Biz de bu meseleyi ele alıp bu sorunu çözmeye yardımcı olacak bir dış-iskelet üretmemiz gerektiğini düşündük.Decidimos contemplar este desafío y crear un exoesqueleto que pudiese ayudar a manejar el asunto.
Biz de bu meseleyi ele alıp bu sorunu çözmeye yardımcı olacak bir dış-iskelet üretmemiz gerektiğini düşündük.그래서 우리는 이 문제를 살펴보고, 이 문제 해결에 도움이 될 외골격 장비를 만든다는 생각을 했습니다.
Biz de bu meseleyi ele alıp bu sorunu çözmeye yardımcı olacak bir dış-iskelet üretmemiz gerektiğini düşündük.Niinpä päätimme tarttua tähän haasteeseen ja kehittää exoskeletonin, joka auttaisi ratkaisemaan ongelman.
Biz de bu meseleyi ele alıp bu sorunu çözmeye yardımcı olacak bir dış-iskelet üretmemiz gerektiğini düşündük.Nous avons donc pensé à examiner ce problème et à créer un exosquelette qui aiderait à le résoudre.
Biz de bu meseleyi ele alıp bu sorunu çözmeye yardımcı olacak bir dış-iskelet üretmemiz gerektiğini düşündük.Potraktowaliśmy to jako wyzwanie by stworzyć egzoszkielet, który zniweluje ten problem.
Biz de bu meseleyi ele alıp bu sorunu çözmeye yardımcı olacak bir dış-iskelet üretmemiz gerektiğini düşündük.Tak jsme se rozhodli zabývat se tímto problémem a vytvořit exoskeleton, který by problém pomohl řešit.
Biz de bu meseleyi ele alıp bu sorunu çözmeye yardımcı olacak bir dış-iskelet üretmemiz gerektiğini düşündük.Úgy gondoltuk, válaszolunk a kihívásra, és létrehozunk egy exoskeletont, ami segítene megoldani a problémát.
Biz de bu meseleyi ele alıp bu sorunu çözmeye yardımcı olacak bir dış-iskelet üretmemiz gerektiğini düşündük.Vì vậy chúng tôi nghĩ chúng tôi sẽ giải quyết thách thức này bằng cách tạo ra một bộ xương ngoài.
Biz de bu meseleyi ele alıp bu sorunu çözmeye yardımcı olacak bir dış-iskelet üretmemiz gerektiğini düşündük.We dachten dat we deze uitdaging zouden aangaan en een exoskelet maken dat een oplossing zou kunnen bieden.
Biz de bu meseleyi ele alıp bu sorunu çözmeye yardımcı olacak bir dış-iskelet üretmemiz gerektiğini düşündük.Мы решили, что хотим изучить эту проблему и создать экзоскелет, который помог бы с ней справиться.
Biz de bu meseleyi ele alıp bu sorunu çözmeye yardımcı olacak bir dış-iskelet üretmemiz gerektiğini düşündük.אז חשבנו שנביט באתגר הזה וניצור שלד מכני שיעזור להתמודד עם הנושא הזה.
Biz de bu meseleyi ele alıp bu sorunu çözmeye yardımcı olacak bir dış-iskelet üretmemiz gerektiğini düşündük.وقررنا نحن ان نأخذ هذا الامر على عاتقنا وان نصنع هيكل خارجي يمكنه ان يعالج هذه المشكلة
Biz de bu meseleyi ele alıp bu sorunu çözmeye yardımcı olacak bir dış-iskelet üretmemiz gerektiğini düşündük.エクソスケルトンを作り上げました これで兵士の腰痛は解消できるでしょう それではここで HULCをご覧いただきましょう
Bu meseleyi böyle halletmeye gerek var mı?Tényleg így kell elvinniük?
Bu meseleyi böyle halletmeye gerek var mı?Vous devez absolument m'emmener comme ça ?
Bu meseleyi böyle halletmeye gerek var mı?Αλλά, χρειάζεται να φύγω σε αυτήν την περίπτωση;
Bu meseleyi böyle halletmeye gerek var mı?لكن هل عليكم احتجازي هكذا؟
Bu, meseleyi tüm yönleriyle halletmek için esastýr.Ați lupta?
Bu, meseleyi tüm yönleriyle halletmek için esastýr.비밀경찰에 맞서는 것이라면 당신은 맞서 싸우겠습니까?
Bu, meseleyi tüm yönleriyle halletmek için esastýr.Postavili by ste sa na odpor?
Bu, meseleyi tüm yönleriyle halletmek için esastýr.Resisteresti?
Bu, meseleyi tüm yönleriyle halletmek için esastýr.¿Si existiera un movimiento de resistencia, te unarías con ello?
Bu, meseleyi tüm yönleriyle halletmek için esastýr.S'il existait déjà un mouvement de résistance, le rejoindriez-vous?
Bu, meseleyi tüm yönleriyle halletmek için esastýr.Skull du slĂĽ tillbaka?
Bu, meseleyi tüm yönleriyle halletmek için esastýr.Würdest du zurückschlagen?
Bu, meseleyi tüm yönleriyle halletmek için esastýr.Если бы уже существовало движение сопротивления, Вы бы вступили в него?
Bu süre sonunda meseleyi olacak hiçbir önemi.그 시간의 끝에있는 문제가됩니다 중요하지.
Bu süre sonunda meseleyi olacak hiçbir önemi.la sfârşitul acelui timp, problema va fi nici o importanţă.
Bu süre sonunda meseleyi olacak hiçbir önemi.lopussa, että kun asia tulee ole merkitystä.
Bu süre sonunda meseleyi olacak hiçbir önemi.Na konci tejto doby vec bude žiadny význam.
Bu süre sonunda meseleyi olacak hiçbir önemi.Na konci této doby věc bude žádný význam.
Bu süre sonunda meseleyi olacak hiçbir önemi.בסוף הזמן שהעניין יהיה אין שום חשיבות.
Bu süre sonunda meseleyi olacak hiçbir önemi.في نهاية ذلك الوقت سوف تكون هذه المسألة ليس مهما على الإطلاق.
Bu süre sonunda meseleyi olacak hiçbir önemi.重要でない。 現時点ではそれはあまりにもと言っても過言ではありません
Çok zor bir meseleyi konuşuyor gibiler.Chyba mówią o czymś drażliwym.
Çok zor bir meseleyi konuşuyor gibiler.De taler vist om noget besværligt.
Çok zor bir meseleyi konuşuyor gibiler.De verkar prata om nåt riktigt jobbigt.
Çok zor bir meseleyi konuşuyor gibiler.He pohtivat jotain kinkkistä pulmaa.
Çok zor bir meseleyi konuşuyor gibiler.Parece que estão a falar de algo muito complicado.
Çok zor bir meseleyi konuşuyor gibiler.Parece que hablan de un asunto peligroso.
Çok zor bir meseleyi konuşuyor gibiler.Sembra stiano discutendo di una questione spinosa.
Çok zor bir meseleyi konuşuyor gibiler.Μιλάνε για κάτι πολύ σοβαρό.
Çok zor bir meseleyi konuşuyor gibiler.Похоже, они говорят о чём-то очень сложном.
Eğer iki yıl mutlak gizlilik hem; Bu süre sonunda meseleyi olacak hiçbir önemi.Anda baik untuk kerahasiaan mutlak selama dua tahun; pada akhir waktu itu masalah ini akan tidak penting.
Eğer iki yıl mutlak gizlilik hem; Bu süre sonunda meseleyi olacak hiçbir önemi.Ön mind a teljes titoktartás két éve; végén az akkori akkor az ügyet nincs jelentősége.
Eğer iki yıl mutlak gizlilik hem; Bu süre sonunda meseleyi olacak hiçbir önemi.Sie beide zur absoluten Geheimhaltung für zwei Jahre; am Ende dieser Zeit die Angelegenheit wird keine Rolle.
Eğer iki yıl mutlak gizlilik hem; Bu süre sonunda meseleyi olacak hiçbir önemi.Ви як до абсолютної секретності протягом двох років; в кінці того часу це питання буде не має значення.
Eğer iki yıl mutlak gizlilik hem; Bu süre sonunda meseleyi olacak hiçbir önemi.Вы как к абсолютной секретности в течение двух лет; в конце того времени этот вопрос будет не имеет значения.
Hayır efendim. Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.Không ạ, tự cháu đã dàn xếp xong với cháu gái của ngài rồi.
Hayır efendim. Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.아뇨 선녀딸님 본인 얘기했습니다
Hayır efendim. Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.Ne, z vašo vnukinjo sva že uredila stvari.
Hayır efendim. Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.Nu.Am rezolvat problemele cu nepoata ta personal
Hayır efendim. Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.Tidak, saya sudah menyelesaikan masalahnya dengan cucu anda sendiri.
Hayır efendim. Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim..לא, סידרתי את העניין עם הנכדה שלך בעצמי
Hayır efendim. Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.لا . لقد حللت المسألة مع حفيدتك بنفسي
Hayır efendim. Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.今日は 仕事の話で伺いました
Hey millet, afedersiniz. Ben acil bir meseleyi halletmeliyim.<br />Millet afedersiniz!يافتيات , اعذرنني . لدي امر طارئ علي معالجته , يافتيات اعذرنني
İlgi uyandıracak kadar kısa, ancak meseleyi örtecek kadar da uzun olması.강연이 흥미를 일으킬 정도로 짧으면서도 중요한 부분을 포괄할 수 있을 정도로 길어야만 한다고요.
İlgi uyandıracak kadar kısa, ancak meseleyi örtecek kadar da uzun olması.Kort genoeg om de interesse te wekken, maar lang genoeg om het onderwerp te bedekken.
İlgi uyandıracak kadar kısa, ancak meseleyi örtecek kadar da uzun olması.legyen elég rövid, hogy felkeltse az érdeklődést, de elég hosszú, hogy fedezze a témát.