Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.Z takimi ludźmi nie należy być pasywnym ani nie należy unikać tych spraw.
Schnackenburg meseleyi çözmek üzere ortaya bir sekreter teorisi atmıştır.Solomon Steinheim wysuwał nową teorię objawienia.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.Det är lönlöst att vara passiv med sådana människor och det är lönlöst att undvika frågan.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.Недоцільно з такими людьми бути пасивним, та й недоцільно уникати цього питання.
O sırada pencereden onları gören padişah her ikisini de huzuruna çağırarak meseleyi sormuş.Через це потрапила в поле зору чекістів, які двічі викликали її на допит.
Her meseleyi çok abartır ve çok yalan söyler.Але він як завжди бреше й продовжує брехати.
Her meseleyi çok abartır ve çok yalan söyler.Tím je relativizováno i celé lhaní.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.E inutil să fi pasiv cu acești oameni și e inutilă evitarea problemei.
Meseleyi senin yargına bırakıyorum.Las problema asta la latitudinea ta.
Meseleyi detayıyla açıkladı.A explica chestiunea în detaliu.
Dedektif meseleyi derhal incelemek için söz verdi.Detectivul a promis că va investiga problema imediat.
Satō Mançurya'nın statüsünü ve "Rusların getirmek istediği herhangi bir meseleyi" tartışabileceğini söyledi.Megvitatták Mandzsúria helyzetét és "minden ügyet, amit az oroszok felhozhatnak".
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.On turhaa olla passiivinen tällaisten ihmisten kanssa, ja kysymyksen välttäminen on turhaa.
Meseleyi açıklamak için üç örnek yetecektir.Selittämiselle esitetään kolme määritelmää.
Her meseleyi çok abartır ve çok yalan söyler.Kaikki kappaleet säveltänyt ja sanoittanut Kauko Röyhkä.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.Είναι μάταιο να είσαι απαθής με τέτοιους ανθρώπους και είναι μάταιο να αποφεύγεις το πρόβλημα.
Satō Mançurya'nın statüsünü ve "Rusların getirmek istediği herhangi bir meseleyi" tartışabileceğini söyledi.Satō skulle diskutere Manchuriets status og "ethvert spørgsmål russerne måtte ønske at bringe på banen".
Her meseleyi çok abartır ve çok yalan söyler.De lever hver sin løgn og dette præger dem.
Meseleyi açıklamak için üç örnek yetecektir.Dermed kræver det altså tre parametre for at kunne angive et specifikt punkt.
Satō Mançurya'nın statüsünü ve "Rusların getirmek istediği herhangi bir meseleyi" tartışabileceğini söyledi.Satō bermaksud membicarakan status Manchuria dan "masalah apa saja yang akan diangkat Rusia."
Her meseleyi çok abartır ve çok yalan söyler.Karyanya luar biasa dan meliputi banyak hal.
Her meseleyi çok abartır ve çok yalan söyler.あれは全て嘘だったし、私は非常に申し訳なく思っている。
Lorentz, temel hidrodinamik denklemlerinden yola çıkarak meseleyi hesap yoluyla çözmeyi önerdi.ローレンツは流体力学の基本的方程式を出発点として、問題を数値的に解くことを提案した。
Meseleyi diplomasi yoluyla çözmek için Tangut kralına elçi gönderildi.他们要求英皇采取外交措施来达到这个目的。
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.עם אנשים כאלה אין טעם להיות פסיבי, והימנעות מהסוגיה תהיה חסרת תועלת.
Allah seni kahretsin Zain Bin Ali cehennemde yanasın şimdi bu meseleyi çözmek imkansız bir hâl aldıMaldito seas Zain Bin Ali ojalá te quemes en los infiernos ahora será imposible arreglar las cosas maldición
Aralarındaki meseleyi çözene kadar, rahat bırak onları.Biarkan saja mereka, sampai mereka menyadari semuanya sendiri.
Aralarındaki meseleyi çözene kadar, rahat bırak onları.Cứ mặc họ đi, cho đến khi họ tự giải quyết được chuyện của mình.
Aralarındaki meseleyi çözene kadar, rahat bırak onları.Doar lasa-i in pace, pana cand isi dau seama.
Aralarındaki meseleyi çözene kadar, rahat bırak onları.그냥 가만 둬 스스로 자기가 깨달을때까지
Aralarındaki meseleyi çözene kadar, rahat bırak onları.Laat ze gewoon met rust, totdat ze alles opgelost hebben.
Aralarındaki meseleyi çözene kadar, rahat bırak onları.Laisse-les juste tranquille, jusqu'à ce qu'ils règlent tout.
Aralarındaki meseleyi çözene kadar, rahat bırak onları.Lämna dom ifred bara. tills dom kommer underfund.
Aralarındaki meseleyi çözene kadar, rahat bırak onları.Lasciali soli per conto loro, finché loro non capiranno tutto.
Aralarındaki meseleyi çözene kadar, rahat bırak onları.Lass die beiden alleine, bis sie alles gelöst haben.
Aralarındaki meseleyi çözene kadar, rahat bırak onları.Po prostu zostaw ich w spolkoju, dopóki sami tego nie rozwiążą.
Aralarındaki meseleyi çözene kadar, rahat bırak onları.Απλά άσ'τους μόνους, μέχρι να τα ξεκαθαρίσουν όλα.
Aralarındaki meseleyi çözene kadar, rahat bırak onları.Просто оставь их наедине, пока они не разберутся во всем.
Aralarındaki meseleyi çözene kadar, rahat bırak onları.فقط دعيهم لوحدهم حتى يكتشفون كل شيء
Aralarındaki meseleyi çözene kadar, rahat bırak onları.自分達で解決できるまで そうか...
Artık esas meseleyi anlıyorsun.És még csak most értem a lényeghez.
Artık esas meseleyi anlıyorsun.Μόλις τώρα θα πήγαινα στο κυρίως θέμα.
Artık esas meseleyi anlıyorsun.لانني وصلت الى النقطة المهمة
Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.Ho messo a posto le cose con sua nipote da solo.
Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.Ich habe die Sache mit ihrer Enkelin bereits geklärt.
Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.Ik heb het allemaal met uw kleindochter geregeld.
Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.JAg har ordnat angelägenheten med ert barnbarn själv.
Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.J'ai réglé cette histoire avec votre petite-fille moi-même.
Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.Sam załatwiłem sprawę z pańską wnuczką.
Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.Κανόνισα το θέμα με την εγγονή σας μόνος μου.
Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.С вашей внучкой я все решил сам.
Ben acil bir meseleyi halletmeliyim.<br />Millet afedersiniz!Aku ada masalah penting untuk diselesaikan. Permisi
Ben acil bir meseleyi halletmeliyim.<br />Millet afedersiniz!Am de rezolvat o problema urgenta. Iertati-ma.
Ben acil bir meseleyi halletmeliyim.<br />Millet afedersiniz!Ho una questione importante da risolvere.<br />Ragazze, permesso.
Ben acil bir meseleyi halletmeliyim.<br />Millet afedersiniz!Ich habe eine dringende Angelegenheit zu klären. Leute, entschuldigt mich!
Ben acil bir meseleyi halletmeliyim.<br />Millet afedersiniz!J'ai une affraire urgente à régler. Les filles, excusez-moi.
Ben acil bir meseleyi halletmeliyim.<br />Millet afedersiniz!Mam ważną sprawę do załatwienia. Przepuście mnie, dziewczyny.
Ben acil bir meseleyi halletmeliyim.<br />Millet afedersiniz!Έχω ένα επείγον ζήτημα. Παιδία, με συγχωρείτε.
Ben acil bir meseleyi halletmeliyim.<br />Millet afedersiniz!У меня срочное дело ребята, простите
Biz de bu meseleyi ele alıp bu sorunu çözmeye yardımcı olacak bir dış-iskelet üretmemiz gerektiğini düşündük.Așa că ne-am gândit să găsim o soluție și să creăm un exoschelet care să ajute în această problemă.