mevcudiyet ile cümle
mevcudiyet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Tom'un mevcudiyetini hissedebiliyorum.I can feel Tom's presence.
Mevcudiyetiniz için teşekkürler.Thanks for existing.
Ayrıca Süveyş'te yoğun bir askeri birlik (ancak hiç polis yoktu) mevcudiyeti rapor edildi.A heavy army presence (though no police) was reported in Suez.
İtalya'nın içinde anklav bir ülke olan San Marino'da son 600 yılda Yahudilerin mevcudiyeti bulunur.There has been a Jewish presence in San Marino for at least 600 years.
2002 yılına kadar, dağıtım alanı 10 eyaleti ve 10 diğerinde mevcudiyeti kapsıyordu. ^ SitesiBy 2002, its distribution area encompassed 10 states, and availability in 10 others.
Pedum) kendi zamanında dahi mevcudiyetini korumaktaydı.The property was largely self-sufficient in its day.
Diet Pepsi aroma çeşitlerinin mevcudiyeti ve marka kimliği ülkeye göre değişir.The availability and brand identification of Diet Pepsi flavor variants varies by country.
Bu listede olmayan en az bir ilave asal sayının mevcudiyeti ispat edilecektir.An undisclosed minimum bid must be met in this auction.
Bu lezzetlerin mevcudiyeti ülkeden ülkeye değişir.The availability of these flavors changes from country to country.
Yaklaşık 2500 yıldır İran'da Yahudi mevcudiyeti söz konusudur.There has been a significant Jewish population in Iran for 2,500 years.
Lordlar Kamarası üç üyenin mevcudiyeti ile toplanabilmektedir.Circumstances mean that the three men meet.
Son iki tip denklem, zamana ait türevin mevcudiyetinden ötürü evrimsel olarak isimlendirilir.Two currently active businesses here are notable due to their longevity.
Mevcudiyetin derinliğinde.In the depth of things.
Ve bu sizi Tanrı, Nirvana, Rama, Tao da denilenin mevcudiyetine sokar.And it brings you into the presence of what's been called God, Nirvana, Rama, Tao.
Şimdi nin ve Mevcudiyetin içinde olmak.The present and the Presence.
Benim açımdan en etkileyici olan, yine bu defa da kadınların mevcudiyeti.What was most significant for me was, once again, the presence of the women.
Tarım, sürekli fiziksel mevcudiyet ve arazinin bakımını gerektiren bir iş.Agriculture demands constant physical presence and care of the land.
Anne sağlığı ve doğum kontrol haplarının mevcudiyetiMaternal healthcare and availability of contraceptives
Doğum kontrol haplarının ve anne sağlık hizmetlerinin mevcudiyeti karışıktır.The availability of contraceptives and maternal healthcare is mixed.
Demet teoremi, a) bir aykırı cisim (bölme halkası) ve b) bir ovoidin mevcudiyetini izler.From the bundle theorem follows the existence of a) a skewfield (division ring) and b) an ovoid.
Bir araya gelmek her zaman fiziksel bir mevcudiyet gerektirmez.Getting together does not always require a physical presence.
Bu çalışmanın önemli bir unsuru bilişsel kaynakların mevcudiyetiydi.A major factor that played in this study was the availability of cognitive resources.
Laktoz malabsorbsiyonun mevcudiyeti ekseriya laktoz tolerans testiyle tespit edilebilir.Troisièmement, on peut effectuer le test de tolérance au lactose.
Şimdilerde tahrip ve yok olan bu kalıntılar daha 20-30 yıl öncesine kadar mevcudiyetini muhafaza etmiştir.Cette déception, voire ce dégoût, est déjà à son paroxysme à ses vingt et un ans.
Yaklaşık 2500 yıldır İran'da Yahudi mevcudiyeti söz konusudur.L'histoire des Juifs en Iran s'étend sur 2 500 ans.
Bu şekilde mevcudiyet diagonalleştirme operasyonu imkânsiz yapar.Cette présence interdit la diagonalisation.
Diet Pepsi aroma çeşitlerinin mevcudiyeti ve marka kimliği ülkeye göre değişir.La disponibilidad y la marca de identificación de variantes de sabor de Pepsi Diet varía según el país.
Etkileşimler daha çok fiziksel mevcudiyete dayanırlar.Demasiada atención a su apariencia física.
Bunun sonucunda özne'nin metafizik mevcudiyet fikrinin merkezindeki konumu sona erdilir.Por ejemplo, se han eliminado las opiniones de Hume sobre la identidad personal.
Hem ülkeleri hem de su kaynaklarını bilmeliydiler." mevcudiyetine olan ihtiyacın altını çizer.Dovrebbero inoltre conoscere sia i paesi che le riserve di acqua."
Bu listede olmayan en az bir ilave asal sayının mevcudiyeti ispat edilecektir.Будет показано, что существует по меньшей мере ещё одно простое число, отсутствующее в списке.
Etkileşimler daha çok fiziksel mevcudiyete dayanırlar.احتوت الأحداث التالية على مخاطر جسدية أكثر.
Yaklaşık 2500 yıldır İran'da Yahudi mevcudiyeti söz konusudur.كان هناك عدد كبير من السكان اليهود في إيران على مدى 2500 سنة.
Metil asetat kuvvetli sulu bazlar ya da sulu asitlerin mevcudiyetinde kararlı değildir.Acetato de metila não é estável na presença de bases ou ácidos fortes aquosos.
Bunun sonucunda özne'nin metafizik mevcudiyet fikrinin merkezindeki konumu sona erdilir.No conceito de desenvolvimento está em jogo a própria vida pessoal de Newman.
Bu listede olmayan en az bir ilave asal sayının mevcudiyeti ispat edilecektir.Daí a razão para pelo menos um número primo que não esteja na lista.
Mevcudiyetleri Orta Avrupa'da tehlikededir.Prawdopodobnie krzyżują się ze sobą na obszarze Europy Środkowej.
Etkileşimler daha çok fiziksel mevcudiyete dayanırlar.Widzeniom towarzyszyły dotkliwe cierpienia fizyczne.
Modern arkeoloji bu krallığın mevcudiyeti konusunda şüphecidir.Někteří vědci však pochybují o existenci tohoto panovníka.
İtalya'nın içinde anklav bir ülke olan San Marino'da son 600 yılda Yahudilerin mevcudiyeti bulunur.A existat o prezență evreiască în San Marino timp de cel puțin 600 de ani.
O zamanlar bölgede yoğun olan orman dokusu şimdilerde mevcudiyetini koruyamamıştır.Cabinetul conservator la putere în acel moment nu a cercetat problema.
1871’de Dimitri Mendeleyev mevcudiyetini tahmin etmiştir.În 1871, Dmitri Mendeleev a prezis existența unui element între thoriu și uraniu.
Rusya Federasyonu mevcudiyetinde veya emirlerinde veya madalyalarıyla giyilirse, önceliği vardır.Dacă sunt purtate în prezența Ordinelor sau medaliilor Federației Ruse, cele din urmă au prioritate.
Lordlar Kamarası üç üyenin mevcudiyeti ile toplanabilmektedir.Han blir sjokkert over å se de tre kvinnene sittende sammen.
Bu sayede, geçimini hasır iskemleden sağlayan işletmeler mevcudiyetini sürdürebilmektedir.それにより、自分の事業が天候によって受けた場合の損失を補填することが出来る。
Ayrıca Süveyş'te yoğun bir askeri birlik (ancak hiç polis yoktu) mevcudiyeti rapor edildi.在南美組織了「無國境軍隊」(国境なき軍隊/Militaires Sans Frontières:MSF)。
Sınıflarda öğrenci mevcudiyeti çok yüksek olup, sınıf ortalaması 74 olarak ifade edilmektedir.학자에 따라 의견의 차이가 있으나 23아종이 알려져 있다.
Lordlar Kamarası üç üyenin mevcudiyeti ile toplanabilmektedir.Udruga nudi dnevni boravak za osobe treće životne dobi.
Bu tanrı ve tanrıçalar mevcudiyeti insanı zayıf, şaşırmış ve perişan yapmaktadırlar.Svaki čovjek i žena jesu opipljiv, blaženi, živi Bog.
Laktoz malabsorbsiyonun mevcudiyeti ekseriya laktoz tolerans testiyle tespit edilebilir.Prítomnosť a vlastnosti antihmoty v nej je možné zisťovať pomocou lasera.
Etkileşimler daha çok fiziksel mevcudiyete dayanırlar.Sú mimoriadne odolné voči fyzikálnym vplyvom.
Acı Suyun doğusu Müslüman mezarlığı halen mevcudiyetini sürdürüyor.Dostop do Zlatih vrat ovira muslimansko pokopališče.
İlk zamanlardaki gibi Dorine’in mevcudiyetine ihtiyaç duyuyordu.Doris lahko goduje takrat kot Doroteja.
Benim açımdan en etkileyici olan, yine bu defa da kadınların mevcudiyeti.Ami számomra a legjelentősebb volt, még egyszer mondom, az a nők jelenléte volt.
Benim açımdan en etkileyici olan, yine bu defa da kadınların mevcudiyeti.Apa yang paling penting bagi saya adalah, sekali lagi, keberadaan para wanita.
Benim açımdan en etkileyici olan, yine bu defa da kadınların mevcudiyeti.Ce era cel mai semnificativ pentru mine a fost, din nou, prezența femeilor.
Benim açımdan en etkileyici olan, yine bu defa da kadınların mevcudiyeti.Ce qui était plus important pour moi était, une fois encore, la présence des femmes.
Benim açımdan en etkileyici olan, yine bu defa da kadınların mevcudiyeti.Ciò che è stato più significativo per me è stata, ancora una volta, la presenza delle donne.
Benim açımdan en etkileyici olan, yine bu defa da kadınların mevcudiyeti.Co dla mnie było najistotniejsze, to, raz jeszcze, obecność kobiet.
Benim açımdan en etkileyici olan, yine bu defa da kadınların mevcudiyeti.Điều quan trọng nhất đối với tôi là, một lần nữa, sự hiện diện của người phụ nữ.