appeals to people who are interested in cats.
Bir insan bulunduğu mevkiyle yargılanmamalıdır.A man should not be judged by his station in life.
O çok sorumlulukları olan önemli bir mevkideydi.He was in the hot seat.
Sizin mevkiniz nedir?What's your status?
Mevkiini düşürdük.We demoted you.
Şirket politikası, farklı mevkilerdeki meslektaşları arkadaşlık etmekten men ediyor.Company policy precludes fraternization between co-workers.
Makam, mevki benim için bir şey ifade etmiyor.Titles and honors mean nothing to me.
Küçük başlayalım ve daha iyi mevkilere ulaşalım.Let's start small and work our way up.
Ben hiç birinci mevkide uçmadım.I've never flown first class.
Her zaman birinci mevkide mi seyahat edersin?Do you always travel first-class?
Evimiz ulaşım açısından rahat bir mevkide.Our house is in a convenient location.
Tom'un mevkii hangisi?What's Tom's position?
1631 yılında Étienne Cour des Aides ikinci başkanlığı olan mevkisini 65,665 livre’ye satmıştır.In 1631, Étienne sold his position as second president of the Cour des Aides for 65,665 livres.
Bununla beraber, dos Santos bu mevkiide kendisini rahat hissettiğini söyledi.Nevertheless, Dos Santos said, "I've felt comfortable in this position."
Basketbolda mevkiler 1'den 5'e kadar numaralandırılmıştır.In basketball positions are numbered from one to five.
Örneğin normal şartlarda en yüksek mevkide iki konsül bulunurdu.For example, under normal conditions, the highest authority was held by two consuls.
Bu arada, İvan Vladislav Arnavutluk ve Makedonya dağlarındaki mevkilerini pekiştirdi.Meanwhile, Ivan Vladislav consolidated his positions in the mountains of Albania and Macedonia.
Toplumda yüksek mevkilere gelen Yahudilerden birisi Yakub ibn Kilis'ti.One of the Jewish citizens who rose to high position in that society was Ya‘qub Ibn Killis.
Savunma çizgisinde (DL) bulunan mevkiler ise, defanslar (DE) ve savunma forvetleridir (DT).In religion, salvation is the saving of the soul from sin and its consequences.
Alternatif olarak,Saksonya yönetiminde bir mevkiye ulaşmış olabilir.Alternatively, he may have received a position in the administration of occupied Saxony.
O zamanlar Fransa’da ofisler ve mevkiler alınıp satılabiliyordu.In France at that time offices and positions could be—and were—bought and sold.
Ardından İngiliz uçakları İzmit'teki Türk mevkilerini çok az sonuçla bombaladılar.Subsequently, British aeroplanes bombed the Turkish positions in İzmit with little outcome.
Eylemciler 1890 Wounded Knee Katliamı mevkisini sembolik değerinden dolayı seçmişlerdi.The activists chose the site of the 1890 Wounded Knee Massacre for its symbolic value.
Günümüzde Temmuz ve Ağustos'ta yapılan "Cinema d'Estate" festivalinin mevki olmaktadır.Now houses a Cinema d'Estate which shows films in July and August.
Sonny organizasyonda Tommy‘e üst düzey bir mevki sağlamış ve Tommy‘de aileye çok sadık kalmıştır.Sonny granted Tommy a position in the organization where he was loyal to the family above all else.
Son mevki durum raporunu saat 09:26'da Muş üzerindeyken verdi.The last position report was received at 09:26 over Muş.
Mezuniyetinden sonra Litvanya Komünist Partisi'ne katılıp çeşitli mevkîlerde bulundu.After graduation, he joined the Communist Party of Lithuania and took various posts there.
Böylece kazanılmamış, hak edilmemiş bir mevkiyi işgal ettikleri düşünülmüştür.They thought that if a settlement was reached, they would not be safe.
Şehir için en uygun gözlemevi Coundon/Coventry Bablake mevkinde bulunmaktadır.The nearest Met Office weather station is Coundon/Coventry Bablake.
Seferden dönerken Libau'daki Rus mevkilerini topa tuttu.While on the return voyage, she bombarded Russian positions at Libau.
Döneminde görevliler mevki ve geleceklerini Sultan İbrahim'in kadınlarından bekler olmuşlardı.In this comparison, he equates each covenant with a woman, using the wives of Abraham as examples.
Dinî mevkisi hariç tüm mevkileri elinden alındı.All points of view were welcomed except for Communism.
Hatta samizdat yayınlarına karşı, mevkidaşlarından çok daha fazla tolerans gösteriyordu.He even tolerated samizdat publications to a far greater extent than his counterparts.
Orta sahada, sağ kanat mevkiinde oynamıştır.Weight stays on right foot.
Hiçbir zaman oynadığım mevkiiyi sorun etmem.Who I had never heard playing.
An (Akadça: Anu), Akkad kralları zamanında mevki ve rol itibarıyla önem kazanmıştır.Trustees appointed by the Governor serve until their successors have been appointed and confirmed.
Bene Israel toplumu İsrail'de önemli mevkilere geldiler.The Bene Israel community has risen to many positions of prominence in Israel.
Daha sonraları mevkisini değiştirerek liberoluk yapmaya başladı.Elsewhere, the blockade began to do its work.
Bir çok mevkiide oynaması da büyük avantaj."It makes for some great fight scenes."
Alfonsin, Yahudilerin yüksek mevkilere gelmesine yardımcı oldu.Alfonsín enjoyed the support of the Jewish population and appointed many Jews in high positions.
Bu kabile tarafından Sheffield kenti mevkinde ve etrafında birkaç tepe üstü kalesi yaptırılmıştı.It is this tribe who are thought to have constructed several hill forts in and around Sheffield.
Çurbanov'un Galina ile olan evliliği onu yüksek mevkilere getirdi.However, Churbanov's marriage to Galina led to him being rapidly promoted.
Böylece, Abdullah'ın çıktığı mevkiye Ebu Müslim konuşlanmış oldu.The situation that Abdullah found himself in was difficult.
Nebişeyh’in Mezarı beldenin Güzle mevkiinde bulunmaktadır.The Macedonian Tomb is visible on the right.
Bağlar mevkiinde bir zamanlar bir yüzme havuzu da faaliyet göstermekteydi.One group even lobbied vigorously for a swimming pool to be built.
Defans mevkisinde forma giyen futbolcu, 9 kez Fransa millî futbol takımına çağrıldı.The award has been presented to a football manager on nine occasions.
Piacenza bu nedenle tarihte stratejik bir mevki olmuştur.Again, Newmarket Hill was a strategic point in this exercise.
Yüksek mevkiiden, zengin ve erdemli bir kimseydi.Here was one who had wealth and fame.
1646 yılına Breda'da benzer bir mevkide çalışmaya başlayana kadar Amsterdam'da kalmıştır.In 1662 he was in Panama City on similar business.
Bunun üzerine mahallenin şu an bulunduğu mevkii yurt edinmişlerdir.All the soil for the gardens was brought in over time by the inhabitants.
Kendisi bir hadımdı ve yüksek bir saray mevkine geçmişti.He was a left-footed defender and possessed a strong overhead mark.
Bugün bu mevki "Eski Hamurcu" olarak bilinmektedir.The area is now known as Old Point Comfort.
Bu sırada aynı mevkide bir başka olay da plananmaktadır.A second, similar system is currently in the planning stage.
Siponto Norman Apulya Kontluğu içinde önemli bir başpiskoposluk mevki olmuştur.Siponto was an archbishopric in the Norman countship of Apulia.
17 Ağustos 1982 Sale), defans mevkiinde oynayan İngiliz millî futbolcudur.December 1872) was an English footballer who played as an outside or inside forward.
Maç sonrası düzenlenen toplantıda Kahn, mevkidaşını yaptığı iki kritik kurtarışı için övdü.In the postgame conference, Kahn publicly praised Lehmann for his two decisive penalty saves.
Fransa'da Pyrénées-Orientales mevkiinde yer alır.It is found in Pyrénées-Orientales in France.
Çünkü saydığım bu üç mevkide gölge vardır.It has verandahs on three sides.
Şutör gard mevkiinde oynamaktadır.She plays point guard.