Federal Cumhurbaşkanı dış meselelerde devleti temsil eder.Федеральный президент представляет Федерацию в международно-правовых отношениях.
İnananlar açısından mezheplerin bağlayıcı olup olmadığı da tartışıla gelen meselelerdendir.В суре указывается на то, что многобожники питают скрытую вражду к верующим.
Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?Основных вопросов в данной области три: Что искать?
Genellikle şarkılarında toplumsal meseleleri işledi.Часто в своих песнях затрагивает острые социальные проблемы.
Bu durum III. Leon'un dikkatini diğer meselelere vermesine olanak sağladı.Он сумел убедить эллинов обождать следующим образом.
Bunun yanında Azerbaycan da Türkiye'yi çetrefilli meselelerde desteklemektedir.وبالإضافة إلى ذلك، تؤيد أذربيجان تركيا أيضا في مسائل معقدة.
Bu dönemde Avrupa liberalizmi ivme kazanmış; ekonomik, sosyal ve politik meseleler gündeme getirilmiştir.خلال هذه الفترة، تزايد نشاط الليبرالية الأوروبية وتضمنت أجندتها القضايا الاقتصادية والسياسية والاجتماعية.
Bu meselelere verilen olumlu ya da olumsuz cevaplar dört kültürleşme stratejisini oluşturmaktadır.وفى المطلق العام بشكل صحيح أو خاطىء هذه الأعمال الأربعه كانت بشأن مسرح العبث.
İtikada ait meselelerin akıl perspektifinde değerlendirilmesinde farklı okullar oluşmuştur.هناك مدارس مختلفة من التفكير بشأن التفاوت الاقتصادي.
Bu antlaşma sonrası Habsburglar Alman meselelerinden dışlanmıştır (Kleindeutschland).Os habsburgos foram excluídos permanentemente dos assuntos alemães (Kleindeutschland).
1890'dan sonra ise sosyopolitik meseleler ve sosyal ekonomi üzerine yoğunlaşmıştır.Ao longo da década de 1790, versou sobre os temas Economia Política e Políticas Sociais.
Büyük meselelerde de onun yoldaşı olmuş ve kendisine danışılmıştır.Seu grupo de amigos, porém, era grande e a eles dedicava um afeto intenso e elevado.
Konstantius Hıristiyan kilisesinin meseleleriyle aktif olarak ilgilendi.No entanto, a adesão de Constantino foi um ponto decisivo para a Igreja cristã.
Katolik inancıyla ilgili konularda ve dinî, ahlâki meselelerin çözümünde yetkilidir.Tem poderes sobre assuntos de fé católica e para a decisão de assuntos eclesiásticos.
Genellikle şarkılarında toplumsal meseleleri işledi.Em vez disso, ele discute a vida cotidiana em suas canções.
Şarkı sözlerinde, yaşadıkları hayata ve dünya meselelerine olan bakış da hayli belirgindir.Eles cantam sobre a necessidade de se ter tempo para perceber o mundo e aqueles em seu redor.
Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?As únicas perguntas que me interessavam eram: Elas vão sair dessa?
Birincisi açık olan hükümlerdir ki bunlar hemen herkesin anlayabileceği meselelerdir.Já notório é o que é público, conhecido de todos.
1890'dan sonra ise sosyopolitik meseleler ve sosyal ekonomi üzerine yoğunlaşmıştır.Vanaf 1890 begon hij zich bezig te houden met sociaal-politieke vraagstukken en sociale economie.
Romanları ve şiirleri çoğunlukla feminizm, kadın sorunları ve toplumsal meseleler üzerinedir.Haar romans en poëzie focust op sociale en feministische onderwerpen maar in verschillende settings.
İnananlar açısından mezheplerin bağlayıcı olup olmadığı da tartışıla gelen meselelerdendir.Podczas pierestrojki będącą w ruinie świątynię zwrócono wiernym, którzy ją wyremontowali.
Ahlaki meselelerine parmak basarlar.Artykuły Ueber moralische Defectzustände.
Federal Cumhurbaşkanı dış meselelerde devleti temsil eder.Ponadto Prezydent Rzeczypospolitej reprezentuje państwo w stosunkach zewnętrznych.
Bu yüzden anlaşılması diğer meselelere göre daha zordur.Łatwo zauważyć, że dla jednych języków postawiony problem jest wyraźnie łatwiejszy niż dla innych.
Yani futboldan önce başka meselelere kadar uzanır.Tędy wychodzą drużyny piłkarskie przed rozpoczęciem meczów.
Mono no aware (Japonca: 物の哀れ), meselelerin acısı anlamına gelen bir Japonca terimidir.Mono no aware (japanska: 物の哀れ?) är ett japanskt uttryck.
Allah-Alem İlişkisi, felsefenin en çetrefilli meselelerinden biridir.Därför är kärleken till Gud den högsta formen av filosofi.
Her şehirde fetva verebilen, meseleleri çözebilen bir âlimin bulunması farz-ı kifâyedir.En främling anländer till staden och rör om tillvaron för dem han möter.
Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?Publiken undrade: Varifrån kommer hon?
Yani futboldan önce başka meselelere kadar uzanır.Це можна віднести до будь чого від економіки до футболу.
Bu yüzden anlaşılması diğer meselelere göre daha zordur.Через це Нао важко довіряти іншим.
Önemsiz meseleler veya sırf merak için rahatsız edilmemeleri gerekir.Та не такий Лейк, щоб турбуватися через дрібниці.
İnananlar açısından mezheplerin bağlayıcı olup olmadığı da tartışıla gelen meselelerdendir.V té je vystavována při tzv. (eucharistickém) výstavu, neboli věřící jsou vyzváni k adoraci (klanění).
21. yüzyılın başından beri henüz çözülememiş temel fizik meselelerinden biri, ünlü enformasyon paradoksudur.Na počátku 21. století jde o jeden z nejvýznamnějších nevyřešených problémů v obecné relativitě.
Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?Gânditorii au început să-și pună întrebări: De unde derivă totul?
Bu antlaşma sonrası Habsburglar Alman meselelerinden dışlanmıştır (Kleindeutschland).Habsburgii au fost excluși definitiv din afacerile germane (Kleindeutschland).
Ulusalararası ilişkiler departmanı 1995'te bu tür meseleler ile ilgilinmesi için kuruldu.În 1995 s-a înființat „Departamentul de relații internaționale" pentru gestionarea activităților din domeniu.
Katolik inancıyla ilgili konularda ve dinî, ahlâki meselelerin çözümünde yetkilidir.El este împuternicit în problemele credinței catolice și pentru rezolvarea problemelor ecleziastice.
Meseleler görüşüldükten sonra, karar meclisi dağılırdı.După ce deciziile sunt ratificate, Congresul se dizolvă.
Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?Legtöbbjük a következő alapvető kérdéseket fogalmazta meg: Honnan származik minden?
Federal Cumhurbaşkanı dış meselelerde devleti temsil eder.Az elnök képviselte az államot a külkapcsolatokban.
Konstantius Hıristiyan kilisesinin meseleleriyle aktif olarak ilgilendi.Constantinus a keresztény egyház védőjeként jelentette ki magát.
Bazı ufak meseleleri Massino'nun kulağına fısıldadılar.Nagy emberek beszélgetései az Elisium mezején.
Bataryalı elektrikli araçların güvenlik meselelerine uluslararası standart olan ISO 6469 ile değinilmektedir.Sähköauton turvallisuusnäkökohtia on pohdittu kansainvälisessä ISO standardissa 6469.
Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?Tyypillisiä luonnonfilosofien kysymyksiä olivat: Mistä kaikki tulee?
Başlangıçta Milano kuzey İtalya'nın meselelerini çözmek için seçtiği karargâhtı.Hänen ensimmäinen asemapaikkansa oli Milano Italiassa.
Birincisi açık olan hükümlerdir ki bunlar hemen herkesin anlayabileceği meselelerdir.Tämä on ainoita Olimpian tekoja, josta kaikki saavat tietää lähes heti.
Johannes'in papalığı sırasında çağdaş dünya meseleleriyle yakından ilgilendi.Sarah on ottanut voimakkaasti kantaa ajankohtaisiin kysymyksiin.
Cheang sanatsal metotlarla sosyal meseleleri yaratıcı bir şekilde iç içe geçirir.Hamm on tuonut esiin taiteessaan yhteiskunnallisia näkökulmia.
Bu yüzden anlaşılması diğer meselelere göre daha zordur.Det fører til en sværere forståelse for andre stater.
Bu arada iş ortağı John Bisco ise yayımla ve finansal meselelerle ilgilendi.John B. Cobb, Jr. har også udgivet bøger om biologi og økonomi.
Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?Det som samlet dem var spørsmål som: Hva er alle tings opprinnelse?
Çevre meseleleri daha dikkatli ele alınmaktadır.Det tas i større grad hensyn til værforholdene.
Onun başlıca çıkarları aile meseleleri, dans, toplar ve mücevherlerdi.Perhatian utamanya adalah masalah keluarga, tarian, pesta, dan perhiasan.
Bu antlaşma sonrası Habsburglar Alman meselelerinden dışlanmıştır (Kleindeutschland).Wangsa Habsburg secara permanen dikeluarkan dari urusan-urusan dalam negeri Jerman (Kleindeutschland).
1890'dan sonra ise sosyopolitik meseleler ve sosyal ekonomi üzerine yoğunlaşmıştır.Từ 1890 trở đi, ông bắt đầu băn khoăn về những câu hỏi chính trị xã hội và kinh tế xã hội.
Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?Câu hỏi duy nhất mà tôi hứng thú là: Họ có ra khỏi đó không?
Ahlaki meselelerine parmak basarlar.Họ đạo Thánh Tâm xã Hưng Phú.
Meseleler görüşüldükten sonra, karar meclisi dağılırdı.Sau khi bầu các quan chức lâm thời, Hội nghị giải tán.
Bu kanunlar trafik, alkol satışı ve hayvan bakımı gibi meselelere etki edebilir.それらの法律は交通、アルコール類販売、動物飼養などの問題を扱う。