Ana içeriğe geç
Sözlük

meseleleri ile cümle

meseleleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Model, karmaşık sistemlerde bilgi temsili, bilgi akışı ve karar verme ile ilgili temel meseleleri temsil eder.そのモデルは、複雑システムの知識表現、情報フロー、及び意思決定における基本の課題を表現する。
Ahlaki meselelerine parmak basarlar.生命倫理の問題にもとりくむ。
Mono no aware (Japonca: 物の哀れ), meselelerin acısı anlamına gelen bir Japonca terimidir.MONO NO AWARE(モノ ノ アワレ)は、日本のロックバンド。
Onlara umumi şeyleri öğret, ince meseleleri açma.つまらぬ事をたいそうらしく心得て、こせこせしてはならない。
Ahlaki meselelerine parmak basarlar.우상숭배와 도덕적 타락을 질타하였다.
Çevre meseleleri daha dikkatli ele alınmaktadır.무제는 더욱 예관을 중하게 여겼다.
Cheang sanatsal metotlarla sosyal meseleleri yaratıcı bir şekilde iç içe geçirir.피카소는 미술 활동을 통하여 사회적 문제를 알렸다.
Ahlaki meselelerine parmak basarlar.נמנה עם רבני הציונות הדתית.
Genellikle şarkılarında toplumsal meseleleri işledi.ההרכב מרבה לעסוק בשיריו בנושאים חברתיים.
Aristoteles, metafiziğin meselelerine değinirken iki ana mesele üzerinde yoğunlaşır.הייז היה צריך להתעסק בשני נושאים מרכזיים בכלכלה.
Çevre meseleleri daha dikkatli ele alınmaktadır.Nastal čas riešiť veci miernejším spôsobom.
3. madde, Polonya ile Litvanya arasındaki sınır meselelerinin bu devletler tarafından çözüleceğini öngördü.Taip pat nuspręsta kad valstybės sienos tarp Lietuvos ir Lenkijos nustatymas, tai jų abiejų reikalas.
Konstantius Hıristiyan kilisesinin meseleleriyle aktif olarak ilgilendi.See kindlustas Constantinusele kristliku kiriku soosingu.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.9/11 사건 이후, 미국은 자국 내의 문제를 해결하는데도 많은 어려움을 겪고 있습니다.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.Après le 11 septembre, les Etats-Unis ont eu beaucoup de mal... à régler ses affaires internes.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.Después del 9/11, los EE.UU. ha tenido gran cantidad de problemas para afrontar sus propios asuntos internos.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.Dopo l'11 Settembre gli Stati Uniti hanno avuto a che fare con molti problemi interni.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.Dupa 9/11, Statele Unite au avut dificultati mari in a se ocupa de problemele lor interne.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.Po 11 września, USA miały sporo własnych problemów, problemów wewnętrznych.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.Seit dem 11. September hat die USA viel mit ihren eigenen internen Problemen zu tun gehabt.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.После 9/11 у США было множество проблем, которые нужно решить, своих внутренних неурядиц.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.След 11-ти септември Съединените щати имаха много проблеми при справянето със собствените си вътрешни въпроси.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.לאחר 11 בספטמבר, ארצות הברית היתה צריכה להתמודד עם בעיות רבות, בנושאי פנים.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.ما بعد ١١ أيلول، أصبح لدى الولايات المتحدة الكثير من المتاعب للتعامل مع القضايا الداخلية الخاصة بها.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.問題を山のように抱えています ですから資金は国内の問題解決に割かれています
2006’da bütün okul meseleleriyle ilgili dersler değerlendirmenin odak noktası olacaktır.Ambos os projectos estão em curso.
2006’da bütün okul meseleleriyle ilgili dersler değerlendirmenin odak noktası olacaktır.Formation continue des enseignants à l’étranger: LI Données non disponibles: BE nl, LU
2006’da bütün okul meseleleriyle ilgili dersler değerlendirmenin odak noktası olacaktır.Nel 2006 saranno oggetto di valutazione i corsi sugli argomenti comuni a tutta la scuola.
2006’da bütün okul meseleleriyle ilgili dersler değerlendirmenin odak noktası olacaktır.Počiatočné vzdelávanie učiteľov v zahraničí
2006’da bütün okul meseleleriyle ilgili dersler değerlendirmenin odak noktası olacaktır. unul sau mai multe organisme externe care realizează acreditarea şi/sau evaluarea;
Aslına bakarsanız ben bunların her şeyden erkek meseleleri olduğu görüşünü savunacağım.Budu naopak argumentovat, že je to v první řadě problém mužů.
Aslına bakarsanız ben bunların her şeyden erkek meseleleri olduğu görüşünü savunacağım.De fapt, voi susține că în primul rând sunt problemele bărbaților.
Aslına bakarsanız ben bunların her şeyden erkek meseleleri olduğu görüşünü savunacağım.De hecho, voy a argumentar que se trata de asuntos de hombres, primero y ante todo.
Aslına bakarsanız ben bunların her şeyden erkek meseleleri olduğu görüşünü savunacağım.En réalité, je vais vous montrer que ce sont des problèmes d'hommes, en premier lieu.
Aslına bakarsanız ben bunların her şeyden erkek meseleleri olduğu görüşünü savunacağım.Infatti, dimostrerò che questi sono, innanzitutto e soprattutto, problemi degli uomini.
Aslına bakarsanız ben bunların her şeyden erkek meseleleri olduğu görüşünü savunacağım.사실, 이러한 문제들은 그 무엇보다도남성의 문제라고 주장하고 싶습니다.
Aslına bakarsanız ben bunların her şeyden erkek meseleleri olduğu görüşünü savunacağım.Sőt, amellett hozok fel mindjárt érveket, hogy ez elsősorban és leginkább a férfiak ügye.
Aslına bakarsanız ben bunların her şeyden erkek meseleleri olduğu görüşünü savunacağım.Tatsächlich werde ich erörtern, dass sie in erster Linie Männerprobleme sind.
Aslına bakarsanız ben bunların her şeyden erkek meseleleri olduğu görüşünü savunacağım.Thực ra, tôi sẽ phản đối đó là những vấn đề của đàn ông, đầu tiên và quan trọng nhất.
Aslına bakarsanız ben bunların her şeyden erkek meseleleri olduğu görüşünü savunacağım.Twierdzę, że to przede wszystkim problemy mężczyzn.
Aslına bakarsanız ben bunların her şeyden erkek meseleleri olduğu görüşünü savunacağım.Για την ακρίβεια, θα υποστηρίξω πως αυτά είναι αντρικά θέματα, καταρχήν και κυρίως.
Aslına bakarsanız ben bunların her şeyden erkek meseleleri olduğu görüşünü savunacağım.Вообще, я собираюсь доказать, что это проблемы мужчин, прежде всего.
Aslına bakarsanız ben bunların her şeyden erkek meseleleri olduğu görüşünü savunacağım.למעשה, אני טוען שאלה בעיות של גברים, בראש ובראשונה.
Aslına bakarsanız ben bunların her şeyden erkek meseleleri olduğu görüşünü savunacağım.في الواقع، سوف أجادل بأن هذه قضايا الرجال، أولاً وقبل كل شيء.
Aslına bakarsanız ben bunların her şeyden erkek meseleleri olduğu görüşünü savunacağım.男性の方なのです (拍手)
Avrupa'dan gelen meslektaşlarımın çözmeye çalıştığı meselelerin de özüydü.제기한 난제의 핵심입니다.
Avrupa'dan gelen meslektaşlarımın çözmeye çalıştığı meselelerin de özüydü.Las cuales estaban en el corazón del desafío enfrentado por mis colegas Europeos.
Avrupa'dan gelen meslektaşlarımın çözmeye çalıştığı meselelerin de özüydü.Voilà ce qui était au cœur du défi posé par mes confrères européens et qui leur était proposé.
Avrupa'dan gelen meslektaşlarımın çözmeye çalıştığı meselelerin de özüydü.[מחיאות כפיים] -- האתגר שהוצב בפני ועל-ידי עמיתי האירופיים.
Avrupa'dan gelen meslektaşlarımın çözmeye çalıştığı meselelerin de özüydü.التحدي الذي استعرضه زملائي الأوروبين
Avrupa'dan gelen meslektaşlarımın çözmeye çalıştığı meselelerin de özüydü.提示した課題の核心でした 高等教育機関の現実と
Ben bir sürü eyalet ekonomisi kalkınma ajansı idarecileriyle bu meseleleri görüştüm, bir sürü idareciyle.Ik heb met veel hoge ambtenaren en politici gesproken over deze zaken.
Ben bir sürü eyalet ekonomisi kalkınma ajansı idarecileriyle bu meseleleri görüştüm, bir sürü idareciyle.저는 이런 수많은 문제를 다루는 주 경제 개발 위원회 위원들과 또 수많은 의회 의원들과 이 문제에 대해 얘기를 나눴습니다.
Ben bir sürü eyalet ekonomisi kalkınma ajansı idarecileriyle bu meseleleri görüştüm, bir sürü idareciyle.Rozmawiałem z wieloma prezesami agencji rozwoju gospodarek stanowych, a także z wieloma ustawodawcami.
Ben bir sürü eyalet ekonomisi kalkınma ajansı idarecileriyle bu meseleleri görüştüm, bir sürü idareciyle.Говорил съм с много директори на агенции за икономическо развитие по тези въпроси, с много законодатели.
Ben bir sürü eyalet ekonomisi kalkınma ajansı idarecileriyle bu meseleleri görüştüm, bir sürü idareciyle.דיברתי עם הרבה מנהלים של סוכנויות לפיתוח כלכלי של המדינה על הנושאים האלה, עם הרבה מחוקקים בנושאים האלה.
Ben bir sürü eyalet ekonomisi kalkınma ajansı idarecileriyle bu meseleleri görüştüm, bir sürü idareciyle.多くの議員達に これらの議題について話をしました 経済発展について考える時
Ben merkezli, toplumdan uzak, hariç tutulmuş, kamu meselelerini incelemeyen ve katılmayan kişi demektir.자기 중심적이고, 은둔적이고, 제외된 사람, 공공의 일에 참여하거나 점검도 하지 않는 사람이죠.
Ben merkezli, toplumdan uzak, hariç tutulmuş, kamu meselelerini incelemeyen ve katılmayan kişi demektir.Olyan személy, aki önző, elzárkózó, elkülönülő, aki nem vesz részt és nem is követi a a közügyeket.
Ben merkezli, toplumdan uzak, hariç tutulmuş, kamu meselelerini incelemeyen ve katılmayan kişi demektir.Osoba skupiona na sobie, odizolowana, ktoś, kto nie bierze udziału w polityce.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod