Bunlar dini meseleler değil -- Bunlar insani meselelerdir.Это не религиозные вопросы -- это человеческие вопросы.
Bunlar dini meseleler değil --Đây không phải là những vấn đề tôn giáo --
Bunlar dini meseleler değil --Kam idem?
Bunlar dini meseleler değil --이러한 질문들은 종교적인 문제가 아닙니다.
Bunlar dini meseleler değil --אלה לא נושאים דתיים --
Bunlar dini meseleler değil --هذه ليست مسائل دينية --
Bunlar dini meseleler değil --人としての問題です
Bunlar hep benim dışımda kalan meseleler.Acestea sunt neplăceri din afară.
Bunlar hep benim dışımda kalan meseleler.Có tất cả các vấn đề bên ngoài về tôi
Bunlar hep benim dışımda kalan meseleler.Das alles sind Probleme außerhalb meines Ichs.
Bunlar hep benim dışımda kalan meseleler.Deze problemen spelen zich af buiten mij om.
Bunlar hep benim dışımda kalan meseleler.Estos son todos problemas fuera de mí.
Bunlar hep benim dışımda kalan meseleler.Et ça je ne peux rien y faire.
Bunlar hep benim dışımda kalan meseleler.Ezek mind rajtam kívül álló problémák.
Bunlar hep benim dışımda kalan meseleler.Ini semua adalah masalah di luar diri saya.
Bunlar hep benim dışımda kalan meseleler.이건 모두 외부적 문제이다.
Bunlar hep benim dışımda kalan meseleler.Questi sono tutti problemi lontani da me
Bunlar hep benim dışımda kalan meseleler.Te problemy nie dotyczą mnie bezpośrednio.
Bunlar hep benim dışımda kalan meseleler.Tohle jsou všechno problémy mimo mě.
Bunlar hep benim dışımda kalan meseleler.Αυτά είναι προβλήματα μακριά από μένα.
Bunlar hep benim dışımda kalan meseleler.Все эти неприятности вокруг меня.
Bunlar hep benim dışımda kalan meseleler."Та всі ці проблеми - ззовні.
Bunlar hep benim dışımda kalan meseleler.Това са далечни за мен проблеми.
Bunlar hep benim dışımda kalan meseleler.כל אלו הן צרות מחוצה לי.
Bunlar hep benim dışımda kalan meseleler.هذه كلها مشاكل خارج حياتي
Bunlar hep benim dışımda kalan meseleler.だけどもっと痛切な問題がある
Bunlar insani meselelerdir.Chúng là những vấn đề con người.
Bunlar insani meselelerdir.이것은 인간적인 문제죠.
Bunlar insani meselelerdir.To nie sú náboženské témy, to sú ľudské témy.
Bunlar insani meselelerdir.אלה נושאים אנושיים.
Bunlar insani meselelerdir.إنها مسائل إنسانية.
Bunlar insani meselelerdir.マイケルには彼の話の前に 彼の仕事に感謝することを伝えたかったのです
Bunu yapmanın bir yolu da, bu meseleleri derinden önemseyen çok sayıda erkek olduğunu söylemektir.Jednou z možností je říct, že existuje obrovská spousta mužů, kterým na těchto věcech hluboce záleží.
Bunu yapmanın bir yolu da, bu meseleleri derinden önemseyen çok sayıda erkek olduğunu söylemektir.Jednym ze sposobów jest wyraźne zaznaczenie, że jest strasznie dużo mężczyzn, którym zależy na tych kwestiach.
Bunu yapmanın bir yolu da, bu meseleleri derinden önemseyen çok sayıda erkek olduğunu söylemektir.격려하는 방법 중에는 이러한 문제들에 대해 깊이 걱정하는 남자들이 정말 많다고 말해주는 것입니다.
Bunu yapmanın bir yolu da, bu meseleleri derinden önemseyen çok sayıda erkek olduğunu söylemektir.Uno dei modi per ottenerlo è ammettere che ci sono tantissimi uomini che hanno a cuore questi temi.
Bunu yapmanın bir yolu da, bu meseleleri derinden önemseyen çok sayıda erkek olduğunu söylemektir.Và một trong những cách làm việc đó là, có quá nhiều những người đàn ông quan tâm sâu sắc về những vấn đề này.
Bunu yapmanın bir yolu da, bu meseleleri derinden önemseyen çok sayıda erkek olduğunu söylemektir.Ένας τρόπος είναι να πούμε ότι υπάρχουν πολλοί άνδρες που νοιάζονται πολύ για τα θέματα αυτά.
Bunu yapmanın bir yolu da, bu meseleleri derinden önemseyen çok sayıda erkek olduğunu söylemektir.ואחת הדרכים לעשות זאת היא לומר שיש כמות עצומה של גברים שמאוד איכפת להם מהנושאים האלה.
Bunu yapmanın bir yolu da, bu meseleleri derinden önemseyen çok sayıda erkek olduğunu söylemektir.وإحدى الطرق للقيام بذلك هي أن نقول هنالك الكثير جداً من الرجال الذين يهتمون بعمق لهذه القضايا.
Bunu yapmanın bir yolu da, bu meseleleri derinden önemseyen çok sayıda erkek olduğunu söylemektir.「大勢の男性が この問題に懸念を抱く」 本当なんです
Bütün bu meseleleri bugün kısaca cinsiyete yönelik şiddet meseleleri olarak adlandıracağım.Celá řada problémů, které budu v krátkosti nazývat
Bütün bu meseleleri bugün kısaca cinsiyete yönelik şiddet meseleleri olarak adlandıracağım.Întreaga serie de probleme pe care eu le numesc pe scurt
Bütün bu meseleleri bugün kısaca cinsiyete yönelik şiddet meseleleri olarak adlandıracağım.이런 문제들은 총체적으로 "성적 폭력 문제" 라고 불리고
Bütün bu meseleleri bugün kısaca cinsiyete yönelik şiddet meseleleri olarak adlandıracağım.Toàn bộ các vấn đề đó tôi sẽ gói gọn trong một cụm từ:
Bütün bu meseleleri bugün kısaca cinsiyete yönelik şiddet meseleleri olarak adlandıracağım.To cały szereg zagadnień, który można w skrócie nazwać przemocą ze względu na płeć.
Bütün bu meseleleri bugün kısaca cinsiyete yönelik şiddet meseleleri olarak adlandıracağım.Toute cette gamme de problèmes auxquels je ferai référence par le raccourci
Bütün bu meseleleri bugün kısaca cinsiyete yönelik şiddet meseleleri olarak adlandıracağım.Все эти многообразные проблемы, которые я буду для краткости называть
Bütün bu meseleleri bugün kısaca cinsiyete yönelik şiddet meseleleri olarak adlandıracağım.כל קשת המקרים הללו, שאליהם אתייחס בשם הכולל "ענייני אלימות מגדרית",
Bütün bu meseleleri bugün kısaca cinsiyete yönelik şiddet meseleleri olarak adlandıracağım.ذلك المدى بأكمله من القضايا والذي سأشير إليه بإختزال بـ "مسائل العنف بين الجنسين"،
Bütün bu meseleleri bugün kısaca cinsiyete yönelik şiddet meseleleri olarak adlandıracağım.総じて こう捉えられてきた 「善き男性が助けるべき女性の問題」
Bu tür meselelerde bu kadar olumsuz tavırlar sergileyen bir çevre toplum için faydalı olamaz.Un'ambiente così negativo su queste cose non può essere buono per la nostra società.
Çünkü eninde sonunda bu meselelerde belirli bir tavır alma sorumluluğu궁극적으로 이러한 문제를 해결해 나갈 책임자는 어린 소년들 혹은 고등학교 다니는 십대 청소년이나
Çünkü eninde sonunda bu meselelerde belirli bir tavır alma sorumluluğuכי בסופו של דבר, האחריות שבנקיטת עמדה בנושאים האלה, אינה צריכה ליפול על כתפיהם
Çünkü eninde sonunda bu meselelerde belirli bir tavır alma sorumluluğuلأنه في نهاية المطاف، مسؤولية اتخاذ موقف في هذه القضايا لا ينبغي أن يقع على عاتق
Çünkü eninde sonunda bu meselelerde belirli bir tavır alma sorumluluğu最終的に 幼い男の子や 高校生 大学生には 負わせられない
"Devlet", "Kalkınma" ve "Dünya'nın yoksul çoğunluğunun yetkilendirilmesi" meselelerini bu çerçeveden ele alır.16年かかって あなた達の国では
"Devlet", "Kalkınma" ve "Dünya'nın yoksul çoğunluğunun yetkilendirilmesi" meselelerini bu çerçeveden ele alır.이 그룹에게 드리는 도전은 다시 말하면, 여러분의 나라에서는
"Devlet", "Kalkınma" ve "Dünya'nın yoksul çoğunluğunun yetkilendirilmesi" meselelerini bu çerçeveden ele alır.Staat und Entwicklung sowie der Ermächtigung des Großteils der Welt, der Armen, zu befassen.
"Devlet", "Kalkınma" ve "Dünya'nın yoksul çoğunluğunun yetkilendirilmesi" meselelerini bu çerçeveden ele alır.Thomas Kuhn munkája -- az ötletek gazdag metszéspontjában történnek az új fejlemények -- és igazi áttörések.