Ana içeriğe geç
Sözlük

meseleleri ile cümle

meseleleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Kosova, Papuliyas ve Topi'nin görüştüğü bölge meselelerinden biriydi.Kosovo was one regional issue Papoulias and Topi discussed.
Öte yandan halkın merak konusu ise, önemli meselelerin ne zaman çözümleneceği.Members of the public wonder when the big issues will be tackled.
Gruevski, Ahmeti ve ilgili ekipleri altı saatten uzun bir süre boyunca siyasi meseleleri görüştüler.Gruevski, Ahmeti and their respective teams discussed political issues for more than six hours.
Sadiku, günlük yaşamı kolaylaştıran pratik meselelerin ele alınması gerektiğini söylüyor.Sadiku says practical matters that make daily life easier need to be addressed.
Geri kalan meseleleri de BM Genel Sekreteri Kofi Annan çözüme kavuşturacak.After that, UN Secretary General Kofi Annan will resolve any outstanding issues.
Siyasetçilerin önündeki meselelerin en zorluları şeffaflık ve likidite.Two of the most important challenges ahead relate to transparency and liquidity.
Ancak Dünya meseleleri etki etmeye başlamıştır.But world affairs begin to impact.
Tıbbi teknolojinin etkileri, toplumsal ve etik meseleleri içerebilir.The impacts of medical technology may involve social and ethical issues.
Balkan Ülkeleri ve Girit meseleleriyle ilgili davranışları İmparatorluğun konumunu sürdürdü.In 1869, he accompanied the Emperor on his expedition to the East.
"Her gün sosyal meseleleri düşünmeden uyanıyorum.He stated, "I wake up every day not thinking about the social issues.
Ermeni meseleleriArmenian issues
Federalizmi veya ekonomik meseleleri dahil etmedi.[1][5]He did not include federalism or economic issues.[16][20]
Yeşil Parti, 1993 yılında çevre meselelerini bastırmak için parlamentodaki küçük birliğini kullandı.The Green Party used its small contingent in the parliament to press environmental issues in 1993.
Şarkı sözleri, başlıklardan ölüm kalım meseleleriyle doluydu.The lyrics were imbued with life-and-death issues, from the titles.
Romanları Macar köylü yaşamını anlatır ve yoksulluk meselelerini ele alır.His novels expressed the lives of the Hungarian peasantry and dealt with issues of poverty.
Araştırmaları duygulanım biliminin ana meselelerini incelemektedir:They also explore the role of emotion in vision and other psychological phenomena.
Dahası, Rus meseleleri konusunda uzmandı.Furthermore, he was an expert on Russian affairs.
Talepleri istihdam, iş sağlığı ve tarımsal kriz meseleleriyle bağlantılıydı.Their demands were linked with issues of employment, occupational health, and agricultural crisis.
Katalog, jeopolitik meseleleri çözmek için önemli bir kaynak olmuştur.The Catalogue was an important source for solving geopolitical matters.
Seçme feminist meselelerin tarihiHistories of selected feminist issues
Ordu meseleleri normal seyrine döndürülmüştü”.The army matters had been restored to their normal course”.
Ayrıca toplumsal meselelerin ve politikaların çocukları nasıl etkileyebileceğini göstermek istedi.She also wanted to depict how societal issues and policies can affect children.
Teozofi ve ilahiyat meseleleriyle ilgilenmeye gelince, bu bir Arap sanatı değildi.As for theosophy and dealing with matters of divinity, it was not an Arab art.
O meseleleri daha karmaşık hale getirecek.Das wird die Dinge verkomplizieren.
Ahlaki meselelerine parmak basarlar.Gedanken über die moralischen Vorurteile.
Başlangıçta Milano kuzey İtalya'nın meselelerini çözmek için seçtiği karargâhtı.Bei seinem ersten Start auf der Langdistanz konnte er den Ironman Italy für sich entscheiden.
Eserlerinde sömürgecilik ve ırk ayrımı meselelerine değinmiştir.Elles ont comme éléments centraux le débat sur l'autodétermination et l’indépendance.
Onlara umumi şeyleri öğret, ince meseleleri açma.S'il vous plaît soyez prudent et ne vous mêlez pas d'une affaire louche.
1969 yılından itibaren ekoloji meseleleriyle ilgilenmeye başlamıştır.Depuis 1969, sensible aux problèmes écologiques, il développe des projets d’éducation à l’environnement.
Yaşadığı devrin ilmî meselelerini en iyi kavrayan âlimler arasında yer aldığı ifade edilir.Mais hâtons nous de dire qu’ils sont placés au milieu des œuvres les plus distinguées.
On altıncı ve on yedinci yüzyıllarda kolej kendini dini meselelerin ortasında bulmuştur.En los siglos XVI y XVII, el college se vio otra vez envuelto en temas religiosos.
Başlangıçta Milano kuzey İtalya'nın meselelerini çözmek için seçtiği karargâhtı.Instaló su primer cuartel general en Milán, para apaciguar el norte de Italia.
Ancak Dünya meseleleri etki etmeye başlamıştır.Los planes de Olaf comienzan a surtir efecto.
Bu antlaşma sonrası Habsburglar Alman meselelerinden dışlanmıştır (Kleindeutschland).Gli Asburgo furono definitivamente esclusi dagli affari tedeschi (Kleindeutschland, lett. Piccola Germania).
Ahlaki meselelerine parmak basarlar.Ne contestò i risvolti morali.
Tarihi ve Ana Meseleleri (Soziologie.История и главные проблемы» (Soziologie.
Genellikle şarkılarında toplumsal meseleleri işledi.Часто в своих песнях затрагивает острые социальные проблемы.
İtikada ait meselelerin akıl perspektifinde değerlendirilmesinde farklı okullar oluşmuştur.هناك مدارس مختلفة من التفكير بشأن التفاوت الاقتصادي.
Bu antlaşma sonrası Habsburglar Alman meselelerinden dışlanmıştır (Kleindeutschland).Os habsburgos foram excluídos permanentemente dos assuntos alemães (Kleindeutschland).
Konstantius Hıristiyan kilisesinin meseleleriyle aktif olarak ilgilendi.No entanto, a adesão de Constantino foi um ponto decisivo para a Igreja cristã.
Katolik inancıyla ilgili konularda ve dinî, ahlâki meselelerin çözümünde yetkilidir.Tem poderes sobre assuntos de fé católica e para a decisão de assuntos eclesiásticos.
Genellikle şarkılarında toplumsal meseleleri işledi.Em vez disso, ele discute a vida cotidiana em suas canções.
Şarkı sözlerinde, yaşadıkları hayata ve dünya meselelerine olan bakış da hayli belirgindir.Eles cantam sobre a necessidade de se ter tempo para perceber o mundo e aqueles em seu redor.
Ahlaki meselelerine parmak basarlar.Artykuły Ueber moralische Defectzustände.
Mono no aware (Japonca: 物の哀れ), meselelerin acısı anlamına gelen bir Japonca terimidir.Mono no aware (japanska: 物の哀れ?) är ett japanskt uttryck.
Allah-Alem İlişkisi, felsefenin en çetrefilli meselelerinden biridir.Därför är kärleken till Gud den högsta formen av filosofi.
Her şehirde fetva verebilen, meseleleri çözebilen bir âlimin bulunması farz-ı kifâyedir.En främling anländer till staden och rör om tillvaron för dem han möter.
21. yüzyılın başından beri henüz çözülememiş temel fizik meselelerinden biri, ünlü enformasyon paradoksudur.Na počátku 21. století jde o jeden z nejvýznamnějších nevyřešených problémů v obecné relativitě.
Bu antlaşma sonrası Habsburglar Alman meselelerinden dışlanmıştır (Kleindeutschland).Habsburgii au fost excluși definitiv din afacerile germane (Kleindeutschland).
Katolik inancıyla ilgili konularda ve dinî, ahlâki meselelerin çözümünde yetkilidir.El este împuternicit în problemele credinței catolice și pentru rezolvarea problemelor ecleziastice.
Konstantius Hıristiyan kilisesinin meseleleriyle aktif olarak ilgilendi.Constantinus a keresztény egyház védőjeként jelentette ki magát.
Bazı ufak meseleleri Massino'nun kulağına fısıldadılar.Nagy emberek beszélgetései az Elisium mezején.
Bataryalı elektrikli araçların güvenlik meselelerine uluslararası standart olan ISO 6469 ile değinilmektedir.Sähköauton turvallisuusnäkökohtia on pohdittu kansainvälisessä ISO standardissa 6469.
Başlangıçta Milano kuzey İtalya'nın meselelerini çözmek için seçtiği karargâhtı.Hänen ensimmäinen asemapaikkansa oli Milano Italiassa.
Johannes'in papalığı sırasında çağdaş dünya meseleleriyle yakından ilgilendi.Sarah on ottanut voimakkaasti kantaa ajankohtaisiin kysymyksiin.
Cheang sanatsal metotlarla sosyal meseleleri yaratıcı bir şekilde iç içe geçirir.Hamm on tuonut esiin taiteessaan yhteiskunnallisia näkökulmia.
Çevre meseleleri daha dikkatli ele alınmaktadır.Det tas i større grad hensyn til værforholdene.
Onun başlıca çıkarları aile meseleleri, dans, toplar ve mücevherlerdi.Perhatian utamanya adalah masalah keluarga, tarian, pesta, dan perhiasan.
Bu antlaşma sonrası Habsburglar Alman meselelerinden dışlanmıştır (Kleindeutschland).Wangsa Habsburg secara permanen dikeluarkan dari urusan-urusan dalam negeri Jerman (Kleindeutschland).
Ahlaki meselelerine parmak basarlar.Họ đạo Thánh Tâm xã Hưng Phú.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod