Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?彼らが説明を試みようとしたものには、 すべてのものはどこからくるのか?
Model, karmaşık sistemlerde bilgi temsili, bilgi akışı ve karar verme ile ilgili temel meseleleri temsil eder.そのモデルは、複雑システムの知識表現、情報フロー、及び意思決定における基本の課題を表現する。
Ahlaki meselelerine parmak basarlar.生命倫理の問題にもとりくむ。
1890'dan sonra ise sosyopolitik meseleler ve sosyal ekonomi üzerine yoğunlaşmıştır.1890年から社会政治学、社会経済学に興味を持ち始めた。
Mono no aware (Japonca: 物の哀れ), meselelerin acısı anlamına gelen bir Japonca terimidir.MONO NO AWARE(モノ ノ アワレ)は、日本のロックバンド。
Onlara umumi şeyleri öğret, ince meseleleri açma.つまらぬ事をたいそうらしく心得て、こせこせしてはならない。
1890'dan sonra ise sosyopolitik meseleler ve sosyal ekonomi üzerine yoğunlaşmıştır.自1890年以后,他开始倾向于研究社会政治学和社会经济学问题。
Bu dönemde Avrupa liberalizmi ivme kazanmış; ekonomik, sosyal ve politik meseleler gündeme getirilmiştir.在这段时间内,欧洲自由主义的发展势头增长;其议程包括经济、社会和政治的议题。
Büyük meselelerde de onun yoldaşı olmuş ve kendisine danışılmıştır.試為陛下論說輕重,及其大小。
Ne var kî, İslâmî meseleler hakkındaki görüşleri, dönemin dinî otoritelerince çoğunlukla eleştirilmiştir.此廟在大家樂興盛時期,許多信徒經常於半夜詢問明牌而盛極一時。
Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?그들 대부분은 다음과 같이 물었다: 만물은 어디에서 유래하는가?
Ne var kî, İslâmî meseleler hakkındaki görüşleri, dönemin dinî otoritelerince çoğunlukla eleştirilmiştir.그러나 이들 고구려어계 어휘의 대부분은 시간의 경과와 함께 순차적으로 신라어계 어휘로 대체된 것으로 보인다.
Ahlaki meselelerine parmak basarlar.우상숭배와 도덕적 타락을 질타하였다.
Bu durum onun gelecekte ruhani meselelerde etkin olacağının bir göstergesi kabul edilmiştir.이 책은 그가 미래에 예술적으로 영향력 있는 사람이 될 것이라 증명하였다.
Çevre meseleleri daha dikkatli ele alınmaktadır.무제는 더욱 예관을 중하게 여겼다.
Cheang sanatsal metotlarla sosyal meseleleri yaratıcı bir şekilde iç içe geçirir.피카소는 미술 활동을 통하여 사회적 문제를 알렸다.
Ahlaki meselelerine parmak basarlar.נמנה עם רבני הציונות הדתית.
Meseleler görüşüldükten sonra, karar meclisi dağılırdı.לאחר מספר מחלוקות, המועצה פוזרה.
Genellikle şarkılarında toplumsal meseleleri işledi.ההרכב מרבה לעסוק בשיריו בנושאים חברתיים.
Aristoteles, metafiziğin meselelerine değinirken iki ana mesele üzerinde yoğunlaşır.הייז היה צריך להתעסק בשני נושאים מרכזיים בכלכלה.
Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?Mnogi od njih postavili su sebi sljedeća pitanja: Od čega sve nastaje?
İnananlar açısından mezheplerin bağlayıcı olup olmadığı da tartışıla gelen meselelerdendir.Vjeruje se da su šejtani (đavli) u ovom mjesecu okovani kako ne bi mogli pristupiti vjernicima.
Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?Jeho úlohou je odpovedať na šesť základných otázok: Kto?
Çevre meseleleri daha dikkatli ele alınmaktadır.Nastal čas riešiť veci miernejším spôsobom.
Bu yüzden anlaşılması diğer meselelere göre daha zordur.Ako je to však pri iných postavách už interpretujeme ťažšie.
Federal Cumhurbaşkanı dış meselelerde devleti temsil eder.Federalinis prezidentas Vokietijoje priskiriamas vykdomajai valdžiai.
3. madde, Polonya ile Litvanya arasındaki sınır meselelerinin bu devletler tarafından çözüleceğini öngördü.Taip pat nuspręsta kad valstybės sienos tarp Lietuvos ir Lenkijos nustatymas, tai jų abiejų reikalas.
Romanları ve şiirleri çoğunlukla feminizm, kadın sorunları ve toplumsal meseleler üzerinedir.Tema romaanide ja jutustuste teemaks on sageli tütarlaste naiseks kasvamine ja naise roll ühiskonnas.
Konstantius Hıristiyan kilisesinin meseleleriyle aktif olarak ilgilendi.See kindlustas Constantinusele kristliku kiriku soosingu.
1890'dan sonra ise sosyopolitik meseleler ve sosyal ekonomi üzerine yoğunlaşmıştır.1880ndatel koondas ta tähelepanu ühiskondlikele ja kiriklikele küsimustele.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.9/11 사건 이후, 미국은 자국 내의 문제를 해결하는데도 많은 어려움을 겪고 있습니다.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.Après le 11 septembre, les Etats-Unis ont eu beaucoup de mal... à régler ses affaires internes.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.Después del 9/11, los EE.UU. ha tenido gran cantidad de problemas para afrontar sus propios asuntos internos.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.Dopo l'11 Settembre gli Stati Uniti hanno avuto a che fare con molti problemi interni.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.Dupa 9/11, Statele Unite au avut dificultati mari in a se ocupa de problemele lor interne.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.Po 11 września, USA miały sporo własnych problemów, problemów wewnętrznych.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.Seit dem 11. September hat die USA viel mit ihren eigenen internen Problemen zu tun gehabt.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.После 9/11 у США было множество проблем, которые нужно решить, своих внутренних неурядиц.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.След 11-ти септември Съединените щати имаха много проблеми при справянето със собствените си вътрешни въпроси.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.לאחר 11 בספטמבר, ארצות הברית היתה צריכה להתמודד עם בעיות רבות, בנושאי פנים.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.ما بعد ١١ أيلول، أصبح لدى الولايات المتحدة الكثير من المتاعب للتعامل مع القضايا الداخلية الخاصة بها.
11 Eylül sonrası Birleşik Devletler kendi iç meselelerinde yeterince problem yaşadı.問題を山のように抱えています ですから資金は国内の問題解決に割かれています
2006’da bütün okul meseleleriyle ilgili dersler değerlendirmenin odak noktası olacaktır.Ambos os projectos estão em curso.
2006’da bütün okul meseleleriyle ilgili dersler değerlendirmenin odak noktası olacaktır.Formation continue des enseignants à l’étranger: LI Données non disponibles: BE nl, LU
2006’da bütün okul meseleleriyle ilgili dersler değerlendirmenin odak noktası olacaktır.Nel 2006 saranno oggetto di valutazione i corsi sugli argomenti comuni a tutta la scuola.
2006’da bütün okul meseleleriyle ilgili dersler değerlendirmenin odak noktası olacaktır.Počiatočné vzdelávanie učiteľov v zahraničí
2006’da bütün okul meseleleriyle ilgili dersler değerlendirmenin odak noktası olacaktır. unul sau mai multe organisme externe care realizează acreditarea şi/sau evaluarea;
Ama neden bugün hep ciddi meseleler konuşuyoruz?De miért hozol fel ma ilyen komoly témákat?
Ama neden bugün hep ciddi meseleler konuşuyoruz?Αλλά, γιατί συνέχεια συζητάς τόσο σοβαρά θέματα σήμερα;
Ama neden bugün hep ciddi meseleler konuşuyoruz?لكن لماذا تتحدث بالمواضيع الجادة فقط اليوم
Ama o güç de kendine özgü bilimsel meselelerle geliyor.Aber diese Superkraft bringt ihre eigenen wissenschaftlichen Probleme mit sich.
Ama o güç de kendine özgü bilimsel meselelerle geliyor.Ale taka umiejętność ma własną chmarę naukowych problemów.
Ama o güç de kendine özgü bilimsel meselelerle geliyor.A ta moč ima svoje znanstvene težave.
Ama o güç de kendine özgü bilimsel meselelerle geliyor.Dar puterea asta vine cu propriile-i probleme științifice.
Ama o güç de kendine özgü bilimsel meselelerle geliyor.하지만 비행은 또 다른 과학적 문제들을 가져다 줍니다.
Ama o güç de kendine özgü bilimsel meselelerle geliyor.Ma anche quel potere ha il suo carico di problemi scientifici.
Ama o güç de kendine özgü bilimsel meselelerle geliyor.Maar die kracht brengt haar eigen wetenschappelijke aandachtspunten met zich mee.
Ama o güç de kendine özgü bilimsel meselelerle geliyor.Mas esse poder também tem as suas questões científicas.
Ama o güç de kendine özgü bilimsel meselelerle geliyor.Nhưng quyền lực đó đi kèm với những vấn đề khoa học liên quan.
Ama o güç de kendine özgü bilimsel meselelerle geliyor.Pero ese poder conlleva su propia serie de cuestiones científicas.